İtikâf: Yeryüzünden Can Hücresine Çekilmek

Ramazan benim için sadece oruç ayı değil; aynı zamanda Kur’an-ı Kerim ve itikâf ayıdır. Yıllardır böyle. Bazen on gün, bazen dört gün, bazen sadece bir vakit namazı kadar… Ama her yıl mutlaka bir çekilme, bir içeriye dönme gayretim oldu. O lezzeti aldıkça daha da heveslendim. Aylar öncesinden plan yapmaya başlarım. Mesela şimdiden iznimi aldım, yol planımı yaptım. Her yıl olduğu gibi “Ya nasip.” diyorum.

Kastamonu Kuzeykent Ulu Camii, mahşeri kalabalık ve gözler nemli. Kaybetmeden bazı şeylerin kıymetini anlayabilsek.

yolumuzun üzerinde bildiğimiz kimi yer altında sırlı kimi aynı çağı paylaştığımız gönlümüzü zenginleştiren mübarekleri ziyaret edeceğiz.

İtikaf 1.Gün: Piri Paşa Medresesi benim evim, aile ocağım, eğitim yuvam, evin hadimi ve piri Sır Hocamıza, o’nun eğitiminde güzelleşen nazırlara selam olsun.

İtikaf 2. Gün: Ey yolcu bataklıkta dolaşırken hangi yüzle güzellik aramadasın, bataklıkta gül gördün mü ki serçe olsun?

İtikaf 3. Gün: Vasat zenginlik, vasat mide, vasat ilim. Hazmedilmiş olan vasat olandır, hiçlik makamıdır, sırıtmaz, fazlalık durmaz, azlığı ve çokluğu zarar olanın ortasından tutmak lazımdır. İfrat ve tefrit aklın dengesinde yerini bulur. Ölçüsü kaçmış bir dünyada kalibrasyon ölçütü arıyorum.

İtikaf 4. Gün: Doğru ve yanlış ona bakanın durumuna ve konumuna göre değişir. Cellat adam öldürür ceza almaz, eşkıya öldürür cezalandırılır. Sonuçta ikisi de aynı eylemi yapmıştır. Bıçak adam keser suç aleti, ekmek keser iş aleti. O zaman suç araç-gereçte değil, kullananda, aracı amaç haline getirendedir.

İtikaf 5. Gün: Hocama “İyi misin?” dediğimde, “Kendimi görecek ayna bulamadım.” der. Ruhumun aynası, dizin dibinde nefsim, sende beni gör, ben de seni göreyim. Birlikte süslenelim o büyük davet için.

İtikaf 6. Gün: Her yıl yeni kitaplar ve yeni insanlar okuruz. Kadim eğitim geleneğine uygun olarak metin üzerinden karşılıklı mütalaa ederiz. Muhabbet eğitim yolu böyle bir şey, karşılıklı, ezmeden, küçük görmeden, eksikliği hissettirmeden tamamlamak. Hocamın ilimi insanı ezmez, sanki kendisi de ilk öğreniyormuş gibi heyecanlıdır, aşk doludur, insanı bu nedenle yükseltir.

İtikâf 7. Gün: Halvetten farklı olarak birebir ders yapma imkânı vardır; doğru metinle, doğru insanla muhabbet ederek kendini geliştirirsin. Halvet ve itikafta sessizlik bir boşluk değil; nitelikli bir doluluk hâlidir. Halvette genelde yalnız olursun, itikafta maneviyatla sınırlı görüşmeler zenginlik katar. Dikkat edilmeli malayani olmamalıdır.

İtikaf 8. Gün: İtikafa giren ibadet-tefekkür-zikir-ders harici bir şeyle meşgul olmamalıdır. Kullan at şeyleri sevmem, sadece itikafta her şey pratik ve kullan at olmalıdır. Çayı bile pratik olsun diye sallama yaparım. Deneyimler gösteriyor ki birilerine hizmet iyidir, itikaf hariç. Herkes işini kendi görmeli ve kimseye yük olmamalıdır. İtikafçıların birbirine hizmeti ise işlerle meşgul olana maneviyat ve zaman kaybettirir. Dışarıdan alınan hizmette sınırlı olmalıdır. Mümkünse kendi kendine yetmelidir.

İtikâf 9. Gün: En zor olan, alışkanlıkları terk etmektir. Çay saatini, gündelik sohbeti, ekran kaydırma hareketini… İnsan ne kadar bağımlı olduğunu bu on günde fark ediyor. Modern zamanın en büyük işgali dikkat dağınıklığıysa, itikâf dikkat terbiyesidir.

İtikaf 10. Gün: Özellikle gençler itikafa girmeli. Rehberlik yapacak büyüklerin yanında girilecek bir itikaf bir yıllık biriktirilmiş azık demektir. İtikâf sadece bireysel arınma değildir; geleceğe dair bir muhasebe ve talebe olana bir rehberliktir. Yetişmiş bir insan modelimiz var mı? Yoksa hep aynı reçetelerimi ortaya koyuyoruz.

İtikâfın Öğrettikleri

Çaba amel gerektirir. Çap tefekkür gerektirir. İtikâf her ikisini de öğretir. Çalışmayı da düşünmeyi de… Yıllar içinde şunu fark ettim: İtikâf süre meselesi değil, yön meselesi. Bir Ramazan’da şu cümle içimde yer etti: “Yeryüzü benim için bir itikâf mekânı.” Eğer itikâf sadece caminin duvarları arasında kalıyorsa, oruç tuttuğumuz gibi sadece aç kalıp davranış değişikliğimiz olmuyorsa, Ramazan bitince her şey eski hâline dönüyorsa, orada eksik bir şey var demektir. İtikâf ve orucun asıl meyvesi, Ramazan sonrası da kazanılan güzel hallerin hayata taşınabilmesidir. Ramazan sonrası da arada oruç tutalım, kendimize çekildiğimiz zamanlar olsun.

