Genel

On sekiz Mânâ Sultanı’nın mesajı: “Mûsiki ilmi şehadet getirmektir.”

“Mûsiki ilmi şehadet getirmektir.” diyen Mevlana Celaleddin-i Rûmi Hazretleri, yaradılış ve mûsiki ilişkisini şöyle bir menkîbe ile dile getirmektedir: “Allah, Âdem’i yarattı ve, ruha ona gir, yerleş diye emretti. Ruh dedi ki: “Ya Rabbi, ben ne kadar saf ve temiz bir varlığım; oysa bu Âdem dediğin kara kuru topraktan, çirkin bir şey. Ben ona nasıl girip yerleşeyim? Allah tekrar emretti ruha, bu sırada Âdem’in bedeninden müzik nağmeleri duyulmaya başladı. Ruh bu nağmeleri duyunca kendiliğinden bedene girdi ve yerleşti. İşte Hz. Pir bu anlatımıyla ruh ve bedenin hakiki uyumu için mûsikinin gerekliliğini ifade etmektedir. On sekiz “Mânâ Sultanı’nın” hayatlarına, türbe-i şeriflerinin fotoğraflarına, nutk-u şeriflerinin seslendirmelerine ve şiirlerinden yapılan bestelerinin icrâlarına yer verilen “Tevhîd Ehlinin Sadâsı- Mutasavvıflardan Müziğe” adlı bu eserin, mûsiki kültürümüzde önemli bir boşluğun doldurulmasına katkıda bulunacağı açıktır. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla literatüre kazandırılan yapımın proje koordinatörlüğünü Esra Özdil Gümüş, sanat yönetmenliğini ise Yüce Gümüş üstlenmiştir.

Hicâz İlâhi Güfte: Hoca Ahmed Yesevi Hazretleri Beste: İhsan Özer On sekiz bin âleme server olan Muhammed Otuz üç bin ashaba rehber olan Muhammed Gece yatıp uyumaz tilavetli Muhammed Garib ile yetime mürüvvetli Muhammed Namaz ve oruç ile ibadetli Muhammed Daim tesbih edici riyazetli Muhammed Mel’unla in şeytana siyasetli Muhammed Ebu Cehil gibiye dirayetli Muhammed Tarikate renhüma iradetli Muhammed Hakikate mükteda icabetli Muhammed Bu Yesevi kuluna delaletli Muhammed Yetim, fakir, garibe sehavetli Muhammed İllallah, İllallah, la ilahe illallah İllallah, İllallah, Muhammed Resulullah.

Hicâzkâr İlâhi: Güfte: Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretleri Beste: Kenan (Rifai) Büyükaksoy Mesnevi’den Tercüme: Kenan (Rifai) Büyükaksoy Ten-i Âdemdeki can bil ki edebdir Dil ü çeşm-i beşerin nûru edebdir Edebi olmayan âdem değil âdem Ayıran âdemi hayvandan edebdir Ser-i İblis'i dilersen eğer ezmek Gözün aç öldüren İblis'i edebdir Oku âyâtını Kur'ân-ı Kerîm'in Göresin cümle maânisi edebdir Ulu Şems'in sözüdür bu, buna şek yok Bizi makbûl edecek Hakk'a edebdir Edebi eylesin Allah bize tevfîk İki âlemde, felâh, Ken'an edebdir.

Segâh-mâye Niyaz İlâhisi Güfte- Beste: Sultan Veled Hazretleri Sem'i ruhuna cismimi pervane düşürdüm Evrakî dili ateşi suzane düşürdüm Bir katre iken kendimi ummana düşürdüm Takrir edemem derdi derûnum kederim var Mevlâyı seversen beni söyletme gâmım var Dinle sözümü sana derim özge edadır Derviş olana lazım olan aşkı hüdadır Aşıkın nesi var ise maşuka fedadır Sema' sefa cana şifa ruha gıdadır Ey sofu bizim sohbetimiz cana safadır Bir cur'amızı nüs ede gör derde devadır Hak ile ezel ettigimiz ahde vefadır Sema' sefa cana şifa ruha gıdadır Aşk ile gelin talibî gûyende olalım Şevk ile sefalar sürelim zinde olalım Hazreti Mevlana'ya gelin bende olalım Sema ' sefa cana şifa ruha gıdadır.

