Etkinlik Takvimi

Kendi kurbanını kendin kes!

Kurban bayramını idrak ediyoruz ama sanki bir şeyler eksik gibi mi?

Benim çocukluğum Fatih Yavuz Selim civarında geçti. Fatih, hem çok dindar insanların hem de elit diyebileceğimiz insanların birlikte oturabildiği bir ilçedir. Bir Türkiye fotoğrafı diyebiliriz Fatih için.

Çukurbostan’da eski bayramlar

Kurban bayramı yaklaştığı zaman Yavuz Selim Camiinin hemen önünde olan büyük boş bir arazi vardı. Çukurbostan denirdi buraya. Bu araziye kurbanlıklar gelirdi Türkiye’nin dört bir tarafından. Bir panayır olurdu biz çocuklar için. Orada seyyar satıcılardan salatalık da alabilirdiniz, iğde de, olmamış erik de. İki hafta boyunca hemen hemen hergün ziyaret ederdik bu kurbanlık pazarını. Hollanda’daki ineklere benzediği için ‘Milka’ diye isim taktığımız ineğin satılmamasını isterdik. Onun satıldığını görünce de çok üzülürdük. Kurbanlıklar için çetin pazarlıkların edildiği bu yer, çocuklar için neşe kaynağıydı.

Bayramın ilk günü hemen hemen her sokakta her kenarbaşında bir kurbanın kurban edilişini izlerdik. Oradaki çocuklara kurbanın kanından sürerdi büyüklerimiz. Daha sonraki yıllarda bu yer halı sahasının, basketbol sahasının olduğu bir spor kompleksine çevrildi. Ne kurbanlıklar vardı orada artık ne de o çocuklar. Şimdi artık kurban parası miktarını veriyorsunuz, sizin adınıza kesimi yapılıp hazır bir şekilde size eti veriliyor.

Et bayramı olmasın!

Kurban paylaşmaktır aynı zamanda. Ama şimdi kurbanda kestiğimiz daha doğrusu adımıza kesilen hayvanın etini derin dondurucularımızda saklıyoruz; yıllık et ihtiyacımızı karşılıyoruz bir nevi. Peki kurban ne için, kim için?! Bir hayvanın kurban edilişinin amacı ne? Biliyor muyuz? Bizim İsmailimiz kim? Babalarımız, dedelerimiz kurbanın dersini önce yüzerlerdi. Sonrasında da parçalara ayırırlardı. Annelerimiz de eti kısım kısım ayırıp dağıtılacak kısmı ayrı bir yere koyarlardı.

Peki şimdi kurbana elimiz değmeden o kanı akıtmadan biz kurban mı kesmiş oluyoruz! Kendi adımıza kestirdiğimiz, daha sonra da etinin bize verildiği şey kurban mı? Etin kanından bile uzak duran hanımlar neyin idrakindeler? Hangi genç şimdi bir kurban kesebilir? Görmedi ki neyi kurban etsin!

Ali Yaşkın, İsmail’i düşündü