Genel

Mehmet Âkif'in yayınlanmış tüm eserleri

TARİHİ ve kültürel geleneği hayli köklü ve zengin olan Türk edebiyatında yüzlerce edip ve gair milletin hafızasında derin izler bırakmıştır. Bunlar içerisinde aradan yüzlerce yıl geçmiş olmasına rağmen hala unutulmayan ve hafızalarda dipdiri duran, Yunus Emre, Mevlana Celâleddin-i Rumi, Köroğlu, Karacaoğlan, Puzuli, Baki ve Nedim gibi nice isimler bulunmaktadır. Son asırda ise bunlar misali hafızalarda yer etmiş olan, Namık Kemal, Ziya Paşa, Muallim Naci, Abdulhak Hamid, Tevfik Fikret, Mehmet Akif, Yahya Kemal, Cahit Sıdkı, Nazım Hikmet ve Necib Fazıl gibi birçok ismi sayabiliriz. Her biri diğerinden değerli olan bu isimlerin birbirleri ile mukayesesi tabi ki mümkün olmamakla birlikte, Mehmet Akif’in Türk toplumu üzerindeki tesiri ve i’tibâri nazar-ı dikkate alındığında bir ruhaniyetinin olduğu bariz bir surette ortaya çıkmaktadır. Zira gerek kendi eserlerinin neşredilmesindeki fevkaladelik gerekse hakkında yazılan kitap, makale ve yazıların sayısı itibariyle zenginliği bunun en büyük delilidir. Türkiye’de şiirleri en fazla okunan şairlerin başında yine onun geldiği de aşikârdır. Asıl mesleği baytarlık olan Akif’in akla ilk gelen hususiyeti tabi ki şairliğidir. Bu sebeple en büyük eserleri olan Safahat ve İstiklal Marşı adeta onunla bütünleşmiş durumdadır. Hâl böyle olmasına rağmen, Akif sadece şiir yazmak la kalmamış birçok nesirler kaleme almış, bir hayli eserler tercüme etmiştir. Onun tüm bu eserlerine baktığımızda zenginliğiyle birlikte çeşitliliğini de görmekteyiz. Âkif’in kitaplarını ele aldığımız bu çalışma, akademik mânâda bir biblografya hazırlanması ya da bir kataloglama çalışması değildir. Münhasıran onun kaleminden çıkmış olan kitaplar hakkında kısa bir bilgi derlemesi olup basit bir tasnife tabi tutularak sunulmuştur. Tabii olarak, onunla ilgili çalışma yapan kıymetli yazar ve araştırmacılarımızın eserlerinden hayli istifade edilmiştir.

SAFAHAT Bilindiği üzere, Mehmet Akif şiirlerini önceleri Hazine-i Fünun, Resimli Gazete, Mekteb ve Servet-i Fünun gibi muhtelif mecmualarda yayınlamış, ancak Sırât-ı Müstakim’in yayın hayatına atılması ile tüm şiirlerini bu dergi ve devamı olan Sebilürreşâd dergisinde neşretmeye başlamıştır. Bilâhare mezkûr dergilerde yayınladığı şiirlerini Safahat adı altında yedi ayrı eserde bir araya getirmek suretiyle kitaplaştırmıştır. İlk kitap sadece Safahat adını, müteakib kitaplar ise her biri bu ana başlık altında farklı alt isimler de taşımaktadır. İlk altısı İstanbul’da, yedincisi ise Kahire’de yayımlanan bu eserlerin farklı zamanlarda (Arap harfleriyle) ayrı aynı toplamda 21 defa basımı gerçekleştirilmiştir. Bunlara kısaca göz atacak olursak;

Safahat Birinci Kitap (1. baskı: İstanbul 1329, Sirat-ı Müstakim Matbaası, 267+3 s.; 2. Baskı: İstanbul, 214 s.; 3. baskı: İstanbul 1346, Amidi Matbaası, 191 s.) Muhtelif konulardaki (3084 mısra hacminde) 44 şiirden oluşur ki, Safahat’ın en kapsamlı bölümüdür. İçindekilerin tamamına yakını daha önce Sırat-ı Müstakim’de yayımlanmış olan şiirlerden meydana gelir. Bu bölümdeki manzumelerde çoğunlukla beşeri ve sosyal meseleler ele alınmıştır. Cahillik, istibdat, meyhane ve kahvehane gibi içtimaı illetler tüm gerçekliği ile hatta yer yer alay edilmek suretiyle tasvir edilir. Toplumda sarî olan fakirlik, tembellik, hastalık ve acizliklere dikkat çekilerek, dayanışma, yardımlaşma çalışma, azim ve ye’se kapılmama gibi toplumsal vazifeler hatırlatılır. Hasta, Tevhid yahud Feryad, Küfe, Meyhâne, Selma, Kocakarı ile Ömer, Azim, Hürriyet ve istibdât gibi şiirler bu kitapta yer alır. Şair bu ilk kitabı, ahlâken çok sevdiği talebesi Ratib Paşa’nın oğluna “Evlâdım Mehmet Ali’ye yadıgâr-ı vedaımdır” sözleri ile ithaf etmiştir.

