İsrail, ders kitaplarında Osmanlı’yı böyle anlatıyor
Son zamanlarda Türkiye’de de ders kitaplarına dair önemli araştırmalar yürütülmüş, bu çerçevede tarih dersi için başka ülkelerde kullanılan ders kitaplarının Türkiye tarihini nasıl ele aldığını inceleyen çok sayıda akademik yayın yapılmıştır.
Osmanlı tarihi hem İmparatorluğun yüzyıllarca Sefarad Yahudilerine ev sahipliği yapmış olması bakımından, hem de Filistin’in 16. yüzyılda İmparatorluğa dâhil olması ve İsrail devletinin bu Osmanlı bakiyesi topraklarda kurulması açısından İsrail için önem taşımaktadır. Diğer yandan II. Dünya Savaşı’nın akabinde İsrail’in kuruluşu ve Müslüman ülkeler arasında ilk olarak Türkiye tarafından tanınması, 1990’larda iki ülkenin yakın bir stratejik iş birliğine gitmesi, 2000’lerde siyasi gerginliklere rağmen ekonomik ilişkilerin gelişerek devam etmesi ve son dönemdeki elçi değiş tokuşu ile siyasi planda da tekrar bir yakınlaşmanın gerçekleşmesi açısından da Osmanlı tarihinin İsrail ders kitaplarında nasıl işlendiği konusu önem taşımaktadır.
Bir zamanlar Osmanlı Devleti içinde yer alan Musevi kültürü, günümüzde Osmanlı’yı öğrencilere nasıl anlatıyor? İşte ilkokul, ortaokul ve lise ders kitaplarında yer alan o konular...
Sefarad Yahudileri
Sefarad Yahudileri için 2. Beyazıt’ın şöyle dediği yazılmış: “İspanyol kralı Yahudileri ülkesinden sürmekle son derece aptalca davrandı. Biz ise bilgece davranacak ve Yahudileri kabul edeceğiz. Onlar bize pek çok fayda getirecek ve ülkemizi zenginleştirecekler”. Zulüm ve ölümden kaçan Yahudilere Osmanlıların kucak açma sebebinin ülkeyi zenginleştirmek olduğunu yazmışlar.
1970’lerden 1990’lara kadar basılan kitaplarda ise Osmanlı ordusu şu şekilde anlatıldı: “Hıristiyan komşularından zulüm gören Bizans Yahudilerinin Osmanlıları sevinçle karşılaması boşuna değildi.”
Devşirme sistemi
Devşirme sistemi ve yeniçerilerden de bolca bahsediliyor. Devşirmeler anlatılırken Balkan ülkelerindeki gibi aşağılayıcı bir tavırla değil daha nesnel anlatılmış. Devşirmelerin sonradan aileleriyle görüştüğü, onlara yardımda bulunduğundan bahsedilmiş. Burada Yahudilerin devşirme alınmaması da etkili olmuş olabilir.
Osmanlı’nın kuruluşu
Bir kitapta Türklerin ilerleyişi için şöyle deniliyor: “O zamandan itibaren Türkler kendilerini özellikle Hıristiyan Bizans İmparatorluğu’na karşı İslami cihat için çalışan kimseler olarak görüyorlardı.” Osmanlı Beyliği’nin kuruluşu ve fetihlerle genişlemesi tarafsız, hatta olumlu anlatılmış.
Osmanlı ordusu
Osmanlı’nın kısa zamanda gerçekleştirdiği büyük fetihlerin ardında disiplinli ve savaşçı ordularının olduğu belirtiliyor: “Eli silah tutan tüm Türkler, sultanın çağrısı üzerine sefere çıkmak zorundaydılar. Onların kolay hareket eden süvari ordusu, Hıristiyan Avrupa halklarının ağır hareketli süvari ordusuna göre daha güçlüydü.”
İstanbul’un fethi
İstanbul’un fethi, devlet için bir dönüm noktası benzetmesi yapıldı. Fetihten sonra askerlerin üç gün boyunca şehri soyup talan ettiği, hatta şehir sakinlerini acımasızca öldürdüğü yazılmış. Savaşın bitmesiyle birlikte Fatih Sultan Mehmet’in zaferle şehre girdiği, Ayasofya’nın mozaiklerinin üstünü kapattırarak camiye dönüştürdüğü yazılmış.
Ermeni olaylarına “soykırım” dediler...
Ermeni olayları yıllar içerisinde değişen tarih kitaplarında anlatım olarak da değişti. Önceleri herhangi bir tanımlama yapılmadan anlatılırken, sonra “etnik temizlik”, ardından “soykırım” terimleri kullanılmıştır.
Gerileme dönemi
Fetihlerin durması ve savaşlarda başlayan yenilgiler gerileme dönemi olarak anlatılmış. 17. yy. ile sorunların ortaya çıktığı ancak padişahların bunlarla pek ilgilenmediği söylenmiş.
Osmanlı’nın başarısını bu sebeplere bağlamışlar
Hoşgörü konusunda Osmanlıların, aslında kalabalık gayrimüslim topluluklarının isyan etmesini önlemek için hoşgörülü olduklarını yazıyorlar.
Osmanlıların Yahudileri kabul etmesinin asıl sebebini, Yahudilerin ülkenin kalkınmasına katkıda bulunacaklarını umdukları için olduğu anlatılmış.
Sabetay Sevi olayı
“Kendisini Mesih ilan eden Sabetay Sevi’nin arkasında ‘Mesih kral çok yaşa! Sultan Sevi çok yaşa!’ diyen Yahudiler, sultan ve imparatorluk yerine artık Sabetay Sevi’ye dua etmişler. Ancak bu durumunda toplu katliam ya da sürgün riski taşıdığını düşünmüşler. Hatta sultanın bu sırada ülkesindeki tüm Yahudilerin kökünü kazımak istediği ve danışmanlarının ancak güçlükle onu bu kararından döndürdükleri yönünde rivayetler bulunduğu” yazılmış.
I. Dünya Savaşı Sırasında Osmanlı İmparatorluğu
Kitaplarda I. Dünya Savaşı anlatılırken Osmanlı İmparatorluğu’nun savaştaki
faaliyetleri hakkında da kimi bilgiler verilmekte, Ermeni olaylarına, Çanakkale
Savaşı’na ve nihai yenilgiyi getiren, İngiltere’nin Filistin cephesindeki ilerleyişine
değinilmektedir.
Ermeni olayları hakkında
I. Dünya Savaşı başladığı zaman Osmanlı İmparatorluğu’nda
bulunan 1,5 milyon Ermeni’den yaklaşık bir milyonunun 1916-1917 senelerinde
yollarda sürünmekten, kıtlıktan ve Türkler ile Kürtlerin sürülen Ermeni konvoylarına
saldırmalarından dolayı hayatını kaybettiği belirtilmektedir.
Tüm kitaplarda İmparatorluğun 16. yüzyıldan
sonra idaresi, ordusu ve ekonomisiyle zayıflayarak yolsuzluk ve anarşinin hüküm
sürdüğü bir ülkeye dönüştüğü anlatılmaktadır. Balkanlardaki isyanlar haklı bulunmakta
ve yönetim isyancılara kıyım uygulamakla itham edilmektedir. Tanzimat dönemi
reformlarının çoğunun muhafazakârların direnci yüzünden hayata geçirilemediği
kaydedilmektedir.
Abdülhamid idaresinin baskıcılığı vurgulanmakta, Jön Türklerin
etnosentrik politikaları eleştirilmektedir. Çanakkale ve Filistin’deki savaşlar çoğunlukla
İngiliz perspektifinden aktarılmaktadır.