Genel

Kaliteli ve şiddetsiz bir iletişim için pratik öneriler

İnsanlar, doğumlarından itibaren çevreleriyle iletişim kurmaya başlarlar ve öğrendikleri ya da toplumun kendilerine dayattığı bazı yöntemlerle bu iletişimi devam ettirirler. Bazen kişilerin iletişimleri şiddete, yargılamaya ya da talepte bulunmaya yönelik olabilir. Bu türden bir iletişim, hem kendilerini doğru ifade etmelerini hem de karşılarındaki kişiyi doğru anlamalarını engeller. Şiddetsiz iletişim, insanların edinmiş oldukları bu tür iletişim yöntemlerinin aksine bir tutum sergilemektedir. Kişilerin davranışlarını olumlu yönde geliştirmelerini sağlar, bunu yaparken de iletişim ve dil becerilerine odaklanır. Marshall B. Rosenberg tarafından hazırlanan bu kitapta “Şiddetsiz İletişim”, tüm yönleri ile ele alınmıştır. Çalışmada, insanların hayatlarında, şiddetsiz iletişime yer vermelerini sağlayacak katkılar detaylıca anlatılmıştır.

Şiddetsiz iletişim “Şiddetsiz iletişim”, insanları zorlayan durumlarda dahi insanca davranma becerisini kuvvetlendirecek iletişim ve dil becerileri ile ilgilidir. Yeni bir olgu olmayan şiddetsiz iletişim, aslında asırlardır bilinen bir yöntemdir. Asıl amacı, insanların birbirleriyle nasıl iletişim kurduğuna dair sahip oldukları birikimleri ve bunların hayata geçiriliş sürecine yardımcı olmaktır. İnsanların karşılarındaki kişiyi dinleme ve ona kendilerini ifade etme şekillerine göre rehberlik etmektedir.

İnsanlar, şiddetsiz iletişimi kullanmaya başladıkları zaman ilişkileri de farklı ve yeni bir açıdan algılamaya başlarlar. Eleştirme veya saldırma alışkanlıkları bu sayede tamamen değişir. Şiddet içeren tepkiler vermek veya direniş gösterme gibi durumların sayısı gittikçe azalır. Kişinin önce kendisini ve karşısındakini içtenlikle dinlemesiyle karşılıklı, “gönülden verme” arzusu da oluşmuş olur. Şiddetsiz iletişim uygulanırken karşıdaki kişinin de aynı şekilde davranması gerekli değildir. Ayrıca kişi, bu süreci uygulamaya başladığında karşısındaki de aynı iletişim yöntemine yönelebilir. İletişim yönteminin değişmesiyle meydana gelen değişim, her zaman hızlı bir biçimde gerçekleşmez. Şiddetsiz iletişim bir süreçtir ve ilkeleri vardır. Temel olarak şiddetsiz iletişim dört ögeye sahiptir, bunlar: • Gözlem, • Duygu, • İhtiyaç, • İstek/Rica.

Her iletişim seviyesinde şiddetsiz iletişim uygulanabilir. Yaşanabilecek her olay ve durum karşısında da etkin biçimde şiddetsiz iletişimi kullanmak mümkündür. Bu durumlardan ve iletişim türlerinden bazıları şunlardır: • Aile içinde, • Özel ilişkilerde, • Okulda, • Kurum ve örgütlerde, • Çatışma durumlarında, • İş görüşmelerinde, • Danışmanlık ve terapi ilişkilerinde. Şiddetsiz iletişim sayesinde insanlar kendilerini ifade ederken karşılarındaki kişileri de dinlemeyi öğrenirler. Bunu yaparken de şiddetsiz iletişime bağlı dört ögeye odaklanırlar.

