Hat üstadı olarak “İyi bir Hattat olmak için günde 30 saat çalışmak gerekiyor” diyorsunuz, bunun detaylarını konuşmak isterim. Günde 30 saat çalışmak ne demek?
Günün 24 saatten oluştuğunu biliyorum. Günde 30 saat çalışmayı; talebelerin çalışma disiplinini ve konsantrasyonunu arttırmak için söylüyorum. Talebeler hat çalışırken öyle çalışmalılar ki 30 saatlik çalışmaya bedel olmalı. Çalışma disiplininde dikkat çok önemlidir; talebe dikkatli çalışırsa, verim alır ve öğrendiklerini hazmeder. Hat sanatı bir insanın hayatını dolduruyor. Yani bir insan 100 sene yaşasa yetmeyebiliyor. Böyle bir sanatı iki dakikada anlatmanın herhâlde imkânı olmaz. Ama şu kadarını söyleyeyim; hat sanatı bir insanın eğer fikrine, sevdasına girdiyse hayatta başka hiçbir şeyle meşgul olamaz. Hat sanatında harflerin iyi okunması gerekir. Aynı zamanda harflerin kıvrımları, kalemlerin gidiş yönü çok önemlidir. Harfleri iyi okuyan talebe, öğrendiklerini de beynine nakşettikten sonra kalemi eline aldığında bir eser ortaya çıkarabilir.
Harfleri öğrenmek ve hat sanatını icra etmek çok mu zor?
Hat sanatı, merak ve sevgi gerektirir. Merak duyarsan öğrenirsin. Mutlaka öğrenirsin. Kabiliyet bunların arkasından gelir. Elinin kabiliyeti kör bir kuyunun içinde bulunan madene benzemektedir. Bunu çıkarıp işlemek gerek. Sanat emek verdikçe oluşan bir olgudur. Hat sanatına “Taklidi sanat” denir. Sanata başladığımda bu tabire çok kızardım fakat zamanla anladım ki doğruymuş. Çünkü hat sanatında elinize aldığınız yazının kalemi milimetrik olarak aynı olmak zorundadır. Harfler noktayla ölçülür, harflerin noktalarla ölçüleri vardır. Noktalar birbirine denk gelmezse, başarılı olamazsınız.
Bir hat eserini oluşturmak ne kadar vaktinizi alıyor?
Şimdi artık yazamıyorum. Elim durdu fakat elim durmadan önceki vakit için söylersem; bazı işler vardır ki bir hafta sürer bazısı vardır ki bir günde biter. Süreç, esere ve yazdığın metne göre değişir. Metinde yazdığınız harflerin birbiriyle olan uyumuna da bağlıdır. Bazen harfler ve kelimeler sana uyum sağlamada yardımcı olurlar, hattı çabuk düzeltirsin. Bazen de kelimeler birbirine ters düşer. Mesela, bu sanatta bazı ayetler, kelimeler ve hadisler vardır ki çok kıymetlidir ama hiç kimse bunları yazmaya muvaffak olamamıştır. Çünkü kelimeler ve noktalar birbirine uymuyor. Hattat yaptığı işten istediği neticeyi alamıyor. Bu durumda da ya kelimeleri düz satır olarak yazmışlar ya da bu işe hiç girmemişlerdir. Hat sanatının böyle zorlukları var. Ancak işin bu zorluğuna gelene kadar yapacak çok iş var, önce yapılması gerekenler yapılmalıdır.
Bir hat üstadı olarak sizinle sanatın inceliklerini konuşmak isteriz, kendinize has bir formülünüz var mı?
Hat sanatında kendime has bir kuralım yok. Çünkü kurallar ve incelikler 1400 seneden beri süzülüp bugüne gelmiştir. Her asırda sanat yükselmiş ve sanatçılar bu konuda çok çalışmıştır. Üstatlar sanatı en üst seviyeye getirmeye çalışmış artık bizim bundan sonra daha üste çıkma gibi bir durumumuz yok.
Hat’ta imkânlar şöyledir; bir harfe bir ölçü koyuluyor, siz hat yaptığınızda o ölçüyle yapıyorsunuz ve yine de bir başkasının yaptığına uymuyor…
Pirenin bacağını görebilir misiniz? Bizde olan ölçülerin en aşağısı pirenin bacağı kadardır. Bir pirenin bacağını görebilir misiniz? Biz bunu hattın üzerinde görüyoruz. Pireyi bir de onun çapağını düşünün, çapak biraz aştıysa bizim için kusurdur. Hat sanatında bazı harflerin ölçüleri bellidir. Hattatlar 0.8. mm ya da 0.3 mm ile yazı yazarlar. Sanat budur. Bugün bunları zorlaştırıyorlar veya bazıları lüzumsuz olarak görülüyor. Fakat sanat milletin kültürüdür ve o değerleri korumak lazım.
