Ömür nimetinin hakkını verebilmek için hap tavsiyeler
Her insan daha iyi bir gelecek ve hedeflerine doğru emin adımlarla ilerleyebilmek için alanında başarılı olmuş insanların tavsiyelerine, sözlerine ve yaptıklarına ihtiyaç duyar. Hayallerini gerçekleştirmiş, ne söylediği konusunda fikre sahip, dünyadan haberdar isimlerden gelen tavsiyeler birçok insan için altın gibi kıymetlidir. “İnsan hayatını nasıl geçirmeli?” sorusu ise en çok tavsiyeye ihtiyaç duyulan konuların başında gelmektedir. Tek bir hayatımız var ve bunu en verimli şekilde geçirmek, en büyük arzularımız arasında yer almaktadır.
Tarih kitaplarına alışık olduğumuz Ortaylı, “Bir Ömür Nasıl Yaşanır?” adlı kitabı ile okuyucularına hayatlarına nasıl devam etmeleri gerektiği konusunda bazı önemli tavsiyeler veriyor. Yenal Bilgici adlı başarılı gazeteci ile yaptığı söyleşileri bir kitap hâline getiren Ortaylı, kendi hayatından örnekler de vererek kaliteli bir hayatın nasıl olabileceğine dair ipuçları sunuyor.
Kaliteli Bir Hayat Nasıl Olmalı?
Kaliteli bir insan hayatı için yaş bazında ömür dört ayrı döneme ayrılabilir. Bu dönemler sırasıyla; 12-25, 25-40, 40-55 arası, 55 ve sonrasıdır. Bu yaş aralıkları ve dönemler, bir insanın büyüyüp yetişmesi ve olgunlaşarak eserler vermesi ile ilgilidir. Kaliteli ve iyi bir yaşam için her yaş döneminde tamamlanması gereken bazı işler ve mutlaka edinilmesi gereken bazı alışkanlıklar olduğunun unutulmaması gerekir. Bu alışkanlıklar, daha verimli ve güzel bir ömür sürmenin kilit noktalarıdır. Normal bir insan; hayatını 12-25 arası olan dönemde inşa eder, 25-40 arası dönemde insani ilişkilerinde söz sahibi olmaya başlar, 40-55 arasında otoriter bir konuma yükselir ve 55 sonrasında ise kenara çekilip dinlenerek kalan hayatına sakin bir şekilde devam eder.
Batı ve Doğu medeniyetlerinde birçok ünlü isim, 12-25 yaşları arasında var oldukları üne ve şöhrete kavuşmuşlardır. Özellikle genç yaşlarda ortaya çıkardıkları eserler sayesinde dünyaya adlarını altın harflerle yazmışlardır. Gottfried Leibniz, 19 yaşında doktorasını tamamlamış; Mozart, en fazla eserini bu yaş döneminde bestelemiş; Fransız yazar Prosper Merimee, 15 yaşına basmadan önce İngilizce, Latince, Yunanca ve Kelt dillerini öğrenmiştir. Bu yaş dönemindeki insanların evlenmek, çocuk sahibi olmak, birinin bakımını üstlenmek gibi dertleri yoktur. Bu yüzden de genç kesimin sürekli olarak kendilerini geliştirebileceği işler yapması ve yeni şeyler öğrenmesi zaruridir. Bu yaş döneminde kendini göstermek, mesleğini belirlemek ve hayalleri doğrultusunda ilerlemek çok önemlidir. 25 yaşından sonra öğrenmek giderek zorlaşır ve hücreler artık kendini yenileyemez. Bu sebeple bu dönemde okunabildiği kadar kitap okunmalı, öğrenilmek istenilen yabancı lisanlar öğrenilmeli, meslek ile alakalı olarak en verimli eserler bu yaşlarda verilmeli ve gezilmek istenilen yerlere mutlaka gidilmelidir.
