İnsan, kâinata bırakılmış bir mektuptur. Kimi zarfı hiç açmaz, kimi yırtar, kimi edeple zarfı açar. Edeple zarfı açanlar sırrını, kendini, aslını öğrenir. Hayat, mektubu muhabbetle okuyanların öğrenme yolculuğudur. Mektubu muhabbetle okumak için kendimizi tanıma ve inşa yolunda gayret gerekir. Bir bina nasıl temelsiz yükselemezse, ağaç köksüz yaşayamazsa; insan da sağlam bir iç dünya inşa etmeden, meslek sahibi olmadan, muhabbet yolunu öğrenmeden, kök değerlerinden beslenmeden hayatta gerçek başarıya ulaşması zordur.
Bu dünyaya eksiklerimizi görüp, tamam olmaya geldik. Hayat yolculuğunda bir şeyler eksik olur, içimizde derin bir boşluk oluşabilir. İnsanlar bu sarsıcı boşluğu kapatmak için türlü tesellilere başvururlar. Hiçbir avuntu o boşluğu doldurmaz ve daha çok derinleştirir. İşte bütün meselemiz benliğimizi boşluk kalmayacak şekilde bir inşa faaliyetidir.
Başarı mı, Meslek mi, İnsanlık mı?
Başarı nedir, kim başarılıdır? Herkesin kendine göre cevabı var. Konuşmamız, düşünmemiz gereken; zarfı nasıl açacağız, mektubu okuyabiliyor muyuz, kendimizi nasıl inşa edeceğiz? İnsanın asıl meselesi başarılı olmak değil; yeryüzü yolculuğunda kendini gerçekleştirmiş, kâmil bir insan olmasıdır. Meslek sahibi ve başarılı olmak önemlidir. Fakat insanın sadece meslekli ve başarılı olması da yetmez; ahlakla mesleğini taçlandırması gerekir. Çünkü bilgi, iyi bir kalbin elinde iyiliğe; kötü bir kalbin elinde zarara dönüşür.
Ben Kim Oluyorum?
Kendi yeteneğini, mizacını, eksiklerini, güçlü yanlarını fark eden kişi; başkalarının yönlendirdiği bir hayat yaşamaz. Popüler rüzgârların savurduğu kuru yaprak olmaz ve kendi yönünü tayin eder. Mektubunu okumayı tercih etmiştir. Kendini bilen insan yolunu çizer; ama insan tek başına da kendini yetiştiremez. Okumayı bilmeden mektubu nasıl okuyacağız? Bu yüzden her insanın bir ustaya ihtiyacı vardır. Bir öğretmen, anne, baba, abi, rehber, güzel insan, mürşid, usta…
Ahilik geleneğinde bu yolculuk çıraklık ile başlar; kalfalık, ustalık şeklinde devam eder. Bugün Ahilik sadece esnaf teşkilatı gibi algılanıyor. Benzer bir yaklaşım da çıraklık için geçerlidir; çıraklık sadece zanaat öğrenmek şeklinde anlaşılıyor. Aslında her meslek erbabı Ahilik yolundadır ve bu yolda refiki çıraklardır. Allah bir kulunu severse onu iyi çıraklarla destekler. İyi çıraklar ustaların sırrıdır. Ne kadar insan tanıyorsan, o kadar insan olursun.
Hayat en güzel öğretmendir, yaşadıklarımız bizi yetiştirir, bu nedenle önce hayata çırak olunmalıdır. Kâinatı okumaya başlarsak, tabiata talebe oluruz, o vakit her şey öğrenme iklimine dönüşür. Bu öğrenme iklimi bize kim olduğumuzu ve aslımızı öğretir.
Ben Kim Olacağım?
Bugün hepimize aynı sorular soruluyor: “Ne olacaksın?”, “Hangi mesleği seçeceksin?”, “Ne kadar kazanacaksın?” Muhtemelen ailemiz ve çevremiz, bu soruların cevaplarının hayatımızda görünür hâline göre bize itibar edecek. Fakat daha önemli bir soru çoğu zaman unutuluyor: Nasıl bir insan olacaksın?
İyi bir doktor olmak güzeldir. İyi bir mühendis olmak kıymetlidir. İyi bir öğretmen olmak değerlidir. Ama önce iyi bir insan olmalıyız. Çünkü meslek, insanın elindeki bir araçtır. Meslek bir statü değildir. Meslek; bu dünyada muhabbetle yapmamız gereken, geçimimizi sağlayan, ustalardan el alarak eğitimle kazanılmış helal işin adıdır. Bu nedenle insanların itibarı, mesleklerinin adından değil; o mesleği icra etme biçiminden anlaşılmalıdır.
