Yaşanmayacak Kadar Güzel
Gökhan Ergür - PROFİL KİTAP
Yaşamanın ve mutlu olmanın ihtimali ne kadar yüksekse düşüş de o kadar şiddetli, hüzünlü ve derine olur. İnsanın en büyük mahareti, hayatın belli dönemlerinde aniden düşmesidir ve bu düşüş hep kendimizi en güvende hissettiğimiz yerlerde, en sevdiklerimizin marifetiyle gerçekleşir. Kişi güvende hissettiği ortamlarda süngüsünü indirir, kendisini koruma ihtiyacı hissetmez ve benliğine yöneltilecek her türlü saldırıya açık hale gelir. İşte bu yüzden sevdiklerimizin bizi incitmesi, en güvendiğimiz yerde vurulmamız üzerimizde travmatik bir etki bırakır. “Herkes bana bunu yapardı ama ondan beklemezdim,” deriz elimizin tersiyle gözyaşlarımızı silerek. Evet, bunu ondan beklemeyiz ve bunu senden beklemezdim.
Hayatta Kalmak Yetmez
Seth Godin - PROFİL KİTAP
Hayatta kalmak yetmez. Özellikle iş dünyasında, değişen koşullara uyum sağlamak ve rekabetçi avantaj elde etmek için sürekli olarak yenilik yapmak zorundasınız. İşte tam bu noktada, geleneksel iş modellerinin artık yetersiz kaldığını savunan Seth Godin, işletmelerin ve çalışanların alışılmışın dışına çıkarak fark yaratmalarına yardımcı olacak stratejiler ortaya koyuyor.
Değişim hızının her geçen gün arttığı iş dünyasında ayakta kalmak ve bunun da ötesinde sıra dışı fikirlerle öne çıkmak isteyenlerdenseniz rahatlıkla bu kitaba başvurabilirsiniz.
Unutmayın; değişim bir tehlike değil, fırsattır.
Eğer siz de sektörünüzün liderlerinden biri olmak istiyor ama rakiplerinizden ayrışmanın yolunu bulamıyorsanız bu kitabın sizi başarıya götürecek satırlarında ilerlemeye hemen başlayın!
Ölüm ve Ölme Üzerine
Elisabeth Kübler-Ross PROFİL KİTAP
Ölüm ve Ölme Üzerine; terminal hastalar, onların aileleri ve onlara hizmet veren sağlık profesyonelleri için rehber niteliği taşıyan, cesaret ve umut aşılayan bir kitap…
Ünlü psikiyatr Elisabeth Kübler-Ross, çığır açan bu klasik eserinde, hastalık süreci ve ölümle yüzleşmenin insani yönlerine ışık tutuyor. Ölümle başa çıkma sürecini anlama ve destekleme konusunda yepyeni bir perspektif sunan bu çalışmada, yasın beş evresi (inkâr-izolasyon, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenme) ayrıntılı bir şekilde izah ediliyor.
Beni de Kalbinde Götür
Ahmed Günbay Yıldız - TİMAŞ YAYINLARI
Uzaklar mı yakınlaşmış gönlümde, yoksa yakınlar mı değiştirmiş düşüncelerimi, bilmiyorum...
Muhal bir çehreyi mi büyütmüşüm yıllardır hayallerimde ben? Cevabı zor ve yitik şu an her şeyin!
Vuslat diye tespih ipliğine dizdiğim yılların hançerleşip kalbimde şifa bulmaz yaralar açacağını hesaba katamayışımın şaşkınlığı var kalemin ucunda bugün.
Hür yürümelisin dediysem gönül, bu ne cüret?
Annesizliğin ve babasızlığın kavurduğu yüreğiyle, gözünü haramın her türünden sakınmaya ant içmiş bir genç: İsa...
İsa’nın yıllar boyunca sözünü dahi etmeye çekinerek kalbinde sakladığı bir sevda...
Gerçeklerse kavuşma günü geldiğinde ortaya çıkmayı bekliyor.
Ahmed Günbay Yıldız’dan aile ve arkadaşlık bağları, maneviyat, dostluk gibi temalar etrafında şekillenen, yıllara ve yozlaşmış ilişkilere direnen masum bir aşkın hikâyesi: Beni de Kalbinde Götür...
Buruzi - Babasını Kurtaran Bebek
Abdullah Harmancı - TİMAŞ İLK GENÇ
Babasını kurtaran bebek mi? Hem de doğar doğmaz mı? Doğuşuyla babasını kuyunun içinden çekip çıkarmış mı? Gerçek mi bu? Nasıl olmuş? Bütün dünyada yaşanan Morona salgınında mı olmuş?
İyi ama yeni doğmuş bir bebek bunu nasıl başarabilir ki?
Moronavirüs salgınının gerçek sebebi, İstanbul’da yaşayan küçük bir kızın duası mı?
Roman yazma hayallerinin ötesine geçen Rabia mı?
Yaren’in bedeninde görevlerini yapmaktan vazgeçen organlar mı? İç organlar başkaldırıyor, öyle mi?
Peki sonra?
İngiltere’de bir evin yatak odasını istila eden tilkiler mi? İnsanların yatak odalarında tilkilerin ne işi var? Peki onların yaşama alanlarında bizim ne işimiz var?
Hepsinin cevabını bu kapağın arkasında bulacaksınız. Üstelik bulduğu bütün şişelerden güzel sesler çıkartan bir çocuk da var. Şişelere üfleyen çocuk… O zaman artık çevirin şu kapağı!
Çantamdan Fil Çıktı
Mert Arık - TİMAŞ ÇOCUK YAYINLARI
SATIŞ REKORLARI KIRAN BENİM ZÜRAFAM UÇABİLİR VE UZAYA GİDEN TREN KİTAPLARININ YAZARINDAN YİNE ŞAHANE BİR MACERA!
Öğretmen, bu sefer sınıfa oyun dolu bir çantayla geldi. Heyecan verici bir sorusu vardı. Bu çantanın içinden oyun oynamak için neler çıkabilir? Bir kitap mı, bir elma mı yoksa bir basketbol topu mu?
