Kore asıllı Alman filozof Byung-Chul Han, İnsan Yayınları tarafından Türkçeye çevrilen “Güzeli Kurtarmak” kitabında felsefe ve sanatın temel konularından biri olan güzellik kavramının 21. yüzyıldaki değişimini masaya yatırıyor. “Güzeli Kurtarmak”, yazarın estetiğe ve sanata dair eleştirel ve derinlikli değerlendirmelerinden oluşan önemli bir kitap.
Yazar 21 yüzyılda Instagram, Twitter, Facebook ve diğer sosyal medya ağlarının yaygınlaşmasıyla güzellik anlayışının da dönüştüğüne dikkat çekiyor. Kullanılan filtreler, çekilen fotoğraflar üzerinde hemen yapılan rötuşlar, olanı olduğundan farklı göstermeye yarayan özel yazılımlar sayesinde doğaldan uzaklaşıldı. Modern insanlar her şeyi güzel göstermeye çabalıyor. Bu sebeple Byung-Chul Han çağımızın en büyük alametlerinden birisinin “pürüzsüzlük” olduğunu öne sürüyor. Bugün için insanlar nezdinde güzelliğin en büyük ölçütü pürüzsüzlüktür. Bu değişim sadece sıradan insanları değil, elbette sanatçıları da etkiliyor.
Byung-Chul Han kitabında kadim güzellik anlayışının pürüzsüz ekranlar ve “Like” tuşları sayesinde çağın tüketim çılgınlığına hizmet ettiğini belirtiyor. İnsanların estetik algısını belirleyen en başat faktör pürüzsüzlük. Peki neden? Ya da yazar pürüzsüzlüğe neden negatif bir rol biçiyor? BKitaptan birkaç alıntıyla yazarın konuya dair görüşlerini aktaralım:
Yalnızca modern zamanların estetiği “güzel”i ve “yüce”yi birbirinden ayırmıştır.
Güzellik, tarihsel olarak, uzun bir süre sadece ahlakı ve karakteri ifade edebilmekle ilgiliydi. Günümüzde ise güzellik karakteri tamamıyla seksiliğe boyun eğmiştir.
Bedenin cinselleşmesi tek taraflı bir biçimde özgürleşme mantığını takip etmemektedir. Bedenin ticarileşmesi ile birlikte gitmektedir. Güzellik endüstrisi, güzelliği tüketilebilir hale getirerek bundan faydalanmaktadır. Tüketim kültürü güzelliği giderek artan şekilde uyarıcılığa ve eğlenceye tabi kılmaktadır. Dolayısıyla güzelin her bir artı değeri yok olmaktadır. Güzel, pürüzsüz hale gelmekte ve tüketime tabi olmaktadır.
Dijital düzen varlığın bütün parametrelerini dönüştürdü. "Mülkiyet" , "komşuluk" , "soy" , "kabile" ve "mülk"; bunların hepsi yeryüzünün düzenine, yerkürenin düzenine aittir. Dijital ağ kurmak soy, kabile ve komşuluğu yok etti. Sharing (paylaşma) ekonomisi "mülkiyeti" gereksiz kıldı. Bunu erişim ile dönüştürdü. Dijital aracılar, hiçbir sağlam çizgi ve işaretin kazınamayacağı karakteri olmayan denize benzer. Dijital denizin üzerinde kale, eşik, duvar, mezar, sınır taşı yükselmez. Dayanıklı karakterler güç bela ağ kurabilirler. Bağlantı veya iletişime yetkin değillerdir. Ağ kurma, küreselleşme ve iletişim çağında sağlam bir karakter sadece engel ve zarardır. Dijital düzen yeni bir ideali kutlar: karakteri olmayan insan, karaktersiz pürüzsüzlük.