Bûselik İlâhi Güfte: Yunus Emre Hazretleri Beste: Meçhul Taştı rahmet deryası Gark oldu cümle asi, Dört kitabın manası: La ilahe illallah. Budur manasının hası Siler kalbinden pası İsm-i a’zam duası La ilahe illallah. Gönül burcundan doğar, Aleme rahmet yağar Hakk’ın birliği öğer La ilahe illallah. Kitaplarda yazılıdır, Gönüllerde gizlidir. Söylenecek söz budur; La ilahe illallah. Cennetten çıktı Adem, Dünyaya bastı kadem, Bunu der idi müdam: La ilahe illlallah. Erenlerin burağı, Yakın eder ırağı, Arşın kürsün direği La ilahe illallah. Gönüllere yol eyler. Dağı taşı kül eyler, Sultanları kul eyler, La ilahe illallah. Yunus da bunu dedi, Yanar yürek aşk oldu. Mevla’nın güzel adı La ilahe illallah.

Acem İlâhi Güfte-Beste: Hacı Bayramı Veli Hazretleri Çalabım bir şâr yaratmış iki cihân âresinde Bakıcak dîdâr görünür ol şârın kenâresinde Nâgehân ol şâra vardım ol şârı yapılır gördüm Ben dahî bile yapıldım taş ü toprak âresinde Ol şârdan oklar atılır gelir ciğere batılır Ârifler sözü satılır ol şârın bazâresinde Şâkirdleri taş yonarlar yonup üstâda sunarlar Çalabın ismin anarlar ol taşın her pâresinde Ol şâr dediğim gönüldür ne âlimdir ne câhildir Âşıklar kanı sebîldir ol şârın kanâresinde Bu sözü ârifler anlar câhiller bilmeyip tânlar Hacı Bayrâm kendi bânlar ol şârın minâresinde.

Hicâz İlâhi Güfte: Eşrefoğlu Rumi Hazretleri Beste: Hopçuzâde Şakir Efendi Eya gafil aç gözünü bir bak bu dünya haline Hiç kimse geldi mi bunda düşmedi ecel eline Niceleri Sultan edip tahta çıkardı bir zaman Ahır yere vurdu anı irgürmedi visaline Bu dünyayı benim sanup zinhar buna verme gönül Nice senin gibilerin gülüp geçti sakalına Bu fenaya aldanmagıl ol bekanın kaydı görgil İşbu geçer dünya için girme halkın vebaline Gör gör bunu fenasını çekme zinhar belasını Tiz tiz nice noksan erer bir bak bunun kemaline An şol günü yer devrile gökler çatlayıp yarıla Mahluk bir yere derile İsrafil suru çalına Atan anan kardaşların yad olup senden ayrıla Şol ettiğin zulumlerin hep dadı senden alına Şol dünyaya benim diyen atlar binip harir giyen Kara toprak olup yatır kimse bilmez ki hali ne Arif olan baktı gördü bunun mekr ü hilelerin Bir parmağın da banmadı bunun ağulu balına Buna gönül verenlerin ahır mağbunluktur işi Akil olan aldanmadı bunun yalnış hayaline Eşrefoğlu Rumi sen de ahir toprak olısarsın Toprak olmadan toprak ol aldanma anın aline Seni yavuz sananlara sen hayır dualar eyle Kim kime ne sanır ise ahır geliser yoluna.

Hüseyni İlâhi Güfte: Emir Sultan Hazretleri Beste: Meçhul Gerçek âşıklara salâ denildi Dertli olan gelsin dermânı buldum Âh ile vâh ile cevlân ederken Cânımın içinde cânânı buldum Akar gözlerimden yaş yerine kân Zerrece görünmez gözüme cihân Deryâlar nûş edip kanmaz iken cân Âşıklar kandıran ummânı buldum Âşıklar meydâna doğru varırlar Erenler cem' olmuş verir alırlar Cümle evliyâlar dîvân dururlar Cevâhir bahşolan dükkânı buldum Açılmış dükkanlar kurulmuş pazar Canlar mezad olmuş dellâller gezer Oturmuş ümmetin berâtın yazar Hakk'a mahbûb olan sultânı buldum Emîr Sultân der ne hoş pazâr imiş Âşıklar meydân edip gezer imiş Cümlenin maksûdu ol dîdâr imiş Hakk'a karşı duran dîvânı buldum.

