Genel

İslamcı dergilerde sinema üzerine neler yazıldı?

Mesut Bostan, İslamcı Dergiler Projesi kaleme aldığı “‘Milli Sinema’dan ’Rüya Sineması’na 1980-2000 Arası İslamcı Dergilerde Türk Sineması Tartışmaları” makalesinde İslamcı veya muhafazakar diyebileceğimiz kesimin sinemaya bakışını mercek altına almış. 1960’lardan başlayarak İslamcı dergilerde sinema üzerine yayımlanan yazılardan hareketle yazılan makalede söz konusu camianın sinemaya bakışı, tartışma konuları ve eleştiriler tespit edilerek zaman içinde geçirdiği değişim de gözler önüne serilmiş.

Mesut Bostan’a göre dergilerde kaleme alınan yazılar üzerinden İslamcı kesimin sinemaya bakışını incelerken bunların içinde doğdukları siyasi ve toplumsal şartlara paralellik gösterdiğini daima göz önünde bulundurmak gerekir. 1960’lara kadar İslamcıların sinemaya ilgileri zayıftır. Sinemanın İslamcıların dikkatini çekmesi Yücel Çakmalı tarafından ortaya atılan “Milli Sinema” düşüncesiyle olmuştur.

Mesut Bostan “Milli Sinema” fikrinin ortaya çıkmasına yol açan saikleri şu şekilde açıklıyor yazısında: “Milli Sinema düşüncesinin ortaya çıkışında da iki temel tepkiselliğin rol oynadığı söylenebilir. Bunlardan ilki, halkta yaygın bir karşılık bulan Yeşilçam sinemasına yönelik eleştirelliktir. Diğeri ise 1960’lar boyunca ‘Toplumsal Gerçekçilik’, ‘Ulusal Sinema’ ve ‘Devrimci Sinema’ gibi kavramlar etrafında yürütülen politik sinema tartışmalarına İslamcılık açısından bir karşılık üretebilme çabasıdır.”

1970 sonrası İslamcı dergilerde sinemayla ilgili yazıların sayısı artmaya başlar. Ancak bunun yaygınlaşması 1980’den sonra mümkün olur. Bu tarihten sonra siyasi dergilerden biri olan Sebil’in bile sinema yazılarına yer verdiği görülür. Bu yazıların büyük çoğunluğu Yeşilçam filmlerinin ahlaki açıdan eleştirisine odaklanmıştır.

1984 yılında Nuri Pakdil’in öncülüğünde çıkarılan Edebiyat dergisinde yer alan bir yazıda sinema üzerine yapılan tartışmalara yeni bir cephe eklenir -ki sinemayla sanatsal açıdan ilgilenen bu cephe özellikle 2000’ler sonrasında güçlenerek rakiplerini olabildiğince zorlayacaktır. Yazıda özetle sinemanın sanatın bir dalı olduğu vurgulanır ve onun sadece bir eğlence aracı olarak görülmesi eleştirilir. Dergide ayrıca Mesut Uçakan ile yapılmış bir söyleşiye de yer verilir.

Mesut Bostan’a göre 1980 sonrasında Mavera dergisi edebiyat, sanat ve sinema alanında hem modernist hem de gelenekçi yorumlarıyla öne çıkan bir dergidir. D. Mehmet Doğan’ın 1982’de dergide yer alan yazısında bu iki bakışı yan yana görmek mümkündür. Yazıda kültürel yozlaşmaya sebep olması yüzünden Dallas dizisi eleştirilirken Mesut Uçakan’ın “Rahmet ve Gazap” ile Ömer Kavur’un “Ah Güzel İstanbul” filmleri üzerinden yeni sinemanın sancılarına dikkat çekilir.

Necip Tosun 1988 yılından itibaren Mavera dergisinde sinema üzerine düzenli yazmaya başlar. Kaleme alınan bu yazılar çoğunlukla teoriktir ve sinema, edebiyatla ilişkisi üzerinden ele alınır. Söz konusu yazılarda edebi metinlerin sinemaya aktarımındaki zorluk, sinema eleştirmenlerindeki ideolojik körlük, Türk sinemasındaki arabesk filmlerin negatif özellikleri, sermaye-sinema ilişkisi ve Yeşilçam’ın eleştirisi gibi konular işlenir. Mavera dergisi kapanınca Necip Tosun yazılarına yeni kurulan Dergâh dergisinde devam eder. Mesut Bostan’a göre Dergâh’taki bu yazılarda Yeşilçam eleştirisi devam etmekle birlikte üslup bir miktar yumuşamıştır. Öte yandan Dergâh 1990’lar boyunca Türk sinemasına yönelik tartışma ve yeni çalışmaların seslendirilmesinde merkezî bir rol oynar.

Bu süreçte İslamcı dergilerde en fazla öne çıkan tartışmalardan biri tarih ve onun temsili meselesi olmuştur. Tartışmayı Yücel Çakmaklı’nın TRT için çektiği “IV. Murat” dizisi başlatır. 1981’de Mavera dergisi tarafından yapılan toplantıda konu ayrıntılarıyla tartışılır ve uzun bir metin yayımlanır. Toplantıda bulunan isimler arasında Turan Oflazoğlu, Ahmet Bayazıt, D. Mehmet Doğan ve Rasim Özdenören bulunmaktadır. Toplantıda “IV Murat” filmine yapılan eleştiriler üç maddede toparlamak mümkün: a) Teknik açıdan standartların altında bir çalışmadır. b) Dizinin Osmanlı tarihine ve IV. Murat’a bakışı problemlidir. Padişahın içki içerken gösterilmesi veya bir sözüyle birinin boynunun vurulması tasvip edilemez. c) Dizide IV. Murat tarafından kullanılan “Kullarım” ifadesi de itikadi açıdan sakıncalı bulunur. Bu tavrı İslamcılığın bir tezahürü olarak görmek mümkündür.