Çocukların yıl sonu ödevi, hayal gücüyle muhteşem bir oyun tasarlamaktı. Yine bir ekip çalışması yapacaklardı. Moni ve arkadaşları harika bir oyun bulmak için kolları sıvadı. Bu ödevde hayal gücünün sınırları yoktu. Çantanın içinden her şey çıkabilirdi!
Çantamdan Fil Çıktı, oyun oynamak ve hayal gücüyle kendini keşfetmek isteyen herkesi büyüleyici dünyasına davet ediyor.
Peki, oyun oynamak için senin çantandan ne çıktı?
Hadi! Hayal Olimpiyatları’na katılmaya hazır mısın?
Dersler
Ian McEwan - YAPI KREDİ YAYINLARI
Yıl 1959: Soğuk Savaş dünyaya tüm kasvetiyle çökmüşken on bir yaşındaki Roland Baines’in hayatı değişmek üzeredir. Kaldığı yatılı okulda yalnızlığa alışmaya çalışan Roland, piyano öğretmeni Miriam Cornell’in dikkatini çeker. Ürkütücü ve gizemli öğretmeniyle başladığı piyano dersleri Roland’ın zihninde silinmez izler bırakacaktır.
Yıl 1986: Karısı Alissa’nın evi terk ettiği, Çernobil’deki patlamanın Avrupa’da bir korku dalgasına yol açtığı günlerde Roland oğluyla birlikte eve kapanır. Bu kapanma Roland’ın ilkgençlik günlerine, ailesinin sırlarla dolu tarihçesine ve Miriam Cornell’in anısına doğru çıkacağı bir yolculuğun başlangıcı olur.
Ian McEwan’ın son romanı “Dersler”, hayatı kaçırılmış fırsatlar ve cevapsız sorularla dolu kahramanının mutluluk arayışı üstünden İngiltere’nin İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki kuşaklarının hikâyelerine ve yakın geçmişin büyük altüst oluşlarına bakıyor.
Hayatı Küba Füze Krizi’nden Çernobil felaketine, Berlin Duvarı’nın çöküşünden Covid-19 pandemisine tarihin büyük kuvvetleri tarafından şekillendirilirken, Roland Baines her insan için geçerli olan sorularla yüzleşir: Hayatlarımızın kontrolü ne
ölçüde bizim elimizdedir? Geçmişin travmalarıyla yüzleşmek mümkün müdür? En sona gelindiğinde, insan iyi bir hayat yaşayıp yaşamadığını nasıl anlar? “Dersler”, müzik ve edebiyatla, siyaset tartışılan arkadaş masalarının gürültüsüyle, bulunan ve
kaybedilen aşkların heyecanıyla dolu, hayat kadar geniş bir roman..
Dicembre’nin Sıra Dışı Evi
Antonio Murgo - TİMAŞ İLK GENÇ
“Bacada bir çocuk var,” diye fısıldadı endişeyle.
“Başka nerede olacaktı ki?” diye cevap verdi kadın, önlüğündeki külleri temizleyerek. “Beni takip edin, Bay Moonro sizi bekliyor.”
Böyle başladı gizemli hikâye. Dadılık için basit bir iş görüşmesine geldiğini sanan eski cambaz Bayan Dicembre bu gizemli evde nelerle karşılaşmadı ki? Elleri mum alevi gibi yanan, duman gibi tüten bir çocuk, geceye düşen gölgesiyle meşhur Bay Moonro, içinde gizli bölmesi olan gizemli bir şömine, ailenin hayatını hem sonlandırabilecek hem de kurtarabilecek olan bir körük, sadece ışıklı gözlerin belli olduğu çerçeveler, alışılmadık masallar, Tozkoparanlar ve daha nicesi… Bakalım, Bayan Dicembre bir duman gibi uçabilen bu çocuğa göz kulak olabilecek ve bu gizemli evin sırlarını çözebilecek mi?
Divan Cadısı
Özlem Yılmaz - EVEREST YAYINLARI
“İçimizdeki sesi böyle kaybediyoruz işte. Duyup duymazlıktan gelince bir dahakine alçalıyor desibeli. Sonra zaten duyan kalmayınca ses de kendiliğinden bir ölüm uykusuna yatıyor.”
Hepsi birbirinden farklı ama derinlerde birbirine bağlı toplam yedi öykü, tam yedi yalan, yedi yüzleşme. Kendi bedenindeki coğrafyadan habersiz kadınlardan insan ruhunun taşrasına, sırlı atlas yorganlardan bir divan şiltesinin altındaki şifalı tohumlara… Divan Cadısı, kişisel tarihi yeniden inşa eden hafıza oyunlarına, insanın köşe bucak kaçtığı kendi hakikatiyle yüzleşmesine, hatta o hakikati doğurmasına dair bir karnaval.
Sinema ve televizyon dünyasının üretken isimlerinden, ödüllü senarist Özlem Yılmaz’dan yaratıcı betimler ve içgörülerle bezenmiş, “bilinen ama fark edilmeyen” şeylere işaret etmesiyle iz bırakan, sinematografik öğeleriyle adeta film izler gibi okunan güçlü öyküler. Divan Cadısı, heyecan verici bir ilk kitap.
Doktor Dinozor'la Ateşe Yolculuk
Nurlan Nazlı Kaya - TİMAŞ ÇOCUK YAYINLARI
Ateş neden bu kadar önemli?
Onu ilk kim, nasıl keşfetti?
Ateş olmasa dünya nasıl bir yer olurdu?
Bu soruların cevabını merak ediyor musunuz? O zaman Doktor Dinozor ve ekibiyle tanışın! Öğrenmeye ve öğretmeye meraklı Doktor Dinozor, eğlenceli olduğu kadar tembel Dino ve kendini sürekli geliştiren Bay Beyin ateşin tarihini öğrenmek için Eski Taş Çağı’na yolculuk yapıyor.
Sıkı tutunun, ateşin ilk yakıldığı ana gidiyoruz!