25-40 yaşları arası bir yenilenme dönemi olarak ifade edilebilir. 25 yaşına kadar geçen süre içerisinde gençliğin de verdiği hırs ve enerji ile pek çok şey yapabilmişsinizdir. Gençliğinizde ihmal ettiğiniz bazı önemli şeyleri yine bu dönemde yapabilirsiniz, henüz geç değildir ve elinizde hâlen bir şans vardır. Ancak ilk dönemdeki gibi hızlı bir şekilde öğrenme sağlayamayabilirsiniz, bu duruma hazırlıklı olmanız gerekir.
İnsanın olgunluk ve sakinlik çağı sayılabilecek bir dönemdir, 40-55 yaş arası. Birçok insan, “İkinci baharı” bu dönemde yaşar ya da sevdiği kişiye daha çok aşık olur. Fransız profesörlerin birçoğu bu dönem için “Sagasse” yani “Bilgelik” tanımını kullanır. Hafızanız bu dönemde gerilemeye başlar ve bu dönemde daha az şeyi net bir şekilde hatırlarsınız. Yeni bir şey öğrenmek yerine öğrendiklerinizi kıyaslayarak fevkalade değerlendirmelerde ve çıkarımlarda bulunabilirsiniz. Bu yaşlarda kurulan dostluklar ömürlüktür. Bu yaş aralığında olan insanların sahip oldukları deneyimleri, bilgi birikimleri genç nesle aktarması ise çok önemlidir. Sık sık gençlerle sohbet edilmeli ve mümkünse arkadaşlık kurulmalıdır.
Hayata Değer Katan İnsanların Faydaları
Yeni ve farklı ilişkiler kurmak, insanlar tanımak kişiye değer katan faktörlerin başında gelmektedir. İş hayatınız için faydalı olabileceğini düşündüğünüz insanları arayıp bulmak, onlarla tanışmak ve iletişim kurmak size ummadığınız farklı dünyalara girme imkânı sağlar. Görgü ve kültürünüz artar, bilgi dağarcığınız genişler ve bakış açınız farklı yönlere doğru evrilir. “Bir dil, bir insan” mantığı ile yeni diller öğrenerek yabancı insanlarla daha kolay tanışabilir, onların kültürleri hakkında bilgi toplayabilirsiniz, bu size yarar sağlayacaktır. Çoğu insanın düştüğü çok önemli bir yanlış vardır, kendi hayat tarzlarına uygun insanlarla tanışırlar ve onlarla kendilerine bir dünya kurarlar. Kaliteli ve iyi bir yaşam amaçlayanlar, kesinlikle bu yanlışa düşmemelidir. İlla hayat görüşünüzün ortak olduğu insanlarla dost olacaksınız diye bir kural yoktur. Aksine farklı hayat görüşleri, insana yorum yapma ve kıyaslama yapabilme imkânı sağlar.
Kendini Geliştiren İnsan Olma Meselesi
“Entelektüel insan” tabiri genellikle çok bilen ve çok okuyan insanlar için kullanılır. Ancak bu yanlış bir tanımlamadır. “Entelektüel insan” tabiri, üstüne vazife olmayan konular ile de ilgilenmiş yani kendini farklı konularda geliştirmiş bu alanlarda da bilgi sahibi olmuş insanlar için kullanılmalıdır. Mesleğiniz mühendisliktir ancak kendinizi edebiyat konusunda da geliştirmişseniz ve bu konuda çalışmalar yapmışsanız bu entelektüel olarak tanımlanabilirsiniz. Farklı konularda bilgi sahibi olan insanlar, kendi alanlarında da ilginç deneyimlere sahip olabilir, kendi alanlarına başka bir gözden bakıp yeni ve farklı eserler ortaya koyabilirler.
Entelektüel olmak, kendini geliştiren bir insan olmanın en önemli şartıdır. Dil öğrenmek ise entelektüel olmanızı sağlayan faktörlerden biridir. Yabancı dil öğrenmek sizi hayal dahi etmediğiniz dünyaların içine sokabilir. Dil öğrenmek, sizi hayatın her evresinde daha refah ve pozitif bir konuma eriştirecektir.
