Edip Ahmed Yükneki, XI. yüzyıl sonlarıyla XII. yüzyılın ilk yarısında yaşamıştır. Karahanlı dönemi Türk şairidir. Yüknek’te doğduğu için Edip Ahmed Yükneki adını almıştır. Tefsir, hadis, fıkıh gibi İslâmî ilimleri tahsil etmiş, takvâ sahibi, âlim, fazıl bir zattır.
Ali Şîr Nevâî, Nesâim-ül Mehabbe adlı eserinde; “Edib Ahmed, aslen Türk’tür, Türkler arasında birçok menkıbesi anlatılır. Edib Ahmet’in doğuştan kör olup, çok zekî, dindâr ve kâbiliyetli bir insan olduğu rivâyet edilir.” demektedir.
Edip Ahmed'in hayatı hakkında fazla bilgi yoktur. XI. yüzyılın sonlarına doğru Yüknek'te doğmuştur; babasının adı Mahmud Yüknekî' dir. Anadan doğma kör olan Edip Ahmed devrinde "edipler edibi, fazıllar başı" diye meşhur olmuştur. Eserinden, iyi bir tahsil gördüğü, özellikle dinî ilimleri öğrendiği anlaşılmaktadır.
Eseriyle ilgili bilgiler
Atebetü’l-Hakayık, Kaşgarlı Mahmud’un Divan-ı Lügat’it- Türk ve Yusuf Has Hacip’in Kutadgu Bilig gibi Türk Edebiyatının ilk döneminden günümüze kadar ulaşabilen eserlerden biri olup edebiyatımızın önemli eserlerindendir. Eser, Uygur Türkçesi ve aruz vezniyle mesnevi tarzında yazılmış olup Orta Asya kültürünün izlerini taşıması dolayısıyla edebiyatımız içinde önemli bir yere sahiptir. Atebetü’l-Hakayık, okuyanları rahatlıkla anlayabileceği şekilde yazılmış ve Edip Ahmed Yükneki tarafından “Büyük Emir Dad Sipehsalar Bey’e” (Karahanlı beylerinden Muhammet Dad Sipehsalar) armağan edilmiştir. “Sipehsalar”, başkomutan demektir.
Atebetü’l-Hakayık, “Gerçeklerin Eşiği” demektir. Farklı nüshalarda Hibetü’l Hakayık, Aybetü’l Hakayık olarak adlandırılmış olana eserde, İslâmi düşünce ve görüşlere göre ahlâklı ve edepli olmanın yolları, ahlâk ilkeleri, bilginin yararı, alçak gönüllülük, cömertlik, kibrin, cimriliğin kötülüğü gibi konular işlenmiştir. Halka öğüt vermek için kaleme alınan Atebetü’l-Hakayık’ta özellikle bilgi, dilin kullanılması ve akıl konuları üzerinde durulduğu görülmektedir. İnsanların dilini tutmasının edeplerin başında geldiği, ok yarasının kapanabileceği ancak dil yarasının kapanmayacağı, yalan söylememek, gevezelik etmemek gerektiği vurgulanmıştır. Ayet ve hadislere dayanarak İslâm ahlâkını öğretmeye çalışan hikmet ve nasihatten ibaret olan bir eserdir.
Atebetü’l-Hakayık İslâm’ın etkisi ve İslâm’ın öğrenilmesi için Arapça ve Farsça kelimelerin Türkçe’ye girmeye başladığını göstermesi bakımından da önemli bir eserdir.
Eser Allah’ın övgüsüyle başlar, Hz. Muhammed’in (s.a.v), dört halifenin, Büyük Emir Sipehsalar Bey’in övgüsüyle ve bu kitabın niçin yazıldığının anlatımıyla devam eder.