Günümüzde güzelin içinden negatifliğin, her tür sarsılmanın ve yaranın alınmasıyla güzel pürüzsüzleştirilmiştir. Güzel olan “Beni Beğen”de tükenmiştir. Estetikleştirme, estetik kılmamaya dönmüştür. Pürüzsüz algıyı teskin etmektedir. Aynı şekilde (....) her tür negatif çarpma, altüst olma tecrübesinin zıddı olarak estetik olmayan bir tepkidir. Bugün imkânsız olan güzelin tecrübesidir. Nerede beğenmek, Like kendini öne çıkarırsa, tecrübe- ki negatiflik olmadan imkânsız olan- canlılığını kaybeder.
Yüzün yakın çekiminde bütün arkaplan bulanıklaşmaktadır. Dünyanın kaybına sevk etmektedir. Yakın çekimin estetiği bir toplumu yansıtmaktadır ki bu toplumun kendisi bir yakın çekim toplumu olmuştur. Yüzün kendisi yakalanmış gözükür ve kendi kendisini refere eder. Artık dünyayı içermez, yani artık ifade edici değildir. Selfie işte tam da bu boşluktur, ifadesiz yüzdür. Selfie bağımlılığı "Ben"in iç boşluğuna işaret eder. "Ben" günümüzde kendisini tanımlayabileceği, ona sağlam bir kimlik verebilecek ifadelerden yoksundur. Günümüzde sabit kalan bir şey yoktur. Bu istikrarsızlık "Ben"i de etkilemiştir ve sabitliğinden etmiştir, onu eminsiz kılmıştır. Bu güvensizlik, kendi etrafındaki korku Selfie bağımlılığına itmektedir ve hiçbir rahat vermeyecek olan "Ben"in başıboşluğuna götürmektedir. İç boşluğunun karşısında bu Selfie öznesi beyhude yere kendini üretmeyi denemektedir. Selfie benliğin boş biçimidir. Boşluğu üretir. Ne narsist kendi kendine delice bağlanma ne de kibir Selfie bağımlılığını çıkaran şeydir; fakat iç boşluk bunu üretir. Burada sabit, kendi kendini seven narsist bir "Ben" yoktur. Daha ziyade negatif narsizm söz konusudur.
Like algıya hükmeder. Fakat empati anlamda görme her zaman başkayı görmektir, buna tecrübe denir. Kişi kendisini yararlanmaya maruz bırakmadan başkasını göremez. Görmek incinebilir olmayı gerektirir. Diğer türlü, hep aynı şeyler tekrar eder. Duygululuk incinebilirdir. Yaralanmaya görmenin hakikat anı denilebilir. Yaralanma olmadan, hakikat yoktur. Doğruyu almak, yani algılama da yoktur.
Dayanıklılık ve devamlılık tüketim için elverişli değildir. Tüketim ve süre birbirini dışlar. Modanın geçiciliği ve süreksizliği tüketimi hızlandırır. Dolayısıyla tüketim kültürü süreyi yeniden üretir. Karakter ve tüketim birbirine zıttırlar. İdeal müşteri karakter olmayan bir insandır. Bu karaktersizlik gelişi güzel tüketimi mümkün kılar.
İdeal müşteri, karakteri olmayan bir insandır. Bu karaktersizlik gelişi güzel tüketimi mümkün kılar.
Dijital düzen varlığın bütün parametrelerini dönüştürdü. Mülkiyet, komşuluk, soy, kabile ve mülk, bunların hepsi yeryüzünün düzenine, yerkürenin düzenine aittir. Dijital ağ kurmak soy, kabile ve komşuluğu yok etti. Sharing (paylaşma) ekonomisi mülkiyeti gereksiz kıldı. Bunu erişim ile dönüştürdü. Dijital aracılar, hiçbir sağlam çizgi ve işaretin kazınamayacağı karakteri olmayan denize benzer. Dijital denizin Üzerinde kale, eşik, duvar, mezar, sınır taşı yükselmez. Dayanıklı karakterler güç bela ağ kurabilirler. Bağlantı veya iletişime yetkin değillerdir. Ağ kurma, küreselleşme ve iletişim çağında sağlam bir karakter sadece engel ve zarardır. Dijital düzen yeni bir ideali kutlar: Karakteri olmayan insan, karaktersiz pürüzsüzlük.