Dokundun Sen Bana
D.H. Lawrence - YAPI KREDİ YAYINLARI
D.H. Lawrence’ın aklındaki çare, kadın-erkek ilişkileri çerçevesinde evlilik ve cinsellik konularını cesaretle ele alarak İngiliz halkını etkileyip değiştirmeye çalışmaktır. Çünkü ona göre aslında tüm Batı uygarlığı insanların içgüdülerini, bilinçaltı eğilim ve arzuları bastırıp köreltmiş, onları “yarı ölü” haline getirmiştir. Lawrence bunu, endüstri devriminin kitleleri doğadan ve öz benliklerinden uzaklaştırarak sırf akla ve maddeciliğe dayanan bir hayat yaşamaya zorlamış olmasına bağlar. Böyle bir hayat tarzı ölümcül bir hastalıktır ve tek kurtuluş yolu, Akşit Göktürk’ün Anka Kuşu’na yazdığı Önsöz’de belirttiği gibi “Ruh, kafa, gövde ayrımı gözetmeksizin, insan yaşamının her yönüne gereken önemi” tanıyan bir hayat tarzının benimsenmesidir.
Lawrence sanat hayatında bu inancını değişik biçimlerde ele aldığı on iki roman ile yetmişi aşkın öykü yazdı. Dokundun Sen Bana’da, Henry James ve Faulkner’ın pek çok eseri ile George Eliot’ın Middlemarch’ının çevirmeni ve Henry James ve Roman Sanatı’nın yazarı Ünal Aytür, bu öykülerin duygu bütünlüğü taşıyan on dördünü bir araya getirdi.
Çağının ötesinde cesarete sahip bir yazardan on dört “dokunan” öykü…
Fatih'in Entelektüel Portresi
İsmail E. Erünsal - Halil Solak - TİMAŞ YAYINLARI
Fatih Sultan Mehmed, 1453 yılında İstanbul’u fethettiğinde kurmak istediği dünya imparatorluğunun başkentini aynı zamanda bir kültür merkezi haline getirmeyi amaçlıyordu. Çok genç yaşta Doğu ve Batı kültürüne hâkim olan Fatih, bir yandan İslâm bir yandan da eski Yunan ve Roma’nın kültür mirasıyla yakından ilgileniyordu. Her gün Büyük İskender’in hayatını dinleyen, dönemin ulemasının dinî konularda yaptığı sohbetlere katılan, kütüphanesi için İlyada Destanı’nın bir nüshasını hazırlatan, “din ve felsefe münasebetleri” konusundaki önemli iki âliminden birer eser yazmalarını isteyen aynı Fatih’tir. Topkapı Sarayı’nda kurduğu kütüphanede İslâm dininin ve kültürünün en önemli kaynakları yanında Grekçe, Latince, Ermenice, Süryanice, İtalyanca ve İbranice yazılmış yazma eserler de mevcuttu.
Prof. Dr. İsmail E. Erünsal, Fatih’in Entelektüel Portresi’nde hiçbir Osmanlı padişahı ile kıyaslanamayacak bu büyük hükümdara, ilgilerini, meraklarını ve kütüphanelerini merkeze alarak yakından bakmayı deniyor.
Hayallere Uçuran Kanatlar
Mehmet Özcan - TİMAŞ ÇOCUK
Ben ve arkadaşlarım küçük bir köyde yaşıyorduk. Her taşın altından çıktığımız için civar köylerde bizi tanımayan yoktu. İmkânlarımız oldukça kısıtlıydı fakat bu bizim için engel değildi. Biz her zaman eğlenmenin bir yolunu buluyorduk.
En büyük hayalim uçmaktı ama bunu nasıl yapacağımı bilmiyordum. Bir gün Mehmet abinin okulumuza gönderdiği dergilerle hayatımız değişti. Mehmet abi bize uçmanın farklı yolları olduğunu gösterdi. Hayallerimize giden yolda bizi destekledi.
Ben Zeynep, bu da benim hayallerimi gerçeğe dönüştürme hikâyem.
Kara Panter 3
Okay Tiryakioğlu - TİMAŞ GENÇ
Kondo ve ailesi, Türklerin Fransızlara karşı kurduğu üstünlükle tutsaklıktan kurtulmuştur. Kondo, Türklerin de saydığı bir lider konumundadır.
Türklere ve onların adaletine duyduğu hayranlığı gizlemeyen Kondo, onlara bir o kadar da şüpheyle yaklaşmaktadır. Türklerin Akdeniz’de Fransızlarla yaptığı iş birliği Kondo’yu tedirgin eder. Türklerin Fransızlar yerine kendileriyle hareket etmesini isteyen Kondo, ülkesini ve coğrafyasını Türklerin yardımıyla kalkındırmanın en iyisi olduğunu düşünür. Bunun için öncelikle Türklere kendini ispat etmeli ve faydalı bir müttefik olabileceğini kanıtlamalıdır.
Kara Panter serisi, Okay Tiryakioğlu’nun destansı anlatımı ile devam ediyor. Serinin bu kitabında bizi, her biri öğüt niteliğinde olan cümlelerle ustaca kurulmuş bir anlatı, evrensel mesajlar ve tarihî karakterlerle zenginleştirilmiş bir hikâye bekliyor.
Kayıp Balina
Hannah Gold - TİMAŞ GENÇ
Bir balina ile iletişim kurabilmek nasıl hissettirirdi?
Son Ayı romanı ile The Times, Sunday Times ve Daily Mail başta olmak üzere birçok yerde adından övgü ile bahsettiren Hannah Gold’un ikinci romanı Kayıp Balina, macera dolu bir okuma deneyimi sunuyor.
On bir yaşındaki Rio, anneannesiyle yaşaması için California’ya gönderilir. Günlerini yalnız ve amaçsız bir hâlde geçirirken onu mutlu eden tek şey, yeni arkadaşı Marina ile birlikte çıktığı balina izleme turları olur.
Rio, sıradan bir tur gününde, annesinin favori balinası olan Beyaz Gaga ile karşılaşır. Daha sonra Beyaz Gaga’nın izini kaybeden Rio, onu yeniden bulmak için boyundan büyük maceralara atılacaktır.
