Neden ince bir ısrarla 'kağıt medeniyeti'?

Orhan Okay Hoca’nın “Kağıt Medeniyeti” kitabı, kültürden kağıda, medeniyete, siyasete ve topluma kadar uzanan özet değiniler toplamı olması hasebiyle ayrıca dikkat çekici..

Neden ince bir ısrarla 'kağıt medeniyeti'?

 

 

M. Orhan Okay Hoca’nın yeni kitabı Kâğıt Medeniyeti’ni okurken insanın aklına, çokça kullanıldığı halde bir türlü eskitilemeyen bir medeniyet aracı olarak ‘kağıt’ geliyor çoklukla ve bundan dolayı da bu isimle yayınlanan bir kitabın bir biçimde usandırıcı bir tekrara düşüp düşmeyeceği yolunda belli belirsiz bir endişe hasıl olabiliyor.

Bununla beraber, hemen hepsi Orhan Okay Hoca’nın muhtelif dergi ve gazetelerde yayınlanan yazılarından meydana gelen bu kitabı, “Kültür”, “Kâğıt Medeniyeti”, “Teknoloji, Siyaset ve Toplum” başlıklarıyla hem bu endişeyi yersiz kılıyor, hem de Orhan Okay Hoca’nın daha fazlasını görüp okumayı dilediğimiz kıymetli yazılarından bir kısmını bir araya toplamak bakımından göz ardı edemeyeceğimiz bir şans eseri haline geliyor.

Bu bakımdan Kâğıt Medeniyeti’ni bir başka eksende Hoca’nın denemeci yanını da ele veren yazınsal bir toplam olarak da görmek mümkün. Zira bu yazılarda yine bir medeniyet kaygısı, yine bir düşünen adam portresi görülse de daha çok bir yazın erinin kalemle ve kağıtla baş başa kaldığında tıpkı kendi kendine söylemesi gibi kağıt ve kalemle giriştiği muhabbetin fısıltılarını duyabiliyoruz.

Dergâh Yayınları arasında kitabın bu önemli tarafı yanında, Hoca’nın kendisinin de engel olamadığı biçimde sergilemiş olduğu bilge edebiyatçı kimliğinin sergilenmesi ise bir başka önem katıyor kitaba. Sözgelimi; “Popüler Edebiyata Dair” başlıklı yazıda Ahmed Mithat Efendi’den yola çıkarak serimlenen popüler edebiyatın kısa tarihine yönelik bilgi oldukça aydınlatıcı bir içerik taşıyor. Deneme tarzının kıvraklıktan öte bilgilendirici bir akıcılıkla uygulandığı bu yazıda Orhan Okay Hoca, sanki de Türk popüler romanının kısa tarihini verircesine bu popüler edebiyatın bir karşılığı, mukabili olarak elit tavırlı seçkinci edebiyatın ortaya çıkışının altını çizerek, zaman içinde roman yazarının ve okurunun birlikte seçicileştiği daha farklı ve düşündürücü bir geri plan hakkında da bilgi vererek çok daha sonra içine girilecek olan popüler edebiyat tartışmaları içinde oylumlu bir alan açıyor.

Medeniyetimize hâlâ ve ısrarla kağıt medeniyeti demeye devam etmek istiyorumOrhan Okay

Kağıt Medeniyeti’ni okurken ilginç bir biçimde kağıt, kalem ve yazı bağlamında okuduğumuz ve belki yeniden okumamız gereken bir çok kitabı da hatırlayabiliyoruz nitekim. Sözgelimi Danimarkalı bilim adamı Johannes Pedersen’in Klasik Yayınları arasında çıkan İslam Dünyasında Kitabın Önemi isimli çalışmasından da söz edebiliriz. “İslam ilim dinidir, her ne kadar bugünki Müslüman coğrafyayı  ‘ortaçağ karanlığı’ olarak tarif edenler var ise de İslam tarihi eksenindeki nice hakikat bu söylemi boşa çıkarmaktadır” diyen Pedersen’in, 10 bölümden oluşan kitabında yer alan bölüm başlıkları bile, Orhan Okay Hoca’nın ‘Kağıt Medeniyeti’ yorumunun bir başka ifadesi gibi okunabilir nitekim. ‘Yazı ve Kitap’, ‘Kur’an ve Arap Edebiyatı’, ‘Kitapların Telifi ve Nakli’, ‘Varrâklar ve Kitapçılar’, ‘Yazı Malzemeleri’, ‘Arapça Yazı ve Hattatlar’, ‘Kitap Resimleme’, ‘Ciltçilik’, ‘Kütüphaneler’, ‘Matbû Kitaplar’ gibi bölüm başlıklarından yola çıkarak İslam’ın kitapla olan ilişkisini inceleyen Pedersen, Batı dünyasındaki önyargılı ezberin aksine dünya Müslümanlarının kitapla kurmuş olduğu ilişkiden sitayişle bahsediyor.

