Türk müziği ve tarihi üzerine bazı kitapları sizin için derledik. Şüphesiz bu kitapların hiçbiri, tek başına Türk müziğini anlatmaya yetmeyecektir. Buradaki asıl iş, okuyucunun ciddiyetine ve samimiyetine düşmektedir. Dinleyerek okumak, okuyarak dinlemek gerekmektedir. Kapıları çalmak lâzım. Muhakkak her kapının ardından yeni yollar çıkacak ve müziğimizin kadr-i kıymeti daha iyi bilinecektir.
Tophaneli Sabri Bey'in dediği gibi bu yolda "Diz dövmek" lazımdır. Cem Behar'ın kitabının adı gibi: Aşk olmadan meşk olmaz. Meşk olmadan da musiki olmaz. Musiki, gönlün meşkidir. Nacizane, siz musikinin haram olup olmadığını tartışanları bir kenara koyun, unutun. Onlar bu okyanusta boğuladursunlar. Siz, hakikate işaret eden seslerin peşinden gidin. Bizim müziğimiz tarih boyunca bu sesten kopmamış, aksine bu sesle doğmuştur. Dinimiz, dilimiz ve musikimiz altın bir silsiledir. Takip ediniz, ettiriniz.
Ahmet Şahin Ak – “Türk Din Mûsikîsi: Câmi ve Tekke Mûsikîsi”
Ahmed Avni Konuk – “Fihrist-i Makamat”
Bu mirasın herhangi bir köşesinden tutsanız kâfi. Ulaşacağınız yer, sonsuz büyüklükte bir şifahane olacaktır. Alâeddin Yavaşça üstadın zikrettiklerini buraya da alalım: "Hekimliğimin yanında mûsikîyle kaynaştım ve her hastanın rahatsızlığı, sızısı bende müzik uyandırdı. Beste yaptımsa, yapılan bestelerde onların rolü var. Yaşadığın ahvalin senin ruh yapın üzerinde etkisi vardır. Müzik adamının maddi olmaması, mana âlemiyle bir irtibatının olması lâzımdır.”
Öte yandan musikimizi kitaplardan öğrenmemizin mümkünatı yoktur ve dahi imkânsızdır. Nota takıntısı ne kadar musikimize zarar vermiştir zira önereceğim kitapların hepsinde görülecektir ki notalar asla meşkin yerini tutmamaktadır. Zira bizim musiki tarihimiz, meşk etmekten dizleri yama tutan bestekârlarla doludur. Bugün dinlediğimiz müziğin bir gürültüden, metal bir homurtudan ibaret olduğunu ısrarla söyleyenlere kulak veriniz, doğrudur. Kulağınızı her dem taze tutunuz. Şifa musikimizdedir. Dünyada sistemi olan iki müzikten biri Türk müziğidir.
Ahmet Hakkı Turabi – “Gevrekzâde Hâfız Hasan Efendi ve Mûsikî Risâlesi”
Türk müziğinin kıyamete kadar yankılanması umudumuzdur. Kitapları önermeden evvel merhum Cinuçen Tanrıkorur’un da şu sözlerini hatırlamak ve hatırlatmak görevimizdir: "Biz yabancı müzikleri öğrenirsek çağdaşlaşacağız zannetmenin kargaları artık güldüren değil ishal yapan komikliği ile yetiştirildik maalesef. Türk çocuğu mektepte Bach'ı, Beethoven'ı, Mozart'ı Hendel'i, Ravel'i öğrendi; Merâgi'den, Itrî'den, Kazasker Mustafa İzzet'ten, Dede'den, Zekâi'den, Tanburî Cemil'den Sadettin Kaynak'tan habersiz yetiştirildi. Bunu da marifet zannettik."
Gayret bizden, tevfik Allah'tan diyerek nacizane şu kitaplar meraklısına yeni yollar açabilecektir.
Bayram Akdoğan – “Mevlevîlik ve Mûsikî: İsmail-i Ankaravî ve Mûsikî Risâlesi”