Fildişi Kule değil, Fildişi Kuyu!

Öykü ve romanlarından tanıdığımız Nihan Kaya'nın Fildişi Kuyu isimli yeni kitabı, nihayet raflarda yerini aldı.

Fildişi Kule değil, Fildişi Kuyu!

Nihan Kaya'nın Gizli Özne, Türkiye Yazarlar Birliği Öykü Ödülü'nü alan Çatı Katı, Buğu ve Disparöni isimli dört kurmaca eseri bulunmakta. Bu dört eser psikolojik derinliği olan öykü ve romanlardan oluşuyordu. Kaya'nın beşinci kitabı Fildişi Kuyu, öncekilerden farklı olarak, edebiyat, psikoloji ve kadın ekseninde yazılmış bir inceleme. Türk ve dünya edebiyatının eserlerini, bu eserlerin yazarlarının hayatıyla ilişkisini psikolojik açıdan irdeliyor. Kadın unsuru ise kitapta beklenenden daha geride kalmış.

Fildişi kule diye bir şey yok

Kitap önce ismiyle ilgi uyandırıyor. “Fildişi kule diye bir şey yok” diyor yazar. Kaya’ya göre, gerçek sanatçı veya yazar fildişi kule değil, fildişi kuyudan sesleniyor bize. Kule, yazarın toplumu yukarıdan seyrettiğini ima eden bir imge. Kuyu ise Nihan Kaya'nın, yazarın gündelik hayatın akışına kapılırsa, piyasanın taleplerine boyun eğerse, bir anlamda toplumla kaynaşırsa nitelikli eser üretmesinin mümkün olmadığı fikrinin bir tezahürü. Yazar, çoğunluğun durduğu, gündelik hayatın aktığı zeminde değil, kuyuda; zira amacı bunların “derinine” inmek. Kitaba göre edebiyat da psikoloji de tasavvufta olduğu gibi, mananın üzerini örten perdeyi aralamayı hedefliyor. Bu da ancak, “kuyu” simgesiyle temsil edilen dikey hareketle mümkün.

Kaya'nın dikey dediği şey, hayatın, “eşya”nın altında gizli mana. Her sanat eseri gibi edebiyat metninin de dikey ve yatay olmak üzere iki boyutu var. Romanın yatay boyutu, hikâyesinden, olay örgüsünden, kısacası metnin sadece kendisinden ibaret olan “fiziki” kısmı. Ancak her iyi roman, kendisinden daha büyük bir gerçekliğe işaret ediyor. Dolayısıyla bir romanın dikey boyutu da onun “alt-metni”. Kaya'nın estetik ölçüsü de bu alt-metin. Bir romanın alt metni ne kadar zenginse, yani romanın yatay düzleminden dikey yönde ne kadar çok ilerleyebiliyorsanız, o roman sanatsal açıdan o kadar değerli Kaya'ya göre. Fildişi Kuyu, çeşitli öykü, roman ve piyeslerin alt metnini inceliyor bu söylemle birlikte.

Nihan Kaya'nın estetik fikirleri bu yüzden, Marcel Proust'unkiler ile örtüşmekte. Marcel Proust gibi Kaya da gerçekçilik ile sanatın bir arada bulunamayacağını düşünüyor. Fildişi Kuyu, Proust'un, edebiyatın nesneleri değil, onlar vasıtasıyla onların altında yatan bir başka gerçekliği hedef aldığı görüşünü irdeliyor, çoğaltıyor, örneklerle açıklıyor. Dış gerçeklik, iç gerçekliğe ulaşabilmek için bir araçtan ibaret bu görüşe göre. Dolu dolu yaşanabilecek tek hayat, dış hayat değil, hayatın yüzeyinin altındaki ikinci hayat. Edebiyat işte bu ikinci hayatla irtibat imkânı sunuyor insana. Bu yüzden, ateist olan Marcel Proust'un Jung'un din kavramı ile yorumlandığında “edebi bir ermiş” olarak nitelenebileceğini söylüyor Kaya. Edebiyat, felsefe, gerçekten daha gerçek olan ikinci hayatla irtibat sağlamaları açısından dine benziyorlar. Kitabın tasavvufa yaklaşan kimi söylemlerine rağmen tasavvufu, hatta dini hiç konu almaması belki bir eksiklik.

Sanat neden taklit edilemez

Fildişi Kuyu'ya göre, her edebiyat eseri kendi gerçekliğini kendisi yaratıyor ve bu yüzden kendi bütünlüğü içinde değerlendirilmeli. İyi eserdeki her kelime oraya bir nedenle yerleştiriliyor; iyi eserin hiçbir kelimesi rastgele değil. Nihan Kaya ele aldığı bütün eserleri bu yordamla inceliyor.  Yedi ciltlik eseriyle Marcel Proust'tan başka, Frankenstein romanıyla Mary Shelley, “Bebek Evi” öyküsüyle Katherine Mansfield, Kuyucaklı Yusuf romanıyla Sabahattin Ali, Uğultulu Tepeler romanıyla Emily Bronte, Peyami Safa, Halit Ziya, Fildişi Kuyu'nun incelediği yazarlar arasında.

Fildişi Kuyu, Nihan Kaya'nın çoğunlukla İngilizce yazıp yurt dışında yayınladığı makalelerden oluşuyor. Yazıları yazarın kendisinin Türkçeye çevirmesi iyi olmamış; çeviri ara ara tıkanıyor. Kitabın en etkili yazılarından biri, Kaya'nın sanatın statükoyla neden ters düşmek zorunda olduğunu anlattığı, “Aykırı Bir Hareket Olarak Sanat” başlıklı yazı. Kaya'nın bu yazıya benzer bir çalışması, 2008'de Routledge yayınlarından çıkan kolektif bir kitabın ilk bölümü olarak yayınlanmıştı.

Edebiyat ne işe yarar, yazmak ve yaşamak arasındaki tezat nedendir, sanatçının, edebiyatçının toplumla ilişkisi nasıldır, sanat neden taklit edilemez gibi sorulara ilgi duyanlar için Fildişi Kuyu'nun zengin ve doyurucu bir okuma olacağı muhakkak.

 

Meryem Uçar haber verdi

Güncelleme Tarihi: 12 Mayıs 2016, 14:15
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13