banner17

Osmanlı'nın 9 sultanı ve 9 velisi

Osmanlı Devleti'nde sultanlar ve veliler arasındaki yakınlık, pek çok alanda Osmanlı'yı zirve noktalara taşımıştır. Burak Özkanlı, 9 padişah ve 9 veli üzerinden bir okuma yaptı.

Osmanlı'nın 9 sultanı ve 9 velisi

Osmanlı Devleti, kendisine kadar gelen İslam medeniyet fikriyatının pek çok alanda fiiliyata yansımasıdır. Türklerin İslam tasavvurunun kemâle ulaştığı devirlere, isim ve eserlere zarf olmuştur. Şüphesiz bu tasavvur, tasavvuf neşesiyle yoğrulmuş ve bu yakınlık saray ile tekkeler arasında da görülmüştür. Daha doğrusu sultanlar ile veliler arasında yaşanmıştır. Çok farklı eşleşmeler, hikâyeler nakledilebilir elbette ancak bendeniz dokuz padişah ve dokuz veli ile sınırlı bir derleme yaptım. Oldukça özet bilgiler sunup merak edenler için ilerisini öğrenme adına başlıklar sunmuş oldum. Neş’e ve ibretle okunur umarım…

1) Osman Gazi ile Şeyh Edebali

Osmanlı Devleti’nin ilk padişahı Osman Gazi ile ilk kadısı olan Şeyh Edebali’nin tanışıklığı, âlimleri ve sufileri seven padişahın Bilecik’teki zaviyeyi sıkça ziyareti ile başlar. Bir gece bu zaviyede misafir kalan Osman Gazi’nin gördüğü rüya ile bu yakınlık daha ileri taşınır ve akrabalığa dönüşür. Âşıkpaşazade, Osmanlı Devleti’nin esrarlı müjdesini taşıyan bu rüyayı Osman Gazi’nin imamı İshak Fakih oğlu Yahşi Fakih’ten ve Şeyh Edebali’nin oğlu Mahmut Paşa’dan rivayetle zikreder. Şeyh Edebali’nin ve yolunun Osman Gazi’ye ve bütün bir Osmanlı tarihine tesirlerinin, görülen rüya etrafında hayret zarfında seyri böyle başlar.

2) Yıldırım Bayezid ile Emir Sultan

Buhara’dan Bursa’ya teşrif eden bir mana eridir Emir Sultan. Bir rivayete göre Yıldırım Bayezid’in kızı Hundi Hatun, gördüğü rüya üzerine kendisi ile babasının rızası olmadan evlenmiş ve bu hale kızan babası Yıldırım Bayezid Han’ın gönderdiği askerlere karşı gösterdiği keramet ve Molla Fenari’nin de uyarısı ile Yıldırım Bayezid Han’ı kendisine muhabbetle bağlamıştır. Bununla beraber Ulu Cami’de Yıldırım Bayezid’e söylediği bir söz ile kendisinin içkiye tövbesine vesile olduğu kıssası da günümüze ulaşmıştır. Şöyle ki camiyi tamam eden Sultan Bayezid bir eksiği olup olmadığını sorar Emir Sultan’a. Emir Sultan da dört yanında birer meyhane eksik deyince şaşar padişah, Allah’ın evinde ne işi olurdu meyhanenin? Emir Sultan bunun üzerine kalbin kimin evi olduğunu sorunca Sultan asıl Hak hanesi neresi hatırlar. Çelebi Mehmet’in de sevip hürmet gösterdiği ve Anadolu’da birlik ve dirlik için gayret eden Emir Sultan, 2. Murat ile İstanbul kuşatmasına katılmış ve dervişleri ile surlara hücumu başlatan olmuştur. Osmanlı padişahlarına bir velinin kılıç kuşatması merasimi de kendisi ile başlamıştır. Böylece kılıcın sembolü olacağı bir fütuhatın tılsımını kuşatmıştır Emir Sultan, Osmanlı Hanedanı’na…

