banner17

Hasan Çelebi: Hat, Allah’ın kelamını yazmaktır

Hat sanatının önemli üstatlarından biri olan Hasan Çelebi ile İslâm sanatlarını ve hat sanatının inceliklerini konuştuk. Havva Tarhan’ın röportajı.

Hasan Çelebi: Hat, Allah’ın kelamını yazmaktır

Hat üstadı olarak “İyi bir Hattat olmak için günde 30 saat çalışmak ge­rekiyor” diyorsunuz, bunun detaylarını konuşmak isterim. Günde 30 saat ça­lışmak ne demek?

Günün 24 saatten oluştuğunu bili­yorum. Günde 30 saat çalışmayı; tale­belerin çalışma disiplinini ve konsant­rasyonunu arttırmak için söylüyorum. Talebeler hat çalışırken öyle çalışmalı­lar ki 30 saatlik çalışmaya bedel olmalı. Çalışma disiplininde dikkat çok önem­lidir; talebe dikkatli çalışırsa, verim alır ve öğrendiklerini hazmeder. Hat sanatı bir insanın hayatını dolduruyor. Yani bir insan 100 sene yaşasa yetmeyebiliyor. Böyle bir sanatı iki dakikada anlatma­nın herhâlde imkânı olmaz. Ama şu ka­darını söyleyeyim; hat sanatı bir insanın eğer fikrine, sevdasına girdiyse hayatta başka hiçbir şeyle meşgul olamaz. Hat sanatında harflerin iyi okunması gere­kir. Aynı zamanda harflerin kıvrımları, kalemlerin gidiş yönü çok önemlidir. Harfleri iyi okuyan talebe, öğrendikle­rini de beynine nakşettikten sonra ka­lemi eline aldığında bir eser ortaya çı­karabilir.

Harfleri öğrenmek ve hat sanatını icra etmek çok mu zor?

Hat sanatı, merak ve sevgi gerek­tirir. Merak duyarsan öğrenirsin. Mut­laka öğrenirsin. Kabiliyet bunların ar­kasından gelir. Elinin kabiliyeti kör bir kuyunun içinde bulunan madene ben­zemektedir. Bunu çıkarıp işlemek ge­rek. Sanat emek verdikçe oluşan bir olgudur. Hat sanatına “Taklidi sanat” denir. Sanata başladığımda bu tabire çok kızardım fakat zamanla anladım ki doğruymuş. Çünkü hat sanatında elini­ze aldığınız yazının kalemi milimetrik olarak aynı olmak zorundadır. Harfler noktayla ölçülür, harflerin noktalarla ölçüleri vardır. Noktalar birbirine denk gelmezse, başarılı olamazsınız.

Bir hat eserini oluşturmak ne ka­dar vaktinizi alıyor?

Şimdi artık yazamıyorum. Elim dur­du fakat elim durmadan önceki vakit için söylersem; bazı işler vardır ki bir hafta sürer bazısı vardır ki bir günde biter. Süreç, esere ve yazdığın metne göre değişir. Metinde yazdığınız harfle­rin birbiriyle olan uyumuna da bağlıdır. Bazen harfler ve kelimeler sana uyum sağlamada yardımcı olurlar, hattı çabuk düzeltirsin. Bazen de kelimeler birbiri­ne ters düşer. Mesela, bu sanatta bazı ayetler, kelimeler ve hadisler vardır ki çok kıymetlidir ama hiç kimse bunları yazmaya muvaffak olamamıştır. Çünkü kelimeler ve noktalar birbirine uymu­yor. Hattat yaptığı işten istediği neticeyi alamıyor. Bu durumda da ya kelimeleri düz satır olarak yazmışlar ya da bu işe hiç girmemişlerdir. Hat sanatının böyle zorlukları var. Ancak işin bu zorluğuna gelene kadar yapacak çok iş var, önce yapılması gerekenler yapılmalıdır.

Bir hat üstadı olarak sizinle sana­tın inceliklerini konuşmak isteriz, ken­dinize has bir formülünüz var mı?

Hat sanatında kendime has bir ku­ralım yok. Çünkü kurallar ve incelikler 1400 seneden beri süzülüp bugüne gel­miştir. Her asırda sanat yükselmiş ve sanatçılar bu konuda çok çalışmıştır. Üstatlar sanatı en üst seviyeye getir­meye çalışmış artık bizim bundan son­ra daha üste çıkma gibi bir durumumuz yok.

Hat’ta imkânlar şöyledir; bir harfe bir ölçü koyuluyor, siz hat yaptığınızda o ölçüyle yapıyorsunuz ve yine de bir baş­kasının yaptığına uymuyor…

Pirenin bacağını görebilir misiniz? Bizde olan ölçülerin en aşağısı pire­nin bacağı kadardır. Bir pirenin baca­ğını görebilir misiniz? Biz bunu hattın üzerinde görüyoruz. Pireyi bir de onun çapağını düşünün, çapak biraz aştıysa bizim için kusurdur. Hat sanatında bazı harflerin ölçüleri bellidir. Hattatlar 0.8. mm ya da 0.3 mm ile yazı yazarlar. Sa­nat budur. Bugün bunları zorlaştırıyor­lar veya bazıları lüzumsuz olarak görü­lüyor. Fakat sanat milletin kültürüdür ve o değerleri korumak lazım.

