Kitap

Malcolm X: “Kardeşliğe inanıyorum.”

Siyah kitleler bağırıyor; ‘Zincirlerimizden başka kaybedecek neyimiz var? Farelerle dolu yoksul semtlerden, sömürüldüğümüz cehennemden başka kaybedecek neyimiz var?’ İkbal Çobanoğlu'nun kitap tahlili.

Başta ABD olmak üzere, Türkiye’de, İslâm dünyasında severek takip edilen, okunan ve hak mücadelesi veren herkes için sembol bir kişi olan Malcolm X, Amerika’nın Nebraska eyaletinde 19 Mayıs 1925’te doğdu. 15 yaşında okuldan ayrıldı. Hırsızlık suçuyla hapse girdiğinde daha 21 yaşındaydı. Hapiste bulunduğu sırada Müslüman oldu ve Siyahi Müslümanlar’a katıldı. 1952’de hapisten çıktığında kendisini Siyah Müslümanlar Hareketi’nin gelişmesine adadı. İsmini önce Malcolm X sonra da Malik El Şahbaz olarak değiştirdi. 1953’te Detroit’teki 1 numaralı ibadethanede İslâm Alemi asistan vekili oldu. Haziran 1954’te New York, Harlem İbadethanesi vekili oldu. Aralık 1963’te Elijah Muhammed Malcolm X’e, Başkan Kennedy’nin öldürülmesi hakkındaki yetkisiz ve iğneleyici söylemlerinden vazgeçmesini emretti. 1964 Mart ayında bu hareketten çekilerek ayrı bir grup oluşturdu. Aynı yıl Afrika’ya ve Ortadoğu’ya iki seyahat yaptı. Afro-Amerikan Birliği Organizasyonu’nun ilk kitlesel mitingi yapıldı. 14 Şubat 1965’te evi bir ateş bombası ile tahrip edildi. New York’ta, 21 Şubat 1965’te öldürüldü. Malcolm X’in ölümü ve onu öldürme emrinin verilmesinden kimlerin sorumlu olduğu hakkında cevaplanmamış birçok soru vardır.

1963’te Malcolm X ve Elijah Muhammed arasında farklılıklar ortaya çıkmaya başladı. Ancak Malcolm X, kişisel ve siyasi nedenlerle İslâm Ulusu Hareketi’ni terk etmedi.

California Üniversitesi (11 Ekim 1963) konuşmasından bazı kesitler:

Soru: “Bu nerede son bulacak?”

“Tekrarlıyorum, Amerika, iç savaştan bu yana memleketin en ciddi sorunuyla yüz yüzedir. Bu, Devrim Savaşı’ndan bu yana en ciddi krizdir. Amerika şimdi de bir ‘ırk savaşı’yla yüz yüzedir. Ülkenin tamamı ırkçılık şiddetine ve kan dökücülüğe karşı patlama sınırındadır. Çünkü Amerika’daki 20 milyon eski köle, efendisinden özgürlük, adalet ve eşitlik istemektedir.

Beyaz adamın okul kitaplarında ve okulda bize öğrettiklerine bakılırsa; Devrim Savaşı ve İç Savaş’ta ülke güya özgürlük ve demokrasi için savaşmıştır. Madem bu iki savaş tüm insanların itibarı ve özgürlüğü için yapılmıştı niçin 20 milyon insanımız Amerika’da hala ikinci sınıf vatandaş olarak sınırlandırılıyor? Gerçek şudur ki Devrim Savaşı, Amerikan topraklarındaki Amerikalı beyaz adamın özgürlüğünü İngilizler’den kurtarmak için yapılmıştır. Bu beyaz ülkede, Devrim Savaşı’nda asla siyah adamın özgürlüğü ve onun demokrasisi için savaşılmamıştır.

Tekrar soruyorum, bu gösteriler nerede son bulacak? 400 yıldan beri, Amerikalı beyaz adamın merhametsiz ellerinden çeken insanlarımızın, adaletsizliği ve kötü muameleyi dile getiren bu gösterilerine kızdığını ve bunları doğrulamadığını kim söylemeye cesaret edebilir?

Siyah kitleler bağırıyor; ‘Zincirlerimizden başka kaybedecek neyimiz var? Farelerle dolu yoksul semtlerden, sömürüldüğümüz cehennemden başka kaybedecek neyimiz var?’