Müslüman İngiliz Yazarın Ortadoğu Anıları: Doğu'yla Karşılaşmalar

1875 doğumlu Muhammed Marmaduke Pickthall, ülkesinin vizyonuna uygun olarak, genç yaşlarında Doğu gezisi hayalleri kurmaya başlar. Annesinin desteğiyle kendi imkânlarıyla Ortadoğu’ya gitmenin bir yolunu bulur. Sivil bir karşılaşma ona çok özel avantajlar sağlar. ''Doğu’yla Karşılaşmalar'' bir İngiliz'in Ortadoğu'daki ilk tecrübeleri olması bakımından önemlidir. Kemal Kahraman yazdı.

Müslüman İngiliz Yazarın Ortadoğu Anıları: Doğu'yla Karşılaşmalar

Muhammed Marmaduke Pickthall, İngiliz yazar, araştırmacı, seyyah, düşünür, edebiyatçı. Ama henüz asıl özelliklerine gelmiş değiliz. Adından çıkarım yapılabilir; O Müslüman olmuş, Türk ve Osmanlı dostu bir İngiliz. Yaşadığı dönem; 1875-1936. 19. yüzyılın son çeyreği, 20. yüzyılın neredeyse ilk yarısı.

Viktorya İngilteresi gücünün zirvesinde. Dikkatini Doğudaki büyük rakibine çevirmiş; Osmanlı Devleti. Kraliçe Viktorya’nın sayısal olarak Osmanlı’dan daha fazla Müslüman tebaası var. Ama Hilafet otoritesinin etki alanı siyasi sınırlardan çok daha ötelere uzanıyor. Kraliçe bunu kabul edemiyor. Bu kadim devlet üzerinde tam bir toplum mühendisliği çalışması yapıyor. Siyasetiyle, doğubilimcileriyle, eğitimcileriyle, din adamlarıyla, kiliseleriyle, ajanlarıyla var gücüyle çalışıyor. Bir yandan azınlıkları, farklı etnik grupları ulusçuluk temelinde isyana ve yeni devletler inşa etmeye doğru motive ediyor. Merkezi Osmanlı yönetimine karşı kullanabilecekleri her türlü etnik ve dini potansiyelden faydalanmaya çalışıyor. Öte yandan uluslararası siyasayı Osmanlı aleyhine çevirmek, muhtemel ittifakları önlemek için adım atıyor.

Bunun için çalışma ortamını çoktan hazırlamış; 93 Harbi sonrası Mısır’ın ve Kıbrıs’ın kontrolünü ele geçirerek Ortadoğu’ya iyice sokulmuş. Filistin üzerine, Arap yarımadası, Suriye, Irak üzerine hatta Anadolu üzerine planlar yapıyor. Bu planlara bağlı olarak Ortadoğu coğrafyası, Protestan ve Anglikan misyonerlerden, doğubilimcilerden, seyyah, yazar ve tüccarlardan geçilmiyor. Osmanlı topraklarının her yanında, en küçük merkezlerde bile misyonerlik okulları açılıyor. İngiliz kültüründe Doğu ve Ortadoğu seyahati sıradan bir hadise, aynı zamanda egzotik Doğu’nun keşfi anlamında heyecan uyandıran bir aktivite haline geliyor. Güneş Batmayan İmparatorluk, vatandaşlarını bu yönde ısrarla teşvik ediyor.

Sivil bir karşılaşma ona çok özel avantajlar sağladı

Bu çerçevede genç Pickthall’ın Doğu’ya, Ortadoğu’ya ilgi duyması gayet normaldir. 1875 doğumlu Pickthall da, ülkesinin vizyonuna uygun olarak, genç yaşlarında Doğu gezisi hayalleri kurmaya başlıyor. Bir karşılaştırma gerekirse, ünlü İngiliz ajan Albay Lawrence’in ölüm yılı 1935’tir. Pickthall’ın ölüm yılının 1936 olduğu düşünülürse aralarında 10 küsur yaş fark olmakla beraber (Lawrence 1886 doğumlu) birbirlerinin çağdaşı oldukları açıktır. Üstelik Pickthall’ın da aynı eğitim kurumuna girmek istediği fakat sınavda başarılı olamadığı, olsaydı tıpkı Lawrence gibi “resmi görevli” olarak Ortadoğu’ya gideceği bilinmektedir.

Fakat öyle olmuyor. Sınavda başarılı olamayınca bu defa annesinin desteğiyle kendi imkânlarıyla Ortadoğu’ya gitmenin bir yolunu buluyor. Sivil bir karşılaşma ona çok özel avantajlar sağlıyor. Rahip olan babasından aldığı sağlam dini kültürle Ortadoğu’ya, İncil’in bu kutsal topraklarına daha farklı bakma imkânı buluyor. Emperyal ve snob yaklaşımlardan kendini daha kolay koruyor. Kendini siyasi ve sosyal mühendislik çalışmalarının bir parçası olma mecburiyetinde hissetmiyor.

