Gücü arttıkça şükrü artan

"İnsanoğlu kimi zaman kendini çaresiz, değersiz ve yalnız hisseder ama bazı zamanlar olur ki bu kötü hisler güç, azamet ve yüceliğe evrilir. Kur’an-ı Kerim’de her iki durum için de örnekler vardır." Ceyda Betül Çiftçi yazdı.

Gücü arttıkça şükrü artan

Güç elde etme ve hükmetme, insanoğlunda doğuştan var olan bir gayedir fakat insan genelde bu güç ile ne yapacağını bilemez ve çoğu zaman Allah’ın istemeyeceği yönde tasarruflarda bulunur. Bu sebeple Allah Teâlâ insanoğluna kılavuz olması için gönderdiği mukaddes kitabında bu tür durumlarda insanın ne yapacağını bildirmek amacıyla rehberlik edecek örnekler göstermiştir. Süleyman (Aleyhisselam) güç ve imanın bir arada bulunabileceğinin en büyük örneğidir.

Hükümranlık denince akla ilk gelenlerden biri hiç şüphesiz Süleyman’dır  Beni İsrail topraklarında hüküm süren ve aynı zamanda çeşitli nimetlerle donatılmış olan bu peygamber yine kendisi gibi peygamber olan Davud’un  oğlu ve varisidir. Hem peygamber hem de devlet başkanı olmasının yanı sıra Kur’an-ı Kerim’de de geçtiği üzere salih, keskin zekâlı ve hikmetli bir kul olmak gibi yaratılıştan gelen birçok hasleti vardır.

Bir de Rabbi'nden niyaz ettiği bazı özellikleri vardır ki Kur’an-ı Kerim’de Süleyman peygamberin niyazları ve Allah Teâlâ’nın ona ihsan ettiği nimetler şu şekilde geçmektedir: “‘Rabbim! Beni bağışla, bana benden sonra kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlık ver. Şüphesiz Sen daima bağışta bulunansın.’ Bunun üzerine biz de istediği yere onun emriyle kolayca giden rüzgârı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğer yaratıkları emrine verdik. İşte bu bizim bağışımızdır ister ver ister elinde tut.”1  Bu bağış neticesinde Süleyman  kimsede bulunmayan nimetleri elde etmiştir. Ona verilen nimetlerden biri de kuş dilidir. Cinler ve diğer birtakım mahluklar, Süleyman peygamberin emrine âmâdedir.

Süleyman peygamberin Allah’tan bu tür nimetleri istemesi siyasî iktidar anlamında değil, bir peygamber olarak yalnız kendisine mahsus olmak üzere mucize gerçekleştirme gücü talep etmesi anlamındadır. Nitekim peygamberlerin peygamberlik iddiaları mucizeler ile Allah tarafından teyit edilmektedir. Bu sebeple Süleyman’ın  kimsede olmayan nimetler talep etmesi mucizelerini izhar etmesini istemesinden kaynaklanmaktadır.

Süleyman peygamberden ne zaman bahsedilse karıncanın da onunla birlikte zikredilmesi dikkatimizi celbetmesi gereken hoş bir ikilidir. Süleyman  büyüklük, gösteriş ve ihtişamın sembolüyken karınca acziyet ve tezellülün simgesidir. Nitekim Neml Suresi’nde bu durum şöyle ifade edilmektedir: “Bir zaman cinlerden, insanlardan ve kuşlardan oluşan orduları Süleyman’ın emrinde toplanmış, birlikte sevk ve idare ediliyordu. Nihayet karınca vadisine geldiklerinde, bir karınca şöyle dedi: ‘Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin; aman, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin!’ Onun bu sözünden dolayı Süleyman neşeyle gülümsedi ve ‘Ey Rabbim!’ dedi, ‘Gerek bana gerekse anne babama verdiğin nimete şükretmeye ve hoşnut olacağın iyi işler yapmaya beni muvaffak kıl. Rahmetinle beni iyi kullarının arasına kat!’”2

Neml Suresi’nde geçen bu ayetler bizlere, bahşedilen güç ve nimetlere karşı insanın nasıl bir tavırda olması gerektiğini gösteren en büyük örneklerdendir. Yine Süleyman peygamberin duasında anne babası adına da şükürde bulunması, kulun sadece kendisinde bulunan nimetler için değil umumî-hususî bütün nimetler için şükretmesi gerektiğini gösterir. Bu doğrultuda Ali’nin  “Size, nimetin bir kısmı ulaşınca az şükretmekten dolayı tamamını kaçırmayın.” sözü de bizler için Süleyman’ın  duasını anlama noktasında örneklik teşkil eder.

İyi işler yapmaya muvaffak olma isteği, Allah Teâlâ’nın rahmetini celbedecek amelleri talep etmekle birlikte gazaplanacağı işlerden uzak durmayı da beraberinde getirir. Hayra muvaffak olma sadece Allah’ın inayeti ile olacağından insan devamlı olarak bu duada ısrarcı olmalıdır. Duada geçen iyi kullarla bir arada olmak ise dünyada salihlerle birlikte olmak anlamına geldiği gibi cennette de birlikte olma yani hüsn-ü hatimeye ulaşma anlamını da kapsar.

İnsanoğlu kimi zaman kendini çaresiz, değersiz ve yalnız hisseder ama bazı zamanlar olur ki bu kötü hisler güç, azamet ve yüceliğe evrilir. Kur’an-ı Kerim’de her iki durum için de örnekler vardır. Süleyman peygamberin hayatı ve duası da bizlere insanın güç ve ihtişam içinde bulunduğu durumlarda nasıl bir yol izlemesi gerektiğini gösteren en güzel örnektir. 

Bizlere düşen sadece yalnızlık ve çaresizlik hâlinde değil, nimetlere mazhar olduğumuz vakitlerde de Süleyman  gibi Allah’ı anmak ve güzel bir sona erişmek için daha iyilerini talep etmektir.

Ceyda Betül Çiftçi

Hüma Dergisi, Sayı:15

Dipnot:

1 Sâd Suresi, 35-39

2 Neml Suresi, 17-19

Yayın Tarihi: 20 Haziran 2022 Pazartesi 14:00
YORUM EKLE

banner19

banner36