1990’larda İslamcılar için sinema-tarih ilişkisi bir resmi tarih eleştirisine dönüşmüştür. “Minyeli Abdullah” ve İsmail Güneş’in “Çizme” filmleri (1991), Mesut Uçakan’ın İstiklal Mahkemeleri tarafından idam edilen İskilipli Atıf Hoca’nın hayatını beyaz perdeye taşıdığı “Kelebekler Sonsuza Uçar” (1993) filmi bunların başında gelir. Aynı yıl Altınoluk dergisi Mesut Uçakan ile bir söyleşi yapar. İstiklal Mahkemelerini eleştiriye tabi tutan diğer bir çalışma Metin Çamurcu’nun “Bize Nasıl Kıydınız” (1994) filmidir.

1987’de TRT için hazırladığı “Kavanozdaki Adam” (1987) dizisiyle yönetmenliğe geri dönen Mesut Uçakan, dizinin hemen ardından Necip Fazıl’ın Reis Bey oyunundan uyarlanan “Reis Bey” filmini çeker (1988). Teatral bir havaya sahip olan filmdeki diyaloglar Haluk Kurtoğlu’nun etkileyici oyunculuğu sayesinde ölümsüzleşir. Müzik ve sinematografisiyle film, Mesut Uçakan’a büyük bir başarı getirir. Necip Tosun film üzerine kaleme aldığı yazısında Reis Bey’in yönetmeni için bir zirve olduğunu dile getirir. Öte yandan filmi sinema açısından değerlendirmek yerine oyuna sadakati açısından inceler.

İslamcı dergilerde yer alan sinema yazılarında problem olarak işlenen başka bir konu da filmlerin “saf İslam” açısından eleştirilmesidir. Raşit Anaral’ın 1992’de İktibas dergisindeki yazıları bunun tipik bir örneğidir. Üç sayı devam eden “İslam ve Sinema” başlığını taşıyan yazısında Raşit Anaral, “Minyeli Abdullah” ve “Yalnız Değilsiniz” filmlerini İslami açıdan değerlendirir ve yanlış gördüğü sahneleri eleştirir. Muhafazakâr kitlenin rağbet etmesinin bu filmleri meşrulaştırmaya yetmeyeceğini söyler. Bahsi geçen filmleri dinin istismarı olarak niteler. Yazının devamında derginin modernist din anlayışını sinemaya uyarlayarak filmlerin geleneksel dini hurafe ve yanlışlardan arındırılması gerektiğini belirtir.

Ezel Elverdi’nin 1990’larda kurduğu Dergâh dergisinde Ayşe Şasa’nın “Yeşilçam Günlüğü” adıyla yayımlanan yazı dizisi, Türk sineması üzerine entelektüel bir çaba olarak dikkate değerdir. Bu yazı dizisi daha sonra kitaplaşacaktır. Ayşe Şasa’nın yazıları, işlediği konular ve yorumlar açısından iki kategoride toplanabilir. Yazıların bir kısmında Kemal Tahir’e benzer bir yaklaşımla Doğu-Batı çatışması açısından değerlendirmeler ağır basar. Bir kısmında ise tasavvufi yaklaşımlar öne çıkar. Mesut Bostan’a göre Ayşe Şasa’nın yazıları Sadık Yalsızuçanlar ve İhsan Kabil gibi diğer sinema yazarlarını da etkileyecektir. Bu isimlerle İslamcı dergilerdeki sinema yazıları sanatsal bir kaygıyla kaleme alınmaya başlanacaktır.

Yine Dergâh’ta aynı dönemde tasavvuf-sinema ilişkisi üzerine yazıları yayımlanan diğer bir isim de Mustafa Kutlu’dur. Mesut Bostan makalesinde Mustafa Kutlu’nun Türk sinema geleneğiyle ilişkisinin daha tutarlı olduğuna dikkat çeker. Mustafa Kutlu bahsi geçen yazılarında Türk sinema geleneğini Karagöz oyununa dayandırmaktadır. “Bu sembolizm de ona göre tasavvuf eksenli bir dünya görüşünün ürünüdür.” diyen Mesut Bostan Kutlu’nun, “böylelikle sinemaya meşruiyet kazandırmak için” tasavvufa referans verdiğini ileri sürer.

Mesut Bostan’ın iyi işlenmiş, zengin bir kaynakçaya dayandırılmış ve uzunluğuna rağmen keyifle okunan makalesinden İslamcıların sinemaya bakışlarını kemikleşmiş iki temel tavrın belirlediği sonucuna varmak mümkündür: 1) “Bunlardan ilki kültüre dair püriten tavırdır.” Modernist yorumların paralel tezahürleri sinema eleştirilerinde de kendini gösterir ve “sinemanın İslamileştirilmesi” kaygısı mevcuttur. 2) “1990’larda bir sinema düşüncesi alanındaki önemli bir gelişme ise bir yandan Türk sineması geleneği ile olumlu bir ilişki kurma gayretindeki gelenekselci yaklaşımın ortaya çıkışıdır. Ancak gelenekselci sinema eleştirisi de giderek Türk sineması bağlamından koparak evrensel bir sinema geleneğini referans almaya başlar.”

Munise Şimşek Kaynak: “Bir Başka Hayata Karşı”: 1980 Sonrası İslamcı Dergilerde Meseleler, Kavramlar ve İsimler, Ed: Lütfi Sunar, Cilt 3, Konya Büyükşehir Belediyesi Kültür Yayınları, 2019, ss. 83-116., 2019