Genel

M. Ali Haşimi’ye göre Müslüman toplumun vasıfları

Prof. Dr. M. Ali Haşimi, “Kur'an ve Sünnete Göre Müslüman Toplumu” kitabında Müslüman toplumunun özelliklerini, Kur'an ve sünneti temel alarak açıklamayı hedefliyor. Eserde, toplumun hoşgörüye, özgürlüğe verdiği önemden iktisadına kadar pek çok husus ele alınmıştır. Sosyal adalet özelinde, günümüz toplumlarında eksikliğine veya yanlışlığına rastladığımız içtimai konular üzerinde daha fazla durulmuştur. Böyle bir toplum, dünyada eşine rastlanmayan bir toplumdur. Kısacası İslam'ın genel hususiyetleri, sosyal plana aktarıldığında karşımıza çıkan şey; ideal Müslüman toplumudur.

Pek çok ayet ve hadisle örneklendirilen konuları işleyen “Kur'an ve Sünnete Göre Müslüman Toplumu” kitabının temel mesajı; İslam'ın toplumsal öngörülerine ve emirlerine dayanan Müslüman toplumunun üstünlüğünü ortaya koymaktır. Bu üstünlük ise sosyal dayanışmaya, sosyal adalete insan hak ve hürriyetlerine toplumsal ilim ve irşat faaliyetlerine, adaletli ve dengeli bir yapı arz eden iktisat anlayışına dayanarak ortaya çıkacaktır.

M. Ali Haşimi, “Kur'an ve Sünnete Göre Müslüman Toplumu” kitabında ideal Müslüman toplumunun niteliklerini şu şekilde sıralıyor:

2- İyiliği Emreden Kötülükten Alıkoyan Toplum Müslüman toplumunun iyiliği emredip kötülükten alıkoyması, onun en önemli görevi ve sorumluluğudur. Bu sorumluluk, toplumu oluşturan herkesin boynunadır. Bu görevin yerine gelebilmesi için uygulanacak yöntemlerden biri nasihattir. Toplum içinde nasihat eden salih danışmanlar mevcut olmalıdır.

3- Özgürlük Toplumu Toplumlar içinde; Allah'ın dinini uygulayan Müslüman toplumunun özgürlüğe verdiği değeri verebilmiş başka bir toplum görülmemiştir. İslam, insana onun dengeli ve doğru kişiliğini gerçekleştirecek, meşru hakkını koruyacak; herhangi bir sınır ya da engel tanımadan yararlı olan her şeyi yapma fırsatını verecek olan özgürlüğü bahşetmiştir. İslam'da özgürlüğün kaynağı, insanın hevesleri değil aklıdır. Müslüman toplumunda özgürlük kavramının çerçevesi oldukça geniş olup, insanın her türlü baskı ve zorlamadan kurtulmasını sağlar. Yine İslam'a göre özgürlüğün düşmanı olan iki olgu; zulüm ve haksızlıktır. Bütün peygamberler toplumları zorbalara karşı başkaldırmaya davet etmek için gönderilmiştir.

1- Allah'a Kulluk Toplumu Müslüman toplumunda başta gelen; Allah'a yönelik olma, O’nu ibadetle anma, Müslüman ferdin tek başına yerine getirdiği namaz sonra diğer din kardeşleri ile birlikte eda ettiği cemaatle namazın merkezde olduğu özelliklerdir. İslam, en sıkışık zamanlarda savaşın içinde olunan durumlarda bile namazın önemsizleştirilmemesini emretmiştir. Namaz, Müslümanlık için zannedildiğinden çok daha fazla bir önem ve işleve haizdir. Namaz; toplumu Allah'a yaklaştıran, Müslüman toplumuna damgasını vuran, onu diğer toplumlardan ayrıştıran bir hususiyet teşkil eder. Bunun yanında zekât, oruç, hac gibi ibadetler de toplumun harcını sıkılaştırır ve o toplumun Allah'tan büyük yardımlar görmesine sebebiyet verir. Müslüman bir toplumda ibadet yaygınlaştıkça o toplumun Allah'a olan yakınlığı artar ve o toplum bu nispette Müslüman toplumu vasfı taşır.

4- Adalet, Eşitlik ve Fırsat Eşitliği Toplumu Bilindiği gibi İslam'da adaletin yeri büyüktür. İslam, bir adalet dinidir ve İslam dini temel kaynaklarında daima adalete dikkat çeker. Bu adalete, en çok muhtaç olan ve onu en iyi uygulaması gereken kişiler ise devlet yöneticileridir. Müslüman bir toplumda adaletin kökleri oldukça derindir. Adalet, toplumun her alanına, kılcal damarlarına varana dek sızmıştır. İslam tarihi, adaletin mutlak şekilde sağlandığı devlete ve can verdiği topluma dair pek çok örnek ile doludur. Adaletin bir sonucu da eşitliktir. İslamiyet; kavimleri, renkleri, cinsleri ve dilleri ne olursa olsun ve toplumsal konumları ne derece yüksek veya düşük olursa olsun ve malları ne kadar fazla veya az olursa olsun insanları eşit muameleye tabi tutar. İslam'da ayrıcalıklı kimse yoktur; ayrıcalık yalnız takvaya göredir, o da yalnızca Allah karşısında değer kazanır. Müslüman toplumunda adalet Müslüman olmayanları da kapsar. Müslüman bir toplumun yasaları gayrimüslim insanların haklarını da korur. İslam açısından herhangi bir savaş içinde olunan toplumun vatandaşı olmadığı sürece, onların haklarına tecavüz edilemez. Ona diğer insanlardan eksik haklar verilemez.