Meslek, Ahlak, İrfan
Meslek, ahlakla ve irfanla birleşince doğru yönünü bulur. İyiliğe götürmeyen bilgi tehlikelidir. Kalbi olgunlaşmamış insanların aklı kendisine ve çevresine zarar verebilir. Bugün dünya bize pek çok şey öğretiyor: Nasıl daha hızlı kazanacağımızı, nasıl daha görünür olacağımızı, nasıl daha çok tüketeceğimizi… Fakat daha az öğrettiği şey; nasıl daha derin, daha çaplı ve daha iyi bir insan olacağımızdır. İrfan sahibi, derin bir insan olmak için önce kendimizi tanımamız gerekir. Mizacımızı, zaaflarımızı, yeteneklerimizi ve eksiklerimizi bilmeliyiz. Kendini tanımayan insan, başkalarının yazdığı senaryoda ancak bir figüran olur, biricik hayatının başrol oyuncusu olamaz. İnsan, bu dünyada baş rol oynayacak donanımla yaratılmıştır.
Ahilik ve Usta–Çırak Yolculuğu
Usta-Çırak yolculuğunu en güzel Ahilik geleneğinden öğreniyoruz, Fütüvvetnameler bu yolculuğun kurallarını ortaya koymuştur. Yiğit, cömert, kabiliyetli, güzel ahlaklı, edepli insan yetiştirmenin sırrı Ahilik kuralarında bulunabilir. Yüzyıllarca insan yetiştiren bu kurumsal yapı, öğreti olarak bugün de meslekli, iyi, girişimci, lider insanı yetiştirecek kabiliyettedir.
Bir ustanın yanında sadece bilgi öğrenilmez. Edep, sabır, dinleme, haddini bilmek öğrenilir. Kendimizi ve insanları nasıl tanıyacağımızı öğreniriz. Bazen bir insanın yanında geçirilen bir saat, bir kitaptan daha çok şey öğretir. Çünkü bilgiler satıra, irfan sadra yazılır.
Muhabbet Eğitim Yolu
Muhabbet dediğimiz şey sadece sohbet değildir; gönülden gönle geçen bir eğitimdir. (Muhabbet Eğitim Yolu) İnsan, iyi insanların yanında değişir; tevazu sahibi olur, derinleşir ve kendini sorgulamaya başlar.
Bu yüzden arkadaş çevresi çok önemlidir. Kiminle yürüyorsan, yolun sonunda ona benzersin. Şimdi kısa bir tefekkürle hayatımıza bakalım: Çevremizde bizi yukarı taşıyan insanlar mı var, yoksa bizi aşağı çeken insanlar mı çoğunlukta?
Külliye Eğitim Modeli
İnsan ancak bütünsel bir eğitimle yetişirse hayatı anlaması kolaylaşır. (Külliye, insan hayatını dolduran bir tasarımdır.) Külliye sadece bir şehir imar planın parçası değil, insanın inşa sürecinin de bir parçasıdır. Bu nedenle büyükler; “şehir imar edilir, nesil ihya edilmezse, o nesil imarlı şehri yıkar.” demişlerdir. Cami, medrese, kütüphane, imaret… özellikle çarşı ve ahi zaviyeleri külliye eğitim modelinin bileşenleridir.
Tabiat Okulu
Talebe olana tabiat en güzel okuldur. Tabiatı bilmeden, dört duvar arasında sadece kitaplardan insanın yetişmesi zordur. Bir ürünün nasıl yetiştiğini bilmeyen, hayatında hiç bostan yetiştirmemiş biri daha kolay israf eder. Aslında emek harcanmayan her şey israf edilir. Tabiat Okulu; kanaatı, emeğe saygıyı, tabiata ve canlılara sevgiyi öğretir. (Yirmi Birinci Yüzyılda Türk Ev ve Bahçe Kültürünün İhyası / Ahi Tabiat Okulu Örneği ) Bu konular ancak örnek yaşantılar ortaya konarak anlatılabilir.
Liderlik ve Sorumluluk
Bir başka mesele de liderliktir. (Kendini ve Neslini Lider Yetiştirmek) Liderlik; makam sahibi olmak, otorite kurmak ya da patronluk taslamak değildir. Liderlik; sorumluluk almak, iyiliğe öncülük etmek, haksızlık gördüğünde ses çıkarmak, yol arkadaşlarına doğruyu göstermek, adil ve güvenilir biri olmak, yaptığı işi güzel yapmaktır.
İyiler lider olmazsa, kötüler meydanı doldurur. Bu yüzden yalnızca başarılı olmak yetmez; her ortamda, sorumluluk alanında iyiliğe öncülük etmek gerekir. Bugün şikâyet ettiğimiz birçok konu, bizim liderlik yapmadığımız için kabiliyetsiz ve çıkarcı kişilerin eline geçen işler nedeniyledir. Sen görevden kaçar, sorumluluk almazsan birileri seni hak ettiğin gibi yönetir. Ayrıca herkes birilerini eleştiriyor; fakat kimse ben ne yapıyorum, bulunduğum yerin hakkını veriyor muyum, bu olanlarda benim sorumluluğum nedir? Şeklinde sorular sorma gereği duymuyor.
Aslında hayat yolculuğumuzda keskin virajlarda işaretler gelir, bu işaretleri gördüğümüzde zaman kaybetmeyiz, işaretleri anlamaz veya ciddiye almazsak kayıplar yaşarız. Bazen aynı yerde dolanır dururuz; fakat insan bunu fark edemez. Bu bir anlamda sınıfta kalmaktır, aynı sınıfı tekrar tekrar okuruz, ta ki öğrenme gerçekleşir ve bir üst sınıfa geçeriz. İnsanlar farkında olmasa da okulda olduğu gibi hayatta, maneviyatta da bir sınıf düzeyimiz vardır.