Keder ve Mutluluk
Meg Mason - TİMAŞ YAYINLARI
Martha, onu her şeyden çok seven bir eşe, güzel bir eve ve gözünün içine bakan aile üyelerine sahiptir; öyle ki annesine göre bu, nadiren elde edilebilecek türde bir zenginliktir. Fakat tüm bu zenginliğin içinde hayatı elinden kayıp parçalara ayrılıyormuş gibi hissetmekten kendini alamaz. Belki bunun nedeni yalnızca diğer insanlardan çok düşünmesidir –ya da belki kafasının içinde yolunda gitmeyen bir şeyler vardır. Şimdi, tam da kırklı yaşları kapıdayken Martha ailesinin evine geri dönmeli ve kırılan tüm parçaları tek başına toplamalıdır.
Meg Mason, 30’u aşkın ülkede okurla buluşan Keder ve Mutluluk’ta depresyonun yıpratıcı süreçlerini doğal bir mizah, açık sözlülük ve hassasiyetle ele alırken okuru hem kahkahaların hem de gözyaşlarının eşiğine getiriyor.
Bu, koşulsuz sevginin ne olduğuna dair yürek burkan bir hikâye, daima baştan başlanabileceğini ortaya koyan bir manifesto.
“Bir yazarın mizahla kalbinizi kırabilmesi oldukça istisnai ve güzel bir şey; aynı zamanda bir yazarda en hayran olunası özelliklerden.” –The New York Times
“Martha’nın keskin dili iğneleyici biçimde komik ve ikna edici biçimde doğrudan; Phoebe Waller-Bridge’in Fleabag'i ve Ottesa Moshfegh’in çalışmalarıyla yapılan kıyaslamalar yerini buluyor.” –Melbourne Edebiyat Festivali
“İnanılmaz derecede eğlenceli, aynı zamanda yıkıcı bir roman... Deli fişek bir enerjiyle sarmalanmış, fakat bunun yanında duyarlı olmayı da başarıyor; değişmeye ve hataları telafi etmeye çalışmanın incelikli bir portresini sunuyor.” –Guardian
Mahsur Kadın
André Gide - TİMAŞ YAYINLARI
Mahsur Kadın, Nobel Edebiyat Ödüllü yazar André Gide’in jüri üyesi olarak yer aldığı ceza mahkemelerinde görülmüş ve toplumda infial yaratmış iki davayı konu alır. Öyle ki bu davaların hikâyesi bugüne kadar taşınmış, efsaneleşmiştir.
22 Mayıs 1901'de Poitiers başsavcısı, elli iki yaşındaki Mélanie Bastian'ın, annesi tarafından yirmi beş yıldır tavan arasına kapatıldığını isimsiz bir mektupla öğrenir. Bakımsız bir odada, çöplerin arasında, yiyecekten uzak yaşamıştır yıllarca. Peki bu dava, failleri apaçık ortadayken nasıl olur da sanığın beraatıyla sonuçlanır?
Bu davayı Redureau Vakası izler. Yaşına göre haddinden fazla çalıştırılan, hatta sömürülen genç Marcel Redureau çalıştığı bağın sahibini ve tüm ailesini öldürür. Peki bu katliamın arkasında yatan sebep nedir?
Gide, bu iki davayı kanıtların ışığında ustaca parçalara ayırıyor, sorular soruyor ve adaletin tecelli edip etmediğini hem hür bir vatandaş hem de bir yazar olarak izlenimlerini okura aktarırken hukuk ve adalet kavramlarını masaya yatırıyor.
“André Gide, sade adı söylendiği zaman bir medeniyeti, bir kültürü en iyi taraflarıyla hatırlatan nadir insanlardandır.” –Ahmet Hamdi Tanpınar
Mukaddimenin Özü - İbn Haldun
Cemal Aydın - TİMAŞ YAYINLARI
Mukaddime’yi Okumadık Kimse Kalmasın Diye…
Mukaddime’nin Özü, herkes Mukaddime’yi okusun ve okumayan kalmasın diye hazırlandı!
Mukaddime’nin Özü, kesinlikle Mukaddime’nin özeti değildir.
Mukaddime’nin Özü, İbn Haldun’u İbn Haldun veya Mukaddime’yi Mukaddime yapan bütün bölümlerin bir araya getirilmiş şeklidir.
Mukaddime’nin Özü, günümüzde önemi veya geçerliliği kalmamış, okunmasının yararı olmayan bölümlerinin çıkarılmış hâlidir.
Mukaddime’nin Özü’nde yer alan düşünceler, görüşler ve bilgiler, bütünüyle İbn Haldun’a aittir. Hiçbir özetleme yapılmamıştır.
O yüzden Mukaddime’nin Özü’nü okuyan bir kimse, kendisinden emin bir şekilde ve çok haklı olarak “Mukaddime’yi okudum!” diyebilir.
Mukaddime’nin Özü, daha önce yayımlanmış olan “Mukaddime: Evrensel Tarihe ve Toplum Bilimlerine Giriş” kitabından hareketle mütercim tarafından büyük bir titizlikle ve son derece özenle hazırlanmıştır.
Nestor İskender'in Gözünden İstanbul'un Fethi
TİMAŞ YAYINLARI
Sultan yürüdü ve mukaddes yerde durdu. Patrik, ruhban konseyi ve halk gözyaşları dökerek, iniltilerle onun ayaklarına kapandılar. Sadece eliyle ağlamalarını kesmek için işaret etti ve onlara şunu dedi: “Sana sesleniyorum Anastasius, sana ve çevrendeki herkese, tüm halka söylüyorum: Bugünden itibaren benim öfkemden, ölümden, tutsak olmaktan korkmayın.”
