Genel

İmam Nablusî’den sıkı bir Mevlevîlik müdafaası

Abdülganî En-Nablusî İbn Arabî’nin terümanı, şarihi ve takipçilerinden olarak bilinir. Ancak o sadece Ekberiyye’den değil pek çok tarikatten beslenen bir sufidir. Kâdiriye ve Nakşibendiye’den de icazetlidir. Onun çok erken yaşlarda tanıştığı ve beslendiği tarikatlerden biri de Mevlevîliktir. Babasıyla birlikte semâ meclislerinde bulunduğu ve Şam Mevlevîhanesinin postnişiniyle büyük dostlukları olduğu bilinir.

Abdülganî En-Nablusî, İnsan Yayınları tarafından “Mevlevîlik Müdafaası” adıyla yayımlanan risalesinde Mevlevî meclislerinin temel unsurlarını, bunların hikmetlerini, dindeki yerini izah etmektedir. Çevirisi Mehmed Zahid Tığlıoğlu tarafından yapılan risalede ayrıca tasavvuf karşıtı ulema ve fukahanın görüşler, ileri sürdükleri deliller verilerek bunlar karşı delillerle teker teker çürütülür. İmam Nablusî’nin risalesinden anlıyoruz ki, Mevlevîlik üzerine 11. yüzyılda yapılan tartışmalarla günümüzdekilerin mahiyeti aynı. En çok üzerinde durulan konuların semâ, musiki, eğilerek tazimde bulunmak olduğunu söylersek neden böyle söylediğimiz anlaşılır sanırım.

Kitabını hicri 1096 yılının Şaban ayında yazan İmam Nablusî’ye göre Mevlevîliğe dil uzatanların görüşleri sağlam delillere dayanmamaktadır. Ayrıca onlar ilmin nurundan da mahrum olan kişilerdir. “Mukaddime” kısmında risaleyi yazmaktaki amacını şu şekilde dile getirir: “Bu kitabı muhabbetleri sayesinde ayakta kalan Mevlevî dervişlerini müdafaa için, evliya ve Salihlere olan hüsn-i itikadımdan, Allah’ın yardımıyla yazdım.”

İmam Nablusî, Mevlevî meclislerinin niteliklerini, adetlerini, hikmetlerini on madde halinde açıklar. Bunlardan cemaatle namaz kılmak ve Kur’an okumak gibi bazı amellerin İslam’a uygun olup olmadığını tartışmaya bile gerek yoktur. Zaten bunlar dinimizin emridir. Mevlevî meclislerinin karakterini oluşturan ibadet ve ameller şöyledir:

1. Mevlevî meclislerinde cemaatle namaz kılınması Mevlevî meclislerinde namaz cemaatle kılınır ki bu müekked sünnettir.

2. Mevlevî Meclislerinde Kur’an-ı Kerim okunması ve hadis-i şerif rivayet olunması En Nablusî’ye göre Mevlevî meclislerinde Kur’an okumak ve hadislerle meşgul olmak en yüksek faziletlerden kabul edilir. Bu ibadetlerin yapıldığı yere gitmenin haram olduğunu söylemek ise büyük bir günahtır.

3. Mevlevî meclislerinde dervişler ve halktan diğer kişilere vaaz ve nasihatte bulunulması Mevlevî meclislerinde derviş ve halktan kişilere bulundukları hallere uygun bir şekilde nasihat edilir. Hz. Peygamberin yaşadıkları, sahabenin haberleri ve salih kişilerin hikâyeleri anlatılır. Böyle bir mecliste bulunmanın fasıklık olduğunu ilan etmek doğru değildir.

4. Mevlevî meclislerinde Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin Mesnevî’sinin okunması Mevlevî meclisi, ilahi ilimler, rabbani marifetler, akıl yoluyla elde edilen kesin hakikatler hakkında hoş bir vezinle nazmedilmiş bir eser olan Mesnevî-i Şerif’i okumayı ihtiva eder. Mesnevî, Kur’an ayetlerinin işaretleri, nebevi hadislerin sırları, imanla ilgili kıssaların zikri, irfani hikmetler, ibretler ve nasihatleri barındıran bir kitaptır. Yazarı şeyh, imam, kâmil, arif, himmeti büyük, hakikat ilimlerinin deryası, âlimlerin sultanı Celâleddîn-i Rûmî’dir. Abdülganî En-Nablusî’ye göre Mesnevî okumak Allah’a itaatin bir göstergesidir. Bu meclistekiler hayır üzere toplanmışlardır. Bu mecliste bulunmayı fasıklık sayanlar dinden çıkar. Çünkü bu, Kur’anî ve ilahi ilmi, nebevî ve rabbanî irfanı hiçe saymak anlamına gelir.