- Şefkatten Uzak İletişim İnsanları şefkatten uzaklaştıran bazı iletişim şekilleri vardır. Bu iletişim şekilleri, insanların kendilerine ve başkalarına şiddetli bir biçimde davranmasına yol açar. Bu tür iletişimler için “Hayata yabancılaştıran iletişim” ifadesi kullanılmaktadır. Hayata yabancılaştıran iletişim şekillerinden bazıları şunlardır: • Ahlakçı yargılar, • Karşılaştırma yapmak, • Sorumluluğu reddetmek. İnsanlar kendi değerlerine uymayan davranışları değerlendirirken genelde onların yanlış ve kötü olduğunu ima ederler. Yani aslında karşılarındaki kişiyi ahlakçı yargılar üzerinden değerlendirirler. Bu tür yargılamalardan bazıları şu şekilde yapılmaktadır: • Suçlama, • Eleştirme, • Küçük düşürme, • Hakaret.

İnsanlar bazı durumlarda davranışlarının nedenini, başka kişi ve olaylara yüklerler. Böyle yaparak davranışlarının sorumluluğunu reddetmiş olurlar. Bu gibi durumlara örnek olarak verilebilecek durumlardan bazıları şunlardır: • Otoritenin emirleri, • Kurumsal düzenlemeler, kurallar ve politikalar, • Grup baskısı, • Toplumsal cinsiyetin, toplumun veya yaşının kişiye yüklemiş olduğu roller, • Kontrol edilemeyen dürtüler. İnsanların isteklerini talep olarak dile getirmesi de şefkati engelleyen durumlardan biridir. Üstü kapalı veya açık bir şekilde ifade edilmekte olan talep, farkında olmadan karşıdaki kişi tarafından tehdit olarak algılanabilir. Çünkü kişi, talep doğrultusunda davranılmadığı zaman davranışın bir sonucu olacağı yönünde bir mesajla karşılaşılabilir. Kültürümüzde otorite konumunda yer alan kişiler, genelde talep etme iletişim biçimini kullanmayı tercih ederler.

Şiddetsiz İletişimin Bileşenlerinden Biri: Duygular İnsanların hissettiklerini ifade etmeleri, şiddetsiz iletişimin ikinci bileşenidir. Duygular ve düşünceler birbirinden ayrıdır. Günlük hayatta genelde insanlar, “Hissediyorum” derken duygularını dile getirmezler. Bu da iletişimde karışıklık yaşanmasına neden olur. Kalıplarla beraber “Hissediyorum” sözcüğünün kullanılıyor olması gerçek duyguların ifade edilmesini engeller. Bu ifadelerden bazıları ise şunlardır: • Tıpkı, sanki, -mış gibi kelimeler, • Kendim, sen, o, ben gibi zamirler, • İnsanlara gönderme yapan isimler.

Kullanılan bazı sözlerde aslında kişinin ne hissettiği değil başka kişilerin davranışı hakkında yapmış olduğu yorum ifade edilmiş olur. Bu sözlerden bazıları şunlardır: • Kandırılmış, • Görmezden gelinmiş, • Hakkı yenmiş, • Hor görülmüş, • İhanete uğramış. İnsanlar, bazı sözcükleri kullanarak duygusal durumlarını net bir biçimde tanımlayabilirler. Bu duruma yardımcı olan sözcüklerden bazıları şu şekildedir: • Azimli, • Sabırsız, • Hassas, • Huzurlu, • Acı içinde.

Şiddetsiz iletişimin üçüncü bileşeni olan “Duygularımızın sorumluluğunu yüklenmek” iletişimde önemli bir yere sahiptir. Olumsuz bir mesaj, insanlara sözlü veya sözsüz olarak verilebilir. Böyle bir durumla karşı karşıya kalındığı zamanda onu algılamak için dört ayrı seçenek vardır. Bunlar: • Kendimizi suçlamak, • Başkalarını suçlamak, • Kendi ihtiyaçlarımızı ve duygularımızı algılamak, • Başkalarının ihtiyaçlarını ve duygularını sezmek.

İnsanlar, duygusal özgürlüğe doğru ilerlerken ilişki kurma şekilleri de üç aşamadan geçer. Bu aşamalar sırasıyla şöyledir: • Duygusal kölelik, • Başkaldırı dönemi, • Duygusal özgürlük. Birinci aşamada kişi, başkalarının duygularından ötürü sorumlu olduğuna inanır. İkinci aşamada kişi, başkalarının ihtiyaçlarını ve duygularını dikkate almayı reddeder. Üçüncü aşamada ise başkalarının değil, kendi duygularının sorumluluğunu kabul eder.

