Geçtiğimiz pazartesi günü Altunizade Kültür Merkezinde Cinuçen Tanrıkorur’u anma programı düzenlendi. Dr. Gönül Paçacı “ Musiki Adamı olarak Cinuçen Tanrıkorur” mevzulu bir konuşma yaptı. Tanrıkorur’dan bir çok bestelerin dinletildiği programda sözleri Yahya Kemal Beyatlı’ya ait olan ve Tanrıkorur’un bestelediği Itri Rast Destanı Boğaziçi Üniversitesi Müzik Kulübü öğrencileri tarafından icra edildi.

Prof. Dr. İsmail Kara’nın “Yazar Ve Kültür Adamı olarak Cinuçen Tanrıkorur” dan bahsetmesi oldukça etkiliydi.

Cinuçen Tanrıkorur kim?  

Sanatkârın ismini duyan herkes önce “Cinuçen”in manasını merak eder. Babası Zaferşan Tanrıkorur, oğluna kendi isminin Kazan Türkçesindeki tam karşılığı olan ve “galib, muzaffer” anlamına gelen “Cinuçen” ismini koymuş. 

Konya’da Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi’ne bağlı Müzik Eğitimi Bölümünü kurdu.

1989 yılında kronik böbrek hastalığı dolayısıyla Kültür Bakanlığı tarafından ABD’ye gönderildi. Beste ve konserler açısından bundan sonraki on yıl sanatçısın en verimli olmuş ve bu dönemde 300’e yakın eser bestelemiştir.

28 Haziran 2000’de vefat etmiştir. Yani bugün sanatkârın vefat yıldönümü... 

Beş yabancı dil biliyor ve 505 eseri var. 

Batılı anlamda ilk ud metodu ile Türk mûsikîsi üzerine sayısız makalenin yazarı olan ve İngilizce, Fransızca, İtalyanca, Latince ve az Arapça bilen Tanrıkorur’un yurt içinde ve dışında verilmiş pek çok tebliğ ve konferansı vardır. 

Fransız radyosunca LP’si yapılan ilk klâsik Türk müziği sanatçısı olan Tanrıkorur, Tayland’dan ABD’ye, İsveç’ten S. Arabistan ve Fas’a kadar 22 ülkede davet üzerine solo ud ve ses resitalleri, konferans ve seminerler vermiştir. Tanrıkorur’un basılmış “Biraz da Müzik” ile “Müzik Kimliğimiz Üzerine Düşünceler”, “ Sâz ü Söz arasında” ve “Osmanlı Dönemi Türk Musikisi” adlı kitapları mevcuttur.  

Bestelediği eserlerin sayısı 505 civarındadır ve bunların içinde kendi terkîbi olan Şedd-i sabâ, Zâvil-Aşîran ve Gülbûse makamlarındaki klasik fasıllar; Bayatî-Araban, Evcâra, Zâvil-Aşîran ve Nişâburek makamlarında Mevlevî Ayinleri; 63 makamlı Kâr-ı Nev’eda, Fuzûlî’nin 54 mısralı Müseddes’inden bir kâr, Yahyâ Kemal’in “Süleymaniye’de Bayram Sabahı”, “Itrî”, “Mehlika Sultan” ve “Sonbahar” gibi uzun şiirlerinden yeni formlarda eserler; “Günaydınım”, “Turnalar”, “Kiralık Konak Film Müziği” ve “Tarla Dönüşü / Köyde Sabah” gibi tanınmış eserleri, na’t, durak, şuğul ve ilahiler, klasik ve yeni formlarda saz müziği eserleri ile yurt içinde ve yurt dışında ödüllendirilmiş besteleri de vardır. 

Neler dinledik, neler... 

Dr. Gönül Paçacı eserlerindeki estetik başarıdan söz ettikten sonra, sanatkârın icra ettiği çok muazzam örneklerden parçalar dinletildi. Programın en etkileyici yönlerinden biri de buydu.

Kalbim seni bir yaz kuşu dinler gibi dinler.

Esmer geceler sendeki esmerliği söyler... 