5. Mevlevî meclislerinde ney ve def gibi çalgı aletlerinin kullanılarak insanlara musiki dinletilmesi Mevlevî meclislerinde ney, def ve benzeri çalgı aletleriyle musiki dinletisi gerçekleşir. Müziklerle birlikte asla haram işlere meyledilmez. Gaybı bilen Allah yoluna girmiş dervişler için müzik gönüllerinin ferahlamasına, manevi yolculuklarında şevklenmeye vesile olur. Bazı fakihler musiki dinlemenin haram olduğunu söylemişlerdir. Ancak bu görüşe delil olan hadislerde insanı ibadetten alıkoyan ve harama teşvik eden müziğin dinlenilmesi yasaklanmıştır. Öte yandan fakihlerin de tasdik ettiği üzere savaş ve düğünlerde çalgı çalmak caizdir. Aynı çalgıları, insanları günaha teşvik edecek ortamlarda dinlemek caiz değildir. Dolayısıyla dinimizce yasaklanan çalınan çalgının kendisi değil, onunla icra edilen müziğin türüdür. Mevlevî meclislerinde ney ve def gibi çalgıları dinlemenin haram olduğu iddia edilemez.

6. Mevlevî meclislerinde dervişlerin deveran, yani sema icra etmeleri Mevlevî meclislerinde semâ olarak bilinen devranla vecde ulaşmaya gayret edilir. Semâ halk (yaratılış) âleminde feleğin dairesel hareketlerini simgeler. Emir âleminde ise sürekli yenilenmeyi ifade eder. Abdülganî En-Nablusî bu konunun manasını ancak Allah’ı keşf ve müşahede yoluyla bilenlerin anlayabileceğini vurgular. Bazı fakihlerin semânın haram olduğu yönündeki görüşlerini eleştirir. Sufilere göre dervişlerin vecd elde etmek için çalışması yasaklanmamıştır. Vecd ise ancak kalpteki huşu ile gerçekleşir. Vecdin aslı huşudur. Onun fiiliyata dökülmesidir. Huşu ise yerilen değil tam tersine övülen ve hedef gösterilen bir haldir. Burada hoş görülmeyen ve yasaklanan kişini bunu gösteriş amaçlı yapmasıdır.

7. Mevlevî meclislerinde dervişlerin eğilerek tazimde bulunmaları Mevlevî meclislerinde tarikat adabıyla edeplenmiş Mevlevî dervişlerinin eğilerek hürmette bulunurlar ve tevazularını izhar ederler. Fakihler başkasına selam verirken eğilmenin mehruh olduğunu söyleyerek Mevlevî meclislerindeki bu uygulamayı yermişlerdir. Ancak fakihlerin fetvasından da anlaşılacağı üzere eğilmenin sakıncalı olması selamla ilgilidir. Yoksa mutlak anlamda mekruh değildir. Mevlevî dervişlerinin semâ yaparken birbirlerine karşı eğilmeleri fıkhen sakıncalı görülen selamlama hali değildir. Şeyhin karşısında ona hürmeten ayakta durmak yasaklanmadığı gibi eğilmek de yasaklanmamıştır. Bununla birlikte bunların hepsi namazın rükûnlarıdır. Sadece namaz erkanına benziyor diye ayakta durmak veya eğilmek yasaklanamaz.

8. Mevlevî meclislerinde dua Mevlevî meclislerinde sıkça görülen ibadetlerden biri de duadır. Mevlevîler kendilerine, derviş kardeşlerine, meclislerinde bulunan veya bulunmayan herkese Allah’ın kötülüklerden muhafaza etmesi, hayırlara ulaştırması, O’nun inayet, yardım ve tevfikine mazhar olmak için dua ederler. Mevlevî dervişlerinin bu fiili ibadetlerin en büyüklerindendir. Allah’a yaklaştıran amellerin en faziletlisidir. Ve “Ameller niyetlere göredir”. Bu amel Hz. Peygamberin pek çok hadisinde övülmüştür. Dualar ihtiva eden böyle bir mecliste bulunan kişileri fasıklık veya ona benzer çirkin haller nispet etmek küfre götürür. Zira o kişi ibadetin özü olan duayı fasıklık olarak kabul etmiş olur.

9. Mevlevî meclislerinde başta Efendimiz (sas) olmak üzere tüm enbiya ve evliyanın yâd edilmesi Mevlevî meclislerinde tüm peygamberler ve evliyalar hayırla yâd edilir. İsimle ve lakaplarıyla anılıp okunan hatimler, dua ve zikirlerin sevabı onların ruhlarına bağışlanır. Hâl böyleyken kim böyle bir meclisi ayıplayabilir.

10. Mevlevî meclislerine her türlü insanın gelmesi Mevlevî meclislerine farklı görüş ve gruplardan farklı insanlar gelmektedir. Bu meclislere katılanların arasında niyeti temiz olmayan insanlar da bulunabilir. Ancak gönülden geçenleri ve niyetleri en iyi bilen Allah’tır. Müslümana düşen ise Müslüman kardeşi hakkında hüsn ü zanda bulunmasıdır. Bu meclislere katılan Müslümanlar hakkında bir delil olmadıkça onları ayıplamak caiz değildir. Kaynak: Abdülganî En-Nablusî, “Mevlevîlik Müdafaası”, İnsan Yayınları. Hazırlayan: Munise Şimşek