banner16

Kurban bayramı yaklaşırken dikkat etmeli

Vaktiyle Kurban kesimi için hazırlanan çukurların başına buhurdanlıklar konur; kan kokusunu bastırması için etrafa güzel kokuların yayılması sağlanırmış.

Kurban bayramı yaklaşırken dikkat etmeli

 

Evet, bir vakitler bizim dolaştığımız sokaklarda başkaları dolaşırken, diyelim yüz elli, iki yüz sene evvel… Zilhicce ayı yaklaşmaya başladığında o başka insanlar, başka başka hazırlıklar içine girerlermiş. Mesela ileri gelenler, hali vakti yerinde olanlar kurbanlarını erkenden satın almaya başlarlarmış. Evin beyine, eşine, çocuklarına, vefat etmiş aile büyüklerine, kısaca ailenin her ferdine şöyle göz dolduran birer koyun alınırmış.

Hayvan alınırken, fiyatından evvel üzerinde titizlenilen konular varmış; dişi olmasın, boynuzları kırık olmasın, gözleri sağlam, organları tam olsun. Bu hassasiyetle alınan kurban, vaktin konaklarının ahır kısımlarında beslenmeye başlamadan evvel, yıkanır, tüyleri taranır, boynuzları zeytinyağı ile yağlanırmış. Kurbanlıkların temiz otlar üzerinde yatırılması da çok dikkat edilen bir hususmuş.

İlk kurbanlar arife günü, ölmüşler için kesilmeye başlanırmış

Kurban kesimi için hazırlanan çukurların başına buhurdanlıklar konur; kan kokusunu bastırması için etrafa güzel kokuların yayılması sağlanırmış. Karıncayı incitmekten çekinen insanlar, kurbanlarını kendileri keserlermiş. Belli ki, Kurban’da gözden kaçırmadıkları incelikler varmış! Kurbanın gözleri, önceden sırf bu iş için hazırlanmış özel, tertemiz kumaşlarla bağlanır; ilk kurbanlar arife günü, ölmüşler için kesilmeye başlanırmış. Arife günü kesilen bu kurbanlardan hane halkı yemez, tüm et fakir fukaraya dağıtılırmış.

Bayram günü kesilen kurban etleri üç parçaya bölünür; bir parça eve, diğer iki parça da talebelere, asker, dul ve yetimlere, bekçi ya da tulumbacılara dağıtılırmış. Kesim işi bittikten sonra, hane sahibi iki rekat şükür namazı kılar, ardından asıl bayramlaşmaya geçilirmiş. Bayram süresince, gerek kendileri, gerek de misafiri çokça et tüketen hane sahipleri, sindirim sistemlerini rahatlatmak amacıyla sofralarında mutlaka turunç reçeli bulundururlarmış. Bütün bunları sayın Mustafa Armağan’dan dinlemiştim. Aklımda kalanlar bu kadar.

O vakitler, değil sadece kurbana, can taşıyana saygı ve merhamet sanırım nüfusa oranla biraz daha fazlaymış. Haydi, şimdi biraz daha günümüze yaklaşalım…Şayan Hanım ve kızı Münife

Bir fareye zeytinyağıyla on gün masaj

40’lı senelerin sonları, İstanbul Bakırköy’de eski bir köşk… Şayan Hanım bir kış günü bahçedeki odunluktan odun alırken, içlerinden bir tanesini elinden düşürür. Düşen odunu almak için uzandığında ne görsün, yerde yaralı bir fare yatmakta! Odun farenin üzerine düşmüş ve bacağını kırmıştır. Hayvanı can acısıyla kıvranarak yatıyor görünce o kadar üzülür ki, masmavi gözleri yaşlarla dolu olarak eve koşar.

Kızına; “Nevzat, ben böyle böyle bir iş yaptım” diye anlatır. Kızı Nevzat Hanım, çoğumuz gibi, “İyi anne, atarız gider” der. Şayan Hanım asla kabul etmez. Hemen odasına koşar, bez parçaları alır. Kibrit çöplerini ve bir tasa koyduğu zeytinyağını da alıp tekrar odunluğa koşar. Damadı Nuri Bey, eşine “Valide Hanıma söyle lütfen, çocuklar veba olursa ne yaparız” diye endişesini dile getirir ama nafile! Şayan Hanım odunluğa gittiğinde fare olduğu yerde kımıldamadan yatıyordur.