Nestor İskender
Nestor İskender, Rus kaynaklarına göre 1453’te İstanbul Kuşatması’na şahit olmuş Slav kökenli bir Ortodoks Hristiyan’dır. Hayatı hakkında ise bize sadece, yaşadığı 15. yüzyılda kaleme aldıkları rehberlik eder. Araştırma ve incelemelere göre Nestor, Osmanlı topraklarına bilinmeyen nedenlerle gelmiş ve burada zorla Müslüman olmuştur. Güney Rusyalı olduğu tahmin edilen Nestor’un Fetih anlatısı ciddi derecede Bizans hayranlığı ve kilise taraftarlığı sergiler. Ona göre “kâfir” ve “tanrıtanımaz” Türklerin 1453 yılında başkent Konstantinapol’ü kuşatmaları Bizans’ta işlenen günahların kefareti, ilahi bir sonucudur. Zira “kötülükler ve kanunsuzluklar nice büyük tahtların yıkılmasına neden olmuştur.”
Kehanetlerden, doğa üstü hadiselerden, kanlı yağmur damlalarından ve koruyucu meleklerden bahsedilen bu Fetih hatıratında tarih ile efsane, hayal ile gerçek, korku ile öfke iç içedir. İstanbul’un Fethi’ni bir gayrimüslimin dilinden ve süzgecinden aktaran bu özgün edebî-tarihsel hatırat, “anlatılmayan” unsurların da en az “anlatılan” unsurlar kadar bilgilendirici olabileceğini tarih okuruna ısrarla ve yeniden hatırlatmaktadır.
Osmanlı Devlet Teşkilatında Reisülküttablık
Recep Ahıshalı - TİMAŞ AKADEMİ
Reisülküttâblık, isminin çağrıştırdığı manaya uygun olarak bir grup kâtibin yönetimi şeklinde ortaya çıkmış bir müessesedir. Osmanlı devlet teşkilâtının merkezî yönetim organı olan Divân-ı Hümâyûn’un, mâliye haricindeki bürokrasisini yürüten bu kâtipler “Dîvân-ı Hümâyûn kâtibi” olarak anılmakta ve nişancıya bağlıydılar. Reisülküttab, Bâbıâli'nin oluşum sürecinde nişancının yönetiminden çıkarak önem kazanmaya başlamış ve devletin en üst düzey bürokratları arasına girmiştir.
Doç. Dr. Recep Ahıshalı’nın Osmanlı Devlet Teşkilâtında Reisülküttâblık (XVIII. Yüzyıl) isimli eseri XVIII. yüzyıla odaklanarak reisülküttâblığın geçirdiği bu dönüşüme ve artan önemine dikkat çekmektedir. Üç ana bölümden oluşan bu çalışma, XVIII. yüzyılda reisülküttâblığın devlet teşkilâtında ve Osmanlı kültür hayatı içerisindeki yerine odaklanmaktadır. İlk iki bölümde reisülküttâbların XVIII. yüzyıldaki yetişme prosedürü, menşeleri, tayin, azil veya yükselmelerinde rol oynayan faktörler, reisülküttâblığa bağlı kalemler ile reisülküttâbın iç işleri ve dış işlerindeki görevlerini etraflıca inceleyen yazar, reisülküttâbın devlet teşrifatındaki yerini de son bölümde ele almaktadır.
En başta Divân-ı Hümâyûn’da gündeme getirilen kanunnameler, fermanlar ve benzeri konuların yazıya dökülerek nişancının yönetimi altında gelişen reisülküttâblık makamı, ilerleyen yıllarda diplomatik ilişkilerin artmasıyla diğer devletlerle yapılan yazışmalardan sorumlu hâle gelmiştir. Buna mukabil reisülküttâblığın Osmanlı bürokrasisindeki önemi giderek artmış ve nihayetinde bu makamdaki kişilerin dışişlerinde üstlendiği görevlerden ötürü bu yönü daha baskın hâle gelmiş ve nihayet ismi önce Umûr-ı Hariciye Nezâreti’ne çevrilmiş daha sonra Hâriciye Nezâreti ismiyle bürokrasideki yolculuğuna devam etmiştir.
Reisülküttâblıktan Hariciye’ye Osmanlı İmparatorluğu’nun dünyaya açılan kapısı; dış işlerinin tarihî serüveni bu kitapta…
Pelikanım Peli
Esra Bulut - TİMAŞ ÇOCUK
Peri ve Peli... İki dost önemli bir görev için tüm arkadaşlarını bir gökyüzü macerasına davet ediyor. Şaşkaloz martılar, süzüm süzüm süzülen turnalar, yorgun güvercinler ve canı sıkkın kırlangıçlar... Güneşi kuyruğuna takip sürükleyen bir uçağa yetişmeye çalışıyor.
Eğer sen de Peli ve Peri kadar kararlı bir maceraperestsen sıkı tutun!
Planet Ömer 2
Zanib Mian - TİMAŞ ÇOCUK
ÖMER’LE BİRLİKTE BÜYÜK, GİZEMLİ BİR OLAYI ÇÖZMEYE HAZIR OLUN!
DAHA ŞİMDİDEN HARİKA BİR KİTAP OLDUĞUNU ANLADINIZ DEĞİL Mİ?* AMA HEPSİ BU KADAR DEĞİL. KİTABIN İÇİNDE DAHA FAZLASI VAR.
Bu kitapta:
- Dünyanın en GICIK ablasını
- Başı dertte olan bir camiyi (OOOLAAAMAAAZ)
- Para kazanmak için yapılan bir planı
- Bir yetenek yarışmasını (VAY CANINA)
- Gizli bir HIRSIZI
- BİR YIĞIN kurabiyeyi
bulacaksınız
* GERÇEKTEN ÇOK GÜLECEK, AĞLAYACAK, KİTAPTAKİ KURABİYELERDEN BİRİNİ YEMEK İSTEYECEKSİNİZ!
Hayalindeki Ev
Craig Higginson - AYRIKOTU YAYINLARI
Seninle yeniden radyoda müzik çalarken kahve içmeyi umut ediyorum.
