Günden güne artış gösteren unutkanlık ve halk arasında unutkanlığın çok daha ileri seviyesi olarak bilinen alzheimer, çağımızın önemli sağlık tehditlerinden biridir. Dr. Sevda Sarıkaya, “Beynini Genç Tut, Unutkanlıktan kurtul!” isimli kitabında bu tehditlere karşı tedbirli olmamız adına, hafızamızın zinde kalması için beslenme ve hareketin önemine değiniyor ve zihin diyeti reçeteleri sunuyor. Alzheimer hakkında yanlış bilinen pek çok konuya değinen kitap; alzheimer hastalığının işlevi, gelişim süreci ve erken alınabilecek önlemler başta olmak üzere neleri, neden unuttuğumuza, beynimizdeki kayıt mekanizmasının nasıl işlediğine, alzheimer hastalığının belirtilerinin neler olduğuna, nasıl tespit edildiğine, nasıl korunmamız gerektiğine, hastalığı erken önlemede nelerin iyi geldiğine ve son olarak bir alzheimer hastasına nasıl davranmamız gerektiğine kadar pek çok noktaya ışık tutuyor.

Unutmak ve Kaydetmek

Unutkanlığın başlıca sebeplerini şu şekilde sıralayabiliriz:
• Dikkat eksikliğine bağlı konsantrasyonda güçlük,
• Gün içinde zihninize fazla yüklenmeniz,
• Elektronik cihazlarla çok vakit geçirme,
• Vitamin ve mineral eksikliği,
• Depresyon ve kaygı,
• Alkol, sigara ve uyuşturucu,
• Uyku bozukluğu, sağlıksız diyetler,
• Bazı ilaçların kullanımı,
• Alzheimer hastalığı.

Beynimizin bilgileri nasıl kaydettiği ve onların nasıl kullanıldığı üç aşama ile açıklanabilir.

Kodlama: En önemli bileşendir. Dikkat ve konsantrasyon olmazsa bilgiler kodlanamaz ve anlık bilgi olarak kaydedilerek kısa zamanda bellekten temizlenir.
Depolama: Bilgiler anımsatacak veriler ile birlikte depolanır geri çağırmada yararlıdır.
Geri çağırma: İpuçları ile veya anımsatacak görseller ile anıyı hatırlama mekanizmasıdır.
Yukarda bahsedildiği gibi anlık/kısa süreli ve uzun/kalıcı süreli bilgiler beynimizde kaydedilir veya silinir. Uzun/kalıcı bilgiler, uzun süreli bellekte depolanır. Bu bellek farkında olmadan veya farkında olarak öğrendiğimiz bilgileri, anlamsal bütünlük oluşturan bilgileri ve koşullanmalarımızı içeren bellektir. Anılarımızın büyük bir kısmı beyinde “Hipokampus” adı verilen bölgede kaydedilir.

Bir Demans Türü: Alzheimer

“Demans ile alzheimer arasındaki fark nedir?” halk arasında sıkça sorulan sorulardan biridir. Alzheimer bir demans türüdür. Demans ise herhangi bir sebeple beyin hücrelerinin hasar görmesinden meydana gelir. Her demans, alzheimer hastası, değildir ama her alzheimer hastası demanstır. Belli başlı en fazla duyulan demans türleri;
Alzheimer hastalığı: En sık görülen türüdür.

Lewy Cisimcikli Demans: Beynin düşünme, hafıza ve hareket sistemi ile ilgili alana Lewy cisimciği adında anormal proteinlerin birikmesiyle oluşur. Parkinson gibi harekette kısıtlanma, halüsinasyon görme, uyku bozuklukları bulgular arasındadır.
Vasküler (Damarsal) Demans: Beyin damarlarının tıkanması sonucu oluşur. 2 türü vardır; ani gelişen felç sonrası birçok küçük damarın tıkanması ile oluşur.
Frontotemporal Demans: Alzheimer hastalığından farklı olarak ilk belirtisi unutkanlık değildir, toplum içinde uygunsuz davranışlar şeklinde tezahür eden konuşma bozukluğudur.
Normal Basınçlı Hidrosefali: Beyin içi boşluklarda omurilik sıvısının artmasıyla oluşur. İdrar kaçırma, yürüme güçlüğü belirtileridir. Erken tanı konulursa ve tedavi edilirse hasarsız iyileşebilir.
Demans, beyin hücre ölümüne ilişkin olduğundan kesin tedavisi yoktur ve kalıcıdır. Ancak bazı türleri erken tanı ile tedavi edilebilir.