Mütevaziliği elden bırakmamak şartıyla iddia caizdir! 

Prof. Dr. İsmail Kara kültür adamı olarak Cinuçen Tanrıkorur’un kendisinde müşahede ettiği hususiyetlerden bahsetti.

“Bir sanatkar sanatını icra etmekle herşeyi söyler zaten. Fakat Cumhuriyet döneminin getirdiği problemler dolayısıyla sanatçılar yaptıklarını anlatmak ve savunmak mecburiyetinde kalmışlardır. Yalnız Cinuçen Bey, benim kanaatimce bu işleri ek bir iş olarak değil, aklî bir iş olarak yapıyordu. Kendisi hem musikide hem de uğraştığı kültür alanlarında nizami bir eğitim görmemiştir bunun da altını çizmek istiyorum. Edebiyata da emek vermiştir. Şiir ve edebiyat anlayışımız farklıydı gerçi. Ben onun seçtiği güfteleri pek beğenmezdim. İyi olduğu zamanlarda da bunu kendisine söyler hem de bu konuda tartışırdık. Sert bir karakteri vardı. Öyle değil mi Barihüda Hanım...(Tanrıkorur’un hanımı)” gülüşmeler... 

“Musiki konusunda fevkalade ciddiyet ve hassasiyet taşırdı. Bir amatör arayıştan daha öte, hatta akademik diyebileceğimiz tarzda bu meselelerle uğraştı. Belli bir dille üstün bir deneme ve yazma kabiliyetini kazanmak belli bir yaştan sonra imkansız denecek kadar zordur.

Onun için ben talebelerime hep hatırlatırım. 25 yaşı son sınırdır .  Yani bir insan için 25 yaşından sonra zordur üstün bir deneme yazarı olması. Akademik yazar olabilir o şekli şemali belli bir şey... Cinuçen Bey, kendi kendini yetiştirmiş insan olmasına rağmen bir akademisyende olabileceği düzeyde bir metin yazabilme ve inşa edebilme özelliğini kazanmıştır. Yani bunun eğitimi almış değil. Çünkü onun büyük ölçüde akademik yazıları, dil kapasitesi herkesi kıskandıracak düzeydedir.

Cinuçen ağabey dil konusunda çok hassastır. Ve denemeleri edebi tür olarak denemenin hakkını veren metinlerdir.

Hem musikide hem de fikri ve hem de dilde gösterdiği bu başarının sebepleri beni hep düşündürmüştür. Aileden ve tabiatından gelen zenginlikleri vardır. Annesi ud çalan bir hanımefendi... Batı dillerini çok erken yaşlarda öğrenmiş olmasının başarısına ciddi katkılarda bulunduğunu düşünüyorum.

Fakat bütün bunlar aslında Cinuçen Tanrıkorur’un iddia sahibi ve olabildiğince ciddiyet sahibi ve olabildiğince çalışkanlığıyla mümkün hale gelebilmiştir. Giyimi kuşamı bile beni rahatsız edecek kadar ciddi idi... Korosundaki talebelerin çorap renginin aynı olmasına dahi dikkat edecek kadar ciddi...

Yani çok iddialı biriydi. Mütevaziliği elden bırakmamak şartıyla iddia caizdir kardeşim!” 
 

Dinlerken mest olduk!  

Bahri Güngördü Cinuçen Tanrıkorur’un talebesidir... “Bizbize Topluluğu”yla seslendirdikleri tasavvufi eserler muhteşemdi. Aziz Mahmut Hüdayi Hazretleri’nin “Kudumün Rahmet ü Zevk u Safadır Ya Rasullallah” isimli güftesi ve kendi bestelediği Çargah makamında eseri vardır. Cinuçen Tanrıkorur da klasik müzikte dini motifleri kullanır ve güftesi Aziz Mahmut Hüdayi’ye ait bu parçaya enteresan bir beste yapmış, onu da dinledik. 

Program sanatkârın Kürdîlihicazkâr makamındaki meşhur “Günaydınım” parçasıyla sona erdi. 

Rahmetle anıyoruz...