Hayalindeki Ev, KwaZulu-Natal Midlands’taki çiftliklerini terk eden mahzun, yaşlı beyaz bir çiftin hikâyesidir. Bu çiftlikteki mezarlar, sırlar ve trajediler; bir ırkın diğerine, “insan”dan daha aşağı davrandığı hakkındaki korkunç gerçeklerle kaleme alındı. Yazar, bir aile üzerinden bir ulusun durumunu ve belleğini; ihanet, kayıp, aşk, ölüm, cinsiyet ve ırk üzerinden vererek derin ve katmanlı bir dil evreni oluşturuyor. Bu evrenin içinde bulunan karakterlerin acıları, tutkuları, korkuları ve umutları “beyaz-siyah” gerilimi üzerinden bir kıvılcım gibi yoğun bir şekilde açığa çıkıyor.
Craig Higginson'ın KwaZulu-Natal'ın Midlands bölgesinde geçen sürükleyici ve unutulmaz eseri Hayalindeki Ev, Güney Afrika’nın ırk sorunlarına son derece dokunaklı ve hassas bir şekilde yaklaşıyor. Suratımıza tokat gibi çarpan bu gerçekler, bulundurduğu derin karmaşanın kuytularına inme konusunda büyüleyici bir şekilde bizi çekiyor.
Yükseltilmiş Yatak Bahçeciliği
Tammy Wylie - YENİ İNSAN YAYINEVİ
Gününüzde her alanda ezberler bozuluyor. Sürekli yeni yöntemler, yeni buluşlar ve yeni uygulamalarla hayatımız kolaylaşıyor ve verimlilik artıyor.
Klasik karık yöntemiyle ekim de artık yavaş yavaş hayatımızdan çıkıyor. Tarımsal uygulamalar çeşitleniyor ve yerelleşiyor. Toprak üzerine düşüncelerimiz her gün yenileniyor. Toprağı sürmekten vazgeçiyoruz. Kompost ve malç uygulamaları ile toprağı zenginleştirmeyi, organik miktarını arttırmayı öğreniyoruz.
Yükseltilmiş yataklar da gittikçe daha popüler oluyor. Hiç beklenmedik bir şekilde, tarımsal uygulamalarda öne çıkıyor. Bu kitap yükseltilmiş yataklarla ilgili bütün bilgileri içeriyor. Nasıl yapılır, nereye yapılır, nasıl ekilir, nasıl bakılır; bilmeniz gereken her türlü uygulamayı herkesin anlayacağı bir dille anlatıyor.
Tarlanıza, bahçenize, bostanınıza, terasınıza, balkonunuza, ister kırda ister şehirde yükseltilmiş yataklar yapmanız için hazırlanmış rehber niteliğindeki bu zengin eser, sebzelerinizi ve meyvelerinizi en verimli şekilde yetiştirmeniz için ideal bir kaynak.
Mükemmel Ekmekler
Judith Erdin - YENİ İNSAN YAYINEVİ
Eğitimli bir pasta ve ekmek ustası olan Judith, bu kitabında en sevdiği tarifleri okurla buluşturuyor. Bu tariflerin arasında klasikleşmiş baget ekmeği, Alman ekmeği, örgü ekmek gibi tariflerin yanında aynı zamanda Focaccia, kepekli ekmek, çikolatalı ekmek ve kuru yemişli ekmek tariflerini de bulacaksınız. Ayrıntılı anlatımı ve görsellerle destekleyip adım adım sunduğu talimatlarla Erdin bu kitabında, ekmek yapmaya daha yeni başlayanlar için dahi mükemmel ekmekler ve ekmekçikler yapmanın çok ama çok kolay olabileceğini gösteriyor. Mükemmel Ekmekler aynı zamanda ekmek yapımıyla ilgili gereken bütün önemli bilgiyi, pek çok değerli püf noktasını ve tekniği de okura sunuyor. Böylece bu kitap rehberliğinde yapılan ekmekler fırından çıkmış kadar hatta belki de daha lezzetli oluyor.
Reydetü'l-Esrar: Hz. Ali'nin Yüz Sözü ve Şerhleri
SUFİ KİTAP
"Musibet anında sızlanmak, mihneti artırır.", "Kalp zorlandığında kör olur.", "Azgınlıkla zafere ulaşılamaz.", "İntikamla liderlik olmaz.", "Yalancı için mürüvvet yoktur." gibi "Gayb perdesi açılsa yakini, marifeti ziyadeleşmeyecek" kadar kavi bir iman ve itikada sahip Haydar-ı Kerrar ve Damad-ı Nebî Hz. Ali'ye isnat edilen yüz adet özlü söz ve bunların yorumlarını içeren bu güzide eseri; Osmanlı Halvetîliğinin meşhur ismi Cemâl-i Halvetî, Sultan II. Bayezıd'a hediye eylemiştir ve Reydetü’l-Esr’âr ismindeki bu nadide yazma nüsha sadece Süleymaniye Kütüphanesi, Ayasofya tasnifinde bulunmaktadır. Fakirullah Yıldız, Ömer Çınar ve Taibe Kıvanç, bu yegâne Arapça nüshayı Türkçeye çevirerek kültür ve irfan tarihimize çok kıymetli bir katkıda bulundular. Sufi Kitap da bu değerli projeyi hayata geçirmek suretiyle, her biri inci, mercan kıymetinde sözleri kendine has üslup ve yorumla yazıya aktaran âriflerin rehberi Cemâl-i Halvetî koleksiyonunun ikinci kitabını neşretmenin sevincini yaşıyor.
Louise Bourgeois / Sanatçının Gördükleri
Amy Guglielmo EVEREST YAYINLARI
Dünyayı Louise Bourgeois’nın gözlerinden görün!
En sevdiğiniz sanatçıların heykellerini, dikişlerini veya resimlerini yaparken nelerden etkilerini hiç merak ettiniz mi?
Metropolitan Sanat Müzesi iş birliğiyle hazırlanan bu kitapta Fransız-Amerikalı sanatçı Louise Bourgeois ile tanışacaksınız. Louise Bourgeois nasıl bir hayat yaşadı? Onu kumaş eserleri, enstalasyonları, resimleri ve heykelleri yapmaya yönelten neydi? Onu etkileyen yerleri ve insanları, ona fikir veren eşyaları keşfedin.
