Yakın dönemin sohbetleriyle gönülleri aydınlatan önemli âlimlerinden biri de merhum Ahmet Muhtar Büyükçınar’ın “Huzur ve Güven İçinde Verimli Yaşama Yolları” isimli yarım kalmış bir çalışmasının olduğunu biliyor muydunuz? Neyse ki bu kıymetli çalışma onun talebelerinden Prof. Dr. Cihan Okuyucu’nun gayretleri sayesinde okumak kısmet oldu. Bu yıl içinde Mevsimler Kitap etiketiyle okurla buluşan “İrfan Sohbetleri” kitabında Ahmet Muhtar Büyükçınar’ın hem yukarıda sözünü ettiğimiz kitabı hem de 1920-2013 tarihleri arasında yaptığı bazı sohbetleri yer alıyor.
Kendisini “iyi insan” ve “güzel insan” yetiştirmeye adamış biri olarak Hocaefendinin üzerinde durduğu en önemli konulardan biri insanın güzel hasletlere sahip olmasıdır. Ahmet Muhtar Büyükçınar bir insanda mutlaka bulunması gereken güzel hasletleri şöyle sıralıyor:
Doğruluk:
Doğruluk, mutluluğa açılan dost kapısıdır. Doğruluk, Allah’ın kullarına emrettiği (müstakim) olmaktır. Müstakim olan, dünyasını mamur ettiği gibi ahiretini de garantiye almış olur.
“Müstakim ol Hazret-i Allah utandırmaz seni
Sen Halil ol nar-ı Nemrut olsa yandırmaz seni”
Doğruluk, insana güven sağlar, gönlünü rahatlatır. Dostlarını çoğaltır, çevresini genişletir.
Şefkat ve merhamet:
Biz, insanlara hatta bütün canlılara şefkatli ve merhamet-li olursak Allah da bize karşı merhametli olur, günahlarımızı affeder.
Sevgi:
Güzel huylardan biri de sevmek ve sevilmektir.
-Sevmek ve sevilmek ne tatlı bir duygudur; huzur ve saadetin yoludur.
-Sevgi, bütün sıkıntılarını unutturup, insana ferahlık ve-ren hoş bir duygudur.
-Sevgi, bütün canlıların arzusu, hayatın mutluluk iksiridir.
-Sevgi, ruhun en güzel sıfatıdır. Merkezi gönüldür. Sevgi de gönül gibi elle tutulmaz, gözle görülmez, boşluktan bir yer kaplamaz ama varlığı asla inkâr edilemez. Tıpkı dünyayı aydınlatan elektrik enerjisi gibi...
-Sevgiden yoksun olanlar robotlaşır, yabanileşir, kimseyle uyuşamaz, kaynaşamaz toplumdan dışlanırlar. - Sevgi, insanı şâd eder, gönlünü ferahlatır.
-Sevgi, dertlere deva, hastalara şifa, çaresizlere ümit kaynağı, âşıklara ruhî gıda, şairlere ilham kaynağıdır. Sevgi de bal gibidir; tatmayan bilemez.
-Sevgi, dargınları barıştırır, dostları kaynaştırır, garipleri buluşturur, âşıkları coşturur, uzaktaki sevgilileri kavuşturur.
Uyumlu, affedici ve hoşgörülü olmak:
Güzel huylardan biri de uyumlu, affedici ve hoşgörülü olmaktır. Uyumsuz ve uyuşamayan, kimse ile geçinemez, yakınlarıyla bile anlaşıp ilişki kuramaz. Bu yüzden de devamlı huzursuz olurlar. İnsanlar, toplum hayatı yaşamak için yaratılmıştır. Farkında olsalar da olmasalar da birbirlerine muhtaçtırlar. Bir arada yaşamak zorundadırlar. Bu da ancak aralarında anlaşarak ve uyum sağlayarak mümkün olur. Bunu yapamayanlar toplumdan dışlanır, ömür boyu yalnızlığa mahkûm olur, huzursuz ve mutsuz yaşarlar.
Feragat ve fedakârlık:
İnsanlar, bir arada huzur ve güven içinde yaşayabilmek için fedakâr olmalılar ve yerine göre haklarından feragat etmeliler. Ancak o zaman aralarında huzur sağlar, severek ve sevilerek yaşarlar. Fedakârlık, karşımızdakinin -zararlı olmayan- istek ve arzularını seve seve yerine getirmektir. Feragat ise karşımızdakinden beklediğimizi göremeyince ve arzu ettiğimize kavuşamayınca, “Bunda bir hayır var.” diyerek istek ve arzularımızdan vazgeçmemizdir. Bunu yaparken de karşımızdakine gücenmemeliyiz, kalbini kırıcı davranışta bulunmamalıyız. Yoksa fedakârlığın ve feragatin anlamı kalmaz. Fedakârlık ve feragat, özellikle bir arada yaşamak zorunda olanlar için çok önemli ve gereklidir. Biz ne yaparsak, karşımızdakinden de benzerini görürüz. İnsan ne ekerse onu biçer.