3) İkinci Murad ile Hacı Bayram-ı Veli

Âşıkpaşazade, eserinde Rum denilen Anadolu’da zuhuru ve duasının makbul bir zat olması ile anar Hacı Bayram-ı Veli’yi. Somuncu Baba’nın müridi, 2. Murad’ın huzur bulduğu veli, Akşemsettin’in mürşididir. Hakkında yanlış sözler işitmesi sebebi ile Edirne’ye davet eder 2. Murad, Hacı Bayram-ı Veli’yi. Gelince görür ki gelen zat bir maneviyat deryası ve devletin birliği ve selameti için ilahi bir teminat simasıdır. Kendisine izzet ikram ile muamele edip dervişlerini de askerlik ve vergiden muaf tutar padişah. Buna mukabil Akşemsettin de 2. Murad’ın oğlu Fatih Sultan Mehmet’e armağanı ve emanetidir adeta Hacı Bayram-ı Veli’nin. İlk kez Anadolu’da doğup büyüyen bir velinin tesis ettiği bir tarik olan Bayramilik’in ve takipçilerinin Anadolu’yu nasıl mayaladığının anlaşılması, bu topraklardaki medeniyetin inşasının hatırasını canlandıracaktır.

4) Fatih Sultan Mehmet ile Şeyh Ebu’l Vefa

Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethinden sonra çok sevdiği Akşemsettin’in yanında kalmasını istese de bu isteği gerçekleşmeyip ondaki dervişlik meylinden devletin selameti için kaçan Akşemsettin’in üzüntüsünü Şeyh Vefa’nın yakınlığı ile gidermek istemiş ve onun için adıyla anılan semtte bir tekke ve çifte hamam yaptırmıştır. Lakin rivayete göre kader, sultanı yaptırdığı tekkenin kapısından içeri sokmamıştır. Devrin devlet erkânının manada devlet sahibi olan şeyhe itibarı oldukça fazla olmuş ve nice esrarlı kıssalar nakledilmiştir. Fatih Sultan Mehmet ise Şeyh Vefa ile doyasıya görüşme arzusunu ancak cenazesini şeyhin kıldırması ile giderebilmiştir. Bu cenazede Bayezid Han da hazır bulunmuş ve Şeyh Vefa ile yolunun kaderi Bayezid Han’ın saltanatı ile farklı bir seyre girmiştir.

5) 2. Bayezid Han (Bayezid-i Velî) ile Cemalettin Halveti

Derviş meşrep sultan 2. Bayezid Han, henüz Amasya’da vali iken tanışmıştır talihinin yıldızı mesabesinde olan Cemalettin Halveti Hz.leri ile. Çelebi Halife diye de anılan şeyh, Koca Mustafa Paşa’nın madden saltanata hazırladığı Bayezid Han’ı manen saltanata taşımıştır. Bayezid-i Veli ve Koca Mustafa Paşa’nın daveti ile İstanbul’a gelen Çelebi Halife, Halvetilik yolunu ilk kez İstanbul’a taşımış ve Sümbül Efendi’nin şeyhi olmuştur. Böylece Halveti yolunu güden erenler ile Osmanlı sultanlarının uzun sürecek münasebetlerini başlatmıştır. Yine Manisa’da Halvetilik pirlerinden olan Yiğitbaşı Veli de Bayezid-i Veli zamanında İstanbul’a davet olunmuş ve tasavvuf ehli arasındaki ihtilaflarda hakem olmuştur ki nice tâcları suya savurup ehil olmayanları ehil olanlardan ayırdığı rivayet olunur.

6) Yavuz Sultan Selim ile Sümbül Efendi

Yavuz Sultan Selim ile Sümbül Efendi arasındaki münasebet hayret ve ibrete şayandır. Cemal-i Halveti Hz.lerinin ardından Koca Mustafa Paşa’da irşada başlayan Sümbül Efendi ile tekkesini yıkmak üzere gelmişken tanışır Yavuz Sultan Selim. Ancak yıkılan, gönlündeki düşmanlık perdesi olur ve Sümbül Efendi’ye mest olur koca padişah. Fakat erenlerin edebi gereği padişah sözü yerine gelsin diye hiç olmazsa bacalar yıkılır yeniden inşa edilmek üzere… Yavuz Sultan Selim yaptırdığı caminin açılışında vaazı Sümbül Efendi’ye verdirir. Sümbül Efendi, yerine Merkez Efendi’yi bırakarak bir başka mana sultanı ile mülk sultanının bir araya gelişini hazırlar ve çekilir gider âlemden.