Meslek Bir Geçim Aracı mı, Hizmet Yolu mu?
Meslek iyiliğe öncülük etme yolculuğunun bir parçasıdır. ( Ahlaklı ve Meslekli İnsan Yetiştirme Zanaatı) Meslek sadece para kazanma yolu değildir. Meslek; insanın topluma sunduğu bir hediye, kattığı değerdir. Bir çiftçi toprağından elde ettiği ürünle hizmet eder. Bir öğretmen ilmiyle, bir mühendis hesaplamalarıyla, bir sanatkâr eliyle, bir imam ise gönlüyle hizmet eder.
İnsan yaptığı işi ibadete dönüştürebilir mi? Evet. İşine ruhunu katarak, samimiyetle, kaliteyle, sorumlulukla ve muhabbetle çalışarak; yaptığı işte Allah rızasını gözeterek bunu başarabilir.
Medeniyet Bilinci ve Aidiyet
Yeryüzünde adam kıtlığı yok; adamdan anlayan insan kıtlığı, iyiliğe liderlik ve güzelliği takdir etme kıtlığı var. Toplumun eksiklerinden biri de meslek sahibi insanların işlerini yaparken ahlak ilkelerine yeterince dikkat etmemeleridir. Aslında iyilik tüm hayatımızı kuşatmalıdır. Bir diğer eksik ise medeniyet bilincidir. Aklı selim, kalbi selim, zevki selim bakışımız olmalı. Çünkü biz sadece birey değiliz. Bir aileye, mahalleye, şehre ve büyük bir medeniyete aitiz. Bu aidiyet bizi bir güzellik iklimine dâhil eder. İnsan önce kendi eksiklerini tamamlama yolculuğuna çıkar. Bu yolculukta ailesini güzelleştirir, mahallesine değer katar, şehrini imar eder ve mensubu olduğu medeniyete katkı sağlar.
Kendini Değiştirmeden Dünya Değişmez
Büyük değişimler küçük adımlarla başlar. Belki bugün senin için başlangıç şu cümledir: “Ben sadece sınav, diploma ve statü kazanmak için yaşamayacağım. Kendimi yetiştireceğim. Farkında bir hayat yaşayacağım. Yürüdüğüm yolda en iyi ustalardan istifade edeceğim. Bir meslek edineceğim, ahlakımı koruyacağım ve iyiliğe öncülük edeceğim.” İnsan, dünyayı değiştirmeden önce kendini değiştirmelidir. Ülkeyi değiştirmeden şehrini, şehrini değiştirmeden mahallesini, mahalleyi değiştirmeden aileyi, aileyi değiştirmeden kendini değiştirmelidir. Çünkü dünyadaki en büyük sorun da çözüm de insanın kendisidir. İnsan değişir, güzelleşir ve sorumluluk alırsa, elinden gelen gayreti gösterirse; dünya daha iyi bir yer hâline gelir. Biz ilk adımı atarsak, başka bir dünya ve hayat mümkündür. Hemen şimdi, artık farkında bir hayat yaşayacağım; zamanın, sağlığın, imkanların kıymetini bileceğim. Verilen nimetler için hamd edeceğim. Rabbimiz bu güzel ve anlamlı hayat yolculuğunda cümlemizin yar ve yardımcısı olsun. Âmin.
Müzakere Soruları:
Başarı ile iyi insan olmak arasında nasıl bir fark vardır?
İnsan kâinata bırakılmış mektuptur, cümlesinden ne anlamalıyız?
Kendini tanımak neden bu kadar zordur?
İnsan tek başına kendini geliştirebilir mi?
Hayatında sana rehberlik eden bir “usta” var mı?
Muhabbet nasıl bir eğitim yöntemi olabilir?
Külliye eğitim modelinden ne anlamalıyız?
Tabiat Okulu nasıl bir okuldur?
Arkadaş çevresi insanı gerçekten ne kadar etkiler?
İyi adamlar defteri tutmak gerekli mi?
İyiliğe liderlik nasıl olur?
Meslek nasıl ibadete dönüşebilir?
Ahlak olmadan bilgi tehlikeli olabilir mi?
Ahi, aile, mahalle, külliye ve şehir ilişkisi nedir?
Bugün hayatında değiştirmek istediğin ilk şey nedir?
Başka bir hayat ve dünya mümkün mü?
Not: Bu yazıyı okuyan gençler, farklı sorular da ekleyerek konuyu müzakere eden yeni bir yazı kaleme alabilirler. Online okuyanlar düşüncelerini cihadmeric@gmail.com adresine gönderebilir. İsminin yayımlanmasını isteyenlerin isimlerinin de olacağı yeni bir yazı oluşturularak yeni bir metin hazırlanacaktır. İlk yazarlık deneyimini yaşamaya var mısınız?