Mercek Altı

Medine'de iki odadan binlerce hatıraya: Fatma Küçüksandıkçı'nın hayatını kızı Sare Kurucu Bulut anlattı

Sare Kurucu Bulut, Medine'de geçen çocukluk yıllarını ve annesi Fatma Küçüksandıkçı'nın hayatını anlattı. Mescid-i Nebevî'ye birkaç dakika mesafedeki Berğuse Sokağı'nda bulunan iki odalı evlerinde hacıları, umrecileri, hastaları, yaşlıları ve kimsesiz kadınları ağırladıklarını belirten Bulut, annesinin genç kızlara dikiş ve nakış öğrettiğini, çocuklarına sorumluluk verdiğini, ilerleyen yaşlarında Kur'an öğrenerek farklı ülkelerden gelen genç kızlara da öğrettiğini söyledi.

Medine'de Mescid-i Nebevî'nin kuzey taraflarında, Babülmecidî civarındaki Berğuse Sokağı'nda bulunan iki odalı bir ev, Sare Kurucu Bulut'un çocukluk anılarında önemli bir yere sahip. Bulut'un anlatımına göre annesi Fatma Küçüksandıkçı, yıllarca ailesiyle yaşadığı evin kapılarını hacılardan umrecilere, hastalardan yaşlılara ve Medine'de kimsesiz kalan kadınlara kadar çok sayıda kişiye açtı. El sanatlarındaki becerilerini genç kızlarla paylaşan Küçüksandıkçı, ilerleyen yıllarda Kur'an okumayı öğrendi ve Medine'ye farklı ülkelerden gelen genç kızlara Kur'an dersleri verdi. Bulut, annesinin çocuk yetiştirirken doğrudan öğüt vermek yerine günlük yaşam içerisinde sorumluluk kazandırmaya önem verdiğini anlattı.

MESCİD-İ NEBEVÎ'YE BİRKAÇ DAKİKALIK MESAFEDE İKİ ODALI EV

Sare Kurucu Bulut'un çocukluğunun geçtiği ev, Harem-i Şerif'in kuzeyinde, Babülmecidî civarındaki Berğuse Sokağı'nda bulunuyordu. Mescid-i Nebevî'ye birkaç dakikalık mesafedeki ev yalnızca iki odadan oluşuyordu ancak Bulut'un aktardığına göre kapısı çok sayıda insana açıktı.

Hastalar, yaşlılar, maddi imkânları sınırlı kişiler, hacılar, umreciler ve Türkiye'den Medine'ye gelen ziyaretçiler evde ağırlanıyordu. Medine'de yakınlarını kaybederek yalnız kalan kadınlar da belirli dönemlerde Küçüksandıkçı ailesinin yanında kalıyordu. Bulut, annesinin evde yer konusunda yaşanan sınırlılığa rağmen gelenleri geri çevirmediğini anlattı.

ÇOCUKLARINA SORUMLULUĞU GÜNLÜK HAYATIN İÇİNDE ÖĞRETTİ

Bulut'un anlatımına göre Fatma Küçüksandıkçı, çocuk eğitiminde doğrudan nasihat vermek yerine günlük hayat içerisindeki uygulamalara önem veriyordu. Evde oynanan oyunlardan yapılan işlere kadar farklı faaliyetler çocukların sorumluluk kazanmasının bir parçası olarak görülüyordu.

Aile içerisinde başkasının hakkına girmemeye özellikle dikkat edildiğini anlatan Bulut, erkek çocukların şartlara göre ev işlerine katıldığını, kız çocuklarının da ev işlerini öğrenmesinin teşvik edildiğini söyledi. Çocukların el becerileri kazanması için kurslar düzenlendiğini belirten Bulut, annesinin sık sık “Meclislerde yer dolduran değil, yokluğunda aranan kişi ol” sözünü kullandığını aktardı.

GENÇ KIZLARA DİKİŞ VE NAKIŞ ÖĞRETTİ

Fatma Küçüksandıkçı'nın günlük hayatının önemli bölümlerinden birini el sanatları oluşturuyordu. Dikiş ve nakış konusunda deneyimli olan Küçüksandıkçı, bildiklerini çevresindeki genç kızlara da öğretiyordu. Sare Kurucu Bulut, annesinin yürüttüğü çalışmaları kendi aralarında “Fatma Küçüksandıkçı Güzel Sanatlar Enstitüsü” olarak adlandırdıklarını anlattı.

Bulut'un aktardığı bir hatıraya göre Babülmecidî tarafında birkaç genç kızla karşılaştıklarında, kızlar Fatma Küçüksandıkçı'ya dikiş ve nakış öğrenmek için geldiklerini söylemişti. Küçüksandıkçı'nın yakın çevresindeki genç kızlara verdiği eğitimler resmi bir kurum bünyesinde değil, günlük hayatın ve aile ilişkilerinin içinde gerçekleştiriliyordu.