Safahat İkinci Kitap: “Süleymaniye Kürsüsünde” (1. baskı: İstanbul: Sırât-ı Müstakim Matbaası, 1329,91 s.; 2. baskı: İstanbul 1330, 61 s.; 3. baskı: İstanbul: Necm-i İstikbal Matbaası, 1336, 61 s.; 4. baskı: İstanbul: Gündoğdu Matbaası, 1347/1928,55 s.) Fatin (Gökmen) Hoca’ya ithaf edilmiş olan bu kitap, Sibiryalı Seyyah Abdürreşit İbrahim’in ağzından İslâm aleminin ve ülkedeki vaziyetin anlatıldığı 1002 mısralık tek bir şiirden ibarettir. Mehmet Âkif, bu şiirinde kendisinin de yakın dostu Abdürreşid İbrahim’i konuşturarak, Süleymaniye Camiinde verilmiş bir vaaz şeklinde eseri kaleme almıştır. Hatib cami kürsüsünden cemaate hitaben; Japonya’ya yapmış olduğu seyahatlerinde gördüklerini ve yaşadıklarını özetleyerek gerek uzak doğuda gerekse İslam coğrafyasındaki intibalarını ibretli bir surette dile getirdikten sonra Meşrutiyet’in ilanını müteakiben ülkemizde cereyan eden olaylara ve toplumsal hatalara değinerek, halen yaşanmakta olan bu başıbozuk ahvalin, milletin başına getireceği felaketlere dikkat çeker ve bir dua ile vaazını (şiiri) bitirir. Bu şiir kitap olarak neşredilmeden evvel Sırât-ı Müstakim mecmuasında yayımlanmıştır.

Safahat üçüncü Kitap: “Hakkın Sesleri”: (1.baskı: İstanbul: Selanik Matbaası,1331,64 s.; 2. baskı: İstanbul 1336, 48 s.; 3, baskı Tevsi-i Tıbaat Matbaast, 64 s.; 4. baskı: İstanbul: Gündoğdu Matbaası, 1347/1928, 48 s.) Çoğunlukla dini içerikli toplumsal mesajları içeren on manzume 482 mısradır. Bu şiirlerden sekizinde önce Kuran’dan bir ayet, birinde ise bir hadis ve meali verilmek suretiyle mevzua giriş yapılır ve şiir bu minvâl üzere devam eder. Balkan Harbinde fırka ve kavmiyet kavgaları sebebiyle birbirine yardım etmeyen ordu birlikleri yüzünden yaşanan hezimet, toprak kaybı ve akabinde meydana gelen katliamlar, fecaat ve göçlerden dolayı ülkede yaşanan sıkıntılar kitabın tüm konusunu oluşturur. Akif, eserde yer alan on şiirinde de işte bu Balkan harbinin neticelerinden duyduğu izdırabını acılar içinde dile getirir. Kitap, Ferid Kam’ın Mehmet Akif’e hitaben kaleme aldığı bir yazı ile sona erer. Diğer taraftan bu kitapta üçüncü sırada yer alan; “Üç beyinsiz kafanın derdine, üç milyon halk, Bak, nasıl doğranıyor? Kalk, baba, kabrinden kalk!” sözleriyle başlayan şiir, -muhtemelen- Hakk’ın Sesleri’nin yayımından önceki bir tarihte, Sebilürreşâd Kütüphanesi tarafından müstakilen Hakk’ın Sesi ismiyle tek şiirden ibaret bir kitapçık şeklinde yayınlanıp dağıtılmıştır. Kapak dahil toplam sekiz sayfadan oluşan kitabın üzerinde yayın tarihi bulunmamaktadır: Hakkın Sesi, İstanbul: Tevsi-i Tıbaat Matbaası, Sebilürreşâd Neşriyatı, 8 s.

Safahat Dördüncü Kitap: “Fatih Kürsüsünde” (2. baskı : İstanbul: Tevsi-i Tıbaat Matbaası, 1332, 102 s.; 3. baskı: İstanbul: Tevsi-i Tıbaat Matbaası, 1332, 64 s.; 4. baskı: İstanbul: Amedi Matbaası, 1343, 88 s.) İctimai mevzuların ele alındığı iki bölümden ve 1692 mısradan oluşan tek bir şiirdir. “Hamâsi şâirimiz Midhat Cemal’e” ithaf edilmiştir. Eser, “İki Arkadaş Fâtih Yolunda” ve “Vaiz Kürsüde” başlıklı iki bölümden meydana gelir. 322 mısralık birinci bölüm, Galata Köprüsü’nde vapurdan inen iki arkadaşın, Fâtih Câmii’ne kadar devam eden konuşmalarından meydana gelir. Bu sırada pek çok cemiyet ve kültür meselesi nükteli bir üslûpla dile getirilir. İkinci bölümde ise islâm âleminin içinde bulunduğu ahvâle değinilerek toplumun içinde yüzdüğü atâlet, tembellik ve umursamazlık hâli ile yanlış telakki edilen “kader” ve “tevekkül” anlayışları işlenir. Toplumun canlanması, çalışması atâletten kurtulması şiirin ana temâsını oluşturur.

