Pek bilinmese de Tuskegee Havacıları’nın 2. Dünya Savaşı’ndaki üstün başarıları Amerika’daki ırkçılık tarihinde bir kırılma noktası olmuştur. Onlar ABD Hava Kuvvetleri’nde pilot olma hakkı kazanan ve operasyonlara katılan ilk siyahlardı. Performanslarıyla büyük bir önyargıyı yıktılar. Ancak ırkçılığın kılcal damarlara kadar işlediği bir toplumda bu hiç de kolay olmamıştı.
Kölelik ABD’de 1865’te Başkan Abraham Lincoln tarafından resmî olarak kaldırılsa da bunun sosyal hayatta hiçbir karşılığı yoktu. Sokaklarda “Jim Crow yasaları” (bir komedyenden hareketle siyahlarla alay etmek için kullanılan bir isim) hüküm sürüyordu. Siyahlar toplumun her alanında dışlanıyor ve dahası şiddete maruz kalıyorlardı. Beyazlarla aynı işte çalışamıyor ya da aynı işi yapsalar bile aynı ücreti alamıyorlardı.
Akla gelebilecek her yer -tren, otobüs, tramvay, asansör, lokanta, tiyatro, kütüphane, sinema ve kilise- siyah ve beyazlar için ikiye ayrılmıştı. Hatta tuvaletler bile… Sadece beyazlara özel kamusal alanlar vardı ki, bunların kapılarında “Sadece beyazlar için”, “siyahlar giremez” ikazları bulunuyordu. Bazılarının nefreti “köpekler ve siyahlar giremez”, “hayvanlar ve siyahlar giremez” levhaları asacak kadar büyüktü.
Bu doğrultuda ABD ordusundaki genel kanaat; siyahların zeka, beceri ve entelektüel birikimlerinin komplike işler için yeterli olmadığı yönündeydi. Bu sebeple 1. Dünya Savaşı’na katılan siyahlar geri hizmetlerde görev yapmışlardı. Bulaşık yıkamak, tuvalet temizlemek veya yemek pişirmek onların işiydi.
Harp Akademisi’nin 1925 yılında yayınladığı bir araştırma raporu, “Siyahiler zihinsel yönden alt seviyede, doğuştan itaatkâr ve tehlike karşısında korkaklardır” diyor ve onların savaşmaya elverişli olmadıklarını beyan ediyordu. Bu yüzden ordu kapılarını onlara tamamen kapamıştı.
Siyah Amerikalılar pilot olarak orduya katılmak için uzun bir mücadele verdiler. Başvuruları defalarca geri çevrildi. 1. Dünya Savaşı sırasında 1917’de yaptıkları başvuru bunların ilkiydi. İki dünya savaşı arasında, sivil havayollarında kullanmak amacıyla olsa bile, hiçbir siyaha uçuş lisansı verilmemişti.
1931'de bir STK kurucusu Walter White ve Tuskegee Üniversitesi’nin yöneticilerinden Robert Moton siyah gençlerin pilot olarak eğitilmesini amaçlayan bir proje hazırlayıp kongreye sundular. Projenin amacı ordunun 1925’te yayınladığı raporun geçersizliğini ispatlamaktı. Siyahlar da pekâlâ bu işi yapabilirlerdi. Cevap yine aynıydı.
Ancak onlar pes etmediler. Hükümete baskı yapmaya devam ettiler. Sonunda 1939’da ABD kongresi projeyi onayladı. Buna göre siyahi gençler Alabama’daki Tuskegee Üniversitesi’nde pilot olarak eğitilecekti. Masraflar hayırseverler tarafından karşılanacağından devlet bütçesinden harcama yapılmayacaktı.
Başlangıçta sivil uçuşları kapsayan proje Başkan Franklin Roosevelt’in 1941’de verdiği onayla askerî bir mahiyet kazandı. Nihayet siyahlar hava kuvvetlerine katılabileceklerdi. Eğitim aynı yılın Haziran’ında başladı. Okul ilk yıl 13 kişi kabul etti ve bunların 5’i mezun oldu.
İleride siyah pilotlara komutanlık yapacak olan Benjamin O. Davis de ilk mezunlar arasındaydı. Üniversitenin ismi yüzünden ABD’nin ilk siyah pilotlarına Tuskegee Havacıları denildi. 2. Dünya Savaşı’nda kullandıkları uçakların kuyruk renginden dolayı da “Kızıl Kuyruklar” adıyla anıldılar.
Tuskegee Havacıları için 1943’te İtalya’da 332. Avcı Filosu kuruldu. Pilotundan mühendisine aşçısından motorcusuna kadar hepsi siyahlardan oluşturulmuştu. Filo Kuzey Afrika, Sicilya ve İtalya’daki operasyonlara katılarak tecrübe kazandı. Başarılı olmalarını veya öne çıkmalarını istemeyen yığınla insan vardı.
Pentagon onlara ciddi görevler vermiyordu. Sadece gözetleme ve devriye gezme gibi sıradan işler yapıyorlardı. Üstelik hurdaya çıkmış eski uçakları kullanmak zorundaydılar. Buna rağmen Kızıl Kuyruklar ümitsizliğe kapılmadılar. Canla başla çalıştılar. Projenin devamı için başka şansları yoktu.