Allah'a övgü
İlahi, çok hamdederim ben sana
Senin rahmetinden hayır umarım
Senamı layığınca söyleyebilir mi bu dilim
Bütün gücümle söyleyeyim, yardım et bana
Senin varlığına tanıklık verir
Canlı, cansız, uçan, yürüyen ne varsa
Senin birliğine delil arayan
Bir nesne içinde binlerce delil bulur
Her şeyde onun birliğini gösteren bir delil vardır
Yoktum, yarattın, yine yok kılıp
İkinci kez var ettin, bunu ikrar ederim
Ey şüphe yolunda koşan, uyan
Gel, ölümden önce ateşten kurtar kendini
Yaratı Tanrım, geceni, gündüzünü
Uyup birbirine arka arkaya yürürler
Karartır geceni, gününü giderip
Geceni giderip aydınlatır tanı
Yüce Allah’ın buyurduğu gibi ölüden diri, diriden ölü çıkarır
Dirileri öldürür, ölüleri diriltir
Görüyorsun, iyi düşün bunu
O kudret sahibi, ulu, bir Tanrı’dır
Ölüleri diriltmek onun için kolaydır
Peygamber (s.a.v) özelliklerini överek anlatır
Şimdi Habib fazlından (lütuf, iyilik) birkaç beyit dinle
Aklını keskin tut, sözümü anla
O, insanların en seçkini ve kutlusudur
Yaratılmışlar içinde onun dengi yoktur
Resuller beyaz bir yüzdür, bu o yüzün gözüdür
Ya da onlar kızıl yanaktır, bu o yanağın benidir
Onun methiyle tatlanır bu dilim
Onu yâd etmek dilime şeker ve baldır
Bugün benden selam olsun ona
Yarın bunaldığımda elimden tutacak olana
Dört Halife'nin övgüsünü anlatır -Allah’ın rızası onların üzerine olsun-
Yine dört arkadaşına da benden selam
Onları anmaktan hiç usanmam
Sadık ile Faruk, üçüncüsü Zinnureyn
Ali dördüncüsüdür, yiğit ve kahraman
Kim bu dört arkadaşa kötü itikat
Beslerse, ben ona bin lanet ederim
İlahi, bağışlayan Tanrım, sen bağışla
Nice hatalı kulunsam da
Bana fazlın olursa özüm kurtulur
Eğer adaletini uygularsan işim çok zordur
Büyük Emir Dad Sipehsalar Bey’in övgüsünü anlatır -Rahmet ve mağfiret üzerine olsun-
Ey dil, medihler türet, saygıyla sun, hani
Ben armağan kılayım şahıma onları
Şahımın methiyle bezeyeyim kitabı
Okuyan kişinin açılsın içi
Övgü bilmeyen kişiye övgü öğretir
Onun sonsuz iyiliği, cömertliği, eşsiz ihsanı
O akıl, anlayış bilinç mekânı
Bilgi ocağı ve fazilet kaynağıdır
Himmeti Simak’tan (göğün en yükseklerinde bulunan iki yıldız) yüksek tutar
Cömertliği ve keremi iki dermandır
Halka yumuşak, şefkatli ve doğru dillidir
Velâkin kızdığında Şera aslanı gibidir
Dayanıklılıkta Ömer gibidir
Cömertlikte Osman’a denktir
Kavrayışta Ayaz’dan (Gazneli Mahmud’un sohbet arkadaşı) ileridir
İnsafta tam bir Anuşirvan’dır (adil olarak anılan, Sasani hükümdarı 1. Hüsrev)
Onun bahşişinden bulutlar utanır
Bu sözü düşmanları bile doğrular
Ey şahımın erdemlerini sayan
Ufak taşlar ve büyük çöl kumu sayıya gelir mi?
Siyaset, riyaset, kiyaset, kerem ve bunlara
Fazlasıyla adalet ekle, bunu gör, anla
Yine şeref, şan, insanlık ve yiğitliği
Tanrı bunların cümlesini şahıma verdi
Çok az demeden kabul eder deniz
Bulut hediye kılsa ufak bir katreyi
Şahım denizden bin kat yücedir
Kabul ederse bu küçük hediyeyi hayret etmemelidir
Bu kitabı yazmanın nedeni ve gereği
Dad Sipehsalar Bey için bu kitabı
Çıkardım, dünyada kalsın diye adı
Kitabımı gören, işten kişi
Duayla yâd etsin şahımı
Dünyaya gelip giden kişiler arasında
Onun adı özlemle anılsın ve yücelsin diye
Onun sevgisiyle gönüller dolup
Onun yâdıyla dünya dolsun diye
Bezedim kitabı öğütler, mesellerle
Bakıp okuyan yararlansın diye
Hediye ettim onu şahıma
Bağlılığımı bilsin diye

Kitabın tamamlanması
Mesnevî tarzında yazılan bu eser, yukarıda verdiğimiz misaller şeklinde devam etmektedir. 512 mısradır. (Bazı kaynaklarda mısra sayıları farklı olabilmektedir.) Eserin sonunda Edip Ahmed Yükneki:
“Bundan dolayı işte bu kitabı yazdık
Gerek kabul et, gerek beğenme
Bilip tutarsa her kim Edib’in sözünü
Halk arasında seçkin kılar özünü” diyerek eserini tamamlamıştır.
Edip Ahmed Yükneki, büyük bir Türk edibidir. Atebetü’l-Hakayık, Türk-İslâm edebiyatında önemli bir yeri olan ve tarihi açısından geçmişimizi günümüze taşıyan çok kıymetli bir eserdir.