5- Dayanışma ve Refah Toplumu Müslüman toplumunda dayanışma çok önemlidir. İslam, fakirliği kabul etmez yalnızca dayanışmayı ve toplumda refahı yükseltmeyi kabul eder. İslam'ın fakirliği ortadan kaldırmaya yönelik pek çok hükmü vardır. Bu hükümleri uygulamak suretiyle toplumun ekonomik zaafları giderilecektir. Müslüman toplumun dini duyguyu kuvvetlendirme ve ahlaki irşada yönelik girişimleri de önemlidir. Bu konuda zenginler malıyla, yoksullar uğraşı ile bu görevi yerine getirmelidir. Müslüman toplumun her türlü kanuni düzenlemesi ve yönetim işleri, İslam'da belirtildiği gibi ayarlanmalıdır. İslâm kardeşliği ve dayanışma, bu yönetimin temel esasını ve zeminini oluşturmalıdır. Ayrıca Müslüman toplumunda akrabalar arası dayanışma da önemlidir. Komşular ve bütün vatandaşlar arasında da böyle bir güç birliği söz konusudur.

6- Sevgi ve Kardeşlik Toplumu Derin iman kardeşliği, selamı yaymak, ziyaretleşmek ve güzel davranışlar, hediyeleşme ve cuma, cemaat, bayram namazları; Müslüman toplum içindeki sevgi ve kardeşliği oluşturan temel faktörlerdir. Müslüman toplumu daima birlik içinde yaşamalıdır; komplolara tuzaklara karşı uyanık, ayrılık yaratmaya çalışanlara karşı şiddetli ve kuvvetli olmalıdır. Müslüman toplumunda, İslam'ın emrettiği yüce amaçların gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bu amaçlara hızlı erişebilmek, birlik ve beraberliği de şart koşar. Fertleri ortak paydalarda buluşamayan bir toplum, ortak bir amaca yönelemez. Ortak paydalarda buluşabilmek için ise hem birlikte hem ayrılıkta uyulması gereken İslami bir edep vardır. İnanç bağı asla çözülmemelidir. İşte bu edep, ayrılıkların da İslami çerçevede algılanmasına yol açacak ve savrulup sapmalara engel olacaktır.

7- Adaletli, Dengeli İktisat Toplumu Müslümanlığın mal konusunda farklı ve özgün bir bakışı, iktisada dair eşsiz bir nazariyesi vardır. Onun bu üstün ve eşsiz anlayışı diğer sistemlere nispetle en mutedil, en dengeli, en adaletli ve en ölçülü sistemdir. Onda faiz kesinlikle yasaktır, karaborsa, ticari hile kesinlikle men edilmiştir. Haram malların ticaretini yapıp para kazanmak da aynı şekilde caiz değildir. İslam, toplumu çalışmaya özendirir, işsizliğe çareler üretir, kamu malını korur, görevi kötüye kullanmayı engeller. Ancak bu tür uygulamalar toplumun ömrünü uzatır. İslam iktisadı, Müslüman toplumunda ümmetin kendi kendine yeterli hale gelebilmesini temel esas olarak kabullenir. Bu esasa göre, gelir kaynakları güzel bir şekilde değerlendirilmelidir. Hazırlık ve üretim aşamaları organize ve bütünlüklü bir yapıya sahip olmalıdır. Mal çalıştırılmalı, üretimden uzak tutularak biriktirilmemelidir. Hayırda orta yol bulunmalı, toplumsal denge sağlanmalı ve Müslüman toplumu İslami iktisatla özdeşleşerek müreffeh hale gelmelidir. Müslüman toplumunun dikkat etmesi gereken bir diğer nokta da lüks ve israf konusudur. Müslümanlar lükse yanaşmamalı, israfı büyük bir ayıp olarak kabul etmelidir. Bilinmelidir ki; lüksü ve israfı oluşturan her türlü dünya nimeti, açların, fakirlerin sofrasından çalınmış ekmekleridir.