Safahat Beşinci Kitap: “Hatıralar” (1.baski: İstanbul: Neem-i İstikbal Matbaası, 1335/1333,78 s.; 2. baskı: İstanbul: Necm-ı İstikbal Matbaası, 1336,91 s. 3. baskı: İstanbul: Gündoğdu Matbaası, 1347/1928,87 s.) Şehzade Ömer Faruk Efendi’ye ithaf edilen ve Akif’in üç büyük seyahati olan Mısır, Hicaz ve Berlin hatıralarından izlenimlerin yer aldığı bu eser 10 şiir (1314 mısra) hacmindedir. Kitabın başında müstakil yedi şiir bulunur ki bunların biri hariç diğerleri birer âyet ya da hadisle başlayıp, mevzuunu bunlardan alır. Şairin ömrü boyunca sevgi ve saygıyla hürmet ettiği Abbas Halim Paşa’ya ithaf etmiş olduğu, Mısır seyahatini konu edinen “El-Uksur’da” ve son Mekke-i Mükerreme emiri şerif Ali Haydar Paşa’ya ithaf ettiği “Necid Çöllerinden Medine’ye” şiirleri ile kitabin yarıdan fazlasını teşkil eden (698 mısralık) “Berlin Hatıraları” bu eserin esas mevzuunu oluştururlar.

Safahat Altıncı Kitap: “Asım” (1. baskı: İstanbul: Amidi Matbaası, 1342, 132 s.; 2. baskı: İstanbul: Gündoğdu Matbaası, 1347/1928, 139 s.) Kitap, Hocazâde ile Köse İmam ve onun oğlu Asım arasında geçen 2292 mısradan müteşekkil tek parça manzum bir eserdir. Baştan sona kadar muhavere şeklinde tasarlanmıştır. Konuşanlar; Hocazâde (Akif) ile babası Tahir Efendi’nin talebesi Köse İmam (Bosnalı Ali Şevki Hoca) ve Köse İmam’ın (muhayyel) oğlu Asim’dır. Akif, muhayyelesinde yarattığı Asım karakterini gelecek nesillere her yönüyle örnek bir şahsiyet olarak tasarlamıştır. Eser ismini buradan alır. Kitabın ilk bölümü Köse İmam’la Hocazâde’nin konuşmalarından meydana gelir ve eserin büyük kısmını teşkil eder. İkinci bölümünde ise Hocazâde, gençliğe örnek bir şahsiyet olarak gösterdiği Asım ile karşılıklı konuşur, dertleşir ve ona ülke ve cemiyete yapması gereken hizmetleri anlatır, hedefler gösterir. Eser içinde Çanakkale Şehitleri” şiiri de yer almaktadır. Akif bu kitabı, karakter olarak Ali Şevki Hoca’ya benzeyen vefakâr dostu Fuad Şemsi (İnan)’a ithaf etmiştir.

Safahat Yedinci Kitap: “Gölgeler” (Kahire: Matbaat’üş-şebab, 1352/1933,95 s.) Safahat’ın son kitabı olan Gölgeler, “Şark’ın tek dâhi-i san’atı şerif Muhyiddin Beyefendi'ye hâtıra-i tâzim” ithafıyla başlar ve 1918-1933 yılları arasında yazılmış 41 adet manzumeyi içerir 1374 mısradan müteşekkildir. Hüsran, Süleyman Nazif’e, Bülbül, Leyla, Gece, Hicran, secde ve Said Paşa İmamı gibi şairin çok bilinen şiirleriyle birlikte safahat külliyatının en son şiiri olarak 1933’te yazmış olduğu 208 mısralık “San’atkâr” şiiri de bu eser içinde yer alır. Asım’ın neşri ile altıncı kitabi tamamlanmış olan Safahat (daha önce birbirinden bağımsız ve ayrı ayrı tabedilmiş halde bulunan nüshaları) Sebilürreşad Kütüphanesi tarafından bir araya getirilmek suretiyle bir cilt halinde toplanarak okuyuculara sunulmuştur. Safahat’ın yedinci kitabı olan Gölgeler’in de ilâvesiyle tamamı ise ilk olarak (Latin harfleriyle) Ömer Rıza Doğrul ‘un hazırladığı “Basılan ve Basılmayan Bütün şiirleri” alt başlığıyla 1943 yılında İnkılap ve Aka Yayınevi tarafından iki cilt olarak neşredilmiş, müteakip yıllarda tek cilt halinde yayımına devam edilmiştir. Kitabın ilk yedi baskısı Ömer Rıza Doğrul’un hazırladığı haliyle neşredildikten sonra, 1973 yılında yapılan sekizinci baskısından itibaren M. Ertuğrul Düzdağ’ın tashih ve düzenlemesiyle yayımlanmaya başlanmıştır. Sonraki dönemlerde yapıla baskılarına şairin Safahat dışında kalmış olan eserlerinde dâhil edilerek sekizinci bölüm oluşturulmuştur. İmtiyaz hakkını elinde bulunduran İnkilâp ve Aka Yayınevi tarafından 1986 yılına kadar toplamda 20 baskısı gerçekleştirilmiş olan eserin, bu tarihten itibaren (söz konusu yayınevinin yansıra) birçok kurum ve kuruluş tarafından da defaatle yayımlandığını görüyoruz.

