Son nefesin vaadi: “Savaş bitti”

"Bu savaş size ne vaat ederse etsin, size ne temin ederse etsin, emin olabilirsiniz ki sona erdiğinde elinizde kalmayacak." Muhammed Emin Avcı yazdı.

Son nefesin vaadi: “Savaş bitti”

“Dünyaya gelmek, bir saldırıya uğramaktır. Doğan bebek, havanın ciğerlerine olan saldırısının verdiği acıyla haykırır. Soğuk saldırır bize, sıcak saldırır. Açlığın, hastalığın, korkunun saldırılarını savuşturma yoluyla yaşarız, hayatta kalırız. Yaşıyor olmak, savaşıyor olmaktan başka bir şey değildir. Bir gün son nefesimizi verdiğimizde bize yapılan ilk saldırıyı tamamen püskürtmüş oluruz. Savaş bitmiştir.”

İsmet Özel, Waldo Sen Neden Burada Değilsin isimli kitabına yukarıdaki pasajla başlıyor. Hayat, kısaca, bir savaştır. Ve savaş ancak son nefesimizle nihayete erecektir. Şairin kendi şah eserleri içinde saydığı “Savaş Bitti” şiirinin son dizesini hatırlayın: “Savaş bitti koynum boş.”

Şiir, şairin kendinin farkına vardığı zamanlarla başlıyor. Mantık, idrak, hafıza... Bu yeni yeten farkındalığı ne olarak tanımlayacağını bilemiyor henüz. Ama emin olduğu bir şey var o da kendini bilmesi ile sevgilinin koynuna kaçmasının olduğu. Ne vakit bakıyor savaş bitmiş, koynunu boş buluyor.

Yakın, uzak birçok insanın defin işlemine tanık oldum. Savaşı bitmiş, istirahate konulan kimsenin ne elini ne koynunu dolu görmedim. Kimisi için kefen bile nasip olmamıştı. Bu savaş size ne vaat ederse etsin, size ne temin ederse etsin emin olabilirsiniz ki sona erdiğinde elinizde kalmayacak.

“Savaş” Türk Dil Kurumu Sözlüğü’nde şöyle de karşılık buluyor: “3. İsim: Bir şeyi ortadan kaldırmak, yok etmek amacıyla girişilen mücadele”. Peki ya neyi yok etmek istiyoruz yaşarken? Giriştiğimiz mücadele kiminle? Savaşırken bunun ayrımında mıyız? Bir bilinçle mi savaşıyoruz? Yoksa sonunda koynumuzun boş kalacağı bu savaşın kendisini mi gaye bellemişiz?

Neyi yok etmek istediğimiz bir yana sonunda yok olan belli. Hayatımız, bize şu yeryüzünde tanınan süre yok oluyor bu savaş bittiğinde. Giriştiğimiz mücadele elbette kendimizle. Anne Sexton’ın “İç Savaş” şiirinde dediği gibi: “İkiye ayrılırım / Ama ele geçireceğim kendimi.” Bu bir iç savaş. İçte başlayıp içte biten kazananın ve kaybedenin aynı olduğu bir savaş. Hangi “ben” kazanacak bu savaşı? İlkel bir ben mi yahut kâmil bir ben mi?

Bir insanın kâmil olan benliği savaşı erkenden kazanırsa ne olur? Bunu da Yunus Emre’den öğreniyoruz: “Beni sorma bana bende değilem / Suretim boş yürür tondan içeru”. Bu şüphesiz ölmeden evvel ölerek ulaşılabilecek bir sır. Ve erişenlerin sırları berk. O sırra eremeyen bizlerin savaşmaktan başkaca çaresi yok. Öyleyse şaire uyalım:

“ben öyle bilirim ki yaşamak

 berrak bir gökte çocuklar aşkına savaşmaktır.”

Muhammed Emin Avcı

Yayın Tarihi: 29 Kasım 2021 Pazartesi 10:00 Güncelleme Tarihi: 29 Kasım 2021, 12:40
banner25
YORUM EKLE

banner26