Kim bu Cahit Külebi?

Cumhuriyet dönemi Türk aydını denilen tipolojinin bir çözümlemesini için yapmak için bir kapı Cahit Külebi.

Kim bu Cahit Külebi?

1917 yılında Tokat’ta doğan şair Cahit Külebi, cumhuriyet dönemi Türk aydınını tanımak için uygun bir prototiptir. Toplumdaki Müslüman duyarlılığın içinden, tam bağrından gelen ancak özlerine yabancılaşan, Kemalist öğütüm sistemi tarafından ruhları ve beyinleri yağmalanan bu güruhun hazin yaşam öykülerinden biridir Külebi’ninki de. Doğduğunda babası Kuran’ı Kerim’in son sayfasına şu notu yazmıştır: “Cenab-ı Allah hayırlı halef eyleyerek Ehali-i İslam’a nusretler ihsân buyursun. Âmin.”

8094Edebiyatın dört Cahit’inden en az hatırlananıdır Külebi. Zarifoğlu, Koytak ve Tarancı çeşitli vesilelerle anılır, şiirleri gündemleştirilirken Külebi’nin adı edebiyat piyasasında pek anılmaz. Belki sempozyumlarda, halktan ve edebiyat ortamından kopuk akademilerin salonlarında programlar yapılmıştır, bilemiyorum. Ancak Tokat’taki okullarda ölüm yıl dönümü anımsanır ve düzenlenen törenlerde Külebi’den birkaç Atatürk şiiri okunurdu, hala okunuyordur muhtemelen. Bu unutuş, Külebi’nin başarısızlığından mı yoksa edebiyat ortamının vefasızlığından mıdır bilinmez fakat son günlerde yeniden bir Külebi muhabbeti başladı. 

 

Cahit Külebi’nin Tokat’a Doğru Şiiri

Tasfiye dergisinin eylül-ekim tarihli 21.sayısında Ahmet Örs’ün “Cahit Külebi’nin Tokat’a Doğru Şiiri” başlıklı tahlili ve Varlık’ın ekim sayısında yer alan “Cahit Külebi: Niksar’dan Tokat'a Doğru Folklorun Modernizasyonu” adlı dosya, adı iyiden iyiye unutulan Külebi’yi yeniden edebiyat gündeminin ortasına oturttu. Varlık dergisi yaptığı dosyalarla edebiyat gündemini belirlemeyi beceriyor doğrusu. Siyaset ve hayatla edebiyatı buluşturan soruşturmaları da anılmaya değer. “Günümüz Dünyasında Özgürlük Sorunu”(Eylül, 2007) “Cumhuriyet’in Sonu mu? Yeni Bir Cumhuriyet mi?”(Ekim, 2007) “Zihinler, Bedenler, Örtüler”(Aralık, 2007) “Özgür Basının Bedeli”(Ocak, 2008) “12 Mart Ceza Günleri ve Edebiyatımıza Etkileri”(Nisan, 2008), “Denizlerin İdamı”nın Türk Şiirine Etkisi”(Mayıs, 2008) ve son olarak yaptıkları Edebiyat Ortamından Ergenekon Davasına Bakışlar (Ağustos 2009) başlıklı soruşturmalar bunlardan bazıları. 

8096Müslüman mahallesinde ise edebiyatta laik bir anlayış hâkim! İslamî kimlik edebiyat alanına girilince bırakılıyor, kamusal alanda Müslümanca durmaktan çekiniliyor. Ergenekon’u, 28 Şubat’ı, 12 Eylül’ü 27 Nisan’ı anmayan, vurulan Ceylan’dan söz etmeyen, başörtüsü yasağını unutan, kuyulara doldurulan insanları edebiyatın çerçevesine sokmayan edebiyat dergilerimiz var ne yazık ki!

Dönelim Külebi’ye. Yücel Kayıran editörlüğünü yaptığı dosyada yer alan “Niksar’dan Tokat’a Doğru Folklorun Modernizasyonu” yazısında Külebi’nin şiirindeki Anadolu tasavvurunun; Ahmet Kutsi Tecer, Faruk Nafiz Çamlıbel ve Kemalettin Kamu’nun anadolusuna başkaldırdığını savunuyor. Yücel Kayıran’a göre Külebi şiirini bu karşıt anadolu imgesinden kurmuş. 

“Cahit Külebi’nin Tokat’a Doğru Şiiri Üzerine Bir Çözümleme Denemesi” başlıklı yazısında Vecihi Timuroğlu, Külebi’nin anadolunun sesiyle ve halk şiirinin ritmiyle modern bir şiir oluşturduğunu söyleyerek, Tokat’a Doğru şiirini ele alıyor. O şiir:

Çamlıbel'den Tokat'a doğru
Tozlu yolların aktığı ırmak!
Ben seni çoktan unuttum;
Sen de unuttun mu, dön geri bak.
 
