Sezai Karakoç’un Aliya İzzet Begoviç’e yazdığı mektup

"Bu faaliyetlerden biri, Sezai Karakoç’un 1992 yılında Bosna-Hersek’in bağımsızlığını ilan etmesi üzerine devlet başkanı Ali İzzet Begoviç’e yazdığı mektuptur. Üstada sağlığında bu mektuba cevap verilip verilmediğini sormuştum. Cevap verildiğini ancak nasıl bir cevap verildiğine tekrar bakmamız gerekir diye söylemişti." Nizamettin Yıldız yazdı.

Sezai Karakoç’un Aliya İzzet Begoviç’e yazdığı mektup

Diriliş hareketinin inanç, düşünce, sanat ve edebiyat yönü olduğu gibi siyaset yönü de vardır. Bu yüzden 1990 yılında Diriliş Partisi kurulmuş ve sonraki yıllarda Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılması üzerine 2007 yılında Yüce Diriliş Partisi adıyla yeniden kurulmuştur. Üstad hem yazılarında hem de çeşitli konuşmalarında siyasetin önemli hizmet alanlarından biri olduğunu belirtmiştir. Ve zaten Diriliş dergileri “Düşünce, Edebiyat ve Siyaset” logosuyla çıkmış ve hiçbir zaman bu hareket siyasetten uzak olmamıştır.

Parti faaliyetleri olarak birçok meydan konuşması ve salon toplantılarının yanı sıra çeşitli mektuplar ve basın bildirileri de yayınlanmıştır. Bu faaliyetlerin çoğu ‘yücedirilis. org.tr’  adlı internet sitesinde vardır. Kitaplarında ve internet sitesinde yer almayan çalışmaların da araştırılarak ortaya çıkarılmasının ve yayınlanmasının yararlı olacağını düşünüyorum.

Bu faaliyetlerden biri, Sezai Karakoç’un 1992 yılında Bosna-Hersek’in bağımsızlığını ilan etmesi üzerine devlet başkanı Ali İzzet Begoviç’e yazdığı mektuptur. Üstada sağlığında bu mektuba cevap verilip verilmediğini sormuştum. Cevap verildiğini ancak nasıl bir cevap verildiğine tekrar bakmamız gerekir diye söylemişti. İşte Sezai Karakoç’un Ali İzzet Begoviç’e yazdığı o mektup:

“İnancına sahip çıkmış, kahraman, kardeş bir halka selam olsun!
Bosna-Hersek halkı, bağımsızlığına karar vermekle onurlu ve kendine yaraşır bir hayatı hak ettiğini ispat etmiş oldu. Şahsınızda, halkınızın (ki ben onu kendi halkım sayıyorum) bu ulvi kararını yürekten alkışlıyor, uçsuz bucaksız milletimizin Batıdaki sağlam kalesinin sahipleri ve mücahitleri olan Bosna-Hersekli kardeşlerimi can ve gönülden kutluyorum. Kıyamete kadar hür ve bağımsız olmak, her mümin halkın en tabii hakkıdır. Öncelikle kendi benliğini yitirmemiş olan Bosna-Hersek’in hakkı… Allah’ı unutmayan millet ölmez. Bosna Hersek’in bağımsızlığını ilan etmesinin, bir ırkçılık olayı değil, kendi medeniyetini, yüce hakikat medeniyetini hatırlaması olayı olduğuna inanıyorum.

Milletimin kopmaz parçası kabul ettiğim halkınıza ve onu hakkıyla temsil ettiğine inandığım zat-ı âlinize, selamlarım, sevgilerim ve saygılarımla birlikte, sağlık ve esenlik dileklerimi sunarım.

Sizinle beraberiz. Allah yardımcınız olsun.”

