Havadis

Nouman Ali Khan: İnsan en çok kendi kendini yaralar

Yazar Nouman Ali Khan, Türkçeye çevrilen yeni kitabı “Sarıl Kalbine” vesilesiyle Kur’an’ın modern insanın hayatındaki yerine, gençlerin anlam arayışına, iç huzura ve sorumluluk bilincine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Khan, “Kur’an, her türlü iniş çıkışla dolu bir hayat için mümkün olan en iyi tavsiyeyi ve rehberliği sunar” dedi.

Pakistan asıllı ABD’li vaiz ve yazar Nouman Ali Khan, çalışmalarında Kur’an’ın yalnızca okunmasına değil, anlaşılmasına da önem verilmesi gerektiğini söyledi. Müslümanların Kur’an ile kurduğu ilişkinin çoğu zaman metnin içeriğinden ziyade okuma ve ezberleme üzerinden şekillendiğini belirten Khan, bunun Kur’an’ın sunduğu daha geniş anlam dünyasının yeterince görülmemesine yol açtığını ifade etti.

Khan, bilimsel devrim sonrasında Kur’an’daki bilimsel mucizeler konusunun yoğun biçimde öne çıktığını ancak insan psikolojisi, iktisat teorisi, toplumsal yapı ve tarih felsefesi gibi alanlarda sunduğu mesajlara aynı ölçüde dikkat edilmediğini söyledi. Kur’an’ın yalnızca belirli bir alana indirgenmeden, insan hayatının farklı boyutlarıyla birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.

“HAYATIN İNİŞ ÇIKIŞLARI İÇİN REHBERLİK SUNUYOR”

Kur’an’ın nasıl anlaşılması gerektiğine ilişkin değerlendirmesinde Khan, metnin zor durumlar, ağır duygular ve hayatın farklı dönemleri karşısında insana rehberlik sunduğunu belirtti. Kur’an’ın kişisel yaşam, aile ve toplum arasında denge kurulmasına ilişkin bir çerçeve ortaya koyduğunu söyledi.

Haklar ile sorumluluklar arasındaki ilişkinin de Kur’an’ın üzerinde durduğu başlıklardan biri olduğunu kaydeden Khan, insanın iç huzurunu Allah ile kurulacak samimi bağda araması gerektiğini ifade etti. Khan’a göre Kur’an, hem bireysel hem toplumsal hayatta denge kurulmasına yönelik tavsiyeler içeriyor.

“KUR’AN BENİ HAYRETE DÜŞÜRMEYE DEVAM EDİYOR”

İlk eserlerinde daha çok Kur’an’ın anlam dünyası üzerinden zihinsel bir yaklaşım öne çıkaran Khan, “Dirilt Kalbini” ve “Sarıl Kalbine” kitaplarında daha duygusal ve içsel bir anlatı kurdu. Khan, kendi Kur’an yolculuğunu doğrusal olmayan, zaman zaman zihinsel ve zaman zaman duygusal yönü ağır basan bir süreç olarak tanımladı.

Kur’an ile kurduğu ilişkinin hiçbir zaman yalnızca zihinsel ya da yalnızca duygusal olmadığını belirten Khan, iki yönün birbirini tamamladığını söyledi. Kur’an’la bağı derinleştikçe metnin kendisinde oluşturduğu etkiyi önceden kestirmenin daha da zorlaştığını ifade eden Khan, Kur’an’ın kişisel düzeyde kendisini şaşırtmaya devam ettiğini anlattı.

İNSANIN EN ÇOK KENDİNİ YARALADIĞINI SÖYLEDİ

Bugün insanların kalbini en çok neyin yaraladığı sorusuna Khan, “Kendileri” yanıtını verdi. İnsanın zayıf bir varlık olduğunu ve gücü Allah’a yönelerek bulması gerektiğini belirten Khan, kırılma anlarında bu bağın kaybedilmesinin kişinin hem kendisine hem çevresine zarar vermesine yol açabileceğini söyledi.

Nefsi yenmenin ilk adımının onu tanımak olduğunu ifade eden Khan, korku, öfke, kaygı, hayal kırıklığı, arzu, hüzün, pişmanlık ve beklenti gibi duyguların insan üzerinde güçlü etkiler oluşturabileceğini belirtti. Söz konusu duyguların içine kapanmanın kişinin kendisiyle sağlıklı bağ kurduğu anlamına gelmediğini söyleyen Khan, Allah ile güçlü bir bağ kurulmasının insanın kendi iç dünyasını da güçlendireceğini dile getirdi.