Sensiz Kalan Bu Şehri Yakmayı Çok İsterdim
Prof. Dr. Nurullah Genç - TİMAŞ YAYINLARI
“Yağmur” şiirinin yazarından sevgiye, aşka ve özleme dair yepyeni şiirler.
saçların dikildi karşıma bir sokak ötesinde
her telinde parmaklarımın izleri parlıyordu
benzersiz kokunu alıyordu kıvrımlarından rüzgar
gözleri doluyordu saçlarına bakan kedilerin
her biri bir kenarda darmadağın
çömelip kalıyordu, yutkunuyordu
rengi kaçıyordu pencerelerde perdelerin
Şirin - Bu Kaçıncı Kleopatra
Birsen Ekim Özen - TİMAŞ ÇOCUK
Mısır Piramitlerine, soğuk ve esrarengiz çöl gecelerine, Roma’nın büyülü sokaklarına tanık olmaya, Kleopatra ve Sezar’la tanışmaya hazır mısınız?
Şirin ve arkadaşları, sanal gerçeklikte bir yolculuğa çıkıyorlar. Bu yolculukta korkularıyla yüzleşmek, ıssız bir çölden kurtulmak zorundalar. Doğru bilgileri, yanlışlarından ayıklamak zorundalar, ancak böyle gerçeğe ulaşabilirler.
Kim bilir, bu maceradan öğrenecekleri daha neler vardır?
Sordum Sarı Çiçeğe
Meryem Merve Özdemir -SUFİ KİTAP
Molla Câmî’nin ‘‘Dervişlerin sohbetinden, Muhammed kokusu gelir.” sözündeki mânâ Şemseddin Sivâsi’nin bahçesinde cân bulur. Hz. Şems mis kokulu çiçek dervişlerinin sohbet meclisinden yayılan Muhammedi kokunun sırrına vasıl olabilmek için bizi bahçeye davet eder. Bu bahçeye girenler Muhammedî hakikati Gül’ün kokusunda keşfetmeye talip olanlardır. Şems’in bahçesinde toprağa rengarenk dokunmuş halı misali çeşit çeşit çiçeklerin birlikteliği ve güzelliği hayranlık uyandırır, yemyeşil ağaçlar sizi selâmlar, ağaçların olgun meyveleri bahçedekilere hizmet etmek için can atarak dokunsanız avcunuza düşüverir, cıvıl cıvıl şakıyan kuşlar bahçeye gelmiş olmanızı muhabbetle karşılar, başınızı kaldırdığınızda göz göze geldiğiniz kocaman bulutların sizi orada görme sevinci ılık bir yağmur olarak size dokunur, rüzgar ise yağmurun sevinç gözyaşları ile ıslanan toprağın kokusunu size taze bir nefes olarak hediye eder. Nihayetinde bu bahçede gülün kokusunu duyumsayanlar bahçenin daimî misafiri, gönüllüsü ve gülün dostu olur, kokunun sırrına varanlar ise nice sayısız gönül bahçesinde gül olur. Meryem Merve Öztürk sizi böylesi güzel bir tasavvuf bahçesine davet ederken birbirinden renkli, ahenkli ve hoş kokulu çiçek demetleri takdim ediyor.
Tavuk Bacaklı Ev
Sophie Anderson - TİMAŞ GENÇ
“Klasik bir masalın güzel, cesur ve dokunaklı yeniden anlatımı…”
-Thomas Taylor, Çok Satan Malamander’in Yazarı
Marinka’nın tek istediği bir arkadaş ama büyükannesi bir yaga, yani ölülere rehberlik eden bir koruyucuyken bu imkânsız. Üstelik bu görevi gizli tutmak için dünyayı dolaşan tavuk bacaklı bir evde yaşıyor. İşin kötüsü, Marinka bir yaga olmak için eğitiliyor. Bu da şu anlama geliyor: Hayatında okula, eğlenceye ve yaşayan arkadaşlara yer yok.
Marinka gerçek bir arkadaş edinme şansı yakaladığında, tüm kuralları çiğner ve bunun yıkıcı sonuçlarıyla baş başa kalır. Çok sevdiği büyükannesi gizemli bir şekilde ortadan kaybolunca onu bulmak Marinka’dan başkasının görevi değildir. Bu, başka dünyalarda tehlikeli yolculuklar yapmak anlamına gelse bile…
Aslan Dikkat ve Kodlama
Seçkin Tabar - ERDEM ÇOCUK
Bu kitap, 5-6 yaş çocukların algılama, görsel dikkat kazanma, görsel ayrıştırma gibi yeteneklerini geliştirmeyi hedefliyor. Problem çözme ve çözüm bulma becerisini arttırmaya yönelik hazırlanan etkinlikler, Aslan karakteriyle de dikkat çekici bir hâle geliyor.
Şimdi Sadece Ona Bir Ad Koymam Gerek
Ali Alkan İnal - YAPI KREDİ YAYINLARI
Ali Alkan İnal’ın bir yapboz oyununu andıran yeni romanı “Şimdi Sadece Ona Bir Ad Koymam Gerek” yazarın arkada küçük ipuçları bırakarak okuru iç içe açılan odalara çektiği, her odada farklılaşan gerçeklik duygusuyla gölgelerin kişilere, kişilerin gölgelere dönüştüğü bir muammalar kitabı.
Yazdığıyla yaşadığını, hayatla kurmacayı sürekli birbirine karıştıran roman kahramanı yazar El Tayr’la birlikte kitabının kişileri de öznesi belirsiz bir cümlenin peşine düşüyorlar. Bu kitap, ateşe dalan bir kuşun tutuşmuş kanatlarını anılara sürerek geri geri uçuşunu anlatıyor, çevrilince yanmaya başlayan sayfalarda kanatlarını mumun alevine sokan bir gece kelebeği çırpınıyor.
“Her baktığımda değişen bir kaleydoskop haritasının rastgele bir kıyısında karaya çıktığımda ömrümün sonuna kadar seni arayacağımı biliyordum, ama ömrümden uzun bir yolun önümde ha bire kavşaklara bölündüğünü gördüm.
...
