Arthur Power İrlandalı bir ressam ve yazardır. Dünyaca ünlü birçok edebiyatçı ve sanatçıyla dostluklar kurmuştur. Timaş Yayınları tarafından 2009 yılında yayınlananJames Joyce Büyük Yazarın Gizli Evreni isimli kitabında, James Joyce’la kurduğu büyük dostluğu anlatmakta, Joyce’un edebiyata, sanata, tiyatroya, Rus edebiyatına, Fransız edebiyatına ve dünyaca ünlü eseri olan Ulysses kitabına dair görüşlerine yer vermektedir. Ayrıca Joyce’la yaptıkları edebiyat ve sanata dair sohbetleri ve tartışmaları bir hatırat havasında yansıtmaktadır. Asude Sayan’ın çevirmiş olduğu kitabın önsözünde Senatör David Norris, Power’ın ressam ve yazar olduğu bilgisini verir. Dünyaca birçok ünlü edebiyatçı ve sanatçıyla kurmuş olduğu dostluklara dikkat çeker ve Power’ın James Joyce’un yakın dostluğunu kazanan ender kişilerden olduğunu söyler.
Duyarlı tavrından ve eski moda kibarlığından hoşlanmıştım
Power, James Joyse ile ilk defa Paris’te Bal Bullier isimli meşhur bir dans salonunda karşılaştığını belirtir ve bu karşılaşmanın hikayesini anlatır. Bohem Paris’in bu salonu hınca hınç doldurduğunu ifade eden yazar, buranın eski moda bir mekan olmasından ve fiyatlarının düşüklüğünden dolayı az sayıda entelektüelin de bu salona gelmekte olduğundan söz eder. Bir kadının,
Turgenyev içteki yapıyı göz ardı ediyor
Rus edebiyatıyla ilgili olarak Puşkin, Tolstoy, Çehov, Turgenyev ve Dostoyevski hakkında yaptıkları sohbet ve tartışmalarda aralarında derin görüş ayrılığı hemen kendini gösterir. Mesela Turgenyev’in Asilzade Yuvası isimli eseri üzerinden yürüyen bir tartışmada bunu açık bir şekilde görürüz. Power, bu eseri ve eserdeki Liza kahramanını değerlendirirken Turgenyev’i Tolstoy’dan daha etkileyici bulduğunu söyler. Joyce, Power’ın bu değerlendirmesine katılmaz. “Tuhaf zevkleriniz var, bu eserin Turgenyev’in en zayıf eseri olduğuna inanıyorum” diyerek değerlendirmelerine şu sözlerle devam eder: “Turgenyev de tüm klasik yazarlar gibi insana hoş bir dış görünüm sunuyor fakat içteki yapıyı, davranış ve düşüncelerimizin dayandığı patolojik ve psikolojik örgütü göz ardı ediyor. Edebiyatın amacı anlamaktır fakat insanoğlunun en hayati amaçlarını göz ardı edersek onu nasıl tanıyabiliriz? Turgenyev kendi duyumculuğuna hayranlığını sürdürmek isteyen duygusal bir adamdı. Devrimcilere karşı hayranlık duyduğunu belirtmesine rağmen hayatı bir düzen içinde gördü. Babalar ve Oğullar’daki Bazarov’u ehlileştirip mağlup ederken aslında devrimcileri ehlileştirmek ve mağlup etmekten özel bir haz alıyormuş gibi görünüyor. Örneğin Dostoyevski’nin aksine o ara sıra ateşle oynayan fakat yanmamaya özen gösteren terbiyeli bir Rus beyefendisiydi… Sevimli bir insan olduğunu kabul ediyorum ve siz de zayıf fakat hoş şahsiyetlerden hoşlandığınız için elinizde olmadan onu seviyorsunuz fakat ben onu büyük bir yazar olarak görüp takdir edemiyorum. Bence en iyi eseri, ilk dönemlerinde yazdığı Bir Sporcunun Kısa Hikayeleri’dir çünkü bu hikayelerinde romanlarına kıyasla hayatın daha derinlerine dalmıştır…” Joyce’un bu değerlendirmesi Power’la kitap boyunca süren tartışmaları ve görüş farklılıklarına iyi bir örnek teşkil ediyor. Ayrıca bu düşünceleri, onun edebiyatla ilgili olarak dış görünüşe ve yüzeyselliğe değil de, insanı ilgilendiren gerçeklere dayalı bir edebiyat anlayışına sahip olduğunun ipuçlarını da vermektedir.
Ulysses her zaman benim kahramanım olmuştur
Kitapta farklı bölümlerde, muhtelif sohbet ve tartışmalarda en çok üzerinde durulan konulardan birisi de Joyce’un dünyaca ünlü eseri olan Ulysses’tir. Joyce bu eseriyle ilgili olarak İrlanda nesrini, uluslararası başyapıtların düzeyine çıkarmaya çalıştığını ifade eder. Ulysses’in dünyadaki önemli kitaplar arasında sayılacağını ümit eder. Çünkü bu eserin kendine has bir tarzda tasarlanıp
Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresiisimli eseriyle Ulysses’i karşılaştırdığında, diğer eserini gençlik döneminde, Ulysses’i ise olgunluk döneminde yazdığını belirterek, Ulysses’in daha tatmin edici olduğunu ve daha iyi çözümlendiğini çünkü gençliğin bir ıstırap dönemi olduğunu ve bu dönemde insanın hiçbir şeyi net olarak göremeyeceğini savunur. Ulysses’te hayatı net ve bir bütün olarak görmeye çalıştığını ifade eden Joyce, “Ulysses her zaman benim kahramanım olmuştur. Evet, ıstırapla geçen gençliğimde bile kahramanımdı fakat bunu söze dökmek için gerekli olan dengeye ulaşmak ömrümün yarısını aldı çünkü gençliğim son derece zorluydu, acılı ve zorluydu” sözleriyle Ulysses’i tercih etme sebeplerini dile getirir.
James Joyce’un edebiyata dair düşüncelerini, dünya edebiyatının belli başlı yazarları ve eserleri hakkındaki değerlendirmelerini bizlere ilk elden öğrenme ve okuma imkanını veren bir eser. Çevirinin de güzel olması kitaba ayrı bir tat vermiş.