Kitap âşığı bir adamdı Muallim Cevdet

'Benim gibi Allah sayesinde birçok kitaba malik adamlar ansızın vefatlarında bu metrukâtın satılmamasını, iyice tesbitten sonra İstanbul'da itinalı bir kütüphaneye vakfedilmesini dostlarına peşinen tavsiye etmeli.'

Kitap âşığı bir adamdı Muallim Cevdet

Hayatında lise muallimliğinden öteye çıkamamış, üç-dört eser vermekten öteye geçememiş bir kişidir Muallim Cevdet. Ama onu farklı birisi kılan şey, geride bıraktığı sayısız ciltlerle dolu matbu yazma eserlerle medeniyetimize yaptığı büyük katkı ve emsali az bulunur derecede bir kitap muhibbi olması. Osman Nuri Ergin nazarında ise “Kitap Delisi” bir adam.

Kütüphane denince akla o geliyor

Arşiv ve kütüphane meraklılarının aşina olduğu bir isim olan Muallim M. Cevdet (1883-1935) aslen şu anda Sırbistan şehirlerinden olan Niş’lidir. Dedesi Said Efendi bir tekke şeyhi, babası Mehmet Sait Efendi ise askerdir. İlk gençlik yılları Kastamonu’da geçerken sonrasında annesi ile birlikte İstanbul’a göç ederler.

Muallim Cevdet’in dikkat çeken tarafı hayat kronolojisinde değil, onun kitaplarla olan dostluğunda. Onun kitap sevgisi, topladığı kitaplarla, yazdığı eserlerle ve aldığı notlarla sabittir. Öyle ki İstanbul kütüphanelerinde bulup tetkik etmediği kitap kalmadığı gibi Avrupa kütüphanelerindeki kitaplara da fihristlerinden aşina olmuş. Kendisinde olmayan bir kitabı elde etmek için hiçbir fedakârlıktan çekinmediğini, arkadaşları Raif ve Ahmet Hamdi beyler aktarıyorlar. Tarih, felsefe, dil ve din ile ilgili Türkçe, Arapça, Farsça, Fransızca, Almanca ve İngilizce eserleri toplamış.

Muallim Cevdet’in gözde yazarları kimler?

Fikir vermesi ve bugünle kıyas yapmak üzere Muallim Cevdet’in tavsiye kitap listesi ve beğendiği muharrirlerin bir kısmını zikretmekte fayda var:

“Mehmet Akif, Namık Kemal, Abdülhak Hamid, Rıza Tevfik (gerek Türkçe nefeslerine, gerek felsefî makalelerine bayılırım), Fazıl Ahmet (hezeliyatta misli yoktur), Süleyman Nazif (neşr-i âteşinini pek ziyade takdir ederim, ahlakını değil), Hüseyin Cahit (sade makalelerini, tercümelerini beğenirim), Refik Halit (tasvirlerine hayranım), Ömer Seyfettin (hikâyelerini severim), Hasan Bedreddin (tercümelerinde Frenk kokusu yoktur, severim), Ahmet Rasim (eski İstanbul hayat ve adamlarını tasvirine hayranım), Ali Rıza (bu doksanlık ihtiyarın naklettiği menkıbelere meftunum), Zeki Megamız (Zeydan Efendi’den tercüme eylediği muazzam eserleri takdir ederim), Ömer Rıza (dinî tercümelerini çok takdir ederim).”

Liste uzayıp gidiyor. Muallim Cevdet’in, Şemseddin Sami’nin Kamusü’l-Â’lâm’ını ve daha nice temel eserleri daha 15- 16 yaşlarında iken tetkik ettiğini belirtmeliyiz. Bu eserleri tetkik edebilmek bugün için de her babayiğidin harcı olmasa gerek.

Aman, ‘adam mezara, kitap mezata’ olmasın!

Muallim Cevdet vasiyeti gereği Edirnekapı mezarlığında Süleyman Nazif ve Ahmet Naim beylerin arasına defnedilmiş. Aynı zamanda -gidenlerin malumu- Mehmet Akif’e komşudur. Yine vasiyetinde borçları için şöyle der: “Ömrümde kitaptan başka bir şeyden zevk almadığım için borçlarım hep o yüzdendir.” Vasiyetinde, “adam mezara kitap mezata” olmasın diye işini sağlama alan şu ifadesi de dikkat çekicidir: “Benim gibi Allah sayesinde birçok kitaba ve koleksiyonlara malik adamlar ansızın vefatlarında bu metrukâtın satılmamasını, iyice tesbitten sonra İstanbul’da bir müzeye veya itinalı bir kütüphaneye vakfedilmesini dostlarına peşinden tavsiye etmeli.” Nitekim kendisi de öyle yapmış.

10 bin cilt kitap, 500 nadir eser ve daha niceleri…

Takdire şayan bir davranış

Bütün bu serencamı ve ‘kitapla bir hayat nasıl bu kadar yoğrulur’u, yani Muallim Cevdet’in hayatını ve çalışmalarını anlatan ve ilk baskısı 1937 yılında yapılan Osman Nuri Ergin (1883-1961)‘in hazırladığı eser İ.B.B. Kütüphane ve Müzeler Müdürlüğü’nün himmetleriyle tekrar yayınlandı. Esasen bir lise muallimi olan Muallim Cevdet, yarım asrı aşan hayatından geriye kalan kırk-elli cilt eser teşkil edecek kadar not ve vesika, 500 nadir eser ve yazmalardan başka 10.000 cilt kitabını vefatından önce “İstanbul Belediyesi İnkılab Müzesi”ne armağan etmiş.

Dostları, özellikle de yakın dostu Osman Nuri Ergin’in, -Prof. Dr. Süheyl Ünver Bey ve pek çok arkadaşının da telkinleriyle- iki sene süren çalışmaları sonucunda tahminlerin ötesinde çok hacimli bir eser ortaya çıkmış. O günlerde İstanbul Belediyesi, Muallim Cevdet için bir kadirşinaslık örneği gösterip Osman Nuri Ergin’in hazırladığı eseri yayınlamış. İBB Kütüphane ve Müzeler Müdürlüğü’nün Muallim Cevdet’e vefa göstererek bu çalışmayı yeniden neşretmesi takdire şayan bir davranıştır. Kitabı edindiğiniz zaman göreceksiniz ki Muallim Cevdet bu kısacık haberimizin çok ötesinde bir insan.

Kâmil Büyüker değindi

Güncelleme Tarihi: 14 Aralık 2018, 09:29
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26