Unutmak istemediklerimi hatırlamak için parça parça bölüp, sonra bir daha geçeceğimi bildiğim yolda ardımda bırakarak yürüdüm. Masal bu. Bitti.”
Kudüslü Çocuk
Veli Karanfil - MEVSİMLER KİTAP
Şair, yazar ve sanatçı çağının tanığıdır, sanatıyla, yapıp ettikleriyle, eserleriyle tarihe tanıklık eder. İnce duyarlılıkların sahibidir sanatçı. Naif ve kırılgan bir gönle sahiptir şair. Etrafında olup biten her şey ilgilendirir onu.
İnsanlar savaş, zulüm, sömürü, haksızlık ve adaletsizlik içinde ölümden beter bir hayat yaşarken susamaz şair. Dünya egemenlerine, zalimlerine, kemirgenlerine, sömürgenlerine, çağdaş firavun ve nemrutlara karşı yükseltir sesini. Kalemini, sanatını, etrafında olup bitenleri anlatmak için kullanır bir kılıç gibi, insanların duygu ve düşüncelerine seslenir, dur demek ister haksızlık, adaletsizlik, eşitsizlik, zulüm ve sömürüye.
İşte bu anlamda şiirin, sanatın, hikâyenin, romanın, resmin konusu, evren, eşya, insan, insanı ilgilendiren her şeydir. Bu kitap; Kudüs ve Gazze başta olmak üzere, etrafımızda olup bitenlere tanıklık etmek duyarlılığı ve derinliğiyle, gündemle bağlantılı olarak anlık duygu ve düşüncelerle kaleme alınan şiirlerden oluşuyor.
Mutlu Evliliklerin 7 Özelliği
Medaim Yanık - ERDEM YAYINLARI
Mutlu bir evliliğe sahip olmak gerçekten mümkün mü?
Mutlu bir evlilik için yapılması gerekenlerin başında neler geliyor?
Prof. Dr. Medaim Yanık’ın en az 10 yıllık evli olan eşlerle yapmış olduğu çalışma, mutlu evliliklerin mümkün olduğu ve bunların yedi ortak özelliği olduğunu ortaya koyuyor. Bu kitap, mutlu evliliklerin olabileceğine inanmayanları ikna etmekle birlikte okura bunu nasıl inşa edeceğine dair bir yol haritası da sunuyor.
Tevazu
Daryl R. Van Tongeren - TİMAŞ YAYINLARI
Tevazu kendimize, başkalarına ve bizi çevreleyen dünyaya, onu olduğu gibi algılamamızı sağlayacak şekilde yaklaşmanın yoludur. Bilimsel araştırmalar göstermiştir ki tevazu insan ilişkilerini güçlendirmeye, iş hayatında ilerlemeye ve toplumu daha iyi bir noktaya taşımaya katkı sağlar. Yadsınamaz bir güce sahiptir ve dönüştürücüdür.
Bugün artık modern bilimin kadim bilgeliği onadığı noktadayız: Tevazunun güçlü bir dönüştürücü etkiye sahip olduğunu biliyoruz.
Narsisizm bizi kendimizi aldattığımız bir yalan dünyaya tutsak ederken tevazu özgürleştirir, güçlendirir ve geliştirir.
Sosyal Psikolog Darly R. Van Tongeren, tevazu kavramı üzerinden bizi kendini tanıma, kendini kontrol edebilme ve kendini aşabilmeye dair düşünsel bir yolculuğa çıkarıyor.
İçine hapsolduğumuz yankı odalarından çıkmak için Tevazu’yu yeniden keşfetmeliyiz.
Mikroplar
Selen Fettahoğlu - ERDEM ÇOCUK
Mikroplar çok çok küçükler ama marifetleri oldukça büyük. Hepimiz, mikroplardan korunmamız gerektiğini biliyoruz. Bunun için yemekten önce, yemekten sonra, dışarıdan gelince ellerimizi yıkamamız gerektiğini de biliyoruz. Peki, gözümüzle göremediğimiz bu minicik canlıları ne kadar tanıyoruz? Bu minik canlılar nasıl oluyor da bize zarar verebiliyor? Mikropların hepsi zararlı mı? Yararlı mikroplar var mı? Mikroplarla ilgili bunun gibi ne çok soru kafamızı kurcalıyor. Bu kitapta, mikroplarla ilgili bilmek isteyeceğimiz her şey bilimsel olarak çocuklar için derlendi. Mikropların ilginç dünyasına öğretici bir yolculuk yapmaya hazır mıyız? Ama önce ellerimizi yıkayalım!
Çocuk Kalbinden Süzülen Masallar
Mustafa Karaman - MEVSİMLER KİTAP
Mustafa Karaman, Lise yıllarından beri okuma yazmaya gönül vermiş bir edebiyat eri, sanat-edebiyat tutkunu. Yaz¬dığı şiir ve öyküler, dergilerde yer bulmuş bir öykücü ve şair kısaca.
Bu kitapta toplanan ürünler; öykü ve şiirlerin çoğu Susku, Yedi Harf, Kardelen gibi dergilerde yayınlanmıştı. Onun açısından bir ilk olan bu güzel kitabın son olmamasını diliyor, onu edebiyat ve sanat dergilerinde, öykü ve şiirleriyle daha sık görmek, okumak istiyoruz.
Terapistin Bir Günü, Bölünmüş Zihinlerle
Medaim Yanık - ERDEM YAYINLARI
Terapistin Bir Günü, disosiyatif kimlik bozukluğu yaşayan hastalarla yaklaşık 30 yıldır çalışan Prof. Dr. Medaim Yanık’ın kaleminden, insanın içindeki dehlizlere fener tutan bir kitap... Yanık bu kitapta, insan zihninde acıyla baş edebilmek için üretilmiş alter kişiliklerle ortaya çıkan zihin bölünmesi rahatsızlığını farklı örneklerle işliyor. Terapistin Bir Günü, terapistler tarafından yazılan birçok kitabın aksine, danışanların kişisel bilgileri gizlenerek yazılmış bir örnek vakalar kitabı değil. Yine de her okur bu kitapta kendinden bir şeyler bulabilecek...