Akıllı telefondaki gibi, çok parlak olacak şekilde cilalanmış heykellerin önünde kişi ötekiyle karşılaşmaz, sadece kendisiyle karşılaşabilir. Sanatın mottosu şöyledir: "Öz her zaman aynıdır, kendine ve kendi hikayene güvenmeyi öğren... "
Görme hissi mesafeyi muhafaza ederken dokunma hissi bunu iptal eder. Mesafe olmadan gizem olmaz. Gizemin bozulması her şeyi eğlenebilir ve tüketilebilir kılar. Dokunma hissi ötekinin negatifliğine zarar verir. Dokunduğu şeyi sekülerleştirir. Görme hissinin aksine, dokunma şaşırtmaya muktedir değildir. İşte bu yüzden pürüzsüz dokunmatik ekran gizemin bozulmasının ve tüm tüketim mekanıdır. Neyi beğendiysen ortaya çıkarır.
Ronald Barthes için dokunma hissi 'en büyülü olan görme hissinin aksine hislerin en gizem bozucu olanıdır.' Görme hissi mesafeyi muhafaza ederken dokunma hissi bunu iptal eder. Mesafe olmadan gizem olmaz. Gizemin bozulması her şeyi eğlenilebilir ve tüketilebilir kılar. Dokunma hissi ötekinin negatifliğine zarar verir. Dokunduğu şeyi sekülerleştirir. Görme hissinin aksine, dokunma şaşırtmaya muktedir değildir. İşte bu yüzden pürüzsüz dokunmatik ekran gizeminin ve tüketimin mekanıdır. Neyi beğendiysen onu ortaya çıkartır.
Sadece güzel değil çirkin de pürüzsüz hale geldi. Çirkin de şeytani, tekinsiz veya dehşetli olanın negatifliğini kaybetti ve tüketim-eğlence kalıpları için pürüzsüzleştirildi. Günümüz temizlik ve hijyen takıntılı toplumu negatifliğin her türünü iğrenç bulan bir pozitif toplumdur.
Güzellik bir gecikmedir. Güzel bir anlık parlama değildir, gün batımındaki kızıllık gibi gün sonunda ortaya çıkan sakin bir aydınlıktır. Bu çekingenlik onun asaletindendir. Dolayımsız uyarılma ve coşku güzele erişimi engeller. Uzun sürme ve yavaş olma güzelin yürüyüş tarzıdır.
Gerçek bir sanat eseri, kendisini kaçınılmaz şekilde bir sır olarak temsil etmesinden başka bir şey olarak hiçbir zaman kavranamaz. Son kertede, örtünün asli bir unsur olduğu bu nesne başka türlü tanımlanamaz.
Sanat eseri şok edicidir. İzleyiciyi toslatır. Pürüzsüz bambaşka bir yönelimselliğe sahiptir. İzleyiciye tutunur, ona bir like yaptırır. Sadece beğendirir, altüst etmez.
Dijital güzel, özdeş olmamaklığın her türlü negatifliğini defeder. Sadece tüketilebilir, kullanılabilir farklara izin verir. Başkalık, yerini çeşitliliğe bırakır. Dijitalleşmiş dünya insanın adeta kendi ağtabakalarıyla ördüğü bir dünyadır. Bu insanca bağlanmış dünya, kalıcı bir özbakışa sevk eder. Ağ ne kadar örülürse dünya da o kadar kendisini ötekinden, dışarısından örter ve korur. Dijital ağtabaka dünyayı bir resme ve kontrol ekranına dönüştürür. Bu dijital içsellikte hiçbir hayret, merak mümkün değildir. Burada insanlar sadece kendilerini beğeniler.