Günlük hayatın içinde zaman zaman bazı insanların yapmış oldukları mesleklerini sorguladıklarına şahitlik ederim. “Tekrar geçmişe dönsem şu yönde bir iş yapardım”, diyerek son zamanlarda farkettikleri ilgi ve yeteneklerine yönelik bir meslek ismi söylerler. O zaman, hayata gecikmiş ve uyum sağlamakta zorlanmış biriyle karşılaşmanın hüznü kaplar içimi. Derim ki keşfedilmemiş bir hazine daha duruyor karşımda. Bazısının yeniden başlamak için küçük bir cesarete ihtiyacı vardır. Bazısı ise çoktan emekli ilan etmiştir kendisini.
Bazen de tam tersi işini büyük bir aşkla yaparak mucizeler çıkaran insanlar çıkar karşıma. Onları daha yakından tanıdığımda, Yaradan’ın kendilerine bahşettiği kabiliyetleri, gayret kamçısıyla besleyen kişiler olduklarına tanık olurum. Şimdi, bu manzara karşısında şöyle bir soru soralım kendimize: “Acaba yeteneği doğrultusunda mesleğini icra eden insanların iş performansları ve meslekî doyumları ile hasbelkader bir işte çalışan kişilerinki aynı olabilir mi?” Galiba bu sorunun cevabı, ilerlemiş yaşlarında kendilerini ancak tanıyabilen insanların “keşke”lerinde yatıyor. Bizler biliyoruz ki farkedilmeyen her bir kabiliyet; kaybedilmiş nitelikli bir iş gücü, heba olmuş bir enerji ve zaman kaybıdır. Yeteneği doğrultusunda yetiştirilmeyen her bir çocuk ise israfın en büyüğü olan insan israfıdır, diyebiliriz. Bu yazımızda; “Çocuklarımızın ilgi ve yeteneklerini keşfetmelerine rehberlik ederken biz, ebeveynler nelere dikkat etmeliyiz?” sorusuna cevaplar arayacağız. Çocuklarımızın içlerindeki hayat enerjilerini hiç kaybetmeden, geleceğe umutla bakabilmelerinde ve kendilerini gerçekleştirmelerinde onlara bu yönde yapılacak kılavuzluk hayatî bir önem taşıyor.