Pickthall, Doğu'yla Karşılaşmalar kitabının bir yerinde şöyle diyor: “Ve birdenbire zihnim netleşti. Misyonerin uyarılarına daha fazla kulak asmayacaktım. O uyarıların tehdidiyle yüzleşmeye razıydım; bir İngiliz olarak bozulmaya, hatta mahvolmaya. Sanıyorum ifsat işi misyonerler tarafından zaten yapılmıştı. Asla misyoner gibi düşünmeyeceğimi, kendimi bu Doğulu arkadaşlarım karşısında üstün görmeyeceğimi anladım. Eğer bu, yoldan çıkmaksa, ben bitmişim.” (s. 78)

Ortadoğu gezisi sırasında karşılaştığı ilginç olaylar ve gözlemler

Pickthall’ın bütün eserlerinde, romanlarında, seyahat ve düşünce yazılarında bizzat yaşamış olmanın verdiği sağlam gözlem ve tarafsızlık duygusu vardır. Kendini önyargılardan kurtarmakta fazla zorlanmamıştır. Empati yaparak gittiği yerlerdeki insanları anlamaya çalışmıştır. Bu yazımızın asıl konusu olan kitabı, Doğu’yla Karşılaşmalar (Oriental Encounters) ilk tecrübeler olması bakımından önemlidir. Kendisi bir roman ve hikaye yazarı olmakla beraber bu ilk eserinde kurguya yer vermemiştir. İlk Ortadoğu gezisi sırasında karşılaştığı ilginç olaylar ve gözlemleri doğal bir anlatımla okuyucuya sunmaktadır.

Kitabın temel karakteristiği, bölgede yaşayan insanları anlamaya çalışması, kendisini burada dolaşan diğer Avrupalılar ve misyonerler gibi insanların dışında ve üzerinde görmemesidir. Aksine kendi ülkesinden insanlarla karşılaştığında onlara karşı yerli halkı savunmasıdır. Bu yerli halkın içine Müslümanlar girdiği gibi Hıristiyan ve Yahudi Osmanlı vatandaşları da girmektedir. Kitap, Ortadoğu şehirlerinde üç dinin mensuplarının nasıl birlikte yaşadıkları hakkında yeterince ipuçları vermektedir. Ne var ki Pax Ottomana son zamanlarını yaşamaktadır. Yabancılar bölgede farklı planlar peşindedir. Kitabın satır aralarında bunu da hissedebiliyorsunuz. Oysa henüz Sultan II. Abdülhamid devridir ve padişahın tahttan indirilmesine 15 yıl kadar zaman vardır.

Osmanlı’ya yakınlık ve sahiplenme duygusu

Pickthall, Ortadoğu gözlemlerinin kimilerini kurgulayarak hikâye ve roman formatında yayınlamıştır. Kimisini de hatıra olarak yayınlamayı tercih etmiştir. Mesela Harpte Türklerle Birlikte adlı eserinde 1913 yılında İstanbul’a yaptığı geziyi konu ediyor. O bütün gezilerinde Osmanlı varlığına aşina olmuş ve sonuçta Ortadoğu barışının Osmanlı’ya bağlı olduğuna karar vermiştir. Öyle ki Birinci Dünya Savaşı sırasında Londra’da önce Osmanlı’ya karşı savaş ilan edilmemesi gerektiğini söylemiş, bu gerçekleşince Osmanlı’nın toprak bütünlüğünün korunması için mücadele etmiştir. Bu yakınlık ve sahiplenme duygusu belki doğal olarak onun Müslüman olmasına da yol açmıştır. Kendisi, İngilizcedeki en tanınmış Kur’an meallerinden birisini de hazırlamıştır.

Büyüyen Ay Yayınevi, Türk ve Müslüman dostu bu İngiliz Müslüman yazarın ilk eserini Yusuf Yazar’ın Türkçesiyle sunuyor. Şimdiye kadar yazarın Balıkçı Said ve Harpte Türklerle Birlikte adlı eserleriyle bazı makaleleri de Türkçeye kazandırılmıştır. Bir de hakkında biyografi çalışması yapılmıştır.

Muhammed Marmaduke Pickthall, Doğu’yla Karşılaşmalar (1894-1896) Filistin ve Suriye, Çev. Yusuf Yazar, Büyüyen Ay Yayınları

 

Kemal Kahraman

Yayın Tarihi: 22 Aralık 2017 Cuma 11:24 Güncelleme Tarihi: 29 Eylül 2020, 11:06
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
ali hikmet fırat
ali hikmet fırat - 4 yıl Önce

Bu tip eserler reklamları yapılmadığı için meraklıları dışında az okunuyor.BU NA İLAVETEN ŞİMDİ İSMİNİ HATIRLAMADIĞIM BİR MACAR VEYA AVUSTURYALI PROFÖSÖRÜN ABDÜLHAMİD HAN İLE İLGİSİNİ THEDOR HERZ İLE OLAN DURUMLARI VE ORTA ASYAYA 'TÜRKİSTANA' OLANB SEYAHATLERİNİ ANLATAN TÜRKÇEYE ÇEVRİLMİŞ KİTAPDAN DA FAYDALANILACAĞINI TAVSİYE EDERİM..

banner26