TELİF ESERLERİ Akif'in, Safahat haricinde kalan diğer eserlerini telif eserleri ve tercüme eserleri olarak iki ayrı kategoride ele alabiliriz. Bu yazımızda, Akif’in Sırat-ı Müstakim ve Sebilürreâd mecmualarında kaleme almış olduğu ve sonraki dönemlerde bir araya getirilmek suretiyle yayımlanmış olan muhtelif yazı ve makalelerini hariç tutarak kitap olarak neşredilmiş eserlerini ele alacağız. Telif mahiyetinde olan aşağıdaki eserleri öncelikle zikredebiliriz. 8 Dârü’l-fünûn Dersleri “Kavaid-i Edebiye” Dârü’l-Hilâfe: Sırât-ı Müstakim Matbaası, 1329, 16 s. 1908-1913 yılları arasında İstanbul Dârü’l-fününu edebiyat şubesinde edebiyat dersi muallimliğinde bulunmuş olan Mehmet Akif’in, derslerinde okutmak üzere hazırladığı metinlerin bir kısmı, Kavaid-i Edebiyye adıyla “Darü’l-fünün Dersleri” umumi başlığıyla neşri yapılan ders kitapları arasında yayımlanmaya başlanmış ancak ilk formanın basımıyla sınırlı kalmıştır. Kitapta yer alan yazılar -biri hariç- daha önce Sırât-t Müstakim ve Sebilürreşad dergilerinde yayımlanmış yazılardan ibarettir. Eser, edebiyatın teorik bazı meseleleriyle ilgili olarak Akif’in edebiyat teorisi alanındaki görüşlerini yansıtmaktadır. Basımı yarım kalmış olan bu eser, Akif’in aynı mahiyetteki diğer yazılarının da ilavesiyle Yusuf Turan Günaydın tarafından daha geniş kapsamlı olarak suretiyle 2016 yılında yeniden yayımlanmıştır: Kavaid-i Edebiyye “Edebiyat Dil ve Eğitim Yazıları”, İstanbul: Büyüyenay Yayınları, 2016, 141 s.

Edebiyat Dersleri İstanbul: Daru’l-Hilafeti’l Aliyye, 1334,4 forma. Mehmet Akif, Daru’l-Hilafeti’l Aliyye’de başkâtip ve üye olarak bulunduğu sıralar Dâru’al-Hilafeti’l Aliyye Mektebi’nin ikinci ve beşinci sınıf talebelerine edebiyat dersleri okutmuştur. Bu müessese tarafından aylık olarak neşredilen Ceride-i İlmiye mecmuasının 1334 tarihli 26 ve 29. sayılarının arka kapak sayfasında; “Medâris-i Aliyye derslerini ihtiva eden atideki ilâveler, hariçten talep edenlere her forması 20 paraya Ceride-i İlmiye idaresinde satılmaktadır” denildikten sonra satışa sunulan 23 eser sıralanmıştır. Bunların arasında Mehmet Akif’e ait dört forma (64 sayfa) hacminde Edebiyat Dersleri isimli eser de yer almaktadır. Bugüne kadar tesadüf etmediğimiz bu eser muhtemelen talebelere münhasır olarak şapograf baskı ile tabedilmiştir. İçeriği hakkında herhangi bir bilgiye sahip değiliz. Osmanlı Edebiyatı Ders Notları İstanbul: Bağcılar Belediyesi, 2015,397 s. Muhtelif mekteblerde muallimlik vazifesi icra etmiş olan Mehmet Akif’in Dâru’l-Muallimin-i Aliye’de verdiği edebiyat derslerinde anlattıkları konular, o sıralar edebiyat şubesinde talebe olan Mehmet Zekai (Konrapa) tarafından Osmanlı Edebiyatı Ders Notları adıyla deftere kaydedilmiştir. Söz konusu eser, Ömer Hakan Özalp tarafından hazırlanarak asıl metniyle birlikte yayımlanmıştır.

Kastamonl’de Nasrullah Karsüsündes Diyarbekir Diyarbekir Vilayer Matbass,17, Akif’in milli mücadele esnaunda vazifeli olarak bulunduğu Kastamonu’da, Hasrullah Camil’nde toplanan halka hitaben vermiş olduğu vaaz, Sebilürreşâd mecmuasının Kastamonu’da basılan 464, sayısında yayınlanmış, gördüğü rağbet üzerine bu sayış birkaç defa bastırılarak dağıtılmıştır. Ayrıca el-Cezire Kumandanı Nihad Paga tarafından müstakil bir risale halinde neşredilip bölgenin Elaziz, Diyarbekir, Bitlis ve Van gibi belli bağlı vilayetlerine ve cephelerdeki askerlere gönderilmiştir. Akif'in bu vaazı, yeni harflerle Mustafa Eski tarafından yayımlanmıştır: Milli Mücadelede Mehmet Akif Kastamonu’da, Ankara Ayyıldız Matbaası, 1983, 84 s.

Kur’an Meall “Fatiha Suresi-Berae Sareal” İstanbul: Mahya Yayınları, 2012,426 / lüks baskı: 581 s. Mehmet Akif’in Kahire günlerinde tamamlayarak yakın dostu Yozgatlı İhsan Efendi’ye emanet ettiği Kur’an mealine uzun yıllar ulaşılamamış ve bu husus birçok tartışmalara sebep olmuştu. Ihsan Efendi’nin talebelerinden Mustafa Runyun tarafından Akif'in metninden (daktilo yazısı ile) istinsah edilen Fatiha suresinden Berae suresine kadar yaklaşık Kur’an Kerim’in üçte birini kapsayan kısmı, Prof. Dr. Recep Şentürk ve Dr. Asım Cüneyd Köksal tarafından hazırlanarak ilk defa okuyuculara ulaştırılmıştır. Bu çalışmadan bir müddet sonra Akif’in kendi el yazısı ile ilk iki cüzden oluşan meal, Dr. Necmi Atik tarafından ortaya çıkartılarak orijinal metniyle birlikte neşredilmiştir: Mehmet Akif Ersoy’un Kur’an Meali – “Akif’in Kendi El Yazısıyla İki Cüzlük Meali”, Necmi Atik, İstanbul: Büyüyenay Yayınevi, 2016, 132 s. Ayrıca, bütünlük arzeden yukarıda bahsedilen iki eser haricinde Ömer Rıza Doğrul tarafından, Akif’in Sırat-ı Müstakim ve Sebilürreşâd mecmualarındaki yazı ve makalelerinde perakende olarak yer alan meal ve tefsirleri bir araya getirilerek (bazı ekler ve notlar ilavesiyle) yayımlanan eserini de burada zikretmek gerekir: Kur’an’dan Ayetler, İstanbul: Yüksel Yayınevi, 1944,375 s. Buna benzer diğer bir neşir ise Suat Zühtü Özalp tarafından yapılmıştır: Kur’an-ı Kerim’den Ayetler (Meal-Tefsir) Mev’izeler (Vaazlar), Ankara: Sevinç Matbaası, 1968, 238 s.