Kendini geliştiren insan, mukayese becerisine sahiptir, dünyadan karşılaştırmalar yapabilir ve kendi durumu hakkında bilgi sahibi olabilir. Merak sahibi olmak, gidişata bakmak ve olayların birebir içinde bulunmasa dahi ne olup bittiğinden haberdar olmak kişiye farkındalık sağlar. Rol model alınan kişinin kim olduğu, neler yaptığı ve ne gibi eserler verdiği önemli bir husustur. İnsan, rol modeline bakarak kendini belirleyip geliştirebilir. Bu yüzden algıları açık, sürekli sorgulayan ve doğru kişileri kendine rol model alan insan hayatta hep başarıya ulaşan taraf olur.
Doğru ve Etkili Çalışmayı Bilmek
Dünya sahnesinde yer alan birçok önemli ismin kendine özgü çalışma teknikleri vardır. Bazıları not alarak çalışır, bazıları defalarca okuyarak bilgileri ezberler ve bu şekilde çalışır. Ama benzer şekilde uyguladıkları teknikler de mevcuttur. Ünlü insanların doğru çalışma konusunda verdiği ortak tavsiyelerin en başta geleni ise yalnız kalmaktır. Yalnız kalmayı öğrenen bir insanın düşünmeyi ve dolayısıyla anlayarak çalışmayı keşfetmesi çok zor değildir.
Yapılan bilimsel araştırmalar, insanların sabahları daha kolay ezber yapabildiğini ortaya çıkardı. Sabah uykusunu aldıktan sonra yapılan çalışmaların, günün diğer vakitlerine oranla daha çok akılda kaldığı bilimsel olarak ispatlandı.
Başarılı bir insan olabilmek için kişinin harekete geçerek konfor alanının dışına çıkması ve farklı dünyalara giriş yapması oldukça elzemdir. Başarılı olan insanların hayat hikâyelerine bakıldığında cesur hamleler yaparak konforlarından vazgeçtikleri görülür. Miskinlik, insanın bitişini en iyi anlatan durumdur ve bu durumdaki insanın bir şeyler başarması imkânsıza yakındır. Konforundan vazgeçen insanların başarıya ulaştıklarını unutmadan sürekli yeni şeyler öğrenmeli ve bunu bir hayat misyonu olarak kişi kendine kural edinmelidir.
Muhteşem Tatil Yapmanın Püf Noktaları
Eski yıllarda başka şehirleri gezmek, yeni yerler görmek oldukça zahmetli bir olaydı. Günümüz teknolojisinden uzak deve, at gibi hayvanlarla ulaşım sağlanırdı. Bu yüzden de yeni yerler keşfetmek, insanlar için çok lüks ve zahmetli bir iş olarak görülürdü. Eski dönemlerin en önemli gezgini olarak bilinen Evliya Çelebi’nin çok zahmetler çekerek yazdığı “Seyahatname”, dünya literatürüne girmiş önemli eserlerden biridir. Evliya Çelebi, eserinde şehirleri üstünkörü gezmemiş, o bölgenin insanını, doğal güzelliklerini ve sadece yerel halkın bildiği ilginç yerleri de detaylıca anlatmıştır. İşte doğru seyahatin anahtarları da burada yer alır.
Bir şehri ilk defa görüyorsanız yürüyerek gezmeniz, bol bol fotoğraf çekmeniz ve şehir hakkında notlar almanız çok önemli. Şehir hakkında yazılmış gezgin yazılarını okumanız, harita ile gezmeniz ve mümkünse rehber tutmanız size çok fayda sağlayacaktır. Tam ve muazzam bir şehir turu için o şehrin müzelerini ve tarihi eserlerini de görmeniz gerekmektedir.