Peki, Hasan Çelebi’ye göre sanat nedir?

Ben sanat yapabildim mi bilmiyo­rum, fakat yapabilmek için gayret et­tim. Talebelere yollarını göstermeye çalıştım. İstanbul’un havası bütün hat­tatların dikkatini çekmiştir. Dünyanın her tarafından İstanbul’a gelip burada hat öğrenen insanlar var. Güney Afri­kalı, Faslı, Sibiryalı, Japonyalı, Suudlu öğrenciler hat öğrenmek için geliyor. Benim hat öğrettiğim talebelerin sayı­sı yüzü buldu. Bunların yarısı yabancı ülkelerdendi. Bugün yetiştirdiğimiz 100 hattatın 10 tanesi istediğimiz özellikler­de olsa bizler için yeter.

İslâm ülkelerinin hepsi bu dili, Arapçayı kullanıyorlar. Fakat Osmanlı döneminde yetişen üstatlar dışında ge­çen yüz yıllık dönem içinde yetişen bir hat üstadı bulamazsınız. Çünkü durum doktor ile eczacı arasındaki hadise gi­bidir. Bir doktorun yazısını sen okuya­mazsın ama eczacı okur ve sana söyler. Onlarda meseleye böyle bakıyor. Biz ise hat sanatını İslâm kaynaklı olduğu ve Kur’an-ı Kerim’e hizmet ettiği için her şeyden üstün tutmuşuz. Ecdat bu fikirle sanatı bu seviye getirmiştir.

Türkiye’de son zamanlarda açı­lan sergiler ile gençlerin klasik İslâm sanatına ilgisinin arttığını gözlemle­yebiliyoruz. Kur’an okumanın, Arapça harflerle bir şeyler yazmanın yasak olduğu zamanlardan bu zamana yaşanan gelişmeler hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Sergiler olmazsa sanatlar yayıl­maz. Eskiden Kur’an okumak, Arap harfleriyle bir şeyler yazmak yasaktı. 1950 yılından sonra yasak biraz gevşedi. 1960’tan itibaren ise durum değişmeye başladı. Bir zamanlar sanatın yayılma­sını ve sergilerin yapılması çok istedik. Fakat bir konuda noksanlık ettik veya gücümüz yetmedi: Halkın sanata karşı ilgisini yeterince arttıramadık. Şov ma­hiyetinde sergiler açılmaya başlandı. Sonrasında evinize yabancı birinin eseri yerine İslâm sanatından eserler koyun dedik, yaptılar. Fakat ne sanatın ne de harflerin değeri yeterince biliniyor.

Her sanatçının ilham aldığı bir kay­nak oluyor. Sizin ilham kaynağınız var mı?

İlham kaynağı; yaptığın bir eser, bir başkası tarafından yapılmışsa eğer on­dan daha iyisini yapmaya çalışmaktadır. Bu durum seni mükemmele götürüyor, diğer eserlerde yapılanlara dikkat edi­yorsun.

Gençlere ne gibi tavsiyelerde bulu­nabilirsiniz?

Gençlere tavsiyem; İslâm sanat­larından bir tanesini mutlaka öğren­sinler. Ya icra etmeyi ya da kültürünü bilsinler. Hat nedir? Bunun cevabını bilsinler. Hat sanatı üzerine çalışmak isteyen gençler, iyi bir hocadan iyi bir disiplinle öğrenmeye çalışsınlar. Hat sanatı, İslâm sanatıdır. Hat, İslâm’ın, Allah’ın kelamını ve Peygamberimizin (sas) kelamını yazmaktır. Allah bunu yapanı asla muhtaç durumda bırak­maz. Sanatseverlere ise tavsiyem; ala­cakları eser konusunda dikkatli olsun­lar ve güvendikleri kişilere sorsunlar. Haklıyla haksızın hakkı birbirine karış­masın. Ve son olarak da eski hattatlara rahmet olsun.

Bir başucu kitabınız var mı?

Kur’an-ı Kerim’den başka okudu­ğum kitap yok. Çünkü pek fazla vakit bulamıyorum. Hat sanatına başlayınca vakit yetmedi. 30 saat çalışma olunca vakti nereden bulacağız? 100 sene ya­şamış bir hattat bile öldüğüme değil de hat sanatını öğrenemediğime üzü­yorum, der… Kitaplar bir tarafta kaldı kâğıtlar ve kalemler bir tarafta kaldı…

Havva Tarhan, “Hat, Allah’ın Kelamını Yazmaktır”, Kitabın Ortası, Aralık 2018, sayı 21.

Güncelleme Tarihi: 05 Ocak 2019, 01:58
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20