“ZİHNİ SESSİZLEŞTİRİN Kİ TEFEKKÜRE YER AÇILSIN”

Modern insanın çok fazla bilgiye ulaşmasına rağmen anlam ve huzur arayışının devam ettiğini belirten Khan, bunun nedenlerinden birinin sessizlik eksikliği olduğunu söyledi. Ekranlar kapandığında ve çevredeki hareket azaldığında dahi zihnin gürültülü ve dağınık kalabildiğini ifade etti.

Khan, tefekkür için zihinsel sessizliğe ihtiyaç bulunduğunu belirterek insanın günlük hayat içinde de bu alanı oluşturabileceğini söyledi. Namazın da insanın kendisiyle ve inancıyla yeniden bağ kurabileceği bir tefekkür alanı sunduğunu ifade etti.

GENÇLERİN TEK BİR KALIPTA DEĞERLENDİRİLEMEYECEĞİNİ SÖYLEDİ

Bugünün gençlerinin dinle ilişkisine dair değerlendirmesinde Khan, gençlerin tek tip bir yapı içinde ele alınamayacağını belirtti. Aralarında hayatına amaç kazandırmaya çalışan, derinlikli düşünen gençlerin bulunduğunu, diğer tarafta sürekli uyarılma ve kısa süreli haz arayışının etkisinde kalan gençlerin de olduğunu söyledi.

Her gençte önemli bir potansiyel bulunduğunu ifade eden Khan, Kur’an’ın mesajının gençlere aktarılmasında mevcut çabaların yeterli olmadığını savundu. Gençlerin kendilerini harekete geçirecek ve iç dünyalarına dokunacak güçlü bir sese ihtiyaç duyduğunu belirten Khan, gelecek nesillerle kurulacak dilin önemine dikkat çekti.

TÜRK OKURLARIN FELSEFİ DERİNLİĞİNE DİKKAT ÇEKTİ

Türk okurlarından aldığı mesajlarda aile tarafından kabul görme isteği, dini kimlik nedeniyle karşılaşılan tepkiler ve kişisel şüpheler gibi ortak sorunlarla karşılaştığını belirten Khan, söz konusu meselelerin dünyanın farklı yerlerindeki Müslümanlarda da görüldüğünü söyledi.

Türk okurların kendine özgü bir felsefi derinliği bulunduğunu ifade eden Khan, kendisine yöneltilen soruların ve yapılan yorumların eleştirel düşünce bakımından dikkat çekici olduğunu belirtti. Khan, bu yaklaşımın Türkiye’nin tarihsel ve entelektüel birikimiyle bağlantılı olduğunu düşündüğünü söyledi.

GAZZE VE DÜNYADAKİ ACILAR ÜZERİNDEN SORUMLULUK VURGUSU

Gazze başta olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan acılar karşısında umudun nasıl korunabileceği sorusunu da yanıtlayan Khan, Kur’an’ın insanı edilgenliğe yönelten bir metin olmadığını söyledi. İçinde bulunulan çağın ve yaşanan olaylara tanıklığın insanlara aynı zamanda sorumluluk yüklediğini ifade etti.

Khan, insanların yalnızca umut aramak yerine bireysel ve toplumsal sorumluluklarını yerine getirmeye yönelmesi gerektiğini belirtti. İçsel ve dışsal gücün birlikte inşa edilmesi gerektiğini savunan Khan, yaşanan acılar karşısında edilgen kalmak yerine harekete geçilmesini ve sorumluluk alınmasını vurguladı.

“ARTIK KENDİMİZE ACIMAYI BIRAKMALIYIZ”

Khan, insanların karşı karşıya bulunduğu ağır sorunların yalnızca duygusal bir tepkiyle ele alınmaması gerektiğini söyledi. Metanetin korunması, sorumlulukların üstlenilmesi ve hem bireysel hem toplumsal düzeyde harekete geçilmesi gerektiğini ifade etti.

Yaşanan acılar karşısında sürekli olarak çaresizlik duygusuna sığınmanın doğru olmadığını savunan Khan, sözlerini “Artık kendimize acımayı bırakmalıyız” ifadesiyle tamamladı. Khan’a göre Kur’an’ın sunduğu rehberlik, insanın hem kendi iç dünyasıyla hem de içinde yaşadığı toplumla daha güçlü bir ilişki kurmasına yönelik bir çerçeve sunuyor.

Kaynak: Sevda Dursun / Yeni Şafak