7) Kanuni Sultan Süleyman ve Yahya Efendi

İki sütkardeştir Sultan Süleyman ile Yahya Efendi. Biri mülke sultan olmuş diğeri ise mana âlemine. Sultan Süleyman tahta geçince yanı sıra İstanbul’a gelir Yahya Efendi. Zembilli Ali Efendi’den tamamlar tahsilini ve yıllarca müderrislik yapar. Tarikatta ise üveysi meşreptir derler. Gün gelir Beşiktaş’ta Hz. Musa ile Hz. Hızır’ın buluştuğu yerde inşa olunur dergâhı bir rüya üzerine. Yuşa aleyhisselamın kabrini keşfeden de Yahya Efendi’dir. Sultan Süleyman ile Hızır aleyhisselamı küçük bir teknede buluşturan da kendisidir. Sultan Süleyman’ın adalet terazisi olur nasihatleri ile ve bir sırlısı Beşiktaş’ın...

8) Sultan 1. Ahmet Han ve Aziz Mahmut Hüdâyi

Evliya Çelebi, yedi padişahın Aziz Mahmut Hüdâyi Hz.lerinin elini öptüğünü ve kendisinin yüz yetmiş bin talebesi olduğunu söyler. Hz. Hüdâyi, şeyhi Üftade Hz.lerinin duası mucibince devlet sahibi bir veli olmuştur. Yedi padişah arasında en samimi münasebet herhalde 1. Ahmet Han ve validesi ile gerçekleşir. Sultan Ahmet Camii’nin açılışında ilk hutbeyi okur Hz. Hüdâyi. Sarayda kendisinden keramet bekleyen Valide Sultan’a, kendisinin abdest havlusunu tutmasının ne denli keramet olduğunu işaret eder. Genç Osman’ı fitneden korumaya çalıştığı gibi pek çok devlet adamı kendisi ile selamet bulur. Dördüncü Murat ondan kılıç kuşanır. Nice âlim ve arif ondan feyiz alır ki Bursalı İsmail Hakkı Hz.leri onlardan biridir. Nice faziletleri olan Hz. Hüdâyi’nin menkıbe ve kerametleri daha hayatta iken dilden dile dolaşır. Sevenlerine ve ziyaretçilerine “Denizde boğulmasınlar, ahir ömürlerinde fakirlik görmesinler ve imanlarını kurtarmadıkça gitmesinler” şeklindeki duası günümüze dek kabulü ve esrarı süren bir armağandır.

9) 2. Abdülhamit Han ve Zafir Efendi

Pertevniyal Valide Sultan, Mahmut Nedim Paşa ve Abdülhamit Han ile münasebeti neticesinde davetle gelir İstanbul’a Şeyh Zafir Efendi. Şazili yolunun sırlı ve büyük bir velisidir. Abdülhamit Han kendisi için Ertuğrul Tekke’yi inşa ettirir, bazı Cuma selamlıklarına tekkeye gider ve bazı dini günlerde şeyhi Yıldız Sarayı’na davet eder. Şeyh Zafir Efendi de Mısır, Suriye ve Kuzey Afrika’da Osmanlı Devleti’nin selameti için nüfuzunu kullanır. O topraklardan misafirlerini tekkesinde ağırlar ve Sultan’ın hilafetine vurgu yapar eserlerinde. Vazife verilmedikçe devlet işlerine eğilmeyen hakiki bir tasavvuf büyüğüdür Şeyh Zafir Efendi.

Burak Özkanlı yazdı

Güncelleme Tarihi: 01 Ocak 2019, 22:44
YORUM EKLE
YORUMLAR
Celalüngör
Celalüngör - 2 hafta Önce

Allah razı olsun

banner19

banner13

banner20