ben şimdi saçlarından başka
hangi rüzgâra tutunayım?
hangi yağmura sereyim gözlerimi ki
dinsin içimin yangını.
sebepsiz susmaların eşiğinde çaresiz çırpınırken
kayıp gölgeler atlasında dağılıyor korkular
yıkık duvarlara sinen bakışları kuşansam
hüzün yağar, şehir düşer ve ellerim üşür
şehrin harap meydanında gölgeler yanıyor
her akşam yakamıza iliştirilen çaresizlik
her sabah yüzümde şehla şehla uyanıyor
lal olduğumu unutup kelimeler diziyorum
kimsesiz çocukların geceye emanet avuçlarına
eski yatırların sürgülü kapıları gibi
usuldan sokuluyorum ayakuçlarına