İtikâf, Dünya İle Vedalaşma Provasıdır

İtikâf, dünya ile vedalaşma provasıdır, ölmeden önce ölmektir; ama dünyayı terk etmek değildir. Aksine dünyaya daha sahih bir yerden bakmaktır; akl-ı selim, kalb-i selim, zevk-i selim sahibi olmaktır. İçeri çekilmeden, iç temizliği yapmadan; dışarıya düzgün şeyler çıkmaz, içeride ne varsa dışarıya o sızar. Bu nedenle salihlerle olmalı ve neslimiz için dua etmeliyiz. Ya Rabbi içimizden ve neslimizden salihlere önderler çıkar. Bazen içim sıkıldığında hemen Abdulkadir Geylani Hazretleri’nin sohbetlerinden okuyorum, beni kendime getiriyor. Ahir zamanda salihler azalır; fakat onlar eserleriyle, maneviyatları ile aramızdadır.

Neden Her Yıl İtikâfa Giriyorum?

Cevap basit: Gündelik hayat meşgalesi dağıtıyor, itikâf ise topluyor. Hayat çokluk yarışı içinde, itikâf hayatımızı sadeleştiriyor; hayat konuşturuyor, itikâf sükûnet ve huzur makamı. Olmayan ihtiyaçların ve bir şekilde hayatımıza tasallut olmuş birilerinin maymunu haline gelmemek veya bu durumu fark etmek için itikafa girmeliyiz.

Sustukça Şunu Fark Ettim

Hayat neden bu kadar gürültülü. İnsan harici her şey merkezinde belli bir sükûnet ve görev bilinciyle zikrine devam ediyor. İnsan aslını yitirdiği için zikrinden uzak, yaradılış gayesini unutmuş yaprak gibi savruluyor. İtikâf o iç sesi terbiye etmeyi öğretiyor. Bu sesi en iyi namazda anlıyoruz. Beş dakika bile Rabbimiz ile baş başa kalamıyoruz. Yapıp ettiklerimiz, eksik işler kalbimize ve beynimize hücum ediyor.

İtikâf Bir Arınma Vakti

Yıllık yenilenme. Hesap zamanı. Nasıl ki haftalık bir zikir halkası insanı tazeliyorsa, Ramazan’ın tamamı ve özellikle son günleri yıllık bir iç muhasebe imkânı sunuyor. Oruçla açılan kalp öğrenmeye başlıyor.

Çekildim can hücreme
Daldım derin âleme
Dostum beni arama
Hakiki dostu buldum

İtikâfın Özü

Hakiki dostu bulmak. Gürültüden, gösteriden, telaştan uzak sessiz bir arayış. Kimseye görünmeden, kimseye ispat etmeden, sadece bilinsin diye değil; gerçekten bulmak için. Bugün güzel işler, etkinlikler yapılıyor; fakat tesir düşük. Samimiyet ve muhabbet eksik. Bir işi birileri görsün diye yapıyorsak, rahmet ortadan kalkıyor. Bunları yazarak bile bir şeyleri eksilttiğimin farkındayım. Amacım vesile olması, tattığımız bir güzelliği ve lezzeti paylaşma ihtiyacı. Bazı büyükler yazmasaydı, nasıl bile bilirdik manevi yolculukların sırrını. Keşke herkes yazsaymış.

İtikâf Bir Kaçış Değil

Tam tersine, hakikate doğru bir yürüyüştür. Kendini kandırma ihtimallerini azaltma çabasıdır; çünkü en çok insan kendini kandırır. Nefsi suç üzerinde yakaladığım çok olmuştur. Nefsi merkeze koyma alışkanlığını kırma denemesidir, çoğu zaman dünyanın kendi etrafımızda döndüğünü zannederiz. Kendi kalemizde her şey normaldir. Dıştan küçük bir saldırıda o kâğıttan surlar yıkılır.

İtikâf Bize Şunu Söyler

Bir nefes çektim Sen geldin

Sen geldin her şey geldi

Ey insan iki cihan arasında yaratıldın, bir geçiş köprüsündesin. Seni bu köprüde ilerlerken sürekli aşağıya doğru çeken bir tarafın var ve yukarıya doğru çağıran bir tarafın da var. İtikâf bu çağrıyı duymak için bir fırsattır. İtikaf gündelik hayatın içinden biraz çekilip kalbi temizlemeyi ve zihni boşaltmayı öğrenmektir. Kalp sadece bir et parçası değil, insanda kaçınılmaz olarak temiz ve pis kan birlikte dolaşıyor. Bu dünyada yaşıyorsak imtihan devam ediyor. “Ol”mak, ölmektir. Olgun meyve ağaçta kalmaz, toprağa düşer ve çürür. Ölmediysek olma yolculuğuna, kemalat yürüyüşüne devam etmek için itikafa girmeliyiz.

Rabbimiz; Ramazan, oruç, itikaf ikliminde edindiğimiz tecrübeyi hayatımıza taşımayı nasip eylesin, salihler yoldaşımız, kötülük bizden uzak olsun. Amin.