AİLENİN KIYAFETLERİNİ VE GELİNLİKLERİ DİKİYORDU

Küçüksandıkçı yalnızca eğitim vermiyor, aile ve yakın çevresi için de çeşitli kıyafetler hazırlıyordu. Evdeki erkeklerin kullandığı Arap tarzı cellabiyeleri diken Küçüksandıkçı, yakınlarının ve aile dostlarının kızları için gelinlikler hazırlıyor ve nakış işliyordu.

Çalışmalarını günümüzde kullanılan elektrikli makineler yerine ayakla çevrilen dikiş makineleriyle gerçekleştiriyordu. Bulut, çocukluk hatıralarında annesinin dikiş makinesinin başında çalışırken Kur'an ayetleri ve tesbihat okuduğunu anlattı.

MİSAFİRPERVERLİĞİ BABASINDAN ÖĞRENDİ

Fatma Küçüksandıkçı'nın evini ziyaretçilere açık tutmasında babası İbrahim Efendi'den aldığı aile terbiyesinin etkili olduğunu belirten Bulut, annesine küçük yaşlardan itibaren misafirin bir yük olarak görülmemesinin öğretildiğini söyledi. Küçüksandıkçı'nın daha sonra aynı anlayışı kendi ailesinde devam ettirdiğini anlattı.

Evde bulunan yiyeceklerle misafirler için sofralar hazırlanıyor, kapsamlı hazırlıklar yerine mevcut imkânlardan yararlanılıyordu. Bulut, annesinin sahip olduklarını misafirlerle paylaşmaya önem verdiğini ve iki odalı evde farklı dönemlerde çok sayıda insanın ağırlandığını belirtti.

KİMSESİZ KADINLAR EVDE GÜNLERCE KALIYORDU

Medine'ye geldikten sonra yakınlarını kaybeden ve yalnız kalan kadınlar da Küçüksandıkçı ailesinin evinde ağırlananlar arasındaydı. Bulut, söz konusu kişilerin aile içerisinde misafir olarak değil evin bir ferdi gibi görüldüğünü anlattı.

Kadınların bazıları birkaç gün, bazıları ise haftalar boyunca aileyle birlikte kalıyordu. Fatma Küçüksandıkçı onların günlük ihtiyaçlarıyla ilgileniyor, çamaşırlarını topluyor ve ihtiyaç duydukları konularda yardımcı oluyordu.

BAĞDATLI ZEKİYE HANIM ÇOCUKLUK HATIRALARINDA YER ALDI

Sare Kurucu Bulut'un anlattığı isimlerden biri Bağdatlı Zekiye Hanım oldu. Ailesiyle Bağdat'tan Medine'ye gelen Zekiye Hanım, zaman içerisinde ailesini kaybetti ve görme sorunları yaşamaya başladı. Fatma Küçüksandıkçı da belirli dönemlerde Zekiye Hanım'ı evine alarak ihtiyaçlarıyla ilgilendi.

Bulut, çocukluk yıllarında Zekiye Hanım ile birlikte yürüdüğünü ve onun yol boyunca ezberinden Yasin Suresi'ni okuduğunu hatırladığını söyledi. Eve ulaştıklarında Yasin'i tamamladığını belirten Bulut, Zekiye Hanım'ın kendilerine yaptığı duaların da hafızasında kaldığını anlattı.

İĞNECİ AYŞE HANIM MEDİNE'DE AİLENİN YANINA YERLEŞTİ

Ailenin hayatında yer edinen bir başka isim ise “İğneci Ayşe Hanım” olarak anılan kadındı. Bulut'un anlatımına göre Ayşe Hanım genç yaşta eşini kaybetti. Tek oğlu ise askerlik görevini tamamlayıp annesinin yanına dönerken meydana gelen bir vapur kazasında hayatını kaybetti.

Daha sonra Medine'ye gitmeye karar veren Ayşe Hanım, havalimanına ulaştığında kentte kimseyi tanımıyordu ve elinde gidebileceği bir adres bulunmuyordu. Durumun kendilerine ulaşmasının ardından Fatma Küçüksandıkçı ile Sare Kurucu Bulut, Ayşe Hanım'ı havalimanından alarak evlerine götürdü. Ayşe Hanım sonraki dönemde ailenin yakın çevresinin bir parçası haline geldi.

MEDİNE'DEN ALMANYA'YA UZANAN MEKTUPLAR

Sare Kurucu Bulut, daha sonraki yıllarda Medine'den ayrılarak Almanya'ya gittiğinde de Ayşe Hanım ile iletişimini sürdürdü. İkilinin haberleşmesi mektuplarla devam etti.