Mevaiz-i Diniye (Birinci Kısım): İstanbul: İttihat ve Terakki Cemiyeti Şehzadebaşı Kulübü, Matba-i Amire, 1328, 3+136 8. Birçok muharririn yazılarından meydana gelmiş olan bu eserin 54 ila 60. sayfalarında Mehmet Akif'in “İttihat Yaşatır Yükseltir, Tefrika Yakar, Öldürür” başlıklı yazısı bulunmaktadır. Konusu isminde özetlenmiştir. Akif’in bu yazısı sonraki yıllarda Ubeydullah Küçük tarafından Latin harfleriyle aynı isimle yayımlanmıştır: İttihadı Yaşatır Yükseltir, Tefrika Yakar, Öldürür, İstanbul: Bedir Yayınevi, 1972, 32 s.

TERCÜME ESERLERİ Yukarıda isimlerini zikrettiğimiz telif eserlerinin haricinde Arabça, Farsça ve Fransızcaya vukufiyetinin çok güçlü olduğu bilinen Mehmet Akif’in, bu lisanlarda kaleme alınmış birtakım eserlerin tercümelerini gerçekleştirdiği ve bunlardan dördü Arapçadan üçü de Fransızcadan olmak üzere yedi tercüme eserinin kitap halinde neşredildiğini biliyoruz. Gayr-i matbu halde bulunan diğer bir tercümesi ise yıllar sonra bir dergide yayımlanmıştır. Akif’in söz konusu tercüme eserlerini (latin harfleriyle yapılan ilk baskılarıyla birlikte) şu şekilde sıralayabiliriz.

14 Müslüman Kadını Muhammed Ferid Vecdi, İstanbul: Ahmed Saki Bey Matbaası, 1325, 165 s. Kitap, Mısırlı yazar Kasım Emin’in İslâm’ın kadına bakışını eleştirerek bu konuda batı ölçülerine göre köklü reformlar yapılmasını teklif ettiği Tahrîrü’l-mer’e adlı eserine yapılan tenkitlere el-Mer’etü’l-cedide kitabıyla verdiği cevaplara karşı Muhammed Ferid Vecdi’nin yazdığı el-Mer’et’ül Müslime adlı reddiyenin (Kahire 1319) tercümesidir. Müslüman kadının cemiyet ve aile hayatının ve hak ve vazifelerinin ele alındığı bir eserdir. Kitap ileriki yıllarda aynı isimle Mahmud Çamdibi tarafından sadeleştirilerek yayımlanmıştır: Müslüman Kadını, İstanbul 1972, Sinan Yayınevi, 195 s.”

Hanotaux’nun Hücumuna Karşı Seyh Muhamed Abduh’un isláms Müdafaast Muhammed Abduh, Darül-hilafe: Tevsi-i Tıbaat Matbaası, 1331, 80 s. Tarihçi Gabriel Hanotaux’nun Ari ırkın Sâmi ırktan üstünlüğü iddiasından hareketle İslam ve Hristiyanlık arasında mukayeseler yapan makalesine reddiyedir. Abduh, Le Journaldu Paris gazetesinde çıkan ve Arapça’ya çevrilip el-Mü’eyyed gazetesinde yayımlanan bu makaleye aynı gazetede bir yazı dizisiyle cevap vermiş, bu makaleleri daha sonra bir araya getirilip neşredilmiştir. Bu makaleler daha sonra Mehmet Akif tarafından Hanoto’nun Hücumuna Karşı Şeyh Muhammed Abduh’un İslam Müdafaası başlığıyla Türkçe’ye tercüme edilmiştir. Akif risalenin başına Hanotaux’nun yazısını da çevirerek ilâve etmiştir.

İslâmlaşmak: Said Halim Paşa, Darü’l-hilafe Hukuk Matbaası, 1337,32 s. Said Halim Paşa’nın İslamisation ismiyle Fransızca olarak kaleme aldığı bu eser, Mehmet Akif tarafından Türkçeye İslamlaşmak adıyla çevrilerek Sebilurreşad Yayınları arasında neşredilmiştir. Türkiye’deki İslamcılık cereyanının önemli isimlerinden birisi olan Said Halim Paşa bu eserinde, İslam toplumunun içine düştüğü inhitat halinden, Müslümanların ancak İslamlaşmak suretiyle kurtulabileceklerini belirtir. Kitap, sonraki yıllarda Prof. Dr. Süleyman Hayri Bolay tarafından sadeleştirilerek yayımlanmıştır: İslamlaşmak, İstanbul: Bedir Yayınevi, 1385/1965,33 s.

