O dekanken örtü engellenemezdi

Bunu bizim gibi “dış kapının kolu” mesabesinde biri değil, içeriden biri yazmalıydı, diye düşünüyorum. Ama vefasızlıktan mıdır yoksa ihmalden mi bilemem, şu kadar kişinin doktor, doçent, profesör olmasına vesile olan nice kişiden bir ses çıkmayınca, sorumluluk bizim gibi ağyara kalıyor. Oysa biz Erzurum’da, Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi’nde talebe iken, sınıfta Kaya Bilgegil Hoca’dan “patron”, “patronum” diye bahsedenler vardı.

Kaya Bilgegil Hoca, adının dışında şereften nasibi olmayan bu adamların, yetiştikten sonra verdiği terbiyeye muhalif hareket edeceğini bilseydi, (Türkçesiyle yazıyorum) böyle “onur”suz kişilere mümanaat ederdi. Neyse, onlar da fani. Onların da bir ayağı çukurda. Bakalım dünyadan el etek çektikten sonra kim, ne diyecek haklarında? Ömrü olan görecek.

Talebelere harçlık bile verirdi

Madem fakülte yıllarından söz açtık, devam edelim. Ben 1987’de Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi’ne talebe olduğumda dekanımız Prof. Dr. M. Kaya Bilgegil idi. Ona duyulan hürmeti, adı ağza alınırken bile hissederdik. Bizim dersimize gelmedi Kaya Bilgegil Hoca; ama onu iki kez dinleme imkânı bulduk. İlkinde sınıfımıza gelmişti bir ders ortasında. Dersimiz “Halk Edebiyatı” idi ve hocası da bir hanım idi. (Adını, hürmeten yazmayacağım.) Kaya Hoca gelince hanımefendinin telaşını bir görecektiniz. Eli, ayağı titredi. Masanın üstündeki ders notları nasıl olduysa birbirine karıştı, sonra da yerlere saçıldı. Kaya Hoca, bizlere bir isteğimizin olup olmadığını sordu. Daha sonra öğrendik ki, Kaya Hoca’dan belki çekindikleri için belki hürmetten, hocalar talebeleri devamsızlıktan veya zayıf almaktan dolayı atmaya korkarlarmış. Hatta Kaya Hoca’ya böyle bir şikayet gitmesinden bile çekinirlermiş. Bazı talebelere harçlık bile verdiğini öğrendik Kaya Hoca’nın.

Kaya Bilgegil idi kızların başı örtülü olarak okumasını sağlayan

Bizim dönemimizde kız öğrenciler bütün bölümlerde derslere başı örtülü olarak girdi. Kaya Hoca idi bunu sağlayan. Oysa aynı dönemde rektör olan Prof. Dr. Hurşit Ertuğrul’un baskısına boyun eğen nice dekan – İlahiyat Fakültesi dâhil- kız öğrencileri, başlarını açmadığı için derse almadı. Kaya Hoca’dan sonra Prof. Dr. Mustafa Kuru getirildi dekanlığa. Birkaç kez kendisiyle görüşme imkânım oldu sayın Kuru ile. Kimya branşında olmasına rağmen, ben onun “hafız” olduğunu biliyordum; ama bunu bildiğimi kendine ihsas etmedim. Onun döneminde de kısmî bir rahatlık oldu başörtüsü konusunda. Biz mezun olduktan sonra Mustafa Kuru’nun yerine gelen ve Kaya Hoca’ya “patronum” diyen “ateist-milliyetçi” boza pişirdi talebelerin ensesinde.

Belagat konusunda Türkçe yazılmış en kapsamlı kitap onunki

Kaya Bilgegil Hoca’yı bir de 1983-84 öğretim yılı 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde dinledik. Günün nereden çıktığını tafsil ettikten sonra, “Gazi Mustafa Kemal, harf inkılabını yaptığı için millet mektepleri başöğretmeni olduğunu iddia ve ilan etmiş, bunun üzerine bu unvan kendisine verilmiştir” demişti.

Bu arada bazı hocalar Kaya Bey’in kitaplarından bahsetti. İki tanesi ders kitabımız oldu. Birincisi Türkçe Dilbilgisi (Dergah Yayınları’ndan çıkmıştı), ikincisi de Edebiyat Bilgi ve Teorileri (Belagat) idi. Türkçe Dilbilgisi bir şey değil; ama ikincisini okutan hocayı bile aşıyordu kitabın dili ve muhteviyatı. Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz, belagat konusunda Türkçe yazılmış en önemli, en kapsamlı kitap Kaya Hoca’nın bu kitabıdır.

Daha sonra Ziya Paşa Üzerinde Bir Araştırma’sını aldım, okudum hocanın. Cemaleddin Afgani’nin, Mustafa Fazıl Paşa ve Namık Kemal ile aynı mason locasına kayıtlı olduğunu ifşa eden eser budur. Kaya Bilgegil Hoca’nın makaleleri de toplandı ve yayımlandı daha sonra. Bunları merak edenler alıp okuyabilir.

Kadir Mısıroğlu’nun da hocasıymış

Benim Kaya Bilgegil Hoca ile ilgili olarak aktarmak istediğim daha başka şeyler var.

İnternet, “Bir şey ararken başka bir şey bulduğun yer” diye tarif edilir. Bendeniz de kitaplara biraz bu gözle bakarım. Bunun faydasını da gördüm. Tarihçi-yazar Kadir Mısıroğlu’nun 1993’te çıkmış anılarını karıştırırken M. Kaya Bilgegil Hoca ile karşılaştım. Meğer Kaya Hoca, Kadir Mısıroğlu’nun da hocası imiş Trabzon Lisesi’nde. Kitapta Kaya Hoca’nın başka yerlerde ve de internette yer almayan fotoğrafları da var.

Kadir Mısıroğlu’nun hocamız Kaya Bey ile ilgili anılarını okumalı. O sözlerin üstüne bir şey söylemek zaittir.