Mekke – Medine – Mescid’i Aksa ekseninde yaratılmış Alem-i Sağir’in kendi yokluğuna yolculuğu…
Öyle bir yolculuk ki: vuslat yok olmak demek…
Öyle bir yolculuk ki: yokluk; hakiki varlık demek…
Ey Efendim; Sen ki Varlığın Efendisisin
Varlık Sensin
Sen de yok olmaya talibiz…
Ey Efendim! Sen ki canını onca yakmışken sevdiklerinden ayrılmış olmak;
Sırtını kalbinin sahibinin evine yaslamışken içinde kâinatı yakan bir hüzünle,
Dedin: “Ey Rabbim ! İbrahim’e Halilullah dedin, Musa’ya Kelamullah dedin, İsa’ya Ruhullah dedin;
“Bana ne dedin”

Ve
Sevdiğin Cebrail’i gönderdi, Sen’inle buluşmak için;
Medine’nin Cemali’ni, Mekke’nin Celali’nden; Evi’nin duvar dibinden aldı;
Aksa’daki Mescidi’nden miraçta yanına yükseltti.
Ve Sana
Ey Efendim;
Sana “Habibim” dedi…
“Bana ne dedin” dedin, “Sana Habibim dedim” dedi.
Ey gönlümüzün Sultan’ı,
Ey Kainat’ın Efendisi,
Ey Kainat’ın Varlık Sebebi
Ey Mekke mihrabı, Medine minberi, bütün Arz Mescid-i Aksa’sı olan Zat’ı Güzin,
Ey Yaver-i Ekrem
Huzurunda durmak muradıyla yoldayız…
*
Lebbeyk Allahümme lebbeyk!
Lebbeyke lâ şerîke leke lebbeyk!
İnnel hamde vennîğmete leke vel mülk! Lâ şerîke lek!