Islahatımızın Esasları Türk Edebiyatı, “Vefatının 75. Yılında Mehmet Akif”, sayı: 458, İstanbul, Aralık 2011, s. 62-69. Yukarıda zikredilen iki eser haricinde şahsi arşivimizde bulunan Said Halim Paşa’nın gayri matbu eserleri arasında Mehmet Âkif’in el yazısı ile kaleme alınmış Islahatımızın Esasları ismini verdiğimiz bir metin daha bulunmaktadır ki, muhtemelen onun tarafından tercüme edilerek Paşa'ya sunulmuş olmalıdır. Garp toplumları ile Osmanlı toplumu arasındaki ictimai farklılıklara dikkat çekerek kendi millî bünyemizin illetlerinin ve ihtiyaçlarının doğru tesbit edilmesi gerektiğini vurgulayan ve çarelerini tartışan bu risale ilk defa Türk Edebiyatı dergisinde yayımlanmıştır.

Zeytin Ağacı Halkalı Yüksek Ziraat Mektebi, İstanbul 1328, 184 s. Mehmet Akif’in, Halkalı Ziraat Mekteb-i Alisi’nde kitâbet-i resmiye muallimliğini ilave bir vazife olarak ifası sırasında mektep idaresinin talebi üzerine hazırlanmış olan bu eser, Ziraat Mektebi çatısı altında şapograf usulüyle çoğaltılmış bir ders kitabı niteliğindedir. Genel okuyucuya hitap eden bir kitap olmayıp, zeytin yetiştirmeyle, zeytin ağacıyla ilgili konular içerir. Akademik tarzda yazılmış kitaplardan derleme yoluyla tercüme edilmiş, diğer bir ifade ile birkaç kitabın tercümesi yoluyla hazırlanmıştır. Eserde, Leon Degrully ve Eugene Guillaud-Viala Pierre’nin kitaplarının tercümeleri esas alınmıştır. İtalyanca ve Türkçe kaynaklardan ekler barındırır. Fransızca tercümesi Akif tarafından gerçekleştirilen eserin İtalyanca tercümesi ise, aynı mektebin mezunlarından Mikail Çilingiryan’a aittir. Prof. Dr. Ali Birinci’nin kütüphanesinde bulunan bu kitabın asıl nüshası, Selma Günaydın ve Yusuf Turan Günaydın tarafından hazırlanarak orijinal nüshasıyla birlikte basılmıştır: Zeytin Ağacı, İstanbul: Zeytinburnu Belediyesi, 2020, 111 s.+ tıpkıbasım 5+184 s.

İçkinin Hayat-ı Beşerde Açtığı Rahneler Abdülaziz Câviş, Ankara: Ali Şükrü Matbaası, 1341, 68 s. Milli Mücadele döneminde Ankara’da bulunan Mısırlı Abdülaziz Câvis tarafından Asar-ı Hamr adıyla arabea olarak yazılıp yayınlanan ve içkinin kötülüklerinin ele alındığı bu küçük risâle, Umûr-i şer’iyye ve Evkaf Vekâleti tarafından Mehmet Akif’e tercüme ettiril ilerek Türkçe olarak neşredilmiştir. Kitap bilahare Ferhat Koca tarafından yeniden hazırlanarak yayımlanmıştır: İçkinin Zararları (İçkinin Hayat-ı Beşerde Açtığı Rahneler), İstanbul: Ragbet Yayınları, 2003, 70 s.

Anglikan Kilisesi'ne Cevab Abdülaziz Câviş, İstanbul: Evkaf-ı İslamiye Matbaası, 1341,290 s. İngiliz Anglikan Kilisesi tarafından, 1919 yılında Osmanlı Meşihat-ı İslâmiyesi’nden, İslam dinini tanımak maksadıyla dört ana başlık altında soru sorularak bilgi istenmiştir. Şeyhülislamlık kurumu bu sorular üzerine İzmirli İsmail Hakkı tarafından hazırlanan yazıyı, kiliseye verilecek cevap olarak kabul etmiş lakin harb-i umuminin aleyhte neticelenmesiyle bu cevap verilememiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti döneminde İzmirli İsmail Hakkı’nın bu çalışması El-Cevabe’s-Sedid fi Beyan-i Dinü’l-tevhid ismiyle Vilayet Matbaasında basılarak 1341 tarihinde yayınlanmıştır. Aynı dönemde kilisenin sormuş olduğu bu sorulara, resmi makamlardan bağımsız olarak, Abdülaziz Câviş’de Arabça bir eser kaleme almak suretiyle cevab vermiştir. İşte bu eser bilahare Mehmet Akif tarafından Türkçeye tercüme edilerek neşredilmiştir. Yeni harflerle önce bu eserin içinde yer alan bir bölüm Diyanet İşleri Başkanlığınca ayrı bir kitap halinde; Hazreti Ali Diyor ki..(Ankara: Diyanet İşleri Reisliği Yayınları, 1954, 35 s.) ismiyle neşredildikten 21 yıl sonra bu kez Süleyman Ateş tarafından tam metin olarak sadeleştirilerek yayımlanmıştır: Anglikan Kilisesine Cevap, Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı, 1975, 199 s. Akif’in, yukarıda bahsettiğimiz tercüme kitapları haricinde Resimli Gazete, Sirat-ı Müstakim ve Sebilürreşad dergilerinde tefrika halinde yayımlanmış olan bir hayli tercüme eserleri de mevcuttur Bunlardan Sırat-ı Müstakim ve Sebilurreşâd dergilerinde yer alan tefrikalar, Prof. Dr. Orhan Okay ve Ertuğrul Düzdağ tarafından TDV İslâm Ansiklopedisinde şu şekilde tâdat edilmiştir: 1908’den sonra, altı yazardan toplam 270 tefrika olarak yayımlanmış olan 55 ayrı tercüme gerçekleştirmiştir. Bunların birkaçında “Sa’di”mahlasını kullanmıştır. Bu tercümelerin yazar ve tefrika sayısı bakımından dağılımı ise şöyledir: Ferid Vecdi’den: 7 tercüme, 73 tefrika halinde, Muhammed Abduh’tan: 31 tercüme, 48 tefrika halinde, A. Refik’ten: 1 tercüme, 3 tefrika halinde, şeyh şibli’den: 1 tercüme, 10 tefrika halinde, Abdülaziz Caviş’den: 13 tercüme, 122 tefrika halinde ve Said Halim Paşa’dan: 2 tercüme, 12 tefrika halinde yayınlanmıştır. Akif’in tefrika halinde yayımlamış olduğu söz konusu eserlerden bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz:

