Her ne kadar Misak-ı Milli sınırlarına hapsolmuş olsak da dünyanın dört bir tarafına mezarlar bırakan, bütün arzı çil çil kubbelerle süsleyen bir devletin bakiyesiyiz. Osmanlı’nın... Anadolu’dan Balkanlar’a, Balkanlar’dan Avrupa’ya, Ortadoğu’dan Afrika’ya, Çin’den Maçin’e… Kalemle çizilmiş sınırların olmadığı bir gönül coğrafyamız vardı. Gökyüzünden yere indirilmiş şehirlerimiz…
Dün atalarımızın at sırtında bir uçtan bir uca dörtnal koştuğu bu gönül coğrafyamızın, şehirlerimizin izini süren bir karavan var: Dostluk Karavanı… Bugün bir karavan dolaşıyor doğal sınırlarımızda. Evet, her Pazartesi saat 21.50’de TRT Türk kanalında yayınlanan Dostluk Karavanı adlı gezi programından bahsediyoruz. Bu program diğer gezi programlarına hiç benzemiyor. Gittikleri yerleri bütüncül olarak göstermek yerine mükellef sofralar kurduran ve ekran başlarında midemize seslenen, ağzımızın suyunu akıtan gezi programlarıyla alakası yok. Şehrin makyajlanmış sokaklarına, turistik yerlerine kamera tutmuyorlar. Lüks lokantalar, meydanlar yok. Dev AVMlerde alışveriş yaparak hava atmıyorlar. Dediğimiz gibi yapay sınırlarla birbirimize uzak kılındığımız kardeşlerimize gidiyor Dostluk Karavanı. Onları bize anlatıyor, bizi onlara… Yüzyılların araya girmesiyle birbirinden uzaklaşan insanları bir araya getiren, birbirlerini birbirlerine hatırlatan bir misyonu üstleniyor. Nitekim yolculuklarına Balkanlardan başladılar. Ecdat yadigârı şehirlerden. Bosna’dan, Srebrenitsa’dan, Kosova’dan… Yüzyıllarca Müslüman/Türkün yurdu olmuş, her sokağına İslam’ın ruhu sinmiş şehirlerden.
Gittikleri her yerde inanılmaz bir Türkiye sevgisine şahit oluyorlar
Dostluk Karavanı beş kişilik bir ekipten oluşuyor. Meliha Çelik hem yönetmen hem sunucu. Yorucu ama keyifli bir çalışmanın arkasından gidemediğimiz şehirlerle bizi buluşturuyorlar. En son durakları Afrika oldu. Şimdi Rusya ve Çeçenistan’a gitmek için hazırlanıyorlar. Karavan iki yıldır yollarda. Meliha Hanım gezi boyunca türlü meşakkatler yaşadıklarını, sınır kapılarında can sıkıcı prosedürlerle uğraşmak zorunda kaldıklarını, bazı yerlerde aşırı güvenlik önlemleri dolayısıyla bunaldıklarını, bazen kalacak temiz bir otel bulamadıklarını, her yerde yemek yiyemediklerini belirtiyor. Ayrıca Tanzanya’da kapkaça uğramışlar, Yunanistan’da gözaltına alınmışlar. Gazze'de ise akıl almayacak bir muameleye tâbi tutulmuşlar. Ama bütün bu sıkıntılara rağmen Beyrut’taki Sabra Şatilla Mülteci Kampını, Darusselam’da bir yetimhaneyi, Varna’da Romen çocukların bakımını yapan camiyi, Halepçe’deki misafirperverliği, İspanya’da İslam’ı seçenlerin camideki şehadet merasimlerini görmek onları çok mutlu etmiş. Bu görüntüler onların bütün sıkıntılarını silip süpürmüş.
Gezelim, görelim, yiyelim, içelim, kaçalım programı değil
Dostluk Karavanı, kalemle çizilmiş sınırları umursamayan, yürekleri aynı ideal için çarpmış ve çarpan insanları merkezine alıyor. Müslümanların gönül bağlarını pekiştirici bir yönü var. Kardeşliği önceliyor. Klasik bir gezelim, görelim, yiyelim, içelim, kaçalım programı yapılmıyor. Kültüre, sanata, düşünceye dair derin kodlar yansıtılıyor. Müslümanların kanayan coğrafyaları da ekranlara taşınıyor. Hep doğadan, çiçekten, böcekten bahsedilmiyor. Ümmetin direniş alanları da unutulmuyor. Kudüs’le ilgili bir bölümde Ebu Kassam Tugayları ile yapılan bir röportaj da vardı.
Başta yönetmen ve sunucu Meliha Çelik ve arkadaşlarını, programın görünmeyen kahramanlarından Ahmet Özcan ve Ayşe Doğu’yu tebrik etmek gerekir. Daha nice programlar diliyoruz.
Not: Programın daha önceki bölümlerini izlemek ve program hakkında daha geniş bilgi edinmek için www.dostlukkaravani.com sitesine bakılabilir.