Meydan-ı şehadette Allah yoluna revan

'Osmanlı Padişahlarında Hz. Peygamber (s.a.s) Sevgisi' kitabında, Peygamber ocağı olarak anılan ordunun cenk meydanlarında teşvik ettiricisi mehtere de değiniliyor. Ahmed Sadreddin yazdı..

Meydan-ı şehadette Allah yoluna revan

Üç kıtaya yayılan ve İslam’a açtığı bölgelerde adaletle hükmeden Osmanlılar’ın, devleti bina ettikleri temelin yapı taşlarından başlıcası Hz. Peygamber Efendimiz’e (s.a.s) duyulan muhabbettir. Hayatları ve saltanatları boyunca bu muhabbeti arttırarak sürdürme gayretlerini anlatan bir kitap Nefes Yayınları'ndan çıkan “Osmanlı Padişahlarında Hz. Peygamber (s.a.s) Sevgisi”.

Osmanlı Devleti'nin padişahlarının Hz. Peygamber Efendimiz’e olan muhabbetlerini izhar eden faaliyetlerini anlatan kitapta, Peygamber ocağı olarak anılan ordunun cenk meydanlarında teşvik ettiricisi mehtere de değiniliyor.

Mehter, Farsça kökenli bir kelime. Daha büyük, en büyük manalarına gelen “mih-ter” kelimesi söylene söylene mehter oluvermiş. Özel isim olarak ise mehter, Türk devlet tecrübesinin şahikası Osmanlı Devleti ordusunun tabir-i caizse itici gücü olan bir yüksek müzik kurumudur.

Fetihten sonra Demirkapı’daki nevbethane kuruldu

Mehter, gâzâ meydanında çarpışmalar başladığında askerin cesaretini artırmak ve düşmanın dizlerini titretmek için daha yüksek bir sesle çalar ve hususiyetle kale muhasaralarında düşmanı uyutmaz, sabaha kadar çalmaya devam edermiş. Mehter takımı, ordu geri çekilirken veya bozguna uğradığında da görevini sürdürür, en son birlik geri çekilmeden yerini terketmez imiş.

Osmanlı mehterhane teşkilatının kuruluşu hakkında kesin bilgi olmadığı söylenmekle birlikte; Anadolu Selçuklu Sultanı’nın Osman Gazi Hazretlerine hakimiyet sembolü olarak, tabl-u alem gönderilmesiyle başlatıldığı şeklinde yaygın rivayetler bulunmakta.

Mehter teşkilatında ilk ciddi gelişmenin Fatih Sultan Mehmed döneminde gerçekleştiğini söyler tarihçiler. O gelişme şudur; Fatih Sultan Mehmed Han Hazretleri fetihten sonra Demirkapı’daki nevbethaneyi kurdurur, bunun yanısıra Eyüp, Kasımpaşa, Galata, Tophane, Beşiktaş, Rumelihisarı, Yeniköy, Üsküdar ve Yedikule’de seher vaktinde ve öğle ile yatsı namazlarından sonra günde üç kez nevbet çalışmasını emreder.

Osmanlı padişahları mehtere ayrı bir önem göstermiş. Özellikle 3. Selim Han Hazretleri, ayrıntılarıyla dahi bizzat meşgul olarak, Galata Kulesi ve Demirkapı nevbethânelerine ilk kez kös koyduran sultan olmuş.

Tamamıyla özgün ve milli bir müzik olan mehter musikısi, canlı ve hareketli nağmeleriyle, askerlerin maneviyatı üzerinde son derece etkili olmuş ve Osmanlı ordusunun zaferlerinde büyük rol oynamış. Kadim zamanlardan günümüze kalan mehter havalarının eskileri 16. yüzyılda yapılan besteler. Bu eserleri besteleyen sanatçılar arasında önde gelenleri ise, Hasan Can Çelebi, Emir-i Hac, II. Gazi Giray Han ve Sultan 4. Murad Han Hazretleridir.

Bugün mehter müziği icra eden topluluklar arasında layık-ı vechile vazifesini yerine getiren ve orjinaline en yakın bir şekilde sunan grup, Kültür Bakanlığı bünyesindeki İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu. Topluluk geçtiğimiz aylarda, Kudüs-ü Şerif'te sanatlarını icra ettiler. Allahu âlem, çevredeki istilacı Yahudiler inceden inceye içlerinde bir korku duymuşlardır.

Mehterin niyazı gülbank

Mehter icrasının nihayetinde, mehterbaşı bir gülbank okur. Bu gülbank Devlet-i Aliyye'nin devamını, ordunu muzafferiyetini ve sultanın sıhhat ve selametle nice yıllar muammer olmaklığını dileyen, kendi içinde kafiyeli dua türüdür. Gülbankın aslı tekkelerde ayinlerde okunur ve orduya da çeşitli düzenlemelerle buradan intikal etmiştir. Mehterin okuduğu iki tür gülbank vardır. Biri eyyam-ı âdiye gülbangı, yani normal günlerde okunan gülbank. Diğeri ise cenk gülbangı. Aralarında, normal vakitler ve cenk vakitlerindeki kadar fark var. Pek normal günlerden geçmediğimizden ötürü, teberrüken aşağıya alacağım gülbank, cenk gülbangı.

Cenk gülbangı

Eûzübillah, eûzübillah

Hüdâya şükr-i biêhad, Lâilahe illallah

El Melîkü’l-Hakku’l-Mübîn

Muhammedü’n Resûlilah-i sadıku’l va’dü’l-emin

İnna fetahnâ leke fethan mübinâ ve yensurakallahu nasran azîzâ

 

Ey Pâdişah-ı hâlifetullah, el İslâmü aleyke avnullah

Sensin hâris-i dîn-i mübîn, hâris-i şeriatullah

Uğrun açık olsun ey Padişahım, ömr-i ikbalin mezid

Hüda kılıcın keskin eylesin, nur-ı satvetini gün gibi bedîd

İşte furkan-ı adalet, işte seyf-i şeriat, tâhtegân-ı mülkünü eylesin tâ yevm-i haşre kadar medîd

Rûh-ı pâk-i fahr-i âlemi hoşnud ettin, Hakk gazâ-i ekberin etsin mübarek ve saîd

 

Eli kan, kılıncı kan, sinesi üryan, ciğeri püryân, meydan-ı şehadette Allah yoluna revan

Şüheda-i gazâya Hak görünür ayân

Kahrımız, gazabımız düşmana ziyân. Ya Rahman.

Hâtem-i enbiyâ, Peygamberimiz Cenab-ı Ahmed-i Mahmûd u Muhammed Mustafa

Al-i evlâd-ı resûl-i müctebâ, imdad-ı rûhaniyyetine

Bil cümle âlem-i İslâm’ın sıhhat-ü selâmetine

Ebü’l-feth ve’l –meğazi Fatih Sultan Mehmed Han Hazretleri’nin avn u inayetine

Devletimizin bekâ-u temadisine

Ordularımızın devam-ı muzafferiyetine

Üçler, yediler, kırklar, göçenler demine devranına hû diyelim hûuuu…

 

 

 

Ahmed Sadreddin yazdı

Yayın Tarihi: 24 Haziran 2014 Salı 14:29 Güncelleme Tarihi: 05 Mayıs 2017, 12:54
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner26