Muharrem'de İstanbul'a mahsus bir gelenek

Efendimiz sav’e ve ehl-i beytine en ziyade şiir yazan bir milletiz. Muharremiyye de ehl-i beyt aşkımıza ifade zarfı olmuş bir şiir geleneğimiz... Hasan Burak Özkanlı yazdı..

Muharrem'de İstanbul'a mahsus bir gelenek

Muharrem ayı geldi, gönül de bu haram ayda ‘Muhabbet ve Hüzün Haremi’nden ziyade söz saçar oldu. Bu, Muharrem’e yaslanan hissiyatı ve fikriyatı hatırlatalım dedik nacizâne…

İlk mesele şu ki; bu ayın ilk Cuma’sında adet edinilmiş bir ilim ve irfan noksanı olarak Hicret konulu hutbeler veriliyor. Hadi bu kabulümüz ancak hiç olmazsa 1 Muharrem’in hicret başlangıcı da bitişi de olmadığı ve Hz. Ömer radiyallahu anh zamanında Muharrem ayının takvim başı kabul edildiği anlatılsa ya. Hicret, 26 Safer Perşembe akşamı yatsıdan sonra başlayıp 12 Rebîü’l evvel Cuma günü ikindi vakti Medine’de bitmiştir. Hutbelerde Muharrem’de vuku bulan mühim hadiseler ve en önemlisi Kerbelâ Hadisesi -nasılıyla değil de daha çok ibret olması için nedeniyle- işlenmelidir. Bu Ehl-i Beyt sevgisinin gereğidir. Yine bu sevginin en ziyade temsilcisi olduğunu zannedenlere yeri geldiğinde bir cevap, yeri geldiğinde de bir el uzatmadır.

Uzatmadan devam edeyim de muhabbet bu dinin neresindedir, ehl-i beyt muhabbeti nedir ve neden gereklidir, bu muhabbeti toplumumuz nasıl izhar etmiştir, Muharrem gelenekleri gibi hususları arz edeyim.

Ecdadımız Ehl-i Beyt âşığı ve de ehl-i sünnettir

Evvela muhabbet… Muhabbet bu dinin esasıdır. Kâinatın da mayasıdır. Zira Cenâb-ı Allah varlığı bir Sevgili’nin hatırına yaratmıştır. “Levlâke levlâk lemâ halaktül eflâk” hadis-i kudsisini inkâra kalkışan mühürlü kalplere Kur’an-ı Kerim “Ve mâ erselnâke illâ rahmeten lil alemîn” ile cevap verir. Ha, orada âlemlere rahmet olan Kur’an kastedilmektedir diyecek olan çıkarsa da ona, Arapça’da erselnâke’deki ke’nin yalnızca insan için kullanıldığını söyler, geçeriz. Hakiki insan Muhammed Mustafa sav demektir. Muhabbet, varlığın başlangıcından beri Hz. Allah ve Habibi Efendimiz Muhammed as ile bize talim olunur. Bakara Suresi 165. ayette Cenâb-ı Allah “eşeddü hubben lillah” ile inananların Allah’a sevgisinin her şeye olan sevgiden öte olduğunu buyurur.

Talime devam eder de Âl-i İmrân Suresi’nin 31. ayetinde kendisini sevmeyi ihsan ettiklerine, “Kul in küntüm tuhibbûnallahe fettebi’ûnî yûhbibkümüllâh” ile “Eğer beni seviyorsanız Habibim’e uyun ki ben de sizi seveyim” der. Burada uymak sevmekten ayrı değildir, sadece Efendimiz as’ı da değil üstelik ehl-i beytini de sevmemizi buyurur Hz. Allah, Şûra Suresi 23. ayette;:“Kul lâ es’elüküm aleyhi ecren illel meveddete lil kurbâ” Yani Efendimiz sav bizden tebliğine karşı bir ücret istemiyor akrabalık sevgisi (Ehl-i beyt) dışında. Burada akrabalık sevgisi manası veren Hasan-ı Basri Efendimizdir. İki manaya da gelir ki biri de akrabaları olan Kureyş’in hısımlık hatırına tebliğine mani olmamasıdır. Diğeri ve bize gerekeni de yukarıda zikrolunandır. Laf uzar gider, Muhabbet ve Hz. Muhammed sav bahsini bir başka sefer daha derin işlemek ümidiyle Muharrem ayına geleyim.