Ölmeden Önce Gidilmesi Gereken Yerler
Ölmeden önce gidilmesi gereken yerler konusu her insanın merak ettiği ve araştırdığı konular arasında yer alır. Gerekli maddi imkânı bulan ve zamanı da olan insanlar, dünyanın en güzel yerlerine gidip ölmeden önce bu yerleri görmek ister. Birçok seyahat gezgini de bu konuda okuyucularına tavsiyeler verir. Semerkant, Floransa, Buhara, Roma, Londra, Şam, İsfahan ve Kudüs şehirleri birçok gezgin tarafından ölmeden önce mutlaka görülmesi gereken yerler olarak tanımlanır.
Çarşıların ve mescitlerin ne demek olduğunu kavrayabilmek için İsfahan ve Yezd’i, Batıyı anlayabilmek için İtalya’nın Roma, Floransa ve Siena’yı, müthiş sergiler ve mimari eserler ile dengeli bir karışım görebilmek için İspanya’nın Madrid, Barselona, Kordoba ve Granada’yı; Akdeniz’deki Osmanlı-Türk kültürünü hissetmek ve yaşamak için Dubrovnik başta olmak üzere Saraybosna gibi şehirlerin yanı sıra Adriyatik kıyıları, Dalmaçya, Midilli, Rodos ve Girit adalarını; kafa dinlemek, hayatı sorgulamak ve gelecek planları yapabilmek için Budapeşte, Budin, Salzburg ve Graz şehirlerini; hayaller kurabilmek ve kainatın eşsiz güzelliklerinin farkına varabilmek için Semerkant şehrini, bilhassa şehrin merkezindeki Registan Meydanı’nı; Orta Asya coğrafyasını ve eski Türkleri keşfedebilmek için; Özbekistan’ın Taşkent’i, Buhara ve yine Semerkant şehirlerini; dünyanın en iyi kütüphanelerini görebilmek için New York, Washington, Londra, Tel Aviv’i; Türkiye’nin gizli kalmış doğal güzelliklerine erişebilmek için Safranbolu, Konya Ereğli’si, Kubadabad Sarayı gibi bölgelerine ve son olarak İlber Ortaylı’nın dünyada en çok sevdiği şehir için ise İsfahan’a gitmeniz gereklidir.
Elit Eğitim İçin Yapılması Gerekenler
Doğru ve kaliteli bir eğitim için önce başarılı eğitimciler yetiştirilmelidir. Eğitimin odak noktası öğretmen olmalıdır. Osmanlı Devleti’nin son yıllarında aydınlar tarafından hazırlanan Tanzimat Dönemi’nde dünyanın en başarılı öğretmenleri ve eğitimcileri yetişmişti ve o dönemin çok başarılı öğrencileri, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda etkin rol oynamışlardı. Yine aynı başarıyı sağlamak için elit denebilecek tarzda öğretmenler yetiştirmeli ve öğrenciyi gerçekten zorlayan sınavlar yapılmalıdır. Günümüzde ülkemizdeki sınav sisteminin öğrencileri gerçekten sınadığı ifade edilemez, dünya ülkelerinde yetişen öğrenciler ile kıyaslama yapıldığında bu sonuca kolaylıkla ulaşılabilir. Öğrencileri gerçekten zorlayan sınav sistemlerine sahip ülkelerin başarılı olduğu kolaylıkla söylenebilir.
Kaliteli bir eğitim için öğrencilerin matematik ve filoloji yani dil bilgisine sahip olması çok önemlidir. Sınıfların küçük olması ve öğrencilerin az sayıda olması öğrenmeyi daha kolay hâle getirebilir. Ayrıca öğretmen sayısının artması ve nitelikli hâle gelmesi de eğitimin kalitesini arttıran unsurların başında gelmektedir. İlköğretim seviyesinde her sınıfın tek öğretmeni olması ve küçük yaştaki çocukların onu rol model alması, önemli bir husustur. Öğretmenlerin kanaat önderi olarak söz sahibi olduğu bir sistemde başarısız öğrencilerin olması oldukça zordur. Bu nedenle öğretmenleri tekrardan söz sahibi yapmak gerekmektedir.