10- Erdem ve Ahlak Toplumu Müslüman toplumunun manevi bakımdan en önemli özelliği; İslami bir ahlaka ve erdeme dayanmasıdır, her toplum bir ahlaka dayanır ama yalnız İslam toplumu ahlaklar içerisinden en hakiki olan ahlaka dayanmaktadır. Müslüman toplumunun haram kıldığı hususlar; ona güç ve kuvvet kazandıran hususlardır. Zulüm, hainlik, yalancılık, zina, içki, kumar, cinsel sapkınlık gibi kötü ameller İslam toplumunda haramdır. Bir toplumun sapkınlar toplumu olmamasını sağlayan temel faktörler de bunlardır. Bu toplum arı ve temiz bir toplumdur. Topluma sızması muhtemel olan kötülüklerin önü önceden tedbir alınarak kesilir ve iyiliklerin güzelliklerin önü de alabildiğine açılır; bu topluma arı ve temiz vasıflarını katan da bu yanıdır. Biz bu sözlerin pratik hayattaki yansımasını cahiliye devrinden sıyrılıp örnek bir toplum haline gelen ilk dönem Araplarında görmekteyiz. Müslüman toplumun adap ve gelenekleri, bu toplumun alamet-i farikasıdır. Erken uyumak, selamlaşmayı yaygınlaştırmak, sağdan başlamak, erkeklerin altın kullanmasının yasak oluşu, komşuya iyilik; bu toplumun başlıca özellikleridir.

8- İlim ve Amel Toplumu İslam ilme büyük önem verir. Müslümanların her daim ilime yönelmelerini emreder. Hatta ilimle uğraşmayı farz kılmıştır. Bu nedenledir ki İslam tarihi boyunca, ilim tahsili uğrunda Müslüman âlimler büyük çabalar sarf etmişlerdir. İslam'a göre, ilim öğrenmek isteyenlerin önünde kapılar açılır, Allah Teâlâ’nın bilinmeyen nice hikmeti öğrenilir, hikmetleri görüp anladıkça imanın kuvveti de kıymeti de artar. İslam âlimleri, ilmin yoğun uğraş ve zaman gerektiren bir faaliyet olduğunun farkındaydılar. Son derece kısıtlı olan insan ömrünü, boşa harcamamalıyız. Bu yüzden bu âlimler sürekli vaktin değerini vurguladılar, zamanı har vurup harman savurmamak gerektiğini ifade ettiler. İlmin gelişmesi, bilginin ve düşünmenin gelişmesidir; bilgi ve düşünme gelişirse toplumsal sorunların çözümü de o derece hızlı olur. İşte bu sebepten dolayı, ilim ve toplum arasında kuvvetli bir ilişki vardır. Bu ilişki; bir toplumun kendini savunması, askeri ve siyasi açıdan güçlenmesi konusunda da açığa çıkmaktadır.

9- İleri İnsanlık Toplumu Can, namus, beden, akıl ve malın korunması; Müslüman toplumunun insani esaslarıdır. İnsanlığı ayakta tutanlar işte bu unsurlardır. Müslüman toplumu insan haklarının serpilip gelişebileceği ve daima diriliğini koruyabileceği bir hayat ortamı sağlar. Bu özelliği; insana ve onun haklarına gereken önem ve kıymeti vermesinden kaynaklanır. Müslüman toplumunda insan haklarının muhafaza edilmesine yönelik kapsamlı yasalar mevcuttur. Bu durum, yönetimin güvencesi altındadır. Çocuk ve kadın konusu, özellikle ele alınan konulardır. İslam toplumu; kadını ve çocuğu tarih boyunca görülmemiş bir şekilde haklarla donatmıştır. Batıda ise kadın çalışmak için sokağa mecbur bırakılır ve erkeklerin aldığı ücretlerin çok daha azını alabilir. Çocuk konusu da öyledir, kendi nefsani arzularına yönelerek istedikleri gibi yaşamak isteyen batılıların çocuk yapmamaya başlamasıyla doğum oranları hızla düşmeye başlamıştır. Oysa İslam, nesil sahibi olmayı teşvik etmiş, ailenin esaslarını sağlamlaştırmış ve anne babaya iyi çocuk yetiştirme yolunda verecekleri emekler için mükâfatlar vaat etmiştir.

11- İleri ve Önder Toplum Müslümanların ileri ve önder bir toplumsal yapı meydana getirebilmelerinin pek çok kendine özgü sebepleri vardır. Din ve inanç özgürlüğü; inancın bir toplumsal bağ oluşu, gayrimüslimlere karşı bile gösterilen hoşgörü, çeşitli inanç ve dinlerin bir arada yaşadığı devletler meydana getirebilmeleri, cinsler, ırklar, renkler arası eşitlik, toplumsal adaleti gerçekleştirmek uğraşı, İslami emirlere dayanan tarım ve vakıf sistemi, zekâtın yaygınlığı, devlet başkanının seçilmesinde gösterilen özen, kamu mallarının korunması, yöneticilerin otoritelerinin sınırlı oluşu, iyiliği emretmek ve kötülükten alıkoymak, Şura meclislerinin gördüğü toplumsal işlev, ilim tahsilinin her türlü durumda teşvik edilmesi, insana ve onun haklarına kıymet verilmesi, toplumun her alanının İslam'ın öngördüğü kanunlara, adalet ve yönetim anlayışına göre düzenlenmesi; bu topluma eşi ve benzeri görülmemiş bir toplum olma özelliğini bahşeden hususlardır. Hasan Mahir Mert yazdı