Tıpkı buna benzer, hatta bu yorumu aşarak bütünüyle içselleştirilmiş bir söylem içerisinde Orhan Okay Hoca ise, “Denemeler kitabımın adını ‘Kağıt Medeniyeti’ koyarken belki birçokları için çağımızın bilgisayar çağı olduğunu düşünmedim değil. Bilgisayar, ‘genel ağ’ teriminde kullanıldığı gibi gerçekten bir ağ gibi dünyamızı, belki kainatımızı sarmış. (...) Medeniyetimize hâlâ ve ısrarla kağıt medeniyeti demeye devam etmek istiyorum.” diyerek sanki de Pedersen’in işaret etmiş olduğu Müslüman âlimlerden birinin kağıtla kurmuş olduğu kadim ilişkinin seçkin bir örneğini koyuyor ortaya.

Bu da Peyami Safa’nın, “Kağıt bizim her şeyimizdir. Bütün bilgimizi onunla aldık, gene onunla veriyoruz. Kağıdın aziz delaleti olmasa ne öğrenebilir ne de öğretebilirdik, ne haber alabilir ne verebilirdik. Kağıt, bir medeniyetin derisidir” şeklindeki sözlerini hatırlatıyor bize. İşte Orhan Okay Hoca, yaşamış olduğu zaman içinde kâğıdın etrafında teşekkül eden böylesi bir medeniyetten söz etmekte bize. O kadar ki, bir yandan ‘sanal ortam’ ve ‘bilgisayar çağı’ gibi kavramların hâkim olduğu bir zamanın gerçekliğini kabul ederken, bir yandan da bu gerçeğe rağmen asıl olanı, unutulmaması gerekeni hatırlatmak istercesine kağıda yönelik bir ince ısrarla kendi kişisel seçimini oldukça estetik biçimde ortaya koyabilmekte.

Kültürden kağıda, medeniyete, siyasete ve topluma kadar uzanan özet değiniler toplamı

Öte yandan kitapta, hepimizin yakından bildiği Orhan Okay Hoca’nın sözlü ya da yazılı dil aktarımı konusundaki titiz dilsel zenginliğinin çokça ve özet biçimlerini de görebiliyoruz. O kadar ki, bizim hem ona hem de kendimize daha yakın buluşumuz dolayısıyla daha çok ‘kağıt’tan ve ‘medeniyet’ten söz ederek anlatmaya çalıştığımız bu kitabı da, onun bu dilsel başarısını ortaya koyacak biçimde kültürden kağıda, medeniyete, siyasete ve topluma kadar uzanan özet değiniler toplamı olması hasebiyle de ayrıca dikkat çekici.

Sözgelimi,  ‘Kültür’ başlıklı bölümde ‘kültür ve medeniyet’ kavramlarını ele alan yazılarına yer veren Orhan Okay Hoca; gerek  ‘Kültür’ ve gerekse  ‘Medeniyet’ kavramlarına yönelerek adeta bir kazı yaparcasına bu kavramların Türk düşünce tarihindeki yerlerini işaret ediyor. Kitabın bir başka bölümünü teşkil eden ‘Teknoloji, Siyaset ve Toplum’da ise Orhan Okay Hoca; siyasetten çok ve öte toplum ve teknoloji kavramlarından yola çıkarak ciddi bir münevver tavrıyla, bakmaktan ve yorumlamaktan kendini alamadığı konulara değinerek bir rey beyanı olarak ‘Seçim’ ve bir arayış ve biçim olarak ‘Demokrasi’ kavramları üzerinde kısaca fikirlerini söylüyor.

Bu yazılarda dikkati çeken en önemli husus ise Hoca’nın siyaset üstü bir tavırla ülke ve millet meseleleri konusundaki titiz bakış açısı. Teknoloji egemen bir zamanda siyaset ve toplum algısının almış olduğu şekillere bakarak ‘kültür’ün de giderek bir tüketim nesnesine dönüşüm sürecine girişi hakkındaki yorumları bu anlamda sonradan yapılacak çalışmalar için de yol açıcı bir nitelik taşıyor.

 

 

Şahin Torun yazdı

Güncelleme Tarihi: 20 Mayıs 2016, 11:41
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Aslı
Aslı - 6 yıl Önce

Sitenin ilk zamanlarını hatırladım. Hoş bir çalışma ve üslup.

şahin torun
şahin torun - 6 yıl Önce

ne güzel, ne ince bir yorum bu, teşekkür ederim...

banner19

banner13