Mercek Altı

Octavia Paz: Bizler inanırız, Amerikalılarsa inanma eğilimindedir

1990 Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan Meksikalı şair Octavio Paz, “Yalnızlık Dolambacı” adlı romanında hem bireyin varoluşsal yalnızlığını hem de sömürgeleştirilerek kendi köklerinden koparılan ülkesinin tarihi ve kültürel yalnızlığını iç içe işler.

Yaşamın bir döneminde varlığımızın sadece kendimize özgü ve çok değerli bir şey olduğunu anlarız. Bu uyanma, çoğu kez, ergenlik çağında olur. İnsanoğlu’nun kendini arayıp bulması, yalnızlığının bilincine varması; kendisiyle dünya arasındaki o algılanamayacak kadar saydam bilinç perdesini çekip kaldırmasıyla gerçekleşir.

Kişinin kendi yalnızlığını duyması, kendini aşağı gördüğü anlamına gelmez; olsa olsa kendi varlığını ötekilerden ayrı gördüğü gibi yorumlanabilir. Aşağılık duygusu bir sangı olabilirse de yalnızlık acı bir gerçektir. Çok başkayız gerçekten ve o kadar da yalnızız.

Yalnızız. Kaygılarımızın kaynağı olan yalnızlığımız, anamızın koruyuculuğundan yoksun bırakıldığımız ve şu yabancı ve düşman dünyaya düştüğümüz günden başlar. Evet düştük. Bu düşüş -ya da onun bilgisi ve bilinci- bize suçluluk duygusu veriyor. Neyin suçluluğu? Adı konmamış bir suç: Doğmuş olmak!