Kütüphanem Yağma Olsun!
İran Konsolosluğundan Kültür Ateşesi ise, kitaptan ellerinde bir nüsha olduğunu, istersem fotokopi yapabileceğimi söyledi. Fotokopinin işime yaramayacağını söylediğimdeyse Farshchıan'ın ajansına ulaşmam için ajansın telefon numarası verdi. Telefonlarıma Farsça bir yankı alamadım. Kaç kere çevirdimse o numarayı bitimsiz bir bekleyişle kaldım sınırın bu yanında.
Çerçeveyi Aşan Güzellik
Farshchıan Doğu ne kadar münbit ise o denli münbittir. Onun tabloları her ne kadar çerçeveli olsa da bir sınır ötesi mutlaka vardır fırçasının izinde. Hemahenk diyebileceğimiz bir koro her daim karşımız çıkar minyatür-resim-yazı karması new-age tablolarında. Bu sebepten her hangi bir döneme ait değil; kendine özgü ve ezeli olanla ebedi olana dair çizimler yapmaktadır. Kavrayıcı olmakla birlikte elinizden uçup gidecek bir kuş özgürlüğü mutlaka vardır fırçanın dokunduğu yerde. Elinizdeki resmi bir danteli inceler gibi incelemek zorunda kalırsınız. Ama bunu bir zorunlulukla değil şevkle yaparsınız. Adeta bir cezbe hali yakalar gözünüzden kalbinize ve beyninize giden damarları.
Farshchıan kendisi bir ekol olmuş ve dünyada bir ilki başarmıştır. Hoş, daha öncesinde de İran Minyatürü resme yakınlığıyla dikkat çekmekteydi. Türk minyatüründe dikkat çekilmek istenen unsurlar alabildiğine büyük resmedilirken İran, yaklaşık 400 yıl önce minyatürdeki bu ince ayardan vazgeçmiş, orantılı çizimler yapmaya başlamıştı.
Şahname, Kur'an, Mesnevi, Pers uygarlığı ve Halk hikâyeleri ressamın başlıca esin kaynakları arasında. Şahsen, tarihi-dini kahramanlarla ilgili çizimleri daha çok dikkatimi çekmektedir. Özellikle Hz. Hüseyn, Hz. Meryem, Hz. Yusuf
Her ne kadar İslam Kültüründe resim tartışmalı bir alan olsa da, sûretin çizimi üzerine fetvaların ağırlıkla olumsuzluğu bilinse de; Farshchıan'ın çizimlerindeki derinliğe bakınca, mübah olmayanın insanda lahuti ya da mistik hisler meydana getirdiği aşikar. Yani ki insanı sade, kuru bir hayalden kurtaran; tefekküre râm eden bir yansıma var tablolarında.
O yansımanın peşi sıra çok gittim. En sonunda dostum Halid Camcı'nın vasıtasıyla Yansımaların kaynağına ulaştım. Şimdilerde ise, net âleminin iyiden iyiye dünyaya kök salmasıyla Farschchıan resimlerinden nasibimi almaktayım. O resimlerin en güzel yanı ise her bakışımda ilk kez bakıyormuşum hissi uyandıran bakir tarafları.
Bedeli Ödenmeyen Güzellik Lanetlidir!
Mahmoud Farshchıan ölmeden kıymeti anlaşılan değerli bir sanatçı. İşinin ehli bir adem. Daha çok bir Pers Sarayındaki veziri anlatan yüzüyle bakıyor hayata. Gözleri ise cemalin hüsnünü bir çok ademden çabuk ayırt ediyor sıradanlaşan dünyada. Meleklerin ağladığı, atların kadınlar kadar güzel, erkekler kadar yiğit durduğu, hüznün ve duanın cisimleştiği, kadının cinsellik nesnesi değil aşk olduğu, âşıkların sadık; alimlerin kitap; at koşmaktan çatladığında binicinin atını sırtlanıp kahraman olduğu bir dünyanın resmini yapıyor Farshchian.
Bir İnsan, El Greco'ya Mektuplar ve Farshchian'ın Volume'lerini yıllarca aradım. En sonunda hepsine ulaştım. Ancak hala hepsinin ilk sayfasında olduğumu düşünüyorum.
Dünya cennetleri üzerine çok yazıldı, söylendi. Lakin cennet resimleri görmek isterseniz Farshchıan'ın resimlerine bir göz atın derim. Haklısınız, hepsi sahte cennet! Ama, inanın o tablolarda cennet kokusu var. Bedeli ödenmiş bir cennet kokusu; zira cennetten haber veren hayırlı bir iş yapmaktadır.
(Farshchian üzerine bir kitap yazsam da eksik anlatacağımı biliyorum. Bu yazı, sadece bir hatırlatmadır, Cemal ve Celal üzerine; o kadar. Hüsn'ü hüzünle barıştıran adamlar var olsun dileklerimle.)
Ve Hüseyin şehid edildiğinde atı da ağlamıştır; çok az insan görmüştür bu sahneti. Buyurun siz de görün:
Loading...
Zeki Bulduk hatırlattı!