Bûselik Tevşîh Güfte: Şeyh Ömer Rûşeni Hazretleri Beste: Nâyi Şeyh Rıza Efendi Çün doğup tuttu cihan yüzünü hüsnün güneşi, Kim ola sevmeye bu vechile sen mâhıveşi Türk ve Kürd ve Acem ve Hind bilir bunu ki, sen, Hâşimî’sin, Arabî’sin, Medenî’sin, Kureşî Sensin ol Pişt-ü-penah melek-ü-ins-ü-peri Enbiyânın güzeli sevgilisi hûb-ü-hoşî Parmağından akıtıp âb-ı revân bahş-ı revân, Nice yüzbin kişiden ref idiser sen ateşi Sen emîre kul olan, her ne kadar müdbir ise, Bende-i makbil olur misl-i Bilâl-i Habeşî Dîk-i hikmetde pişirdi çü seni Sevgili Hak. Cibril olsa, nola matbahının himyekeşî Üzülür ırkı Ebû Cehl gibi ebter olur. Sen Ebü’l-Kâsım ile her kim iderse güreşi Veddûhâ virdine vel-leyl okuram sümbülüne, Rûşenî virdin okur külle gadât-in ve 'aşi.

Eviç İlâhi Güfte: İbrahim Gülşeni Hazretleri Beste: Meçhul Bî-vücudem aşk odu bilmem benim nem yandırır Yanuben külli kül oldum bir dahi nem yandırır Yandırır gerçi cihanda aşk odu âşıkları Lîk ben âciz kulunu kati muhkem yandırır Ah edersem bir nefes dünyayı oda yakuben Yedi çerhi âhın odu cümle bir dem yandırır Rûşeni’nin aşkına düşmüş çeker derd gülşeni Aşk odu pervane misli beni her dem yandırır.

Sûzinâk İlâhi Güfte: Sünbül Sinan Hazretleri Beste: Eyyüb Sultan Hatibi Âşık Hafız Ahmed Efendi Aşk ile iki cihânda şâh olan gelsün berû Râh-ı Hakk’a bende-i dergâh olan gelsün berû Devlet-i dünyâ ile mağrûr olanlar gelmesün Ârif-i fânî fenâfillah olanlar gelsün berû "Küntü kenz"in kibriyâsından gören kimdir Hakk'ı On sekiz bin âlemîne şâh olan gelsün berû Hançer-i tevhîdi çek bu asker-i şeytâneye Dâimâ kalbinde zikrullah olan gelsün berû Sünbülî kıldan incedürür sırât-ı müstakîm Destgîri dâimâ Allah olanlar gelsün berû.

Hicâz (Uzzal) İlâhi Güfte: Merkez (Muslihiddin) Efendi Hazretleri Beste: Hammâmizâde İsmail Dede Efendi Eyâ âlemlerin şâhı tecellî kıl tesellî kıl Gönüller burcunun mâhı tecellî kıl tesellî kıl Ciğerden eylerim feryâd bu benlik da'vâsından dâd İkilikden kılup âzâd tecellî kıl tesellî kıl Döküp gözyaşını her an, inayet kıl Rahim Sultan Cemalinden kılıp ihsan tecellî kıl tesellî kıl Habîbine bizi kıl yâr muhabbet şem'ini uyar Eyâ leylâ-sıfat dildâr tecellî kıl tesellî kıl Bu kulun Merkezî cândan yine ister sehâ senden Açup hüsnün nikâbından tecellî kıl tesellî kıl.

Rast İlâhi Güfte: Üftade Hazretleri Beste: Ali Şirügâni Dede Hakk’a âşık olanlar* Zikrullahdan kaçar mı Ârif olan gevherin Boş yerlere saçar mı Gelsin ma'rifet alan Yokdur sözümde yalan Emmâreye kul olan Hayrı şerri seçer mi Gerçek bu söz yârenler Gördüm demez görenler Kerâmete erenler Gizli sırrın açar mı Sen bir koruk servisin Hemen şöyle durursun Sen bir palaz yavrusun Kuş kanatsız uçar mı Üftâde yanıp tüter Bülbüller gibi öter Dervîşlere taş atan Îmân ile göçer mi?

Isfahan İlâhi Güfte: Şeyh Ebu’l Vefa (Konevi) Hazretleri Beste: Hammâmizâde İsmail Dede Efendi Evvel tevhîdi zikret, Sonra cürmünü fikret. Var yoluna doğru git. Derviş olayım dersen. Bir zât-ı kâmil ara, Gezme tozma âvâra. Tamam sıra bu sıra, Derviş olayım dersen. Gaflet ile çalışma, Çok gezmeye alışma. Kem sözlere karışma, Derviş olayım dersen. Rüyâna yalan katma, Elden söz alıp satma. Cellad önüne yatma. Derviş olayım dersen. Her sözde inâd etme, Her mezbelede bitme. Sapa yollardan gitme, Derviş olayım dersen. Dostunda kusur görme, Ak yüze kara sürme. Başına çorap örme, Derviş olayım dersen. Hayrın bir ise binle, Vakt-i seherde inle. Pend-i Vefâ”yı dinle, Derviş olayım dersen.