Elit eğitimde amaç diploma alıp üniversite mezunu olmak değildir, tam aksine yeteneklerinin farkında olan gençlerin becerileri doğrultusunda meslek seçimleri yapabilmeleri ve bu alanda kendilerini geliştirebilmeleridir. Günümüzde çok fazla üniversite bulunuyor ve birçoğu da kalitesiz eğitim sunarak öğrencileri kolaylıkla diploma sahibi yapıyor, bu nedenle de işsiz, genç nüfus giderek artıyor. Bunun önlemenin en önemli yolu ise kaliteli ve elit bir eğitim sisteminden geçiyor.
Eğitimde 15 yaşın büyük bir önemi vardır. Bu yaşa gelmeden önce çocuğun kendi dilini başarılı bir şekilde öğrenmiş olması lazım. Ailelerin bu çağdaki çocuklara bakışı da çok önemli. Çocuğu gereğinden fazla övmek veya yermek ona yapılabilecek en büyük zararların başında gelmektedir. Ona, her konuda yanında olduğunuzu hissettirmeniz yeterlidir. Ayrıca çocuklara hayatın zorlukları, yokluğun ne olduğu ve mahrumiyet duygusunun da aşılanması gerekir. Bunu hisseden çocuklar, hayata daha hazırlıklı ve dayanıklı başlıyorlar. Eğitimin tamamı okulda olmaz, evde de eğitim devam etmeli ve ailelerin çocuklarına hayatı da öğretmeleri gerekmektedir.
Kültür Sanat Konusunda Altın Tavsiyeler
Tarih konulu filmler için İtalyan sineması oldukça faydalı bir örnektir. Gerçek hikâyelerden yola çıkan ve konusuna hakim yönetmenler tarafından çekilen birçok tarihi filmi burada bulabilmek mümkündür. Polonya sineması ise toplumları muhteşem şekilde anlatan yönetmenler çıkarmayı başarabilmiştir. Türkiye’de Yeşilçam döneminde gözlem ve yorum kalitesi çok güçlü filmler ortaya çıkarılmıştır. Sovyet Dönemi yönetmenlerinden Sergey Eisenstein, Andrej Wazda ve Krzysztof Zanussi gibi isimlerin neredeyse tüm filmleri kült kategorisine girmiş, birçok sinema eleştirmeni tarafından beğenilmiştir.
Moskova, Londra ve Tel Aviv şehirleri, tiyatro konusunda dünya çapında eserler veren oyunculara ve muhteşem tiyatro salonlarına sahip olmaları ile sanatseverlerin uğrak yerleri arasında yer almaktadırlar. Tahran tiyatrosu, en az İran sineması kadar başarılı eserler vermektedir. Kudüs de diğer şehirler kadar olmasa da bir tiyatro şehri denebilecek kapasiteye sahip olarak göze çarpmaktadır.
Klasik müziğin usta isimleri arasında gösterilen Beethoven, Mozart ve Haydn kendi dönemlerini en iyi anlatan sanatçıların başında gelmekteydiler. Bu nedenle de müzik otoriteleri tarafından diğer başarılı klasik müzik sanatçılarından bir adım önde yer alırlar. Bach, Wagner, Chopin gibi isimler yine klasik müziğin muazzam eserlerine imza atanların başında gelmektedirler. Rusya’da klasik müziği en üst noktaya taşıyanlar Çaykovski ve Rahmaninov’dur. Türk müziğinde ise Dede Efendi’nin mutlaka bilinmesi, eserlerinin dinlenmesi gerekir. Onun dışında Hacı Arif Bey, Itri, İdil Biret ve Zehra Eren gibi isimlerin de mutlaka dinlenmesi tavsiye edilir.