Empati Empati, başkalarının yaşadıklarını saygı çerçevesinde anlama durumudur. Empati, kişinin zihnini tamamen boşaltarak tüm varlığıyla karşısındaki kişiyi dinlemesidir. Empati ile anlamak da şiddetsiz iletişimin iki yönünden birini oluşturur. Bir kişiyle empati kurabilmek için önce kişinin, karşı tarafa dair olan tüm önyargılarından ve yorumlarından arınmış olması gerekir. Ancak bundan sonra karşıdaki kişinin anlattığı her şey bize filtresiz olarak ulaşabilir. Aradaki filtresiz aktarımı engelleyen ve kişileri empatik bir bağlantı kurmaktan alıkoyan davranışlardan bazıları ise şunlardır: • Tavsiye vermek, • Ders vermek, • Üste çıkmak, • Hikâye anlatmak, • Sorgulamak, • Düzeltmek, • Teselli etmek.

Şiddetsiz iletişimde insanlara empatiyle yaklaşırken kişi, kendisini de bütünüyle ifade eder. Bir kişinin empati kurulabilmesi için önce kendisinin empatiye ihtiyacı olduğunun farkında olması gerekir. Kişi, empati kuramadığını veya savunmaya geçtiğini fark ettiği durumlarda şunları yapabilir: • Durup nefes alarak kendisiyle empati kurmaya çalışmak, • Şiddetsiz çığlık atmak, • Ara vermek. Empati, insanlara iletişimlerinde ve dünyaya bakış açılarında yeni alanlar sunmaktadır. Bir olaya empati ile yaklaşan kişi, daha önce fark edemediği yönleri ve çözümleri görebilir. Ayrıca insanlar bu sayede kendilerini daha kolay ifade edebilirler. Kendilerini daha güvende hissedecekleri için de iç dünyalarını diğer insanlara açmakta daha cesur olacaklardır.

Kendinle Bağ Kurma Şiddetsiz iletişim, kişilerin aileleriyle ya da iş arkadaşları ile olan ilişkilerine fazlaca katkı sağlamaktadır. Ancak bu süreçteki en önemli konulardan biri, kişinin önce kendine şefkat duymayı bilmesiyle ilgilidir. Çünkü bir kişi iç dünyasında kendine şiddetli davrandığı sürece onun, başkalarına karşı şefkatli olmasını beklemek nafiledir.

İnsanlar, yaşadıkları şeyler veya neden oldukları sonuçlar sebebiyle kendilerinden nefret etme eğilimindedirler. Çoğu insan, kendini yargılamayı öğrenmiş durumdadır. Yanlış veya kötü bir şey yaptıkları zaman hatalarından ötürü acı çekmeleri gerektiğini düşünmektedirler. Ancak kendilerine yüklenecek hatalardan ders çıkarmaları veya onlardan yeni şeyler öğrenmeleri gerektiğini unutmuş vaziyettedirler. Hatalı bir insan karşısında verilen tepki, aslında geçmişte kişinin kendi ihtiyaçlarına karşılık verilmemiş olmasından kaynaklanmaktadır. Bu trajik ifade, şiddetsiz iletişimin temel önermesinden biridir. Kişiler bu davranışları karşısında şu tutumları sergileyerek değerlendirmeler yapabilirler: • Gitmek istedikleri doğrultuya, • Kendilerine karşı nefret, utanç veya suçluluk duyguları yerine şefkat ve saygı ile yönlendirilebilecek değerlendirmeler yapmak.

İnsanlar yaptıkları seçimlerin ardındaki değerleri keşfederek enerjileri hakkında farkındalık geliştirebilirler. Böylelikle zorluk ve zahmet içeren eylemleri, birer oyun gibi deneyimleyebilirler. Kişileri motive eden örtülü bazı nedenler vardır: • Para, • Onay, • Cezadan kurtulma, • Suçluluktan kaçınma, • Görev bilinci, • Utançtan kaçınma.