Hicâz İlâhi Güfte: Niyazi Mısri Hazretleri Beste: Derviş Ali Şigürâni Dede Ey garib bülbül diyârın kândedir Bir haber ver gülizârın kândedir Sen bu ilde kimseye yâr olmadın Var senin elbette yârin kândedir Arttı günden güne feryâdın senin Âh‐u efgân oldu mu’tâdın senin Aşk içinde kimdir üstâdın senin Bu senin sabr‐u karârın kândedir Bir enisin yok aceb hasrettesin Rahatı terk eyledin mihnettesin Gece gündüz bilmeyüp hayrettesin Yâ senin leyl‐ü nehârın kândedir Ne göründü güle karşı gözüne Ne büründü baktığınca özüne Kimse mahrem olmadı hiç râzına Bilmediler şeh‐süvârın kândedir Gökte uçarken seni indirdiler Çâr‐ı unsur bendlerine urdular Nûr iken adın Niyâzî dediler Şol ezel ki itibârın kândedir.

Sabâ Nefes Güfte: Sunullah Gaybi Hazretleri Beste: Meçhul Tâc marifet tâcıdır Sanma gayrı tâc ola Taklid ile tok olan Hakikatte aç ola Bir ağaçtır bu âlem Meyvesi olmuş âdem Maksûd olan meyvedir Sanma ki ağaç ola Düşe düşüp aldanma Kendin hayrete salma Hak’tan gayrı ne vardır Ta’bire muhtac ola Bu âdem meyvesinin Çekirdeği sözündür Sözsüz bu âdem âlem Bir anda târâc ola Sana âlem görünen Hakîkâtte Allah’tır Allah birdir vallahi Sanma ki birkaç ola Bu sözlerin meâli Kişi kendin bilmektir Kişi kendin bilene Hikikât mi’rac ola Hak denilen özündür Özündeki sözündür Gaybî özün bilene Rububiyyet tâc ola.

Hicâz (Hümâyun) İlâhi Beste: Hasan Sezai Hazretleri Güfte: Enfi Hasan Ağa Ey bülbül-i nâlende Gül vaslını hânende Gül vaslı mukarrerdir Sa'y eyle bu gülşende Sabret sitem-i hâre Gül vaslına bul çare Çâresini istersen Kalma kafes-i tende Gül ismini evrâd et Var derd ile feryâd et Feryâd ile mu'tâd et Vuslat bulasın sen de Gül vaslı ganîmetdir Bülbül sana ni'metdir Bil kadr-i dem-i vaslı Güller gibi ol hande Gül vaslı Sezâî'de Bulmuşdur Fenâî'de Sen dahî bulam dersen Gel cân ile ol bende.

Mâhur İlâhi Güfte: Kenzi Hasan Efendi Hazretleri Beste: Mutafzâde Ahmet Efendi Gülşen-i sırda safâ bahş eyledi sünbül gülü Sünbülîyem Sünbülîyem Sünbülîyem Sünbülî Kim gelir ol gülistana şâd olur cân ü dili Sünbülîyem Sünbülîyem Sünbülîyem Sünbülî Gel mülâzim ol saadet ister isen kûyini Şemm edesin gülşen-i vahdetde sünbül bûyini Niçe müddet eşiğine sürdü Kenzî rûyini Sünbülîyem Sünbülîyem Sünbülîyem Sünbülî.

Hüseyni İlâhi Güfte: Şeyh Galib Hazretleri Beste: Meçhul Tedbîrini terk eyle takdîr Hudâ’nındır Sen yoksun o benlikler hep vehm ü gümânındır Birden bire bul aşkı bu tuhfe bulanındır Devrân olalı devrân erbâb‐ı safânındır Âşıkda keder neyler gam halk‐ı cihânındır Koyma kadehi elden söz pîr‐i mugânındır Meyhâneyi seyretdim uşşâka metâf olmuş Teklîf ü tekellüfden sükkânı muâf olmuş Bir neş’e gelip meclis bî-havf u hilâf olmuş Gam sohbeti yâd olmaz meşrebleri sâf olmuş Âşıkda keder neyler gam halk‐ı cihânındır Koyma kadehi elden söz pîr‐i mugânındır.