Ürani (Resimli Gazete, İstanbul, 2 Ağustos 1314-18 Kânunievvel 1314, sayı: 87-94) Fransız yazar Camille Flammarion’un 18911 tarihinde Paris’te yayınladığı Uranie” isimli eserin kısmi tercümesidir ki, Akif’in de ilk tercüme denemesidir. Kitap aynı isimle daha evvel Ahmed Rasim tarafından da kısmen tercüme edilip 1308 tarihinde üç kısım halinde yayımlanmıştır.” Akif’in bir ara kendisinden Fransızca dersleri aldığı yazar aslen bir fen adamı olup, mezkür eseri de astronominin konu edildiği bir aşk hikayesidir. Akif, kendisinin amacına uygun bulmadığı bazı kısımlar haricinde tamamını tercüme ettiğini belirtmiş ise de tefrika tercümenin sadece bir kısmı kapsamaktadır. Eserin henüz kitap olarak neşri gerçekleştirilmemiştir.

Asr Sûre-i Celilesinin Tefsiri (Muhammed Abduh, Strat-ı Mustakim, İstanbul 1325, cild: 3, sayı: 73-77). Muhammed Abduh’un tefsirinden alınan bu eser Sırat-ı Müstakim’de tefrika edilmiş, sonraki yıllarda müstakilen Türk Petrol Vakfı tarafından yayımlanmıştır: Asr Sûresi, Lale mecmuasi sayı:1’in ilavesi, İstanbul, Türk Petrol Vakfı, 11 s.

Hadikây-ı Fikrîye (Muhammed Ferid Vecdi, Strat-1 Müstakim, İstanbul 1324, cild: 2, sayı: 27-48) Akif’in, Ferid Vecdi’den tercüme ederek dergide tefrika halinde yayımlamış olduğu bu eser bugüne kadar ayrı bir kitap halinde yayımlanmamıştır.

Müslümanlıkla Medeniyet (Muhammed Ferid Vecdi, Sırât-t Müstakim, İstanbul 1326, cild: 5-7, sayı: 126-163) Akif’in yine Ferid Vecdi’den tercüme ettiği bu eser de maalesef tefrika olarak kalmış olup, bugüne kadar müstakil bir kitap haline getirilmemiştir.

SIRÂT-I MÜSTAKİM VE SEBİLÜRREŞAD Sırât- Müstakim, Sahibi: Eşref Edib-Ebü’l Ola Zeynelabidin, cild: 1-7, sayı: 1-182, İstanbul, 14 Ağustos 1324 - 16 Şubat 1327. Sebilürreşad, Sahibi: Eşref Edib, Başmuharrir: Mehmet Akif, sayı: 183-641, İstanbul/Kastamonu/ Ankara/Kayseri, 24 Şubat 1327-5 Mart 1341. Mehmet Akif’in ismiyle birlikte anılan ve (Safahat ve istiklal Marşı haricinde) adeta onun adıyla bütünleşip özdeşleşen diğer bir eser ise hiç şüphesiz Sırât-ı Müstakim ve devamı olan Sebilürreşâd dergileridir. 14 Ağustos 1324/1908 tarihinde yayın hayatına başlayan Sırât-t Müstakim / Sebilürreşâd dergisi toplam 641 sayı neşredil dikten sonra 1925 tarihinde yayın hayatını uzun bir süre tatil etmek zorunda kalmıştır. Derginin ilk kurucuları Mardinizâde Ebül’ulâ Zeynelabidin ve Eşref Edib (Fergan)’dır. Sırat-ı Müstakim dergisi, 7 cilt tutan ilk 182 sayıdan sonra 24 Şubat 1327’de (8 Mart 1912) çıkan 183. sayıdan itibaren formatını büyük oranda koruyarak Sebilûrreşâd adıyla yayın hayatını sürdürmüştür. Bir istisna olarak 300 ve 301. sayıları (almış olduğu kapatmalı cezasından dolayı) Sebilünnecât adıyla çıkmıştır. Akif’in Milli Mücadeleye iştirakinden sonra derginin 464,465 ve 466. sayıları Kastamonu’da yayımlanmış, ardından Kayseri’de basılan 490.sayısı haricinde kalan 467 ila 527. sayıları Ankara’da çıkmaya devam etmiştir. Derginin yazı kadrosu, Adem Efe tarafından şu şekilde tesbit edilmiş olup, buraya aynen alınmıştır: Mehmet Akif, Ebül’ulă (Mardinizâde), İsmail Hakkı (Bereketzade), İsmâil Hakkı (Manastırlı), İsmail Hakkı (İzmirli), Ahmed Naim (Babanzade), Halim Sabit (Şibay), Mûsa Kâzım, Mithat Cemal (Kuntay), Mehmet Tahir (Bursalı), Ahmet Agayef (Ağaoğlu), Akçuraoğlu Yusuf, Ispartalı Hakkı, Ömer Ferit (Kam), Abdürreşid İbrahim, Tahirü’l-Mevlevi, Halil Halid (Çerkeşşeyhizâde), Mehmed şemsettin (Günaltay), Edhem Nejat, Gıyaseddin Hüsnü (Nuralizade),Şeyhülarap, Mehmed Fahreddin, Ahmed Hilmi (Hocazâde), Ömer Fevzi (Bursa mebusu), Ömer Lutfi (Ankara İstinaf reisi), Şerafettin (Yaltkaya), Ahmet Hamdi (Aksekili), Osman Fahri, İbrahim Alâeddin (Gövsa), Kazanlı Ayaz (Muhammed Ayaz İshak), Kamil (Tepedelenlioğlu) gibi isimler bulunmaktadır. Mehmet Akif, “Safahat-ı Hayattan” başlığıyla ilk Safahat’ta yer alacak olan şiirleri ve “Musahabe-i Edebiyye”leri yanında M. Ferid Vecdi ve Muhammed Abduh’tan yaptığı çevirilerle Sırat-ı Müstakim’in en devamlı yazarı olmuştur.

