Onları ezbere biliyoruz!

HAFIZANIZDA KİMLERDEN, KAÇ ŞİİR VAR  

Şiir mi şairin adını besler; şair mi şiirini? Tam, tavuk mu yumurtadan yoksa yumurta mı tavuktan sorusu...Ancak soru bu kadar basit değil. Çünkü bazı şairler şiirlerinin gerisinde kalmıştır ve yazdığı onca şiiri ile değil meşhur olmuş şiiri ile bilinir.

Birçok şair adı sayabilirsiniz ama kaç tane şiir sayabilirsiniz? İkincisi, adını saydığınız o şairlerin kaç tane şiirini ezberden okuyabiliyoruz? Bundan dolayı diyebiliriz ki bazı şiirler şairlerini; bazı şairler şiirlerini hatırlatır. Sanırım Türkçede adı ile birçok şiirini birden yaşatan şairYunus Emre’dir. Bunun sebebi de Yunus’a ait şiirlerin, musikinin kanatlarına binerek havalanması ve başımızın her sıkıştığında dilimize gelmesidir. Yunus’un şiirlerini türkü formunda da görüyoruz, şarkı ve ilahi formunda da. Milletimiz bir türlü vazgeçemiyor Yunus’tan. Son dönemde popüler müzik de denilen hafif müzik sanatçıları, rockçılar vs. de Yunus söylüyorlar, söyletiyorlar. Bu kervana Karacaoğlan’ı, Pir Sultan Abdal’ı da dahil etmek gerek tabii. Ama bu son şairleri aynı zamanda “ozan” oldukları yani şiirlerini saz eşliğinde seslendirip yaydıkları için Yunus’tan geride kalmış sayabiliriz. Çünkü Yunus’u yaşatan, besteleyen, söyleyen milletimizdir. Buradan çıkacak önemli sonuçlardan biri odur ki şairler mutlaka musiki ile bir yerlerde buluşmalıdır. İşte Yahya Kemal, Necip Fazıl ve Milli Park şarkısıyla İsmet Özelbu başarıyı gösteren şairlerimizdir. MFÖ’den bu şarkıyı mutlaka dinlemenizi salık veririm.

Musikiden ayrı olarak, adı şiirini hatırlatan şairlere gelebiliriz. Bu konuda Mehmet Akif birinci sırayı işgal eder. Neden? “Cemiyeti şiire; şiiri cemiyete dahil etmiş” şairdir de ondan. İstiklal Marşı, Çanakkale Şehitlerine, Bülbül ve onlarca şiirle milletimizin hafızasında Yunus Emre’den sonra metinleriyle en çok yaşayan şairimizdir Mehmet Akif. Bir de hemen bütün şiiri ile ezberlerde olan şairimiz var. Her mübarek gecede bize gelir selam verir, bizden dua ister. Kimdir o? Süleyman Çelebi Hazretleri ve Mevlid’i. Diğer adı ile Vesiletü’nnecat. İsme dikkat ediyor musunuz? Vesilet’ünnecat / Kurtuluş Vesilesi. Bir de şiir ne işe yarar diyorlar? Onlara Süleyman Çelebi cevap veriyor. Şiir kurtuluşa vesiledir. Size bir şey söyleyeyim mi? Şiiri kurtuluş vesilesi olarak görmeyenler onu kurtuluş vesilesi olmaktan çıkaranlardır.

Modern edebiyata geldiğimizde şiiri sayesinde adı bilinen şairlerin azaldığını görüyoruz. Abdülhak Hamit daha çok bestelenmiş Makber’i ile yaşar. Gene geldik musiki-şiir işbirliğine. Genç şairlere derim ki adınızı hafızalarda tutmak istiyorsanız, şiirlerinizi musiki ile buluşturun. Biz hikayeciler için bu, senaryo ve film endüstrisi ile mümkün oluyor. Bu meyanda eserlerini setlerle, kameralarla, ekranlarla buluşturan yazarlar olarak Orhan Kemal, Halit Ziya, Tarık Buğra, Kemal Tahir, Reşat Nuri, Necip Fazıl, Rasim Özdenören ve Mustafa Kutlu zikredilebilir. Geçelim şiir-şair-hafıza ilişkisine.

Namık Kemal ders kitaplarının marifeti ile Hürriyet Kasidesi’ni hatırlatır. Ziya Paşa terkibibendinin bazı beyitleri ile.

Yahya Kemal, 26 Ağustos 1920’dir, Ezan-ı Muhammedi’dir, Akıncılar’dır, Ok’tur, Süleymaniye’de Bayram Sabahı’dır, Açık Deniz’dir, Rinlerin Akşamı, Rintlerin Ölümü, Mehlika Sultan’dır.

Faruk Nafiz; Han Duvarları’dır, Çoban Çeşmesi’dir, Sanat’tır. Ha, bir de Onuncu Yıl Marşı var tabii. Necip Fazıl, Çile’dir, Kaldırımlar’dır, Otel Odaları’dır, Bu Yağmur’dur, Beklenen’dir, Sakarya Türküsü’dür, Zindandan Mehmet’e Mektup’tur, Canım İstanbul’dur. Bir antolojist şöyle demişti: “Necip Fazıl’a gelince şairin şiirleri dört bir taraftan hücum etti antolojiye. Hangi birini alacağımı şaşırdım, ama Ahmet Hamdi Tanpınar’ı arkadan ittim önden çektim, iki şiiri ile zor dahil oldu.”   

Ahmet Haşim, O Belde’dir, Merdiven’dir.

Orhan Veli, Kitabe-i Sengi Mezar, İstanbul’u Dinliyorum’dur.

Attila İlhan, Ben Sana Mecburum’dur. Müjgandır, Elde Var Hüzün’dür.

Cahit Sıtkı Tarancı, Otuz Beş Yaş’tır.

Arif Nihat Asya, Bayrak, Naat, Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor ve musiki ile buluşmuş Fetih Marşı’dır.

Tek şiirle bilinen şairlerimiz da var: “Dur Yolcu” ile Necmettin Halil Onan, “Bu Vatan Kimin” ile Orhan Şaik Gökyay.  Bana göre Tanpınar “Bursa’da Zaman”dır.

Nazım Hikmet, Kerem Gibi ve Salkım Söğüt’tür; Kemalettin Kamu, Gurbet,  Hancı ve Bingöl Çobanları’dır.

Mona Rosa, Liliyar, Balkon, Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine, Masal ile Sezai Karakoç birçok İkinci Yeni şairini yener.

Hak Yol İslam Yazacağız, Mihriban ile Abdürrahim Karakoç, Esenlik Bildirisi ve Amentü ile İsmet Özel; Güzelcin ve Acz ile Cahit Zarifoğlu hafızamızdır Allahın izniyle. Sana, Bana, Vatanıma ve Ülkemin İnsanlarına Dair ile Erdem Bayazıt,

Mescid-i Aksa ile Akif İnan, Cebimde Ölümüm ile Alaeddin Özdenören, Karadut ile Bedri Rahmi Eyüpoğlu, Su Kasidesi ve bazı gazelleriyle Fuzuli, Tek Hece ile Cemal Safi son dönemde hafızamızda bizimle gezer.

Millet Şarkısı ve Han-ı Yağma ile Tevfik Fikret, Elhan-ı Şita ile Cenap Şahabettin’i de unutmamak lazım.

Bu minvalde İbrahim Tenekeci’nin genç nesil içinde şiirleri en çok ezberlenen şair olduğunu bir kez daha hatırlatalım.

Soru: Sizin hafızanızda kimlerden ve hangi şiirler var?