Hikmet

'Gör Neyledi Muhyiddin’i'

Tekrarı zevk veren bir husus var: Muteber hocalarımızdan işitmiş veya okumuş olduğumuz “Osmanlı iki anadan süt emmiştir: Hz. Mevlâna, Muhyiddin İbni Arabi.” (N. Keklik, M. Tahralı, M. Erol Kılıç). Selçuklu ve Osmanlı, bin yıla yakın âlemi etkilemiş hâlâ da müspet etkileri devam eden bir büyük merhamet ve adalet medeniyetinin adı.

Prof. Sadettin Ökten hocamız, “Örselenmiş Osmanlı’dan Medeniyet Umuduna” kitabında çok manidar hususlar anlatır. Zaten kendileri ve emsali muhterem zevat, medeniyetimizin hayatiyetinin devam ettiğinin canlı timsalleri.

Hz. Niyâzi, “Bedreddinle Muhyiddin kıldılar ihyayı din/ Derya Füsus’tur Niyâzi enharıdır Varidat” diyerek iki büyük zatın kadrini ifade eder. Hz. Niyâzi bu beyti şerifiyle İbnü'l-Arabî ve Bedreddin Simavi’nin iki büyük İslam âlimi olarak dinimizin unutulan, yanlış anlaşılan, eksik uygulanan yanları ve yönleri var ise bunlara yeniden hayat verdiklerini yaşanır hâle getirdiklerini ifade eder. Füsus’un uçsuz bucaksız bir hikmetler deryası olduğunu, Varidat’ın da ondan çıkan, ona akan büyük nehirlere benzediğini ifade ediyor.