Alzheimer Hastalığı Tanısı

Alzheimer, tüm demanslar arasında %60-80 oranında en çok görülen demans türüdür. Günümüz bilgilerine göre alzheimer tedavisi tam olarak bulunamamıştır ancak dünya genelinde umut vaat eden çalışmalar vardır. Alzheimer için en güçlü risk faktörü ileri yaştır. Hastalığa yakalananların çoğunluğu 65 yaş üzeridir. Rakamsal verilere baktığımızda erkeklere kıyasla 65 yaş üstü kadınların Alzheimer olma ihtimali 2 kat daha fazladır.

Beyin yaşlandıkça vücudumuzdaki diğer hücreler gibi beyin hücrelerinde de sıvı miktarı azalır ve bunun sonucu hücreler ölür. Beyin hücrelerinin ölmesiyle beyin hacmi küçülür. Ama bir görüntüleme yoluyla bunun ilk tespiti alzheimer anlamına gelmemektedir. Protein birikmeleri normal yaşlanmada her bireyde görülebilecek bir şey olup sadece alzheimer belirtisi olmadığı, çalışmalar sonucunda gözlemlenmiştir. Bu durum, beyin rezervi hipotezi ile açıklanmıştır. Beyin rezervinin beyin hacminin vücuda oranının, zekâ seviyesi ve beynimizi kullanabilme kapasitemizle ilgili olduğu düşünülmektedir. Nöronlar arası bağlantı kalitesi de en büyük etkenlerden birisidir. Yaş almakla birlikte kayıt aşaması bir miktar etkilenebilir. Normal yaş almakla depo aşaması etkilenmemektedir, aksi durumun olması hastalığın varlığını destekler.

Beyin yaşlanmasından korunma üzerine Institute of Medicine 2015’ te yayınlanan bir raporda “İyi zihinsel yaş alma kriterleri” başlığı altında bazı maddeler sıralıdır:
• Fiziksel aktivite yapmak,
• Zihin egzersizleri yapmak,
• Düzenli uyku uyumak,
• Düzenli ve sağlıklı beslenmek,
• Hipertansiyon ve diyabete karşı önlem almak.

Alzheimer hastalığı tanısı nasıl konur?

1.Adım: Hasta Hikayesi/Nörolojik muayene alzheimer tanısının en önemli kısmıdır,
2.Adım: Bazı kan tetkikleri,
3.Adım: Beyin MR,
4.Adım: Beyin tomogrofisi,
5.Adım: Nöropsikolojik değerlendirme,
6.Adım: EEG,
7.Adım: Beyin omurilik sıvısı analizi.

Alzheimer’ın Evreleri

Alzheimer hastalığının erken, orta ve ileri evre olmak üzere 3 evresi vardır.

Erken Evre:
• İşlerini kendi yapabilir, ufak tefek yardımlar ile günlük rutinlerini sürdürebilir,
• Günlük yaşamı etkileyecek düzeyde hafıza problemleri yaşar,
• Problem çözme ve plan yapmada zorluklar çeker,
• Konuşmada ve yazmada zorluk çeker,
• Karar verme ve yargılama fonksiyonları azalır,
• Kişiliklerinde değişim olur.

Orta Evre:
• Yardım ihtiyacı belirginleşir,
• Zihinsel ve fonksiyonel yetileri daha fazla bozulur,
• Uykusuzluk ve iştah kaybı gözükür,
• Zamanı ve mekânı karıştırırlar,
• Seçim yapmakta zorlanırlar.

İleri Evre:
• Başka birilerine tamamen bağımlı yaşamını sürdürebilir,
• Erken ve orta evrelerdeki bulgular kendini daha çok gösterir.

Alzheimer hastalığının kesin tedavisi yoktur ancak ilaçlarla ilerlemesi önlenebilir. Alzheimer nedenleri şu şekilde sıralanabilir:
• Genetik,
• Hipertansiyon ve diyabet,
• Obezite,
• Sigara,
• Yalnızlık ve depresyon,
• Çevresel faktörler (bulunduğu ortamın havasında bulunan gazlar vb.)

Alzheimer’dan Korunma veya Alzheimer’ı Öteleme Yolları

Genetik olarak alzheimer olmaya meyilli kişilerde hasta olmak önlenemese bile daha ileri bir zamana ötelenebilir. Akdeniz tipi beslenme (en etkili olan) ile koyu yeşil yapraklı sebzeler, omega-3 içeren gıdalar, hindistan cevizi, kafein ve çayda bulunan tek aminoasit çeşidi olan L-Theanine ve zerdeçal ile beslenerek alzheimer hastalığının ilerlemesini önler veya zamanını öteler. Son zamanlarda Akdeniz diyeti ile hipertansiyon için özel bir diyet olan DASH diyetinden MIND diye bir diyet oluşturulmuştur; bu diyete zihin diyeti de denilmektedir. Zihin diyetine uyan kişilerde %53 alzheimer hastalığının gelişme riski azalmıştır. Zihin diyetinin Akdeniz diyetiyle eş değer hatta kısmi durumlarda daha etkili olabileceği üzerinde durulmuştur. Zihin diyeti süresince tüketilmesi ve kaçınılması gereken gıdalar vardır.