Diğer bir konu da partinin amblemiyle ilgili açıklama ve yorumlardır. Diriliş Partisi’nin amblemi ‘Güller açmış gül ağacı’ ve Yüce Diriliş Partisi’nin amblemi ‘Gül ağacı, dolunay ve yol’ hangi anlamlara geliyor? Üstad, bu konuda kendisini ziyarete gelenlere çeşitli açıklamalar yaptığı gibi “Bu Ağaç …”  başlıklı yazısıyla da düşüncelerini dile getirmiştir. İşte o yazı:

“Bu ağaç,’ güller açmış gül ağacı’… Partimizin amblemi.

Bu ağacın çiçeği, çiçekler çiçeği olan gül. Gül, halk inancında peygamberin teri… Gül, edebiyatımızın bin yıllık mazmunu. Şiirimizin temel taşı.

Bu ağaç, tevazuun sembolü. Halk türküsü:

 “Gül ağacı değilem

Neden sana eğilem” der. Gül ağacı, alçakgönüllülüğünden eğilir herkese. Yüreğinin temizliğinden, insan sevgisiyle dolu olduğundan, iyi niyetliliğinden…

Gül, şüphesiz mevsimliktir, mevsimi geçince solup gider; ama gül ağacı devam eder. Karda kışta, fırtınada, sıcakta, soğukta yaşar, ömrünü sürdürür ve asla rüyasını yitirmez.

Bu ağaç, gül ağacı, güller açmış gül ağacı, Rüya ağacı. Rüyasını asla yitirmeyen ağaç. Ve en güzel rüyaların sahibi.

Bu ağaç, sevgi ağacıdır. Bülbülün ölümsüz aşkı, onun başında bir ışık halesi gibi dolaşır durur.

          “Sabah rüzgârı, onun üzerinden geçse, ateş kesilir”.

Ateşi, bir bahar ateşidir bu ağacın.

Onun yüreğindeki sır, diriliştir. Ebedi baharın, ezeli baharın dirilişi.

Göğe bakıyor gülleri… Maveraya bakıyor. Sonsuza açılıyor.

Allah’a açılıyorlar… Metafiziğimizin, tasavvufumuzun çağrışımı, tüm derinliği ve zenginliğiyle, yüceliğiyle, genişliğiyle çağrışımı.

Sağa bakıyor gülleri… Düzeni, ebedi, ezeli düzeni, hilkat düzenini, ilahi toplum düzenini işaretliyor.

Yere bakıyor gülleri… Toprağa, gelinen ve tekrar dönülecek olan yere bakıyor. Mezara, mezar ötesine. Maddeye, nimete ve tekrar fizikötesine. Topraktaki madenlerden ruh madenine. Topraktan tekrar göğe açılış; devrenin kapanışı, halkanın tamamlanışı.

Solda tomurcuklar. Eleştiri. Özeleştiri. Arka yüz, simetri ve ayna.

Özgürlük ve çile.

Dikensiz değil bu ağaç. Yeşile gömülü bu ağacın gülüne, dikenine katlanan kavuşur.

Güneşin doğuşunu ellerinde güllerle karşılayan, gülümseyerek karşılayan ağaç, bu ağaç, güller açmış; gül ağacı.

Vatan, baştan ayağa, doğudan batıya, bu ağacın, kışını atlatarak yeniden yeşil yaprakları ve pembe gülleriyle bütün ufukları kaplamasını bekliyor.

Vatan, bu ağacı bekliyor.

Vatan, bu ağacın baharını bekliyor.

Vatan, bu güllerin kokusuna hasret.

Vatan, bu güllerin hışırtısını işitmek istiyor.

Millet, bu güllerin kokusunu getirecek, Gül ağacının haberini getirecek, Gül ağacını getirecek sabah rüzgârını bekliyor.” (Sezai Karakoç, Diriliş Işığı, 1994)

“Güller açmış gül ağacı, dolunay ve yol” ambleminde de dolunay, İslâm’ı ve mükemmelliği anlatıyor ve yolumuzun bu olduğu belirtiliyor.

Nizamettin Yıldız

           

Yayın Tarihi: 12 Kasım 2022 Cumartesi 10:00 Güncelleme Tarihi: 12 Kasım 2022, 18:47
YORUM EKLE

banner19

banner36