banner16

Bir İstanbul hastasının Frankfurt notları

Frankfurt Seyahatnamesi “Bir Gününün Sonunda Arzu” şairinin nesir sahasında ustalığını gösteren metinlerden oluşmaktadır. Tanpınar’ın deyişiyle, “Hâşim’in nesri, onun rüyasıyla hayat arasında atılmış bir köprüdür.” Rasim Kırlak yazdı.

Bir İstanbul hastasının Frankfurt notları


"Sekiz saattir şimendiferdeyim.

Tren boş ve neşesiz.

İçim sıkılıyor."

Frankfurt Seyahatnamesi

Türk Edebiyatı’nın köşe taşlarından sayılan Ahmet Haşim’in şiirleri kadar nesirleri de önemlidir. Onun kendi şiir dünyasında yarattığı his, iklim ve renk cümbüşüne karşın nesirlerinde göze ilk çarpan şey sözü fazla yormaması,  ince ve keskin bir zekânın mahsulü olmalarıdır. Tanpınar’ın deyişiyle, “Hâşim’in nesri, onun rüyasıyla hayat arasında atılmış bir köprüdür.” (Edebiyat Üzerine Makaleler, Dergâh Yayınları, 2000)

Yakup Kadri’nin, Haşim’in eserlerinin özünü oluşturan dikkat ve başkalık yönünü ifade eden şu sözleri önemlidir: “Ahmet Haşim'de mutlaka bizim bildiğimiz beş duyudan en az bir iki tane fazlası vardı. Çünkü gözleri bir manzarada bizim görmediğimiz şeyleri görüyordu. Çünkü burnu bir çiçekten bizim alamadığımız kokuları alıyordu. Çünkü kulakları bizim cansız ve sessiz sandığımız şeylerden ses alıp dinlemesini biliyordu.” (Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Ahmet Haşim, İletişim Yayınları, 2016)

Rüzgârlı, karanlık bir sonbahar gecesinde yola düşer

Frankfurt Seyahatnamesi “Bir Gününün Sonunda Arzu” şairinin nesir sahasında ustalığını gösteren metinlerden oluşmaktadır. Böbrek rahatsızlığı sebebiyle tedavi olmak için İhsan Rıfat ve Fazıl Şerafettin (Bürge)’nin önerileriyle mütehassıs Prof. Volhard’ı görmek üzere 1932 yılının “rüzgârlı, karanlık bir sonbahar gecesinde” Sirkeci’den ayrılan bir trenle Frankfurt’un yolunu tutar. Frankfurt’da Volhard’ın kliniğinde tedavi görür. Tedavinin sonunda memlekete döner ve Frankfurt’a dair izlenimlerini içeren yazılarını Milliyet gazetesinde, Mülkiye ve Şehir’de tefrika etmeye başlar. Bu yazıları Ahmet Haşim, ölümünden kısa bir süre önce, Frankfurt Seyahatnamesi adıyla kitaplaştırır.

Ahmet Haşim, seyahatnamesine yazdığı “Harikulâde” başlıklı mukaddimede seyahatname okumanın tadını öteden beri bildiğini, insanın seyahate çıkmasının nedeninin ise; “insan, hayatının tatsızlığından ve etrafında görüp bıktığı şeylerin o yorucu aleladeliğinden bir müddet kurtulabilmek ümidi…” olduğunu söyler. Ve seyahati “harikulâdelikler avı” olarak niteler. Harikulâdenin de birkaç alelâdenin bir araya gelmesinden oluştuğunu ve bunu hayal yaratıcısı şairin her zaman yaptığını bu bakımdan şair ve seyyahın akraba olduğu ve seyahatnamenin şiir kitabının kardeşi olduğunu söyler. Ahmet Haşim, öteden beri bildiği ve yabancısı olmadığı bu âlem karşısında “dıştan ziyade içten bahseden bu renksiz ve vak’asız” esere “seyahatname” ismini vermekle okuyucuyu aldatmaktan korkmaktadır.

Bir gece yarısı Sirkeci’den başlayan bu yolculuk Haşim’in yol boyunca gördüklerini ve bunların kendinde bıraktığı intibaları anlatmasıyla devam eder. Şair geceyi anlatır ve gecenin içerisinde seyyahın kimliğini arar. Vagonda bir sinekle girdiği mücadeleyi ve nasıl pes ettiğini, iç sıkıntısını anlatır. Almanya’ya vardığında ise bu Almanya, fotoğraf makinesiyle çekilmiş bir Almanya değil bir çift gözün gerisindeki Almanya’dır. Kısacası Frankfurt Seyahatnamesi; Haşim’in tecrübelerini, gözlemlerini, hayretlerini ve yer yer tespitlerini içeren dili şiirin kapısını çalan metinlerden oluşmaktadır.

Yeni baskıya iki yazı daha eklenmiş

Frankfurt Seyahatnamesi’nin ilk basıldığı günden itibaren günümüze kadar birçok baskısı yapıldı ve okuyucunun eline farklı yayınevlerinin adıyla ulaştı. Şimdilerde ise Kırmızı Kedi Yayınları arasından yeni bir baskısı çıktı. Bu yeni baskı kapak, kâğıt, düzen ve içerik açısından diğer baskılardan farklı. Önceki baskılarda yer alan 21 yazıya ek olarak Haşim’in eserin ilk baskısına almadığı ve diğer baskılarda da yer almamış Mülkiye’de yayımlanan “Milletleri Sevmek ve Beğenmek” ve “Falcı” başlıklı iki yazı da eklenmiş. İlk baskı ile tefrika arasındaki farklılıklar dipnotlarla gösterilmiş. Metin içinde ismi geçen şahıslar hakkında da dipnot olarak kısa bilgiler verilmiş. Artık bugünün okuru için muamma olan kelimeler anlamlarıyla birlikte kitabın sonunda “Sözlükçe” kısmında verilmiş. Bu baskının dikkat çeken bir başka özelliği ise 1865-1935 yılları arasındaki Frankfurt’u yansıtan 29 fotoğrafın kitabın muhtelif yerlerine yerleştirilmesidir. Bu fotoğraflar, hem görsel bir şölen sağlıyor hem de Haşim’in Frankfurt’unu bir de fotoğraflar üzerinden okumaya davet ediyor. Şaban Özdemir tarafından hazırlanan bu yeni baskı Ahmet Haşim’in daha iyi anlaşılmasını ve onun eserlerinin geniş bir kitleye ulaşmasını amaçlıyor.

Rasim Kırlak

Güncelleme Tarihi: 28 Ağustos 2018, 16:54
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Serhat Pir
Serhat Pir - 3 hafta Önce

Nefis bir yazı olmuş.Tebrikler.

banner8
SIRADAKİ HABER

banner7

banner6