Balkan Harbi, tarihimizdeki en önemli harplerden biri. Üzerinde durulması, derin araştırmalara konu olması, bütün boyutlarıyla çalışılması, sorgulanması gerekiyor. Yıllardır yazıları ve konuşmalarıyla hatıratların izini süren İsmail Küçükkılınç, “Balkan Harbi yeteri kadar konuşulmadan I. Dünya Harbinden bahsedilirse havanda su dövülmüş olur. En azından Osmanlı için Balkan Harbi’ni I. Dünya Harbi’nin mukaddimesi olarak görmediğimiz için çok az insan hariç bu konuda ahkâm kesenler I. Dünya Harbi hakkında çuvallamıştır.” diyerek mevzuun bizim için önemini ortaya koyuyor.
Evet, Balkan Harbi'ni anlamadan I. Dünya Savaşı’nı anlamak ham hayalden ibaret olur. Balkan Harbi, Osmanlı’nın harp gücünü, harbe hazırlık yeteneğini, cephedeki ve cephe ardındaki durumunu göstermesi açısından büyük bir laboratuvara benzer. Harp esnasındaki eksikler, askeri sevk ve idare, düşmana karşı üstünlük ya da zaaflar, o zamanki siyasi anlayış, orduyu yönetme kabiliyeti bizim gerçekten ne olduğumuzu ya da olamadığımızı göstermiş bulunmaktadır. Hayallerimizde yaşattığımız Osmanlı gerçeği oradadır.
Bu hatırat, deniz harbi hakkında bizlere önemli şeyler söylüyor
Balkan Harbi için “çok önemli” demiştik. Bu önemine binaen üzerinde maalesef önemli çalışmaların yapılmadığı gibi bir gerçek söz konusu. Yakın tarihimizde en büyük acı tecrübelerin yaşandığı, yürek burkan göçlerin gerçekleştiği, yenilgiyi bütün iliklerimize kadar hissettiğimiz bir harp söz konusu. Geleceğimizi anlamlandırma açısından bütün çıplaklığıyla ortada duran bir vakıa. Bu vakıayı aynel yakin yaşayan birinin, Yüzbaşı Osman Nuri’nin hatıratını okurken bir kez daha sarsılıyoruz. Onca emeğin, gayretin, alın terinin, kanın sonunda yenilgiyi tatmanın derin hüznüyle… Osman Nuri Bey muharebe anındaki askerin gayretini şu satırlarla betimliyor: “Bu muharebelerde batîü’l-imla toplarını süratle doldurabilmek için taretlerinde (gemilerde, tanklarda topun makine bölümünü ve topçuları koruyan zırhlı kule) yarı çıplak bir hâlde soyunarak ve ter yerine kan dökerek düşmanın sürat-i endaht tefevvukunu (Süratli atış üstünlüğü) pazularıyla yenmeğe çalışan fedakâr askerin sönen ümitlerine, hayatlarını istihkar (küçük gören) eden heyet-i zabitanın (subaylar) Limni önünde gömülen emellerine ne kadar acımalıdır. Zavallı donanma!”
Yüzbaşı Osman Nuri’nin Balkan Harbi Hatıratı geçtiğimiz günlerde yayınlandı. Hatıratı babası da emekli bir deniz albayı olan Zeynep Kerman yayına hazırlamış. Dergâh Yayınları da okuyucuyla buluşturdu. Osman Nuri bir deniz yüzbaşısı. Deniz kuvvetlerimizin önemli gemilerinden biri olan Mesudiye Zırhlısı’nda ikinci süvari olarak Balkan Harbi’nde yer alıyor. Şahit olduklarını, başından geçenleri ayrıntılı bir şekilde bu hatırata kaydediyor. Balkan Harbi hakkında yeterince çalışılmadığını belirtmiştik. Bu harbin pek ele alınıp incelenmeyen, üzerinde durulmayan safhalarından biri de deniz harpleri. Haddinden fazla ihmal edilmiş bir konu. İşte Osman Nuri Bey’in hatıratı, deniz harbi hakkında bizlere önemli şeyler söylüyor. Büyük bir dürüstlük ve samimiyetle yazılmış satırlardan deniz gücümüzün eksikliklerini, hatalarını ve üstünlüklerini görüyoruz. Osman Nuri Bey’in güçlü bir üslubu var. Hatıratı okurken seçkin bir edebi metin okuyor gibi oluyoruz. Aynı zamanda onun duygu ve düşüncelerini de hissedebiliyoruz.
Edebi kalitesi yüksek bir hatırat
Hatıratı okurken bir duygu seline kapılmamak mümkün değil. Koca imparatorluğun bir zamanlar kendisinin vilayeti olan yeni yetme devletçikler karşısındaki acziyeti, askerin takdire şayan gayretinin yenilgiyi engelleyememesi ve Balkanların kaybı… Gerçekten üzücü. Osman Nuri, yaşadıklarını anlatırken bazı günler sis ve fırtına dolayısıyla kendilerine ekmek gelmediğini ve kurtlu peksimetleri yemek zorunda kaldıklarını, bazen de peksimetlerdeki kurtları temizledikten sonra peksimetleri suda ıslayarak un haline getirdiklerini ve fırında pişirdiklerini belirtiyor. Hele bir de gemiye kömür çekilmesi. Gemi kömürle çalışıyor. Tonlarca kömür gemideki askerin omzundan geçiyor. Haftalarca sürüyor bu iş. Ve bizim gemilerimiz düşman gemileri yanında sanki hiç hareket etmeyen, yerinde duran gemiler. Düşman gemileri ise son sürat giden, modern teçhizatla dolu… Bütün bu olumsuzlara rağmen askerimiz yılmıyor.
Balkan Harbi Hatıratı, tarihimizin çok acıklı bir kesitini ele alan, bu acıyı bizzat yaşayan Osman Nuri Bey’in gözlemlerinden ve ruh dünyasından süzülen satırlardan oluşuyor. Edebi kalitesi yüksek bir metin aynı zamanda.
Yazarına sonsuz rahmet diliyoruz!...