Yüz ifademiz içimizden geçenin tercümanıdır

Kur’an, göz aydınlığının yanı sıra, hain bakışı, korkulu bakışı, yukarıdan bakan tavrı, çok değişik ayetlerle defalarca örnek gösterir. Şadi Eren'in 'Kur’an Işığında Beden Dili' kitabında böylesi zengin örneklere dair, detayları yakalamanız zor olmayacak. Meral Afacan Bayrak yazdı.

Yüz ifademiz içimizden geçenin tercümanıdır

 

 

Kalbimizde ne varsa, dilimize vuran yine odur. Dilimizin ne söylediği hiç önemli değildir. Joe NavvaroBeden Dili” adlı kitabında, “Muhatabınız sizi samimi seviyorsa, sizi gördüğünde kaşlarını kaldırarak içten bir sesle size yönelir.” diyor. Yani yüz ifademiz, hareketlerimiz içimizden geçenin tercümanıdır. İnsan kalbi, İbn Mâce, Sünen Mukaddime’sinde, “bir ağacın dalından sarkan ince bir ipin ucundaki tüy”e benzetilir. Bize, şahsiyetimize ait kodlara, yüzümüzdeki jest ve mimiklere bakarak kolayca ulaşılabilir.

Kur’an, göz aydınlığının yanı sıra, hain bakışı, korkulu bakışı, yukarıdan bakan tavrı, zelil bakışı, büyülenmiş bakışı çok değişik ayetlerle defalarca örnek gösterir. Bu mühim çalışmada, böylesi zengin örneklere dair, detayları yakalamanız zor olmayacak. Sese vurulan mühürden, korkudan sesin kısılmasına kadar birçok alt başlık ile okuru bilgilendirecek mahiyette bir kitap olan “Kur’an Işığında Beden Dili”, Nesil Yayıncılık’tan okura sesleniyor.

Herkes kendi hal ve mizacına göre amel eder

“Konuyla ilgili başka eser var mı?” diye soranlara beden dilini en iyi çözmüş ve bu konuda hayli iddialı isim, Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın “Marifetname” adlı eseridir. “Pekâlâ, bu eser bizi ne kadar bağlar?” diye soracak olursak, Prof. Dr. Şadi Eren’in bu kitaptaki ifadesine göre; bağlayıcılıktan ziyade bize insanlar hakkında fikir verebilecek klavuz olabilecek bir eserdir. Yakın zamanda neşredilmiş bu eserlerden biri de, araştırmacı Necati Kara’nın “Kur’an’da Beden Dili”dir.

Ses tonu, jest ve mimiklerin yanı sıra, ilk intibada kılık-kıyafet çok mühimdir. İlm-i kıyafet denilen bir ilim vardı eskiden. Hatta “Kıyafetname”ler hazırlanırdı. Kıyafetnamelerin amacı ise, kişinin yaşadığı toplumdaki yeri, konumu, hangi dine, mezhebe mensup olduğu, neşeli ya da üzüntülü olduğunu saptamak içindi.

Hamdi Yazır, “Hak Dini Kur’an Dili”ne göre, “Herkes kendi hal ve mizacına göre amel eder.” (İsra Suresi, 17:84) destekleyen bir açıklamadır bu. Fıtrat esas alınmıştır.

Beden dilinin iki kaynağına değinmiştir yazar bu kitabında: kalıtım ve kültür.

Aslolan fıtrattır

Peygamber Efendimiz’in yine bu hali özetleyen hadisi bize ışık tutar: “Her çocuk fıtrat üzere doğar. Sonra anne babası onu Hıristiyan, Yahudi, Mecusî yapar.” (Buharî) Hamurunda iyilik, güzellik barındıran çocuk, içinde yaşadığı ailenin, toplumun, din ve törenin, kanunların hangisi daha baskınsa onunla yoğrulup, şekillenecek. Yazara göre; bazı insanlar bu baskın olma haline rağmen varolana, akıntıya kürek çeker. Toplumu şekillendirecek kadar net şahsiyetlidirler. Voralan değerler, bedenimizi kuşatır.

Kitaba göre, beden dilinin tercümesi, baş hareketlerinden, başı öne eğmesinden, saçın beyazlığından okunabilir. Ayrıca yüzün de dili vardır. Yüzdeki öfke, ışık, karanlık dikkatli bakılırsa gözlenebilir. Küçümseyici tavır, yüzün zilleti, yüzün hoşnutsuzluğunu anlamak/okumak mümkün.

Kur’an’da münafığın tanımı çeşitli ayetlerle yapılmıştır. Konuştuğunda yalan söyleyen, vaadini yerine getirmeyen, emanete hıyanet eden, düşman olduğunda zulmeden, kalbi hastalıklı insan tipidir. Yazar ayrıca, Kur’an’da “şehir münafıkları”ndan bahsedildiğini haber veriyor bizlere. Özellikle Tevbe Suresi’nde (9:101) bahsi geçen; takiyye yapan, kaypak, inatçı, her meselede zeytinyağı gibi suyun üzerine çıkmayı başaran tiplerdir bunlar.

Renklerin de dili vardır

Peki, ya yorgun göz nasıl tanımlanmış diye düşündüğümüzde Mülk Suresi (67:3-4) imdadımıza yetişecektir: “Haydi, gözünü çevir bak! Bir çatlak görüyor musun? Sonra bir daha, bir daha bak. Göz bitkin bir halde zelil olarak sana dönecektir.

“Bazı milletler bizden üstün, zengin, kuvvetli, üstelik gayrimüslim oldukları halde niye böyle?” diyenler olur. Böyle düşünen kimseleri Kur’an, anlaşılır bir biçimde Hicr Suresi’nde ikaz ediyor: “Sakın onların bir kısmına verdiğimiz geçici şeylere heveslenip göz dikeyim deme.” Bir imtihan sebebi olarak verilenler, alınanlar dengesi bir Müslüman için kazanımlar olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bazı ayetlerde, özellikle Bakara (2:138)’da, “renklerin dili”yle seslenilmiştir diyor yazar: “Sen Allah’ın boyasına bak! Daha güzel boya kimin olabilir?

Ayrıca, kuşdilinden, karga dilinden (güzel bir kıssa eşliğinde) bahseden ayetlerden söz açar Prof. Dr. Şadi Eren: “Kur’an, tüm insanlığa rehber bir kitaptır. O, semavî bir sofradır ve muhatap olan herkesin bu sofradan bir payı vardır.”

 

 

Meral Afacan Bayrak okudu, anlattı.

Güncelleme Tarihi: 19 Mayıs 2016, 17:04
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13