Bir gün bekledikleri fırsat ayaklarına geldi. Akdeniz üzerinde devriye uçuşu yaparken birkaç Alman uçağıyla burun buruna geldiler. Kısa bir it dalaşının ardından biri dışında Alman uçaklarının hepsini düşürdüler. Tuskegee Havacıları kaçan uçağı takip ederken kendilerini birden İtalya’nın Pantelleria adasındaki askerî bir havaalanının üstünde buldular. Fırsatı kaçırmayıp ateşe başladılar. Havalanmaya çalışan İtalyan ve Alman savaş uçaklarıyla birlikte havaalanının tamamını yerle bir ettiler. Bu başarıları sayesinde Roma, Napoli, Salerno ve Anzio operasyonlarına katılabildiler.
Onların tahrip ettiği hedef ve düşürdüğü uçak sayısı ABD Hava Kuvvetlerini etkileyince ordu daha fazla siyah pilot yetiştirme kararı aldı. 1943 yılının Eylül’ünde filonun başına Albay Davis getirildi. Bundan sonra Avrupa’daki operasyonlarda görevler almaları için filoları bölgedekilerle birleştirildi. Kendilerine yeni uçaklar verildi.
En ciddi görevleri Almanya’daki hava operasyonlarında bombardıman uçaklarına eskortluk yapmalarıydı. Gözü pek oluşları ve bombardıman uçaklarından hiç ayrılmamaları sayesinde bu işin de üstesinden geldiler. Çok az fire veriyorlardı ki, bu yüzden zamanla bütün beyaz bombardıman pilotları onlarla uçmak isteyecekti. Kısacası Tuskegee Havacıları’nın deyimiyle “cesaretin rengi yoktu”. Onların başarıları ABD ordusundaki ırkçılığı yumuşattı. Başkan Harry Truman 1948’de orduda ayrımcılığı yasaklayacaktı.
Öte yandan okula başladıkları andan savaş sonuna kadar ırkçılık peşlerini hiç bırakmamıştı. Katı kuralları ve hiyerarşik bir yapısı olan orduda ayrım çok keskindi. Irkçı tepkiler yüzünden eğitim merkezleri, sırasıyla Michigan, Kentucky ve Indiana olmak üzere, üç defa taşındı. Askerî tesisler daima ikiye bölünmüş oluyordu. Siyahların beyazlar için ayrılan kısımlara girmeleri yasaktı. Bar ve kulüpler ayrıydı. Savaşın en şiddetli günlerinde Tuskegee Havacıları Avrupa’da canla başla savaşırken eğitim üssünde beyaz subaylar aynı mekânda oturmak istemeyecek kadar siyahlardan iğreniyorlardı.
5 Nisan 1945 akşamı ABD Freeman üssünde birkaç siyah subay beyazlar için ayrılan bölüme gidince aşağılanarak geri çevrildiler. Gerginlik tırmandı ve kavgaya dönüştü. 2 gün süren kargaşa neticesinde 61 siyahi subay tutuklandı. ABD Hava Kuvvetleri’nde subay olsalar da mahkeme karşısında beyazlarla eşit değillerdi. Tuskegee Havacılarından esir düşenlerin –yaklaşık 30 kişi- durumu daha vahimdi. Nazilerin nazarında insan bile değillerdi. Bu yüzden her türlü eziyeti tattılar. Ancak esir kamplarındaki beyaz Amerikalıların onlarla aynı koğuşta kalmak istememesi bundan çok daha acıydı.
2. Dünya Savaş’ı bitti ama ABD’deki ayrımcılık bir türlü bitmedi. Tam tersine daha da şiddetlendi. Sokaklarda linç edilen veya evi ateşe verilen siyahların sayısı gün geçtikçe artıyordu. 1955 yılında Alabama’da otobüste bir beyaz yerine oturmak için siyah bir kadından kalkmasını istedi. Bu isteğe karşı çıkan Rosa Parks tutuklanıp hapse atılınca “Otobüs Eylemi” başladı. Siyahlar bir yıl boyunca otobüse binmediler. Protesto amacıyla her yere yürüyerek gittiler. Hayat tam anlamıyla felç olmuştu.
1963’te Martin Luther King’in liderliğinde aynı amaçla Washington’a bir yürüyüş düzenlendi. İsyanlar arttıkça polis daha sert davranıyordu. Bütün zorluklara rağmen siyahların hak ve özgürlük mücadelesi 1964’te meyvesini verdi. Çıkarılan bir yasayla ayrımcılığa son verildi. Fakat nefret bitmemişti. Önce ABD’li siyah Müslüman lider Malcolm X öldürüldü (1965), ardından da 1968’de Martin Luther King. Bütün bunlar yaşanırken ilk siyah pilotların başarı hikâyesi Beyaz Saray’a baskı yapan insan hakları örgütlerine ve sokaklardaki siyahlara ilham ve cesaret vermişti. Vazgeçmeyeceklerdi…
Biraz yumuşamış olsa da ABD’deki ırkçılık tamamen sona ermiş değil. Elbette Barack Obama’nın 8 yıl devlet başkanlığı yaptığı bir ülkede siyahların dışlandıklarına inanmak güç. Ancak tersini düşünmek için çok güçlü argümanlar mevcut. Her yıl yüzlerce siyah, silahsız oldukları halde, polis tarafından öldürülüyor. Yine siyasette de ayrımcılık keskin.
Obama 1865’ten bu yana Amerikan Kongresi’ne girmeyi başarmış beş siyahtan biri. Colin Powell ABD dışişleri bakanlığına atanan ilk siyah (2001). Douglas Wilder Amerika’nın ilk siyah valisi (Virginia-1990). Amerikan nüfusundaki oranını düşündüğümüzde (%12’nin üstünde) siyahların siyasetteki rolleri oldukça zayıf.
Kaynak: Munise Şimşek, “ABD’nin Siyahi Pilotları Özgürlüğe Uçtular”, Derin Tarih dergisi, Haziran 2017, sayı 63.