Sırât-ı Müstakim’in yazar kadrosu Sebilürreşad döneminde de büyük oranda dergide yer almıştır. Bunlara düzenli olarak yazmaya başlayan Ömer Rıza (Doğrul), Said Halim Paşa, S. M. Tevfik, Bergamalı Ahmed Cevdet, Elmalılı Hamdi (Yazır), Eşref Edip, Hasan Hikmet, Ali Ekrem (Bolayır) gibi isimler katılmıştır. Sırât-t Müstakim ve Sebilürreşâd’ın tüm sayıları Ertuğrul Düzdağ’ın başkanlığında bir heyet tarafından latin harflerine aktarılarak yeniden hazırlanmakta ve 2012 yılından itibaren her yıl birkaç cild olmak üzere Bağcılar Belediyesi tarafından neşredilmektedir. 25 cild tutarında olan eserin bugüne kadar 19 cildinin baskısı gerçekleştirilmiştir: Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’e Yakın Tarihimizin Belgesi 1908-1925 Sıratı müstakim Mecmuası / Sebilürreşad Mecmuasi, cild: 1-19, İstanbul: Bağcılar Belediyesi, 2012-2020. Bu dergilerin yazar ve konuları itibariyle fihrist çalışmaları ise Abdullah Ceyhan ve Suat Mertoğlu tarafından ayrı ayrı hazırlanmıştır: Abdullah Ceyhan, Sırat-ı Müstakim ve Sebilürreşad Mecmuaları Fihristi, Ankara: Diyanet işleri Başkanlığı, 1991, 610 S. M. Suat Mertoğlu, Sırat-ı Müstakim Mecmuası Açıklamalı Fihrist ve Dizin, İstanbul: Klasik Yayınları, 2008, 414 s. Mehmet Akif’in Sırât-ı Müstakim ve Sebilürreşâd’da yayınlanmış olan cemiyet, edebiyat ve fikir bahisleri etrafındaki makaleleri, sohbetleri ve hâtıra yazıları bir araya toplanarak 1987 yılında, tefsir yazıları ise 1992 yılında Abdülkerim Abdulkadir oğlu ve Nuran Abdulkadir oğlu tarafından hazırlanıp yayımlanmıştır: Mehmet Akif Ersoy’un Makaleleri - Sırat-ı Müstakim ve Sebilü’r-reşad mecmualarında çıkan”, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı, 1987, Xl+273 s.” Mehmet Akif’in Kur’ân-t Kerim’i Tefsiri “Meviza ve Hutbeleri”, Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı, 1992,231 s. Ayrıca, Akif’in Sırat-ı Müstakim ve Sebilürreşad’taki Muhammed Abduh’tan yapmış olduğu tercümeler, İhya Yayınları’nca bir araya getirilerek kitaplaştırılmıştır: Mehmet Akif Ersoy, Modernleşmek mi, İslamlaşmak mı, İstanbul: İhya Yayınları, 1983,432 s.” Sebilürresad dergisi uzun bir aradan sonra 1948 yılında tekrar yayın hayatına başlar ve 1966 yılına kadar devam eder: Sebilürreşad Mecmuası (yeni dönem), sahibi: Eşref Edib, cild: 1-15, sayı: 1-362, İstanbul: Asarı İlmiye Kütüphanesi, Mayıs 1948 - Şubat 1966. Akif’in eserlerini konu ettiğimiz bu yazı vesileyle bir kez daha hem Akif’i hem de onun ahbab ve yâranını rahmet ve saygıyla anarken, yukarıda isimleri geçen tüm kalem erbâbını da hürmet ve minnetle yâd ederim. Kaynak: Gaziantep Büyükşehir Belediyesi kitabı