Bulut'un anlatımına göre Ayşe Hanım mektupları tek seferde tamamlamak yerine birkaç satır yazdıktan sonra dinleniyor, ardından yazmaya devam ediyordu. Bazı mektupların hazırlanması yaklaşık bir hafta sürüyordu. Bulut, annesinden kendisine kalan önemli miraslardan birinin yıllar boyunca kurulan insan ilişkileri olduğunu ifade etti.

İLERLEYEN YAŞINDA KUR'AN ÖĞRENMEYE BAŞLADI

Ailenin yaşamında Harem-i Şerif çevresindeki genişleme çalışmaları nedeniyle evlerinin istimlak sürecine girmesiyle yeni bir dönem başladı. Evdeki misafir yoğunluğunun zamanla azalması, Fatma Küçüksandıkçı'nın günlük hayatında farklı çalışmalar için daha fazla zaman ayırmasını sağladı.

Küçüksandıkçı bu dönemde Kur'an tilaveti dersleri almaya başladı. Her gün bir cüz okumayı hedefleyerek çalışmalarını sürdüren Küçüksandıkçı, Bulut'un anlatımına göre zaman içerisinde Kur'an'ı akıcı şekilde okuyabilecek seviyeye ulaştı.

ÖĞRENDİKTEN SONRA BAŞKALARINA KUR'AN ÖĞRETTİ

Fatma Küçüksandıkçı, Kur'an okumayı öğrendikten sonra bilgisini başkalarıyla paylaşmaya başladı. Afrika ve Endonezya'dan Medine'ye gelen, Arap harflerini bilmeyen genç kızlara elifbadan başlayarak Kur'an dersleri verdi.

Bulut, annesinden ders alan bazı genç kızların ülkelerine döndüklerinde Kur'an okuyabilecek, hatta öğrendiklerini başkalarına aktarabilecek seviyeye ulaştıklarını anlattı. Küçüksandıkçı'nın el sanatlarında uyguladığı öğrenme ve öğretme anlayışının ilerleyen yaşlarında Kur'an eğitiminde de devam ettiğini ifade etti.

EV İSTİMLAK SÜRECİYLE BİRLİKTE DEĞİŞTİ

Mescid-i Nebevî ve çevresindeki genişleme çalışmaları, Küçüksandıkçı ailesinin yaşadığı bölgeyi de etkiledi. Berğuse Sokağı'ndaki evin istimlak sürecine girmesiyle Sare Kurucu Bulut'un çocukluk yıllarından hatırladığı yaşam düzeni zaman içerisinde değişti.

Bulut'un anlattığı iki odalı ev bugün aynı haliyle bulunmasa da aile üyelerinin ve yıllarca evde ağırlanan insanların hatıralarında yaşamaya devam etti. Kentin fiziksel yapısındaki değişimle birlikte evin bulunduğu çevre de sonraki yıllarda farklılaştı.

SARE KURUCU BULUT ANNESİNİN HAYATINI “MESULİYET” KELİMESİYLE ANLATTI

Sare Kurucu Bulut, annesinin hayatını anlatırken özellikle “gayret” ve “mesuliyet” kavramlarını kullandı. Küçüksandıkçı'nın çocuklarını yetiştirmesinin yanı sıra misafirleri ağırladığını, hastalara yardımcı olduğunu, yalnız kalan kadınlarla ilgilendiğini ve genç kızlara el sanatları öğrettiğini belirtti.

İlerleyen yaşlarında Kur'an öğrenip ardından başkalarına öğretmesinin de aynı yaklaşımın devamı olduğunu söyleyen Bulut, annesinin yapılması gerektiğini düşündüğü işler için başkasının harekete geçmesini beklemediğini ifade etti.

“ANNEM EŞYA DEĞİL, İNSAN BİRİKTİRDİ”

Bulut, annesinin kendisine bıraktığı en önemli miraslardan birinin insanlarla kurulan ilişkiler olduğunu söyledi. Çocukluk döneminde eve gelen hacılar, umreciler, yaşlılar ve kimsesiz kadınlarla kurulan bağların sonraki yıllarda da sürdüğünü anlattı.

Sare Kurucu Bulut, annesinin yaşamını “Annem eşya değil, insan biriktirdi” sözleriyle özetledi. Berğuse Sokağı'ndaki iki odalı evin yıllar sonra kendisi için taşıdığı anlamı ise “Bizim evimizin iki odası vardı ama annemin gönlü bir Medine kadar genişti” ifadeleriyle anlattı.

Kaynak: Milat Gazetesi / Fatma Gülşen Koçak