Öfke ve Şiddetsiz İletişimin İlişkisi Şiddetsiz iletişimde öfkeyi ifade ederken uygulanan bazı adımlar vardır. Bunlardan ilki, karşıdaki kişiyi öfkeye dair olan sorumluluğun dışında bırakmak yani onu azat etmektir. Eğer bu yapılmazsa kişi, öfkesini karşısındakine yükleyerek yüzeysel bir biçimde ifade etmiş olacaktır. Bunu yaparken ya kişiyi cezalandıracak ya da onu suçlayacaktır. Bir insan, karşısındaki kişide bazı duygular uyandırabilir ancak kişinin duygularının nedeni olamaz. İnsanlar, bir başka kişinin yaptığı şeyden ötürü öfkelenmezler. Öfkeye neden olan şeyin net bir şekilde bu uyarandan ayrılması gerekir. Öfkeyi tümüyle ifade etmenin bazı adımları vardır, bunlar: • Dur ve nefes al, • Yargılayıcı düşüncelerini sapta, • İhtiyaçlarınla bağlantı kur ve karşılanmayan ihtiyaçlarını dile getir.

Çatışma Çözümü ve Arabuluculuk İnsanlar günlük hayatlarında aile üyeleri, iş arkadaşları veya eşleri ile çatışma içinde olabilirler. Çatışma çözümü için şiddetsiz iletişimde anlatılan tüm prensiplere birden ihtiyaç vardır. Bunlar: • Gözlemlemek, • Duygularını tanımlamak, • İfade etmek, • Duygularla ihtiyaçlar arasında bağ kurmak, • Uygulanabilir ricalarda bulunmak.

Kişi çözüm sürecinde fazlaca sabra ve insani bağlantı kurma isteğine ihtiyaç duyar. Ayrıca şiddetsiz iletişim prensipleri çözüme ulaşana kadar istikrarlı bir şekilde izlenmeli ve sürece güven duyulmalıdır. Şiddetsiz iletişimde çatışma, çözümünün beş adımı vardır. Bunlar: • Kendi ihtiyaçlarını ifade etme, • Karşıdaki kişinin ihtiyaçlarını sezmeye çalışma, • Birbirinin ihtiyaçlarını doğru duyup duymadığını kontrol etme, • Birbirinin ihtiyaçlarını tam olarak duyana dek empati kurma, • Karşılıklı ihtiyaçların netleşmesi ile oluşturulan çatışma/çözüm stratejilerini pozitif eylem dilinde ifade etme.

Koruyucu Güç Koruyucu güç kullanılırken kişinin davranışlarına dair yargılama yapmadan, onun haklarına ve hayatına odaklanmak gerekir. Başkalarına zarar verecek davranışlar sergileyen kişilerin bu tavırlarının ardında cehalet olduğuna inanılır. O nedenle de süreçte ihtiyaç duyulan şey, cezalandırma değil eğitimdir. Cehalet genelde şu şekillerde gözlenebilmektedir: • Davranışlarının neden olabileceği sonuçlara dair farkındalık eksikliği, • Başka kişilere zarar vermeden ihtiyaçlarının nasıl karşılanacağını görememe, • Başkalarını, hak ettikleri için cezalandırma veya canlarını yakma hakkına sahip olduğuna inanma, • Sınırlı düşünceler.

“Şiddetsiz İletişim”, insanların insanca davranma becerilerinin gelişmesini sağlayan yöntemdir. Bir süreç olan bu yöntemin hayata adapte edilmesi, zaman ve sabır isteyen bir durumdur. İnsanlar günlük hayatlarında kendilerine öğretilmiş olan yöntemler üzerinden iletişim kurarlar. Bu yöntemlerin bazıları şiddet eğilimlidir. Fiziksel veya psikolojik olarak ortaya çıkan iletişim yöntemleri, kişilere zarar vermektedir. Karşıdaki kişiyi küçük düşürmek veya onu yargılamak, olumsuz sonuçlara neden olduğu gibi iletişimi şiddete yönlendirmektedir. Bu kitap ile şiddetsiz iletişimin insan hayatına etkileri ele alınmıştır. Şiddetin insan hayatında yarattığı yıkıcı etkilerin bertaraf edilebilmesi ve kökten değiştirilebilmesi için yapılması gerekenler detaylıca aktarılmıştır.