Tüketilmesi gereken gıdalar:
• Sebzeler ( özellikle yeşil yapraklı olanlar),
• Tam tahıllar,
• Tavuk, hindi,
• Zeytinyağı,
• Kuru baklagiller.

Kaçınılması gereken gıdalar:
• Kızartmalar ve hazır gıdalar,
• Kırmızı et ve peynir türleri,
• Margarinler, hamur işi, pasta ve tatlılar.

Alzheimer Hastalarına Nasıl Davranılmalı?

En büyük hata, hastayı hâlâ eski durumunda sanarak hastalığından dolayı olan davranışlarını düzeltmeye çalışmak ve sabır göstermemektir. Alzheimer hastalarına karşı;
• Aceleci davranılmamalı, sabırlı olunmalı,
• Mutlaka göz teması kurulmalı,
• Beden dili ve mimikleri okumayı öğrenmeli,
• Kendi beden dili ve mimiklerimize dikkat edilmeli her konuşmada “Sevgi Dili” kullanılmalı,
• Tensel temas uygulanmalı,
• Fiillerin sonuna karmaşık ekler ekleyip anlamayı zorlaştırmamalı,
• Bir eylemi tarif ederken kısa cümleler kurup tane tane anlatmalı.

Hastalar, doğal olarak unutabilir ve yanlış hatırlayabilir, o an onunla doğrusunu öğretmek için tartışmak doğru değildir. Hastayı germek yerine sohbetin başka bir kısmında doğrusu söylenebilir ve daha önceki yanlışı hatırlatılmamalıdır. Hastanın reddetmesi durumunda konunun üstüne gidilmemeli ve hastanın dikkati dağıtılmalıdır. Bu şekilde o konuyu unutacaktır. Fakat şu unutulmamalıdır; hastanın kesinlikle üstüne gidilmemelidir. Alzheimer hastanızda ani değişimler olursa endişe etmemeli ve reaksiyonlara karşı şu adımlar izlenmeli;

• Son günlerde yaşadıklarınızı analiz edilmeli,
• Yer değişikliği, kısa süreli tatil veya taşınma oldu mu bunlar gözden geçirilmeli,
• İdrar yolu enfeksiyonu olasılığı düşünülmeli,
• Hastane yatışları ve sonrası gözlemlenebilir,
• Genel anestezi sonrası gözlemlenebilir.

Alzheimer hastasına bir kişi 7/24 bakmamalıdır çünkü bu bakan kişi açısından oldukça zorlayıcı olur. Güvenebildiği 2-3 kişi tarafından bakılması daha uygundur aksi hâlde hasta tek kişiye koşullanıp sürekli yanında aynı kişiyi isteyebilir. Zorunlu bir sebep olmadığı sürece kurulu düzenin bozulmaması tavsiye edilir. Başka bir eve taşınma durumunda evin iç düzeni aynı kalmalıdır. Alzheimer hastaları düzen değişirse ortamına yabancılaşır ve bu durum hastalığının daha hızlı ilerlemesine neden olur. Toplumumuzun yenilik iyi olur anlayışı bu hastalıkta ters tepmekte, hastalar adapte olma sorunu yaşamaktadır. Bir diğer yanlış düşünce de “Uzaklaşmak iyi gelir” düşüncesidir. Bu hastalıkta tatile gitmek iyi sonuçlar doğurmaz tatile gidilecekse yazlık gibi uzun dönem (2-3 ay) bir plan yapılmalıdır.

Sonuç

Dr. Sevda Sarıkaya, bu kitapta gerek deneysel veriler gerek karşılaştığı vakalar ve sorular üzerinden spesifik olarak bir demans türü olan alzheimer hastalığı üzerine odaklanmıştır. Kitap, beynimizi düzenli kullanmamız gerektiği, beyne nasıl hizmet edileceği ve yardım edileceğini gösteriyor. Beynin düzeni sevdiğini belirten yazar, dağınık tutmamamız gerektiğini ve aksi durumlarda oluşacak komplikasyonları örneklerle destekliyor. Aynı zamanda nelerden uzak durmalı, nasıl korunmalı, yakınınızda birisi bu hastalığa yakalanırsa nasıl davranılması gerektiği hakkında bizi bilgilenmek, günümüzde ve gelecekte artarak çoğalan alzheimerdan korunmak ve doğru müdahaleleri uygulamak açısından bu kitap bir fırsat niteliğinde.

Editör Hakkında