Ramazan başlayınca İran’ın ortamı çok değişir. Bu ayda lokantalar iftara kadar çalışmazlar. Bu yüzden iftar vakti gelince sokaklarda büyük bir coşku oluşur. Lokantalarda ve evlerin sofralarında iftar için aş, halim (bulgurlu, yağlı ve etli, çorba halinde olan yemek), şole-zerd (İran’lılara ait bir çeşit pirinç çorbası), helva, zulbiya ve bamya (Ramazan’a ait tatlılar), taze hurma ve bunlara benzer tatlılar koyulur. Sünnet olduğu için iftar hurmayla açılır. Ev sofralarında Kur’an da koyarlar. Dolayısıyla her yerde manevi bir ortam vardır. Genelde sahurları herkes kendi evinde geçirir, yemeğini yer, namazını evde veya camide kılar.
Ramazan geceleri
İran’da iftar’da başka bir eve misafir olmak çok yaygın. Hem büyük bir sevaptır hem de sofraların bereketlenmesine sebep olur. Misafir gelince evlerde upuzun sofralar kurulur. Televizyonda Ramazan için özel diziler gösterir. Halk da gecelerini geçirmek için ya evde oturup dizileri seyrederler ya da akrabaların evlerine veya lokantalara giderler.
Camilerde
Ramazan ayında camiler diğer aylara göre daha kalabalık olur. İnsanlar camilere gidip cemaatla namaz kılar. Fakat bildiğim kadar Türkiye gibi teravih namazı kılınmaz. Çünkü bu namaz Şiȋlerde yok. Ramazan’da en çok beraber Kur’an okumak için camilere gidilir. Bu gelenek genelde kadınlar arasında olup toplantılarında hadisler ve ağıtlar da söylenir.
Radyo ve televizyon, gazeteler ve dergilerin Ramazan planları
Ramazan kokusu İran’ın her yerinde hissedilmektedir. Dediğim gibi radyo ve televizyonda Ramazan için özel programlar vardır. Mesela her gün Kur’an’ın bir bölümünün okuması, dinȋ ve manevi programlar, diziler, ağıtlar vb.
Gazeteler de bu ay ile ilgili değişik bilgiler, denemeler ve makaleler yayınlar. Her biri de Ramazan ruhunu daha iyi göstermek için çalışır.
Ramazan’ın sevinçleri ve yasları
Aslında İran’da Ramazan büyük bir sevinçle başlanır. Ramazan’ın 15. günü İmam Hasan’ın doğum günü olduğu için büyük iftar törenleri ve ziyafetler bu gecede kurulur. Sonra ayın 19. gününde Hz. Ali, İbni Mülcem tarafından zehirli kılıçla yaralandığı ve 21. gününde şehit olduğu için herkes bu üç günde yas tutar. Ayrıca 19., 21. ve 23. geceleri kadir gecesi olduğu tahmin edildiği için her üç gecede halk sahur’a kadar oturup beraber uzun coşen duasını (cevşen) okuyup Tanrı’dan bağışlanma isterler. Bu gecelerden sonra herkes kendini Ramazan bayramı için hazırlar.
Ramazan Bayramı
Önceden fetvayı ilan eden merciler Ramazan Bayramı sadakasının miktarını halka bilgilendirler. Buna göre insanlar birkaç gün önce fitrelerini ayrı saklarlar. Bayramın önceki gecesinde de misafir gelirse hostes onun fitresini de verecek. Bayram sabahında herkes bayram namazını kılmak için camilere gider. Elbette genelde namazı açık yerlerde kılarlar. Sonra sokaklarda tatlı, şerbet ve yemek dağıtırlar. Bu günde diğer bayramlar gibi herkes büyüklerin evlerine gidip onlara saygı gösterir. Büyükler de küçüklere bayramlık verip günü mutluluk içinde geçirirler. Geçen seneye kadar İran’da Ramazan Bayramı için bir gün tatildi. Bu seneden sonra iki gün tatil olabilir.
Ezan sesi, en güzeli...
Ramazan’da ezan sesi de çok dikkat çeker. İran’da her zaman günde üç defa ezan sesi duyulur. Fakat Ramazan’da başka bir ortam oluşturur. Ezan’dan önce ‘’Rabbana’’ diye ünlü bir dua hoş sesiyle duyulur. Bu duanın sesi gelince herkes iftar vaktinin yakın olduğunun farkına varır. İran’da ezanı en ünlü ve güzel okuyanlar biri marhum Rahim Muazzenzadeh’dir. Onun ezan okuması hiç zaman akıllardan gidemez. Sesi ve okuması çok güzel olduğu için Ramazan’da genelde onun sesi duyulur. “Rabbana” bitince ‘’Allahü-Ekber’’ ibaresi iftar vakti olduğunu haber verir. İran’lıların çoğu Şiȋ oldukları için bütün yerlerde ezan şöyle okunur:
Allâhu Ekber Allâhu Ekber.
| Rahim Muezzinzade'nin sesinden ezan dinlemek için tıklayınız ey kardeş |
Allâhu Ekber Allâhu Ekber.
Eşhedü en lâ ilâhe illâllah
Eşhedü en lâ ilâhe illâllah
Eşhedü enne Muhammeder-Resûlüllah
Eşhedü enne Muhammeder-Resûlüllah
Eşhedü enne Aliyyü veliyyu’llah
Eşhedü enne Aliyyü veliyyu’llah
Hayye ale`s-Salâh Hayye ale`s-Salâh
Hayye ale`l-Felâh Hayye ale`l-Felah
Hayye ala hayr’ul-Amel Hayye ala hayr’ul-Amel
Allâhu Ekber Allâhu Ekber
Lâ ilâhe illâllah.
Nazenin Nikikbal Tahran'dan bir muştu verdi