Peki, Hasan Çelebi’ye göre sanat nedir?
Ben sanat yapabildim mi bilmiyorum, fakat yapabilmek için gayret ettim. Talebelere yollarını göstermeye çalıştım. İstanbul’un havası bütün hattatların dikkatini çekmiştir. Dünyanın her tarafından İstanbul’a gelip burada hat öğrenen insanlar var. Güney Afrikalı, Faslı, Sibiryalı, Japonyalı, Suudlu öğrenciler hat öğrenmek için geliyor. Benim hat öğrettiğim talebelerin sayısı yüzü buldu. Bunların yarısı yabancı ülkelerdendi. Bugün yetiştirdiğimiz 100 hattatın 10 tanesi istediğimiz özelliklerde olsa bizler için yeter.
İslâm ülkelerinin hepsi bu dili, Arapçayı kullanıyorlar. Fakat Osmanlı döneminde yetişen üstatlar dışında geçen yüz yıllık dönem içinde yetişen bir hat üstadı bulamazsınız. Çünkü durum doktor ile eczacı arasındaki hadise gibidir. Bir doktorun yazısını sen okuyamazsın ama eczacı okur ve sana söyler. Onlarda meseleye böyle bakıyor. Biz ise hat sanatını İslâm kaynaklı olduğu ve Kur’an-ı Kerim’e hizmet ettiği için her şeyden üstün tutmuşuz. Ecdat bu fikirle sanatı bu seviye getirmiştir.
Türkiye’de son zamanlarda açılan sergiler ile gençlerin klasik İslâm sanatına ilgisinin arttığını gözlemleyebiliyoruz. Kur’an okumanın, Arapça harflerle bir şeyler yazmanın yasak olduğu zamanlardan bu zamana yaşanan gelişmeler hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Sergiler olmazsa sanatlar yayılmaz. Eskiden Kur’an okumak, Arap harfleriyle bir şeyler yazmak yasaktı. 1950 yılından sonra yasak biraz gevşedi. 1960’tan itibaren ise durum değişmeye başladı. Bir zamanlar sanatın yayılmasını ve sergilerin yapılması çok istedik. Fakat bir konuda noksanlık ettik veya gücümüz yetmedi: Halkın sanata karşı ilgisini yeterince arttıramadık. Şov mahiyetinde sergiler açılmaya başlandı. Sonrasında evinize yabancı birinin eseri yerine İslâm sanatından eserler koyun dedik, yaptılar. Fakat ne sanatın ne de harflerin değeri yeterince biliniyor.
Her sanatçının ilham aldığı bir kaynak oluyor. Sizin ilham kaynağınız var mı?
İlham kaynağı; yaptığın bir eser, bir başkası tarafından yapılmışsa eğer ondan daha iyisini yapmaya çalışmaktadır. Bu durum seni mükemmele götürüyor, diğer eserlerde yapılanlara dikkat ediyorsun.
Gençlere ne gibi tavsiyelerde bulunabilirsiniz?
Gençlere tavsiyem; İslâm sanatlarından bir tanesini mutlaka öğrensinler. Ya icra etmeyi ya da kültürünü bilsinler. Hat nedir? Bunun cevabını bilsinler. Hat sanatı üzerine çalışmak isteyen gençler, iyi bir hocadan iyi bir disiplinle öğrenmeye çalışsınlar. Hat sanatı, İslâm sanatıdır. Hat, İslâm’ın, Allah’ın kelamını ve Peygamberimizin (sas) kelamını yazmaktır. Allah bunu yapanı asla muhtaç durumda bırakmaz. Sanatseverlere ise tavsiyem; alacakları eser konusunda dikkatli olsunlar ve güvendikleri kişilere sorsunlar. Haklıyla haksızın hakkı birbirine karışmasın. Ve son olarak da eski hattatlara rahmet olsun.
Bir başucu kitabınız var mı?
Kur’an-ı Kerim’den başka okuduğum kitap yok. Çünkü pek fazla vakit bulamıyorum. Hat sanatına başlayınca vakit yetmedi. 30 saat çalışma olunca vakti nereden bulacağız? 100 sene yaşamış bir hattat bile öldüğüme değil de hat sanatını öğrenemediğime üzüyorum, der… Kitaplar bir tarafta kaldı kâğıtlar ve kalemler bir tarafta kaldı…
Havva Tarhan, “Hat, Allah’ın Kelamını Yazmaktır”, Kitabın Ortası, Aralık 2018, sayı 21.