Güleryüz ve tatlı dil:
Güzel huylardan biri de güler yüzlü ve tatlı dilli olmak-tır. Gülümsemek, bizi karşımızdakine sevdirir; tatlı dil ise kalbi kazandırır, gönlü bağlar. Gülümsemek, Allah’ın rızasını kazandırır, günahlarımızın affını sağlar. Hz. Peygamber bir hadisinde, “Eşler, birbirlerine gülümser, tokalaşırlar da Allah da onlara rahmet gözü ile bakar; parmaklarının arasından günahları dökülür.” buyuruyor. Güleryüzlü ve tatlı dilli olmak, dargınları barıştırır, uzaktakileri kavuşturur, dostları kaynaştırır. Bir tatlı bakış, karşımızdakinin gönlünü bize öyle bağlar ki, onu biz-den kimse ayıramaz.
Cömertlik:
İnsan cömert, fakat aynı zamanda tutumlu olmalı. Ne cimri olmalı ne de savurgan. Yüce Allah bu hususta şöyle buyuruyor: “Ey Allah’ın kulları! Her namaz kılışınızda vücudunuzu pisliklerden, ruhunuzu da gafletten temizleyin. Helalinden yiyin, için; fakat savurgan olmayın, israf etmeyin. Allah israf edenleri sevmez.” Bir ayette de, “Allah’ın has kulları harcamalarında israfa girip savurgan olmazlar. Cimri de olmazlar, ölçülü harcarlar.” buyurulur.
İnce kalpli, duyarlı ve cana yakın olmak:
Böyle olanlar, herkesle kolayca anlaşır, kaynaşırlar. Kimseyi aşağılayıp hor görmezler, incitmezler. Acımasız değil, merhametli olurlar. Hiçbir canlıyı incitemezler, yardımsever ve yararlı olurlar. Karşısındakilerin derdini ve sıkıntılarını anlar, yardımcı olmaya çalışırlar.
Yapıcı, birleştirici ve arabulucu olmak:
Kalbi kırmak kolay, yapmak zordur. İnsan, bir kelime ile kırdığı kalbi, bin kelime ile yeniden yapamaz. Çünkü kalp, ruhun karargâhıdır. Kırılan kalpte ruhumuz huzura kavuşabilir mi?
Ağırbaşlı ve saygılı olmak:
Ağırbaşlı olmayan hoppalar, kendilerine saygılı olmazlar ki başkalarına saygılı olsunlar. Bu yüzden sevilmezler. İn-sanların güvenini de sağlayamazlar. Böylece Yüce Allah’ın kullarıyla kaynaşarak yaşamaktan mahrum olurlar. Bütün bunları göz önüne alarak halk arasında yapmaya utandığımız davranış ve hareketleri yalnızken de yapmamalıyız.
Olduğun gibi görün / Göründüğün gibi ol:
Allah’ın rızasını, insanların güvenini kazanmamız için olduğumuz gibi görünmeliyiz ve göründüğümüz gibi olmalıyız. Böyle olamazsak Allah içimizi, dışımızı ve kalbimizden geçenleri bildiği için Allah’ın gazabını kazanır, cezalandırılırız. İnsanları bir süre aldatsak da erinde gecinde boyamız meydana çıkar, rezil rüsva oluruz. İnsanların da güven ve sevgilerinden mahrum oluruz.
Hürmetkârlık:
Bizler, insanlara hürmet eder ve saygılı olursak, onlar-dan da hürmet ve saygı görürüz. Biz büyüklerimize ita-at edersek, küçüklerimiz de bize itaat eder, hizmetimize koşarlar. Çünkü insan ne ekerse onu biçer.
Soğukkanlı ve sakin olmak:
İnsan, soğukkanlı ve sakin olmalı ki aklı ve duyguları normal çalışabilsin. Aşırı heyecan ve acelecilik, duygularımızı olumsuz etkiler, kafamız normal çalışamaz, doğruyu düşünemeyiz, yanlış kararlar veririz; sonra da pişman oluruz. Ama uğradığımız zararın telafisi zor olur. Sonra pişmanlık yarar sağlamaz. Tedbire kusur eden, takdire bahane eder. Ama ne fayda... Allah’ın takdirini kimse bozamaz.
“Takdir-i Huda kuvvet-i bazu ile dönmez
Bir şem’a ki Hak yandıra bin bâd ile sönmez”
Güvenilir olmak:
Güzel huylardan biri de güvenilir olmak ve karşımızdakilerine güven sağlamaktır. Bunun gerçekleşmesi için konuşmalarımızda, hareket ve davranışlarımızda doğru, dürüst ve kararlarımızda isabetli olmalıyız. Güvenilir olmayan ve karşımızdakilerine güven sağlamayan huzura kavuşamaz, çalışmalarında verimli ve başarılı olamaz.