Atların kuyruğu düğümlü,
Bir yandan yağmur yağar, ıslak;
Bir yandan hamutlar şak şak eder,
Bir yandan tekerler döner, dön geri bak.
 
Orda, derenin içinde
İki üç akçakavak,
Tekerler döner, başım döner,
Kavaklar yeşeriyor dön geri bak.
 
Orda, derenin içinde
İki üç çırılçıplak
Alçacık damı düşündükçe
Gözlerim yaşarıyor, dön geri bak.
 
Irmaklar gibi uzaklaşır
Bir türkü kadar uzak
Tekerler iki çizgi bırakır,
Hamutlar şak şak eder, dön geri bak.

Ataol Behramoğlu ise“Külebi ve Tokat’a Doğru Üzerine” adlı yazısında, Külebi şiirinin bireysel olduğunu, toplumsal temaları işlerken bile beliren bir bireysellikten söz ediyor. Ali Galip Yener ise “Cahit Külebi Şiiri’ne Kır-Kent İkilemi Dışında Nasıl Bakılabilir?” yazısında Külebi’nin şiirine farklı perspektiflerden nasıl bakılabileceğini tartışıyor. Ayrıca Varlık’ın Külebi dosyasında Oğuz Demiralp’in “Tokat’a Doğru Irmağı Görürsen...”, Tahir Abacı’nın “Külebi Hâlâ O Vadi de mi” ve İsmail Mert Başat’ın “Cahit Külebi ve Tokat’a Doğru” şiiri başlıklı yazıları da yer alıyor. 

Kemalist Şiir = Kötü Şiir

8095Tasfiye’de yayınlanan yazıda Ahmet Örs, Külebi’nin anadolunun temiz ve berrak şiirini yazdığını, gelgelelim “güdümlü edebiyat” olarak tanımlanan komformist edebiyat anlayışıyla yazdığı Kemalist şiirlerindeki yapaylığa işaret ediyor. Külebi’nin Niksar şiirinde geçen meşhur “Niksar’da evimizdeyken / serçeler kadar hürdüm” mısraı, boğucu bürokratik ortamın ve Kemalizm’in yapaylığının içinde evine, memleketine, anadoluda yaşanan basit, temiz ve saf hayata duyduğu özlemi açıkça ortaya koyar. Ahmet Örs, Külebi’nin Kemalist jargonu besleyen şiirlerini, dönemsel mahalle baskılarının neticesinde yazmış olabileceğini söylüyor. 

Doksanlı yıllarda Adam Sanat dergisinde Külebi hakkında “İç Göçün Büyük  Şairi” ve “Ah! Tek Bir Cahit’imiz Olsa Bugün” başlıklı  iki yazı yayınlayan, gerek kendisiyle yapılan söyleşilerde gerekse kaleme aldığı eleştirel yazılarda sık sık Külebi’den bahseden Roni Margulies ise Varlık’ın dosyasında yer alan “Niksar ve Çemişkezek: Külebi’nin İki Yurdu” başlıklı yazısında, “Kendine özgü bir şiiri, kendine özgü bir şiir dili olmasına rağmen, iyi şiirlerinin hepsinde başkasının olduğu bir an için bile zannedilmesi mümkün olmayan bir Külebi sesi olmasına rağmen; en sıradan, en yeteneksiz şairin yazacağı kadar ezbere, Behçet Kemal Çağlar şiiri kadar beylik ve pespaye şiirleri de vardır.” diyor. Çok iyi bir şair, fakat çok kötü şiirleri var. Bu çelişkiyi Külebi’nin Niksar ve Çemişkezek arasında gidip gelen yönelimleri bağlamında değerlendiren Margulies bu noktada, Ahmet Örs’ün dedikleriyle paralel şeyler söylüyor. Niksar’ı anlatırken, sade evini ve oradaki temiz yaşamı anımsarken harikalar yaratan şairin, Atatürk Kurtuluş Savaşında gibi saçma sapan şiirler de yazdığını belirtiyor.

Habil Saglam inceledi.

habilsaglam (at) yahoo.com

Güncelleme Tarihi: 16 Ekim 2009, 19:30
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Selim Ayar
Selim Ayar - 10 yıl Önce

kemalist döneme denk gelmeseydi muhtemelen çok daha büyük bir şair olacaktı.
keşke döneme direnen, fıtratın yanında durabilen ve babsının dileğine uygun bir duruşu direnişiyle gerçekleştirerbilen biri oalbilseydi.
ifsad herkesi sarmalayıp imtihanları kaybettiriyor işte...
bu arada habil sağlam kardeşimize de teşekkür ediyoruz.

selami
selami - 10 yıl Önce

Cahit Külebi'nin, Sivas Yollarında ile Hikaye adlı şiirleri de güzeldir.
Hakkını teslim etmek gerekir.

banner19

banner13