Rus edebiyatı dünyanın en başarılı yazarlarını ve eserlerini ortaya çıkaran edebiyatların başında gelir. Çehov, Tolstoy, Dostoyevski, Puşkin gibi yazarların ortaya çıkardığı eserler gelecek nesillere ışık tutmuştur. Bugün neredeyse her kitap kurdunun evinde Suç ve Ceza, Karamazov Kardeşler bulunmaktadır. Fransız edebiyatı Balzac, Victor Hugo gibi isimlerin eserleri ile Rusları takip etmektedir. İran edebiyatı, şiirleri ile ünlenmiştir. Firdevsi’nin Şehnamesi, Hafız-ı Şirazi’nin Divan’ı İran edebiyatının en güzel örneklerindendir. Türk edebiyatında Ahmet Haşim, Reşat Nuri Güntekin ve Hüseyin Rahmi Gürpınar gibi isimlerin eserleri mutlaka okunmalıdır.
Yaşadığın Şehri Tanımak ve İlber Ortaylı İçin İstanbul
İyi bir şehir denince; iyi bir kütüphaneye sahip olan, iyi bir tiyatro salonu bulunan ve iyi kafelerin olduğu şehir akla gelmektedir. Kişinin yaşadığı şehri tanıması ve hissetmesi çok önemlidir; hayatını burada idame ettireceğinden burada mutlu olması, hayatına kalite katacak unsurların en başında gelmektedir. Bulunulan şehri sonuna kadar yaşamak için o şehrin tarihi eserlerini, sanat mekânlarını ve kültürel alanlarını keşfetmek gerekir. İnsana ilgi alanları yaratan ve kişinin kendini geliştirmesine imkân sunan şehir, kaliteli ve özel bir şehirdir.
İstanbul’da yaşayan insanlar için Ayasofya Müzesi, Süleymaniye Camii, Topkapı ve Dolmabahçe Sarayları, Mimar Sinan’ın bütün eserleri, Pera, Sabancı, Koç Modern Sanat Müzeleri, Fenari İsa Camii, Kariye Camii mutlaka görülmesi gereken yerlerin başında gelmektedir. Vefa, Sirkeci, Balat, Suriçi gibi semtleri ise eski İstanbul’u en güzel anlatan yerlerin başında gelmektedir.
İstanbul, günümüzde gökdelenlerden geçilmeyen bir şehir hâline gelmiştir. Şehir, giderek dikine yapılaşmaya başlamış ve bu, şehrin ruhuna aykırı bir durum oluşturmuştur. Osmanlı zamanında Mimar Sinan tarafından dizayn edilen İstanbul, yatay yapılaşmaya müsaade ediyordu ve yüksek yapıların inşa edilmesi, şehrin siluetini bozduğu gerekçesiyle yasaktı. Günümüzde İstanbul’un bir dünya şehri olduğu hatırlanmalı ve yatay yapılaşmaya son vererek şehrin silueti yeniden koruma altına alınmalıdır.
Sonuç
“Bir Ömür Nasıl Yaşanır?” kitabı ülkemizin en önemli tarihçilerinden İlber Ortaylı’nın birikimlerinin ve hayat konusundaki eşsiz paylaşımlarının yer aldığı harika bir rehber kitaptır. Her yaştan insanın okuyup kendisi için faydalı bilgiler bulabileceği bu kitapta, İlber Ortaylı’nın hayat hakkında verdiği ipuçlarına ulaşmak mümkün.
Usta gazeteci Yenal Bilgici ile yaptığı soru- cevap şeklinde ilerleyen söyleşilerini bir kitap hâline getiren İlber Ortaylı, eğitimden sanata pek çok başlık altında fikirlerini okuyucu ile paylaşıyor. Özellikle gençlerin kütüphanelerinde mutlaka bulundurması gereken bu eseri, sadece okumakla bırakmamalı, verilen tavsiyeleri uygulamaya da çalışmalı.