Bu arada unutmadan yazayım; kış olduğu için fare üşümesin diye zeytinyağını ocakta biraz ısıtır. Farenin kırık bacağına on gün süreyle, her sabah ve her akşam zeytinyağı sürerek masaj yapar. Sonra her gün yeniden kibrit çöplerini bez parçasıyla farenin bacağına destek yaparak bağlar ve kırığın kaynamasını bekler. Tabii, peynir, süt ve su ikramları da yapılmaktadır fareye…

Sonunda bir akşam Şayan Hanım, hadisenin başından beri kendisine yardım etmekte olan torunu İnci’ye; “Bu gece bacağını bağlamayalım. İyileştiyse gitsin” der. Son kez zeytinyağlı masajını yapar ve odunluktan çıkarlar. Sabah geldiklerinde farenin gitmiş olduğunu görürler. Şayan Hanım yaptığı bu işe hayret edenlere çok basit bir cevap verirmiş: “Can taşıyor!”

“Allah’ım” dedim, “Çabuk al ahtapotun canını…”

Geçmiş, akla geliyorsa aslında geçmemiştir. Zaman, zannımızda aldığı şekil itibarıyla zihinlerimize geçmiş-gelecek oyununu oynuyor. Ve biz, tek ve aynı anın içinde yaşamakta olduğumuzu; sonsuzluğun bu tek anın içinde olduğunu unutuyoruz. O zaman bu yanlıştan kurtulup, an’ın sahibine ait olan güzelliklerin geçmişte kaldığını düşünmekten vazgeçelim. Onları alıp, en güzel şekli ile günümüze uyarlayalım. Geçmişi ah vah etmek için değil, güzellik avcılığı yapmak için okuyalım.

Bütün bunlar, sabah, süt liman denizin kıyısında yürürken aklıma geldi. Yaklaşan kurbanı düşünüyordum. Sonra kayaların arasında minik bir fare gördüm. Derken düşünceler dizildi ardı ardına…

Aynı anda çocukluğumdan beri tanıdığım, kayalardan yankılanan o korkunç sesi duydum! Şak şak şak…  Biliyor musunuz, ahtapotla yapılan yemek ya da salataların lezzetinin sırrı, ahtapotun öldürülüşünde saklıdır. Bir ahtapot, başını lastik eldiveni çevirircesine tersine çevirip, elinizi oraya soktuktan sonra kayalara çarpa çarpa öldürdüğünüz takdirde lezzetlenir.

Kurban bayramıSesin geldiği tarafa baktığımda, ne iştir bilmem ama ahtapottan önce kaya çarptı gözüme. Üzeri, ahtapotun çıkarttığı köpüklerle kaplanmıştı. Kayanın payına düşen rolden ötürü yandı içim. Onun içinin yandığını bildiğim için! Kayanın kaya olmadığını öğrendiğimiz için… İşini son derece profesyonelce yapmakta olan delikanlıya baktım. Kurbanını kendi mi, kasap mı kesiyor acaba diye geçirdim aklımdan. “Allah’ım” dedim, “Çabuk al ahtapotun canını…” Sonra hızla uzaklaştım. Belli ki insan, ahtapotun kollarından beter kollarıyla kendini sarmış nefsini Müslüman etmeden; onu kurban etmeden âleme rahat yok.

Ve madalyonun öbür yüzü geldi aklıma… “Canım nefsim benim” dedim,  “iyi ki varsın. Yoksa ben kiminle mücadele eder de Allah’ı bilme yoluna girerdim? Üstelik seni bilen rabbini bilecekken…”

Allah bizlere kurbanın hakikatini bahşetsin. Nefsimizi kurban edeceğimiz ya da Hakk’a gelin edeceğimiz nice güzel bayramlara inşallah…

 

Zeynep İnan yazdı

Güncelleme Tarihi: 21 Ekim 2012, 02:13
banner12
YORUM EKLE
banner8
SIRADAKİ HABER

banner7

banner6