Bizim ecdadımız çok şükür ki Ehl-i Beyt âşığı ve de ehl-i sünnettir. Efendimiz sav’e ve ehl-i beytine en ziyade şiir yazan bir milletiz. Muharremiyye de ehl-i beyt aşkımıza ifade zarfı olmuş bir şiir geleneğimiz imiş. Hz. Hüseyin’in türbedârı olduğunu pek çoğumuzun bilmediği Fuzûlî, ehl-i beyti yâd etmenin gereğine, faziletine şöyle mürekkep akıtmış: “Tekrâr-ı zikr-i vâkıa-i deşt-i Kerbelâ / Makbûl-i hâs u âm u sıgār ü kibârdır / Takrîr edenlere sebeb-i izz ü ihtişam / Tahrîr edenlere şeref-i rûzigârdır” kıtasında ve, “Yâd et Fuzûlî âl-i abâ hâlin eyle âh / Kim berk-ı âh ile yakılır hırmen-i günâh // İnlemek âl-i nebî vü müslümâna şüphesiz / Bende-i âl-i abâya mûcib-i gufrân olur” beyitlerinde.

Muharremiyye’lerin en kıdemli misali de 15. yy’da Yazıcıoğlu Mehmet Efendi’nin Muhammediyye eserindeki 54 beyitlik “Vefât-ül Hasan ve’l Hüseyin” manzumesidir. Sonra Sinan Paşa’nın Tazarrunâmesi’ndeki “Na’t-ı emîrü’l-mü’minîn Hüseyin radıyallāhü anh” başlıklı mensur mersiye ve daha sonra da Âşık Yunus Hz.lerinin “Şehidlerin serçeşmesi / Enbiyânın bağrı başı / Evliyânın gözü yaşı / Hasan ile Hüseyin’dir” diye başlayan dokuz kıtalık manzumesi gelir. Sonraki asırlarda da ehl-i beyt âşıklarının yazdığı yüzlerce eser bu hüzün zarfında derin muhabbetin nişanı olmuş.

Muharrem’de İstanbul’a mahsus bir gelenek

Bu muhabbet aşk mesleğinde sülûk eden sûfilerin eserlerinde, geleneklerinde okunur en güzel. Öyle okunur ki yüreğe dokunur nakış nakış bu aşk. Rengini yaştan alır. Daha çok silsileleri Hz. Ali’ye müntehi olan tarik mensupları, özellikle de Halvetiler eserler kaleme almışsa da ehl-i beytin bir sakin âşıkları olan Nakşibendiler'de de enfes çağlamalar görülür. Mesela Kethüdâzâde Arif Efendi’nin “Kurretü’l ayn-i Habîb-i Kibriyâ’sın ya Hüseyn – Nûr-i çeşm-i şâh-ı merdân Mürtezâsın ya Hüseyn”i yahut Nakşi- Kadiri olan Alvarlı Efe Hz.lerinin 'Bugün mâh-ı Muharremdir, muhibb-i hânedân ağlar / Bugün eyyâm-ı mâtemdir, bugün âb-ı revân ağlar / Hüseyn-i Kerbelâ'yı elvân eden gündür / Bugün Arş-ı muazzamda olan âli divân ağlar”ı az misaller değildir âşıklara.

Son olarak Muharrem’de İstanbul’a mahsus bir geleneği de ifade edip haberi taçlandırayım. İstanbul’da bütün tekke erbabı en kıdemli âsitâne olan Sümbül Efendi Tekkesi’nde toplanır Aşura Günü ve ilk aşura da burada pişirilir İstanbul’da. Malum olduğu gibi Çifte Sultanlar olarak bilinen “Kerîmeteyn-i Muhteremeyn” Hz. Hüseyin Efendimiz’in iki kızı Koca Mustafa Paşa Sümbül Efendi Camii bahçesinde medfundur. Kıdemi ve misafirleri cihetiyle 10 Muharrem’de âşıklara merkez olan bu âsitânenin geleneği şöyleymiş: 10 Muharrem’de öğleden sonra 12 rekat Husâma Namazı kılınır ve Yazıcızâde Mersiyesi okunup gecesinde de yüz rekat namaz kılınarak yetmiş bin tevhid çekilirmiş. Bugün de bu mekânda ehl-i beyt âşıkları bu geleneği sürdürüyorlar.

Kerbela Hadisesi'ni tam tarihi seyriyle okumak, ibret almak için M. Asım Köksal'ın Hz. Hüseyin ve Kerbela Faciası eserini, hicret ve Muharrem meselesine dair geniş bir tefekkür ve de kültür için Ö. Tuğrul İnançer'in Sohbetler ve Mübarek Vakitler kitaplarının ilk bölümlerini okumayı muhabbetle tavsiye ederim okurlara.

Şu küçük bilgiyi de arz edeyim: Muharrem ayında cehri tariklerin ayinlerinde müzik aleti kullanılmaz.

Geçeriz dünyada cân ü cânândan
Kerbelâ’da akan kandan geçmeyiz
Geçeriz ukbâda bâg-ı cinândan
Kerbelâ’da akan kandan geçmeyiz

Hasan Burak Özkanlı yazdı

Güncelleme Tarihi: 30 Ağustos 2019, 21:18
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Çınar
Çınar - 6 yıl Önce

Çok güzel bir yazı olmuş sağolun."Dâr-ı dünyâ Kerbelâdır her Hüseynî meşrebe..."

banner19

banner13

banner26